BUNLAR DA KİM?
"Mahalleye yeni birileri taşınmış hem de çocukları vardı. Acaba kim bunlar? Şimdiden hiç gözüm tutmadı yalnız."
-Ne hakkında konuşuyorsun tam olarak?
Hayat:
-Aşağı mahalleye yeni birileri taşınmış onu diyorum.
İnanç:
-Ve kafanda "kesin kötü birileridir." Diye kurgulayıp duruyorsun?
Hayat:
-Yok ya ne alaka?
İnanç:
-Tabi canım hiç alakası yok "gözüm tutmadı" ne öyleyse? Hem ona bakarsan beni de o kadar yargılamıştın sonuç ortada..
Hayat:
-O konuya hiç girmeyelim hem sen merak etmiyor musun? Bunlar kimdir neyin nesidir? Bence kesin sende merak ediyorsun hatta benden bile fazla merak ediyor olabilirsin.
İnanç:
-Yalnız bu kadar merak ediyorsun madem gidip sorsana "kolay gelsin hoş geldiniz mahallemize" falan de yani karşıla.
Hayat:
-Ay bana diyene kadar sen sorsana bak birsürü adam var orada şimdi ben aşağı inip sorsam yanlış anlaşılır.
İnanç:
-Merak eden sensin diye dedim ben hem onların durumunda biz de olabilirdik biri bizi böyle gözetlese hoşuna gider miydi?
Hayat:
-Ay İnanç valla şiştim hem ben gözetlemedim, kimler nasıl tipler baktım sadece. Yoksa ne gözetleyeceğim işsiz güçsüz ajan mıyım ben?
İnanç:
-Sen bana laf mı soktun şuan?
Hayat:
-Nasıl anlamak istersen...
İnanç:
-Ben restorana gidiyorum istersen sen de gel.
Hayat:
-Sen git benim işlerim var.
İnanç gülerek:
-Gözetleme falan... Tamam anladım. Kolay gelsin.
Hayat:
-Yok ya banane ben çocukları kaldırıp onlara yemek falan yapacağım sonra temizlik falan belki çocuklarla dışarı çıkarız falan.
İnanç:
-İstersen gel restoranda yersiniz çocuklarla Rabia çok güzel kahvaltı çeşitleri hazırlamıştı.
Hayat:
-Tamam çocukları kaldırıp geleyim bari.
Hayat çocukların odasına girdi. Perdeyi açtı.
-Hadi kalkın bakalım sabah oldu yavrucuklarım.
Kader yorganın altından baktı:
-Anne ben uyanıktım zaten.
Hayat:
-Öyle mi? Sen hep yorganın altından bizi dinle zaten.
Kader:
-Kahvaltıyı restoranda yapacakmışız dimi?
Hayat:
-Onu da mı duydun? Madem uyanıksın kalk yani ne yorganın altından dinliyorsun?
Kader:
-Yeni birileri taşınmış mahalleye, çocukları da varmış galiba, babam öyle dedi.
Hayat:
-E sen uyanıkmışsın kimi kandırıyorsun? Kalksana ne yatıyorsun?
Kader:
-Kadir yatıyor ama o yatıyorsa ben de yatacağım.
Hayat, bu kez Kadir'in yatağının başına gitti.
Hayat:
-Oğlum tatlım hadi sabah oldu kalk da kahvaltıyı restoranda yiyecekmişiz bu sabah.
Bu diyalog Kader'in gözüne battı:
-Onu daha güzel kaldırıyorsun valla kıskandım.
Hayat:
-Nesini kıskandın? Seni de öyle çağırdım ya.
Kader:
-Tabii canım tabi.
Hayat:
-Hem sen uyanık bakıyormuşsun zaten.
Kadir yatağında kıpırdandı:
-Ne ses yapıyorsunuz sabah sabah ya ne oldu? Offf....
Hayat:
-Hadi kalkın da kahvaltıya dışarı çıkacağız.
Hayat odadan çıktı.
Kadir:
-Ne dışarısı ya sabah sabah?
Kader:
-Mahalleye yeni birileri taşınmış kesin ondan.
Kadir:
-Ne alaka?
Kader:
-Annemle babam konuşurken duydum hiç iyi insanlar değilmiş galiba.
Kadir:
-Neyse boşver. Kalksana ya...
Kader:
-Önce sen kalk ben beklerim seni.
Kadir:
-Önce ben uyandım demesini biliyorsun ama...
