YANLIŞI EN BAŞINDA YAPTIK
Yanlışı en başında yaptık
İnanç, en büyük yanlışı buraya taşınarak yaptı. Buraya taşınmasa tam karşımda durmasa belki de şuan herşey başka olabilirdi. Ben de maalesef gittim salak gibi ona inandım.
Peki sonuç; arkadaşlarım bile artık beni görünce yol değiştiriyor. Arkadaşlarımla bile aram açıldı İnanç yüzünden. İnanç'ı telefonumdan silecektim ya, sadece adını değiştirmeyi başardım. Numarası duruyor hâlâ. Yeni adı ne mi; Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı😂🤣😂. Aslında aklımda başka isimler de vardı; Mahallenin 2.Gıcık Tipi, Sinirbozan vs...... Uzuyor gidiyor İnanç'a taktığım isimler. Hey Allah'ım ya 🤣😂😂🤣🤣😂. Ben bu kadar çok yönlü bir gıcık daha görmedim yalnız😂🤣😂🤣😂🤣😂🤣😂. İnsanların ne kadar değişik olabileceğini öğretti bana en azından.
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı arıyor;
-Efendim ne var yine.
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı;
-Hayat neredesin?
Hayat:
-Bıraktığın yerde. Hey Allah'ım ya nerede olacağım sabah sabah; evdeyim söyle ne var?
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı:
-İyi misin Hayat?
Hayat:
-Ne demek iyi misin iyi de laf mı muhteşemim şu an. Çok mutluyum ya.
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı:
-Hayırdır ne oldu ki, bu kadar mutlusun?
Hayat:
-Bir şey olmasına gerek yok, içimden öyle geldi.
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı:
-Görüşelim mi?
Hayat:
-Şimdi mi?
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı:
-Evet. Hem restoranda kimse de yok. Konuşalım istersen.
Hayat:
-Hangi restoran?
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı:
-Bizim restoranımız; Hayat ve İnanç'ın yeri.
Hayat:
-Ha orası. Annemden izin alayım geliyorum.
Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı:
-Bekliyorum.
*****
Hayat:
-Anne dışarı restorana kadar gitmem lazım.
Annesi:
-Tamam kızım.
******
Hayat, telefonunu yanına alıp küçük omuz çantasını omuzuna atarak ayakkabılarını giyerek evden çıkar.
Restorana vardığında İnanç ayağa kalkar. İnanç:
-Hoşgeldin Hayat.
Hayat:
-Hoş buldum İnanç da niye çağırdın beni bu saatte?
İnanç:
-Anlatacaklarım var, hem sen anlat bakalım sen benim telefon numarama ne yaptın?
Hayat:
-Ne yapıcam ya? Benim seninle ne derdim var?
İnanç:
-Numaramı silmekten bahsediyordun onu soruyorum.
Hayat:
-Silmedim merak etme. Sürekli arıyorsun zaten "Mahallenin Gizli Gıcık Ajanı" diye kaydettim işte. İlle de söylettircen ya😂🤣😂🤣.
İnanç:
-Teessüf ederim Hayat ya. Üzüldüm şuan 😢😢.
Hayat:
-Sen sanki beni ne diye kaydettin ki? Bence "Hasta kız" veya "Takip etmem gereken hasta kız" diyedir.
İnanç:
-Ben senin gibi öyle üstünkörü lakaplar takmayı sevmiyorum.
Hayat:
-Ya, göster bakayım.
İnanç:
-Tamam bak ama gülme🤣😂🤣.
İnanç, telefonunda Hayat'ı ne olarak kaydettiğini gösterir. Hayat, çok şaşırır:
-Valla İnanç bunun gülünecek bir tarafı yok ama niye herkes beni böyle kaydediyor? Ama güzel tamam. "Hayatımın Hasta Kızı" diye kaydetmiş.
İnanç:
-Başka kim böyle kaydetmiş ki?
Hayat:
-İnanç abi mesela... Yok Güven abi işte.
İnanç:
-Şimdi abin mi oldum?🤣😂🤣😂🤣
Hayat:
-Dilim sürçtü karıştırdım işte.
İnanç:
-Nikah masasında da dikkat et de benim yerime başkasıyla evlenme.
Hayat:
-İnanç sen harbiden gıcıksın ya, evlenmek nereden çıktı? Hem evlendikten sonra beni aldatmayacağın ne malum? Ben sana kaç kere daha ben evlilik düşünmüyorum demek zorundayım?
