HAYAT VE İNANÇ BÖLÜM:PARKTA MAÇIMIZ VAR
Evet, Hayat'la buluşmak için herşeyi hazırladım. Tek bir sorun var; nasıl haber vereceğim? Kimseyi karıştırmak istemiyorum bu sefer bu mevzuya.
Ben düşünürken Güven abi kapıyı çaldı.
Güven abi:
-İnanç bugün maçımız var. Sende gelmek ister misin?
İnanç:
-Kimler geliyor?
Güven abi:
-Sen, ben, Can işte birkaç kişi daha var.
İnanç:
-Can da mı geliyor?
Güven abi:
-Evet seyirci olarak da kızlar gelecek zaten.
İnanç:
-Hangi kızlar?
Güven abi:
-Bizim apartmanda kaç kız tanıyorsun?
İnanç:
-Doğru abi Hayat da var öyleyse dimi?
Güven abi:
-Evet Hayat da var hatta Elif ve Gül de var. Sen de gel istersen?
İnanç:
-Tamam hemen geliyorum.
Can:
-Abilerim gitmiyor muyuz? Hadi da akşamdan beri maç etmeyi bekliyorum.
Güven:
-Tamam sen git sahadan yer kap istersen biz İnanç'la geliriz sonra.
Can:
-Tamamdır.
••••••••••••••••
Hayat da Gül ile beraber parka gidiyordu.
Gül:
-İnanç maça gelecekmiş? İçimden bir ses onu ikna ettiklerini söylüyor.
Hayat:
-Bilmiyorum İnanç bu yani ne yapacağı belli olmaz.
Gül:
-Yalnız gelse ne güzel olur dimi? Yani Elif de gelecek. Güven abiyi destekler. Sen de İnanç'ı desteklersen...... Hepimizin bir erkek arkadaşı var destekleyecek.
Hayat:
-E Can varken ben İnanç'ı hayatta desteklemem.
Gül:
-Can'ı ben desteklerim. Sana gerek yok.
Hayat:
-Can benim kardeşim bir kere. Kimseye vermem.
Gül:
-Biliyor musun senden isteyen de yok zaten.
Onlar kavga ederken parka Elif geldi.
Elif:
-Naber kızlar, demeye kalmadan kızlar kavga etmeye başladı.
Elif:
-Ne oluyor kızlar?
Hayat:
-Elif sorma ya Gül benim kardeşime göz dikti.
Gül:
-E ne kıymetli kardeşin varmış senin de.
Hayat:
-Kardeş kıymetli tabi, gerçi senin kardeşin yok ki nereden bileceksin?
Gül:
-Aaaaa, şimdi mi kıymete bindi kardeşin? Bu zamana kadar hep şikayet ediyordun ne oldu şimdi?
Elif:
-Kızlar sakin olun daha maç bile başlamadı.
Hayat ve Gül aynı anda hiddetle Elif'e döndü;
-Sen karışma!
••••••
Ve maç başladı. Can hızla topu alarak kaleye doğru ilerlemeye başladı.
Gül:
-Hadi Can!
Hayat, Gül'e inat daha fazla bağırmaya başladı:
-Hadi Cannnnn!
Elif:
-İnanç diyecektin galiba?
Hayat:
-Ne alaka?
Elif:
-Birbirinizle tartışmaktan topun İnanç'a geçtiğini bile görmediniz.
Hayat utandı ve sustu.
İnanç topu almış gidiyordu. Rakiplerini görmezden gelerek kaleye doğru hızla ilerledi. Kaleye bir şut ve top direkten döndü.
Hayat:
-İnanç'ın yapacağı iş bu kadar olur aynen.
Kimse cevap vermedi.
Top kaleden dönüp Güven abinin önüne düştü. Güven abi hızla topu alarak kaleye doğru ilerlemeye başladı. Elif tezahürat etmeye başladı;
-Bastır Güven.
Gül bu tezahüratın üstüne katıla katıla gülmeye başladı😂🤣😂🤣😂.