Kader:
-Ya altı üstü kalkcan ne mesele yaptın ya?
Kadir:
-Senin benimle ne işin var? Uyandıysan kalk işte, kimin önce kalktığının ne önemi var?
Hayat odaya geri döndü:
-Siz hâlâ kalkmadınız mı? Hadi hadi bak biz gidiyoruz. Yalnız kalırsınız ha.
Kader:
-Kadir kalkmıyor.
Kadir:
-Diyene bak senin benimle ne işin var ya.
Hayat:
-Yataktan beri bütün olan biteni dinleyip hâlâ yatmakta neden direniyorsun kızım?
Kader:
-Önce Kadir kalksın. Oğluşun sonuçta.
Hayat:
-Hadi Kadir. Kalkın artık biriniz. Bak güneş tepenize çıktı. Bu kadar yatılır mı? Okula giderken ne yapacaksınız?
Kadir:
-Doğru diyorsun anne, bu tembel de hâlâ yatıyor işte.
Kader:
-Ben senden önce uyandım bir kere.
Kadir:
-Uyandın da ne yaptın? Önce ben kalktım işte.
Kader:
-Offf Kadir ya... Yalnız yeni gelen çocukları hiç gözüm tutmadı.
Kadir:
-Gördün mü de?
Kader:
-Annemin de gözü tutmamış demek ki kötü insanlar.
Kadir:
-Çıkıp bakalım mı?
Kader:
-Yüzümüzü bile yıkamadık daha hem açım ben.
Kadir:
-Yıkasaydın iki saat ne dikiliyorsun tepemde, hadi ben gidiyorum, sıranı bekle.
Kadir lavaboya gitti.
Kader de onu beklerken Hayat geldi.
Hayat:
-Günaydın. Hele şükür kalktın. Kadir nerede?
Kader:
-Sıramı kaptı.
Hayat:
-Yalnız çok yavaşsınız ikiniz de. Kime çektiniz diyeceğim de şimdi zaten belli.
İnanç geldi o sırada:
-Ya iki saattir restoranda bekliyorum ne yapıyorsunuz ya?
Hayat:
-Çocukların güzellik uykusu uzun sürdü de kaldıramadım.
İnanç gülerek Kader'e baktı;
-Ne oldu kız günaydın? Daha yüzünü bile yıkamadın dimi?
Kader:
-Baba ama benim suçum yok senin bu oğlun var ya onun yüzünden.
Kadir lavabodan çıktı:
-Yine ne diyor bu? Neyse geç.
Kader lavaboya geçti. Yüzünü yıkayıp salona geri döndü.
İnanç:
-Hadi çıkıyoruz mu?
Hayat:
-Kader şu saçını başını bir düzelt ya, ne biçim kızsın sen?
Kader:
-Ya ne var topladım bitti işte.
Hayat:
-Bir aynaya bak istersen. Papaz gibi olmuşsun.
Kadir:
-Harbi tipe bak ya:).
Kader:
-Ne var ya topladım işte. Bence güzel.
Hayat:
-Harbi çok güzel taramadan topladın tabi gel taraklarını getir de bir tarayayım.
Kader gidip banyodan tarak ve toka poşetini getirip geldi.
Kader:
-Getirdim.
Hayat:
-Otur şöyle.
Hayat, Kader'in saçını taradı.
Kader:
-Ay anne yavaş...Acıdı.
Hayat:
-Taramadan toplarsan olacağı bu. Dur bir. Hah tamam. Hadi hazırlanın çıkalım.
Kadir:
-Hazırdık biz zaten.
Kader:
-Ne giyeyim ben?
Hayat:
-Hırka giyeceksin daha.
Kader:
-Hava soğuktur ya kaban giyelim bence.
Kadir:
-Bu ayda bir de atkı şapka eldiven falan tak anne var ya bunun mantık...
İnanç:
-Alt tarafı şuradan şuraya gideceğiz o kadar da üşü yani bir şey olmaz.
Kader:
-Giyiyorum o zaman ben bunu.
Kader siyah hırkasını giydi.
Kader:
-Başımı bağlayayım mı?
Hayat:
-Sen bilirsin bence bir maske falan da tak hava tam hastalık havası çünkü.
Kader başını bağlayıp ağzına maske taktı.
Kadir:
-Çıkalım mı artık valla karnım zil çalıyor.
İnanç:
-Hadi bismillah çıkalım.