İnanç:
-Ne zamana kadar peki? Ömür gelip geçiyor. Hep yalnız kalamazsın da. Ne olacak böyle?
Hayat:
-İnanç, ben düşünmüyorum çünkü.........
İnanç:
-Çünkü?
Hayat:
-Çünkü İnanç biz seninle olamayız yani çok yanlış bir şey görmüyor musun?
İnanç:
-Çünkü sebep şu; senin hastanedeki her gün gördüğün adamın yeğeniyim maalesef. Sen de beni hep görüp kötü geçmişini hatırlamak istemiyorsun. Anlıyorum.
Hayat:
-Seninle bir alakası yok yani yanlış anlama.
İnanç:
-Anlamadım yanlış merak etme. Zaten baştan yanlıştık öyleyse.
Hayat:
-İnanç, bak...
İnanç:
-Sen beni hiç sevmedin zaten dimi?
Hayat:
-Hayır İnanç ben seni çok sevdim ama yani bu mantıklı değil.
İnanç:
-Mantık diyorsun yani. Bak seni ben hasta etmedim, amcam hasta etti ve benim haberim bile yoktu yani. Sen şimdi sadece amcamdan yola çıkarak beni suçlu duruma düşürüyorsun ki bu hiç mantıklı değil.
Hayat:
-O yüzden bence bu mantıksız gidişe bir son verelim.
İnanç:
-Ben hiç gitmeyeceğim biliyorsun dimi?
Hayat:
-Nasıl ya?
İnanç:
-Sen beni sevmesende, mantıksız bulsan da ben artık buralıyım. Artı sayemde restoran sorumlusu oldun hatırlatırım. Restoranımı bırakıp gidemem.
Hayat:
-Beni kovabilirsin demiştim sana?
İnanç:
-Ben de bu mümkün değil demiştim hatırlarsan.
Hayat:
-Bir yanlış yaptım bırak onu da sürdüreyim diyorsun yani.
İnanç:
-Aynen öyle ne olabilir ki zaten. Ben artık olacaklardan korkmuyorum. Sen yanımda ol, o yeter bana.
Hayat:
-İNANÇ.... Tamam ben eve gidiyorum.
İnanç:
-Hayat ama cidden öyle bak sen olduğun ortamı renklendiriyorsun. Mesela köye gitmiştin ya burası çok sıkıcıydı o zaman, ben de ortam biraz dağılsın diye Büşra'yı çağırdım sonra Leyla geldi ama ikisi de senin kadar renklendirmedi ortamı.
Hayat:
-Tabi canım tabi. O kadar mutluydun ki kahkahalarınız dışarı çıkıyordu ben de ne var diye taksiden indim bir bakayım dedim ama bakmaz olsaydım seninle Leyla el ele.
İnanç:
-Hayat, bak bunu gördüğün için çok özür dilerim ama ben Leyla'nın elini tutmadım o bana yapıştı durup dururken.
Hayat:
-İnanç bak zaten hangi akla hizmet onları bizim restorana çağırıyorsun ki? Hayır yani aklın neredeydi?
İnanç:
-Aklım sendeydi, Can ablam geliyor dediğinden beri aklım hep sendeydi. Restorana çeki düzen vermeleri için de kızları çağırdım. Yani yemin ederim aramızda senin düşündüğün gibi bir şey yok.
Hayat:
-İnanayım mı peki?
İnanç:
-Tabiki. Bak oyun yok, yalan yok, sadece gördüğün bir yanlış anlaşılma yani.
Hayat:
-Peki, peki tamam inandım. Ama aynısı bir daha olursa.............
İnanç:
-Söz veriyorum olmayacak.
Hayat:
-Ha bu arada sabah çok mutluydum ama şu an mutluluğumu söndürdün tebrik ederim.
İnanç:
-Bunun için de ayrıca özür dilerim Hayat. Yapabileceğim bir şey var mı?
Hayat:
-Aslında neyse boşver.
İnanç:
-Ne söyle işte.
Hayat:
-Ben hallederim boşver sen.
İnanç:
-Neyi halledeceksin ne oluyor Allah aşkına bir söyle ya?
Hayat:
-Evden çıkmışken dedim acaba bir milyoncuya falan mı gitsem? Ama çok önemli değil yani.