Gül;
-Ya böyle soğuk bir tezahürat mı olur? Allah'ım yarabbim hiç gülesim yoktu. Bastır ha😂🤣😂🤣😂. Elif valla hiç gülesim yoktu beni güldürdün Allah da seni güldürsün.
Elif;
-Siz tezahürat ederken iyi ama dimi?
Gül;
-Seninki gibi sessiz bir tezahürat değil en azından. Güven abi bunu duydu mu ki acaba?😂🤣😂🤣😂🤣😂
Hayat;
-Gül biraz abartmıyor musun sence? Benimle kavga ettin sıra Elif'e mi geldi?
Elif sen de kusura bakma. Bir şey oldu bugün Gül'e ama hayırlısı bakalım.
Elif;
-Maçı oturarak izliceğiz diye bir kural mı var kızlar gelin biz de biraz hareket edelim.
Hayat itiraz etti;
-Biz de girip maç yapamayız herhalde. Ne yapalım küçük çocuklar gibi oyun mu oynayalım?
Gül;
-Evet Elif ne yapalım yani?
Elif;
-Gelin çatlak patlak oynayalım.
Hayat;
-Of ben de birşey sanmıştım.
Hakem düdüğü çaldı ve Güven abi önde İnanç ve Can arkada maç bitti.
Hayat;
-Maç bitmiş hadi sonra görüşürüz kızlar.
Elif:
-Hayırdır nereye gidiyorsun?
Hayat:
-Can çıktığına göre eve gidiyoruz.
Gül:
-Evde acele bir işin mi var?
Hayat:
-Yok bir işim.
Elif:
-E o zaman gelin hep birlikte oturalım. Güne beraber başladık beraber bitirelim.
Güven:
-Evet doğru gelin şuradaki masaya oturup sohbet edelim.
Hayat:
-Eh peki. Gel Can.
Can:
-Siz geçin ben de gelirim birazdan.
Hayat:
-Ne yapıcan ne oluyor Can?
Can:
-Yok birşey. Artı birşey olsa bile seni hiç ilgilendirmez.
Hayat:
-Bu ne demek şimdi biz kardeş değil miyiz?
Can:
-Kardeş olabiliriz ama bu birbirimizin herşeyine karışma hakkını vermiyor.
Hayat:
-Can şuan ben sana çok mu karıştım sanki? Ne saçmalıyorsun?
Can:
-Yanıma oturmanı istemiyorum.
Hayat:
-Ay bende çok mu meraklıydım sana?
Hayat küstü ve kardeşinden geri çekildi. Hayat'ın yanına Gül oturdu ve Can da yanına oturdu.
Gül:
-Eee nasıl geçti maç?
Can:
-Bence güzel geçti ama keşke Erdem abi de gelseydi.
Güven abi:
-Erdem'in işi varmış. Dedim gel diye ama işte gelemem diye tutturdu. Ben de daha üstüne gitmedim.
Can:
-Yalnız 2 kişilik maç da maç mı yani?
İnanç:
-Nasıl 2 kişi? Beni saymıyor musunuz?
Güven abi ortamı toparlamak için:
-Tabiki seni sayıyoruz ama Can kendini saymayı unuttu galiba.
Can:
-Bilmiyorum yani genelde 2 kişilik maç yaparız ya ağız alışkanlığı.
İnanç:
-Anlıyorum.
Hayat:
-Neyi?
İnanç:
-İstemiyorsunuz beni onu anlamıştım zaten.
Güven abi:
-Ne alaka İnanç ya kocaman adamsın, çocukluk etme. Kendini dışlanmış hissetme diye maça çağırdık, adamı pişman etme.
İnanç:
-Ben pişmanım yeterince zaten, daha fazla üstüme gelmenize gerek yok.
Can:
-Neyse maç oldu bitti canınızı sıkmayın. Önümüzdeki maçlara odaklanmak gerek.
Gül:
-Evet Can çok haklı.
Hayat:
-Orasını anladık da sana ne oluyor Gül iyi misin?