Dördü birden kapıda ayakkabılarını giyip nihayet dışarı çıktı.
Restorana doğru giderken Gül ve Can'la karşılaştılar.
Gül:
-Naber kanka? Hayırdır böyle cümbür cemaat nereye gidiyorsunuz?
Hayat:
-Kahvaltıya restorana kadar gidiyoruz. Bu arada karşıya kim taşındı sabah sen biliyorsundur.
Gül:
-Bir aile taşındı galiba tanışırız belki bir gün gideriz.
Hayat:
-Bakarız kanka. Sen bilmiyorsun yani.
Gül:
-Kanka zaten sabah taşındılar diyorsun hangi ara haberim olsun o kadar da haber ajansı mıyım ben?
Hayat:
-Neyse kanka hadi görüşürüz.
Restorana geçtiler. Rabia onları karşıladı.
Rabia:
-Hoşgeldiniz abi. Ne istersiniz?
Kader:
-Ben şöyle çok güzel bir patates kızartması istiyorum.
Rabia:
-Tamam, siz sen ne istiyorsun?
Kadir:
-Ben...bilmiyorum ne yesek anne sen ne istiyorsun?
Hayat:
-Rabia sen bence bize 2 porsiyon köfteli patates ver.
İnanç:
-Neden 2 porsiyon yetmez ki?
Hayat:
-Çocuklar yemiyor sonra, artık olmasın, yetmezse alırız.
Rabia:
-Tamamdır getiriyorum.
Rabia mutfağa gitti. O sırada Deniz ve İnci de çocuklarla restorana girdi.
Hayat:
-İnanç, çaktırma arkanda yeni taşınanlar var. Onlar niye geldi acaba?
İnanç:
-Acıkmışlardır Allah'ım taktın sen de ya. Kafada kurma istersen kalk sor.
Büşra, Deniz ve İnci'nin yanına geldi.
Büşra:
-Hoşgeldiniz ne alırsınız?
Deniz:
-Neler var?
Büşra:
-Kahvaltı çeşitleri, menemen, yumurta, sucuklu yumurta, haşlanmış yumurta, patates kızartması.... Menüde yazıyor zaten hepsi çay da verebilirim isterseniz.
İnci:
-O zaman biz 2 çay ve simit alalım gerçi.... Çocuklar ne istersiniz siz?
Derin:
-Ben patates kızartması istiyorum.
Deniz:
-Bence menemen alalım.
İnci:
-Bence çok açılmayalım 2 çay 2 simit yeter.
Ege:
-Ben yumurta istiyorum.
İnci:
-Sen yumurtayı evde bile yemiyorsun burada mı istiyorsun?
Derin:
-Ben patates kızartması istiyorum.
İnci:
-Evde yaparım yersiniz.
Derin:
-Ama anne ya...
Deniz:
-İnci bence herkes istediğini yesin. Tatsızlık çıkmasın sonra.
İnci:
-Deniz bence iki çay iki simit yeterdi bize.
Deniz:
-Bir yere mi yetişmemiz lazım acele kahvaltı gibi çocuklar başka şeyler istiyor işte.
Büşra:
-Şey isterseniz ben bu istediklerinizin hepsini getireyim sonra beğenmezseniz parasını iade ederiz öyle yapalım.
İnci:
-İyi öyle olsun bari.
Deniz:
-İnci iyi misin?
İnci:
-İyiyim ya sıkıntı yok.
Büşra hepsinin siparişlerini getirdi.
Deniz:
-Teşekkür ederiz.
İnci:
-Teşekkürler.
Deniz menemeni önüne alırken sordu;
-İnci sen menemen sevmiyor musun?
İnci:
-Yok seviyorum da canım istemiyor. Esasında ben sabah kahvaltı yapmayı da sevmiyorum biliyorsun ki.
Derin:
-Yalnız anne var ya keşke patates kızartması isteseydin.
Ege:
-Yumurtaya bak. Anne bence beraber yiyelim bunu.
İnci:
-Beğenmedin mi?
Ege:
-Kıymalı yumurta mı isteseydim ki? Sade yumurta mı olur nereden aklıma geldi lan bu benim.
Derin:
-Patates kızartması isteyebilirdin bak ne güzel.
Deniz:
-Hepimiz menemen alsaydık daha güzel olurdu.
İnci:
-Bence evde yerdik burada sadece çay içip simit de içebilirdik.
Yorumlar
Yorum Gönder