İnanç:
-Ne almak istiyorsun ki?
Hayat:
-Kalem çeşitlerine bakacam sonra işte belki birkaç şeye daha bakarım.
İnanç:
-Ben de geleyim mi?
Hayat:
-Gel başımın belası hem belki sana da birşeyler alırız.
İnanç:
-Ne gibi?
Hayat:
-Boşver ya. Hoşuna giden birşey olur illaki.
İnanç:
-Peki o zaman gidelim.
Hayat:
-Önden buyur.
İnanç:
-Nereye gidiceğimizi bilmiyorum ki.
Hayat:
-Ben sana tarif edeyim; buradan düz gidiceğiz hemen yanı başında zaten.
İnanç:
-Çok heyecanlıyım ama. İlk defa alışverişe gidiyorum.
Hayat:
-Ya sen ne yaptın bu yaşına kadar? Hiç parka gitmemişsin, hiç alışverişe gitmemişsin, Allah bilir bir milyoncu ne demek onu da bilmiyorum deme bana.
İnanç:
-Bir milyoncu isminden de anlaşılacağı üzere yani şey.......
Hayat:
-Ne? Hadi söyle.
İnanç:
-Bakkal gibi bir yer herhalde.
Hayat:
-Anlaşıldı hayatında bir ilk olacak. Hadi gel benimle.
İnanç:
-Düz dimi?
Hayat:
-Dur dikkat!
İnanç:
-Ne oldu?
Hayat:
-Bu yokuştan çok araba geçiyor. Oldum olası sevmem bu yokuşu zaten.
İnanç:
-Şu an orayı geçmemiz lazım ama değil mi?
Hayat:
-Acele etme ama yola çıkmadan. Bir bakalım şöyle şu dolmuştan sonra geçebiliriz.
İnanç:
-Bu arada ben daha önce hiç dolmuşa da binmemiştim söylemiş miydim?
Hayat:
-Allah aşkına sen bu yaşına kadar yaptığın bir şeyi söylesene. Neyse gel burası.
İnanç:
-Burası mı o öve öve bitiremediğin bir milyoncu? Girelim bakalım ne varmış ne yokmuş.
Hayat:
-Ay İnanç ya bir geldik ama sana laf anlatmaktan yoruldum ya. Evet tanıştırayım burası bir milyoncu, bir milyoncu bu da İnanç, evet tanıştığınıza göre girelim artık.
İnanç:
-Burası da bir değişikmiş.
Hayat:
-Etkileneceğini biliyordum. Ama şimdi gel alışverişimizi yapalım. Bu arada hoşuna giden bir şey varsa ona da bakarız. Söylemen yeterli.
İnanç:
-Seninle kalem alabiliriz.
Hayat:
-Onlar ileride ama gel.
İnanç:
-Geldim. Neye bakıyoruz. Ne güzelmiş burası çeşit çeşit kalem var.
Hayat:
-Simli kalem mi normal kalem mi sence ders notlarımı yazarken daha güzel durur.
İnanç:
-Sen bilirsin ama simli güzelmiş. Ben şu simli gri kalemi alsam nasıl olur sence?
Hayat:
-Gride görmekte biraz zorlanabilirsin bence kırmızı daha iyi. Ben pembe simli almıştım eskiden şimdi kırmızı simli alacağım. Sen istersen mavi ya da başka bir renk de alabilirsin tabi. Mesela simli yeşil de gayet güzeldi bence.
İnanç:
-Sen bu kalemlerden çok kullandın galiba?
Hayat:
-Sayılır simli kalemleri çok seviyorum çünkü.
İnanç:
-Başka bir şeye bakacak mıyız?
Hayat:
-Hoşuna giden birşey varsa bakabiliriz.
İnanç:
-Şu oyuncak reyonuna bakalım mı?
Hayat:
-Oyuncak yaşımızı geçmedik mi sence? Allah aşkına çocuk muyuz biz?
İnanç:
-Benim daha önce hiç oyuncağım olmamıştı biliyor musun?
Hayat:
-İnanç, Karşıyaka'da hiç bir şey yok muydu cidden ya? Yoklukta mı büyüdün? Sizin orada çocukluğuna dair ne vardı?
İnanç:
-Boşver ya, önemli değil.
Hayat:
-Küsme ya....Sana şu oyuncak kamyonlardan alalım mı?