Gül:
-İyiyim Hayat ama sen bugün taktın bana hayırdır?
Hayat:
-Ben sana takmadım Can neden bu kadar önemli senin için, orasını anlamadım.
Gül:
-Can adı üstünde çok önemli yani Can olmadan yaşanmaz.
Elif:
-Ooo, vay be......
Güven:
-Gerçekten şaşırtıcı, sizin aranızda da mı birşey var?
Can:
-Sizinki kadar şaşırtıcı değil. Üstelik ablamların ilişkisi daha şaşırtıcı.
Hayat:
-İnanç ile benim aramda hiçbir şey yok. Hem ben bana geldiğinden beri yalan söyleyen, arkamdan işler çeviren birine bakacak değilim.
Can:
-Tabi canım tabi... Ben de zaten birşey bilmediğim için senin yanına geldiğim gün İnanç abi de kaza yapınca o anlık korkundan herşeyi çözmüştüm zaten. Kazaya kadar söylemediğini bırakmadın, kaza geçirince bir anda nasıl kıymetli bir insana dönüştü, valla anlamadım.
İnanç:
-Harbiden çok mu korktun bana bir şey olacak diye?
Hayat utanarak ve çekinerek:
-Yani İnanç senin de her gün gördüğün birisi gözünün önünde kaza geçirse sen de aynı tepkiyi verirdin yani, abartılacak bir şey yok. İnsanlık görevimiz, seni orada öylece bırakıp gitmemi beklemiyordun herhâlde?
İnanç:
-Peki neden beni bu kadar önemsediğin halde sanki hiç önemli değilmişim gibi davranıyorsun?
Hayat:
-Bunları sonra mı konuşsak? Şimdi uluorta nereden çıktı?
Elif araya girdi:
-Vay çocuklar bizden mi utanıyorsunuz yoksa? İsterseniz biz Güven'le şurada biraz gezebiliriz.
İnanç:
-Evet çok mantıklı madem parka geldik. E oturmaya gelmiş gibi ne oturuyoruz hadi kalkın gezelim.
Hayat:
-Nereyi gezeceğiz ki?
İnanç:
-Maçtan sonra oturarak ayaklarımın uyuşmasını istemiyorum.
Can:
-Bak onu doğru dedin. Ben bile uyuştum neredeyse. Parka geldik madem bu kadar bari birşeylere binelim.
Gül:
-Çocuk muyuz biz ya?
Hayat:
-İçindeki çocuğu hep yaşatmalısın. Hem insana iyi gelir. Şahsen bana terapi gibi geliyor.
İnanç:
-Peki madem ne yapıyoruz o halde?
Elif:
-Şu zıpzıpa binelim mi? Hepimiz için birer koltuk.
Hayat:
-Olur. Harika fikir.
Güven abi ve Elif zıpzıpın yan yana iki koltuğuna oturdu. Zıpzıp yan yatış pozisyonundaydı şimdi. Can ve Gül de oturunca sıra Hayat ve İnanç'a gelmişti.
Hayat:
-Sen bence şuraya geç.
İnanç:
-Neden? Ben buraya oturmak istiyorum.
Hayat:
-Olmaz İnanç yani, kırmızı koltuğa ben oturmak istiyorum.
İnanç:
-Bence yeşil daha güzel bir koltuğa benziyor, tam senlik çok güzel.
Hayat:
-İnanç bak benimle tartışma oraya ben oturmak istiyorum.
İnanç:
-Bence sen buna otur hem Gül'ün yanında olursun ne güzel kız kıza zıplarsınız.
Hayat:
-Ben bugün zaten hep Gül'ün yanındaydım yani siz daha yeni maçtan çıktınız. Kardeşimin yanında olmak istiyorum artık.
Elif:
-Gelmiyor musunuz? Yani neyin tartışması bu? Gelmeyecekseniz gelmiyoruz demeniz yeterliydi.
Gül:
-Aynen katılıyorum. Elif çok mantıklı konuştu şu an.