İnanç:
-Uzaktan kumandalı araba var mı?
Hayat:
-Bilmiyorum ama soralım.
Hayat, orada çalışan bir bayana gidip;
-Uzaktan kumandalı araba var mı? Diye sorar.
Çalışan bayan;
-Evet burada deyip arka reyonlardan birine geçer.
İnanç o sırada aklına bir şey gelmiş gibi Hayat'a döner.
İnanç:
-Aklıma bir şey geldi.
Hayat:
-Arabalar çok güzel değil mi?
İnanç:
-Ya benim gerçek arabam var ne güzel araba sürüyorum ne işim var benim oyuncak arabayla?
Hayat:
-Vaz mı geçtin?
İnanç:
-Yani.
Hayat:
-İyi gel kutu oyunlarına bakalım.
İnanç:
-Ne oyunu?
Hayat:
-Kutu oyunu birlikte oynarız. A bak Tombala sonra bakayım a kelime oyunu. Kelime oyunu alalım mı? Ben çok merak ediyorum bunu.
İnanç:
-Sen bilirsin ben karışmıyorum.
Hayat:
-Hep beraber oynayacağız ama.
İnanç:
-Sen bilirsin.
Kelime oyununu ve simli kalemlerini satın alıp bir milyoncudan çıkarlar.
İnanç:
-Biliyor musun bu benim ilk defa bir milyoncudan yaptığım bir alışveriş.
Hayat:
-Girmeden söylemiştin zaten. Nasıl geçti ilk alışverişin?
İnanç:
-Çok çok çok güzel.
Hayat:
-İyi o halde, yalnız nasıl ilk alışverişin ya aklım almıyor? Ekmek almaya bile gitmemiş bir çocukluk yaşamış olamazsın. Çocuk dediğin ekmek almak gibi ufak tefek işleri yapacaktır yani.
İnanç:
-İlginç ama ekmek almaya bile yollamazdı beni annem.
Hayat:
-Senin nasıl bir ailen var ya? Benim ailem bile yani hasta olduğum halde beni bu kadar hayattan çekmedi. Aksine daha çok hayatın içinde yer almama fırsat verdiler yani.
İnanç:
-Mükemmel bir ailen var maşallah. Her aile öyle olmuyor işte maalesef ki. Bazıları çocuklarını dövmek için fırsat kolluyor. Ben ne yapsam annem beğenmezdi ve de üstüne üstlük neden böyle yapıyorsun diye beni döverdi.
Hayat:
-Annenle ilgili hatırladığın güzel bir şey yok mu?
İnanç:
-Maalesef yok. Zaten rahmetli çok yaşamadı. Hiç güzel bir şey yaşamamıza rağmen cenazesinde çok ağladım 😭😭😭.
Hayat:
-Başın sağolsun İnanç üzüldüm ya ne diyeceğimi bilemiyorum gerçekten şuan😭😭.
İnanç:
-Senin üzülmene gerek yok. Üzül diye anlatmadım zaten.
Hayat:
-İnanç, bak ben gerçekten senin bu kadar büyük bir acı yaşadığını bilmiyordum.
İnanç:
-Bilseydin ne olurdu ki? Kendinden başkası seni ilgilendirmez zaten. Özellikle benim gibi gıcık bir ajanla ne işin olur ki senin?
Hayat:
-İnanç, ruh halin çok değişik farkında mısın?
İnanç:
-Sen yaptın beni böyle karmaşık hale soktun.
Hayat:
-İnanç sen hiç iyi değilsin. Ne oldu birdenbire ya? Ne güzel tatlı tatlı alışveriş yapmıştık. Ne oldu şimdi?
İnanç:
-Hayat, üzüldüm ya.
Hayat:
-Neye hem niye yani?
İnanç:
-Hayat, senden bir şey istesem yapar mısın?
Hayat:
-İsteyeceğin şeye bağlı.
İnanç:
-Bir sarılalım mı?
Hayat:
-İnanç, dışarıdayız şuan farkında mısın?
İnanç:
-E ne olmuş? Benim annem ölmüş beni teselli etmeyecek misin?
Hayat:
-Peki peki, gel.
Hayat İnanç'ı kucaklar ne kadar mantıklı bir hareket olduğundan emin olmasalar da ikisi de durumdan hoşnut bir şekilde kucaklaşırlar.
Yorumlar
Yorum Gönder