Hayat:
-Tamam geliyorum.
Can:
-E bir zahmet artık.
Hayat, Can'ın yanındaki koltuğa geçti.
İnanç:
-Ben sana dedim dimi? Yine yeşile geçtin ne farketti? O kadar da boşu boşuna tartışma çıkarmana değdi mi?
Hayat, ani bir hareketle kalktı. Zıpzıpın bir anda sıçramasıyla İnanç kendini yerde buldu.
Hayat:
-Ay çok komiksin ya🤣😂😂🤣🤣😂🤣. Çocuk zıpzıpından da düşeni ilk defa görüyorum🤣😂🤣😂🤣😂🤣🤣🤣😂🤣.
İnanç:
-Çok mu komik?
Hayat:
-Hem de nasıl🤣😂🤣😂🤣😂🤣. Ben de seni biraz dengesini koruyan biri sanırdım. Valla gülmekten karnıma ağrılar girdi🤣😂🤣😂🤣😂🤣😂🤣😂. Neyse zıpzıp senlik değilmiş bunu anladık en azından. Ama zıpzıptan da düşmez bir insan ya🤣😂🤣😂🤣😂🤣😂. İlahi İnanç ya hiç gülesim yoktu.🤣😂🤣😂🤣😂🤣😂.
Can:
-İyi misin İnanç abi?
İnanç:
-İyiyim iyi. Beni merak etmeyin. Birilerine de eğlence çıktı ama olsun.
Hayat:
-Sayemde ünlü oldun.Yarın bütün gazetelerde çıkarsın artık. Manşet; ZIPZIPTAN DÜŞEN ADAM😂🤣😂🤣😂🤣😂.
Güven abi:
-Ayıp olmuyor mu ama biraz Hayat, adam senin yüzünden düştü zaten bir de dalga geçiyorsun.
Hayat:
-Gerçekten benim yüzümden düştüğüne inanıyor musunuz? Pes yani. Dengesini korusaydı o da. Her hatasının sorumlusu ben değilim, biraz kendi yoluna bakabilmeli bir insan. Offf neyse ya ben sıkıldım hadi şu salıncaklarda sallanalım biraz da.
Gül:
-Sen fazla oynamadın ki hemen indin ama yine de haklısın ben de sıkıldım.
Teker teker dikkatli bir şekilde inmeye başlarlar.
Hayat salıncakları göstererek:
-Ben, Elif ve Gül şu salıncağa siz de öbürüne binin bence.
İnanç:
-E sizi kim sallayacak?
Hayat:
-Biz hallederiz. Senin bu oyuncaklar hakkında hiç bir fikrin yok galiba? Çocukken sen hiç parka gitmemiş olamazsın herhalde.
İnanç:
-Aslında hiç gitmedim. Bu ilk oluyor.
Hayat:
-Şaka yapıyorsun dimi?
İnanç:
-Gerçekten ilk defa parka gelişim oluyor. Bu oyuncakları da ilk defa görüyorum zaten.
Hayat:
-Sen çocukken uzayda falan mı yaşıyordun? Yani normal bir çocuk için park falan çok sıradan şeyler.
Güven:
-İsterseniz siz aynı salıncağa geçin. İnanç şimdi bizim yanımızda hızımıza dayanamayıp bayılır falan.
Hayat:
-Tamam o zaman İnanç benimle oturur. Can ve Gül öbür salıncağa, Elif ve Güven abi de öbürüne.
Güven:
-Aynen.
Hayat baştaki salıncağa geçip oturdu.
Hayat:
-Gelsene İnanç hadi bak bu sefer söz kalkıp da seni yere düşürmek gibi bir şey yapmam gel hadi.
İnanç:
-Bugün için yeterince küçük düşürdün beni, gelmiyorum işte.
Hayat:
-İnanç bu neyin tribi Allah aşkına ya? Hem gelmezsen gelme. Sanki kendim sallanamam da. Yolumdan çekil yeter, salıncak çarpıcak şimdi bir yerine bişey olursa zaten direkt beni suçluyorsun. Sen git de kum havuzunda oyna en iyisi. O daha güvenli senin için.
İnanç:
-Seni yalnız mı bırakmamı istiyorsun?
Hayat:
-Bu söylediğimden sadece bunu mu anladın?
Güven:
-Yine ne oldu? Neyi bölüşemediniz? Salıncakta bile kavga çıkaran ilk insanlar olabilirsiniz, tebrik ederim.
Hayat:
-Gelmiyor çağırdım o kadar daha ne yapayım?
İnanç:
-Hiç de çağırmadı, direkt sen git kum havuzunda oyna, dedi.
Güven:
-Artık eğlenmeye mi baksanız? Sizin kavgalarınızı mı dinlemeye geldik buraya?
Hayat:
-Bulunduğu her ortamda tatsızlık çıkaran bir arkadaşın varken kavga kaçınılmaz.
Güven:
-Hayat sana ne oldu?
Hayat:
-Ne olmuş? Aynı Hayat'ım ben doğduğumdan beri sadece biraz büyüdüm o kadar yani başka bir değişiklik yok. Yani ne olabilir ki zaten?
Güven:
-Herşeye söyleyecek bir sözün var da ondan dedim. Normalde sen konuşmayı sevmezdin çünkü.
Hayat:
-Bundan sonra böyle aklıma bir şey gelince direkt söyleyeceğim. İçime attım da ne oldu sanki. O üzülmesin, bu darılmasın diye diye kendimi harcamışım yıllarca. Değdi mi peki? Maalesef ki hayır. Artık herkes kendi yoluna bakar. Kim ne yapmış ne demiş ne konuşmuş umurumda değil. İçime attıkça kendimden vazgeçmişim ve hâlâ toparlayamıyorum.
İnanç:
-Bana laf mı sokuyorsun?
Hayat:
-Öyle düşünüyorsan öyle olsun.
İnanç:
-Hafta sonu ikimiz birlikte bir yerlere gidelim mi?
Hayat:
-İstersen fiziğe götüreyim seni. Orada oturup ben ne yanlışlık yaptım diye düşünürsün. Oradaki herkes senin kafadan zaten yabancılık da çekmezsin.
İnanç:
-Nasıl yani?
Hayat:
-İyi anlaşırsın diye dedim. Belki başka arkadaşlar edinip beni rahat bırakırsın.
İnanç:
-Benden rahatsız mı oluyorsun?
Hayat:
-Hele şükür anladın. Ben sana geldiğinden beri zaten bunu söyleye söyleye dilimde tüy bitti.
İnanç:
-Ben de sana geldiğimden beri ne dedim? Gidemem dedim, mecburum burada kalmaya dedim.
Hayat:
-Ben sana artık birşey demiyorum çünkü zaten ne desem anlamamakta direndiğin için! Yeter ya!
Elif:
-Arkadaşlar biraz sakin olun ya? Bir daha sizinle parka gelmeyiz ona göre.
Hayat:
-Elif, benim hiçbir suçum yok. Gördüğün gibi bütün suçlu İnanç bey ama maalesef ki suçunu kabul etmiyor.
Elif:
-Bence sen de ondan çok farklı değilsin kusura bakma da.
Hayat:
-Aşk olsun Elif ya, birincisi senin de bildiğin ve gördüğün gibi bu çocuk yüzünden kendimi ilgi manyağı gibi hissediyorum ve sanki beni oyuncağı gibi kullanıyor, tabii sen bilmezsin bu beni hasta eden ya da iyileştiren artık her ne yaptıysa hayatımı 360°döndüren adamın yeğeniydi. Bu adam güya git benim bir hastam vardı onu gözle demişmiş. İnandırıcı mı peki? Tabiki hayır. Mantıklı bile değil açıkçası.
Elif:
-Hayat, sence de uzamadı mı bu mevzu? Yani hep hastalık odaklı düşünmene gerek yok. Eğer hep hastalığını düşünürsen işte böyle iyi niyetli insanları bile kendine bir tehdit olarak algılarsın.
Hayat:
-Ama kendisi söyledi bunu bana gerçi benim orada olmamı beklemiyordu, dolayısıyla bana da söylemiş olmuyor.
Elif:
-Hayat, bak ne tür bir şey yaşıyorsunuz bilmiyorum ama yani bu denli sert çıkışlarla peşini bırakmasını sağlayamazsın.
Hayat:
-Peşimi bırakamıyor zaten ne hikmetse?
Elif:
-Normal yani seni çok seviyor.
Hayat:
-Biliyorum. Ama bilmiyorum yani bu ne kadar doğru? Ben hayatımı değiştiren bir adamın tekrardan hayatımı yapboz yapmasına izin veremem. Bulmaca desen değil, bu nasıl bir şey?
Elif:
-Seni seviyor ve önemsiyor sen de onu önemsiyorsun galiba.
Hayat:
-Ben onu bir miktar önemsiyor olabilirim ama asla sevmiyorum.
Elif:
-Sen ondan biraz çekiniyor olabilir misin?
Hayat:
-Ben, İnanç'tan çekineceğim öyle mi birde ben yani!? Ay ben kimseden çekinmem bir kere.
Elif:
-Öyleyse olay ne? Olay sadece senin hasta onun da amcasının doktor olmasıysa geç bunları. Bu tarz sudan sebeplerden dolayı aranızı bozmayın bence. Sevmek sevilmek her kula nasip olmaz.
Hayat:
-Herşeyin bir sırası var ama. Benim hayatımla ilgili başka hayallerim var İnanç'la meşgul olup bu hayallerin uçup gitmesine izin veremem. Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum.
Elif:
-Nasıl hayallerin var mesela?
Hayat:
-Mesela öncelikle iyi olacaktım ama bu çok zor birşey olduğundan onu akışına bıraktım artık. Sonra memur olup atanacağım sonra üniversite mezunu olurum sonra ehliyet alıp araba alırım sonra bir tane üniversite okurum. Sonra işte kurslara falan giderim.
Elif:
-Yolum uzun diyorsun yani. Üstelik de bu yolda yalnız mı olman gerekiyor?
Hayat:
-Evet yalnız olmam lazım çünkü ben hiçkimseyle anlaşamam.
Elif:
-Belki de sen gözünde biraz fazla büyütüyorsun kendini. Üstelik seni anlamayan kimseyi anlayamaz zaten.
Hayat:
-Doğru diyorsun Elif, neyse kusura bakma senin de başını ağrıttım.
Elif:
-Ne olacak aramızda böyle şeylerin lafı mı olur? Biz bile sizden daha eski bir ilişkimiz olduğu hâlde Güven'le hâlâ bu sorunları yaşıyoruz hâlâ. Sorun etme böyle şeyleri.
Hayat:
-Teşekkürler Elif. Hadi görüşürüz. İyi akşamlar.
Elif:
-İyi akşamlar Hayat.
•••••••••••••••••••••••••••
Hayat eve doğru yola çıktı. Takip edildiğinin farkında değildi. Arkasına bile bakma gereği duymadan kapıya yanaştı.
İnanç onu takip etmekteydi. Hayat ani bir hareketle arkasına döndü;
-Derdin ne senin, benimle ne gibi bir derdin olabilir?
İnanç:
-Hayat derdim sensin. Ya gece gece tek başına nereye gidiyorsun?
Hayat:
-Hem beni takip edip hem bana hesap sorma hakkını sana kim veriyor?
İnanç:
-Seninle konuşmak istiyorum sadece.
Hayat:
-Günboyu yanımdaydın zaten, konuş konuş ne bitmez mevzuymuş. Offf İnanç ya. Hadi iyi geceler yarın konuşuruz artık.
İnanç:
-Peki, iyi geceler, tatlı rüyalar canım.
Yorumlar
Yorum Gönder