SİNİR BOZUCU OLAYLARDA BUGÜN

Kaç gündür o kadar sinirim bozuk ki. Sanki yaşadığım her şey bir araya gelmiş de beni kapana kısmış gibi. Kimseye de anlatamıyorum derdimi. Anlatsam da kimse dinleyip anlamaya çalışmıyor ki.
Bugün İnanç kapıya geldi. İnanç:
-Gel beraber restorana gidelim.
Hayat:
-Çok sinirim bozuk İnanç, ben hiç gelmeyeyim.
İnanç:
-Hayırdır, canını sıkan bir şey mi oldu?
Hayat:
-Boşver İnanç ya, önemli değil.
İnanç:
-Restorana geçince konuşalım istersen bunu.
Hayat:
-Gerçekten hiç önemi yok. 
İnanç:
-Halinden belli oluyor, o kadar üzülmüşsün ki yani şuan dokunsam ağlayacak vaziyettesin.
Hayat:
-Özel bir konu tamam mı? Öğrendin rahat ettin mi?
İnanç:
-Tamam gel restorana gidelim.
Hayat:
-Geliyorum.
Hayat, merdivende ayakkabılarını giyerek evden çıkar.
İnanç:
-Annenle mi kavga ettin yine?
Hayat:
-Seni ilgilendiren bir durum yok tamam mı? Benim kişisel mevzularımla ilgilenmek zorunda değilsin ha o yüzden takma kafana.
İnanç:
-Hayat sana bir günde ne oldu? Ne bu öfke? Dün ne güzel konuşuyorduk.
Hayat:
-Belki de bu yüzden birlikte olmamamız lazım. Sonuçta benim bir günde değişmem mümkün.
İnanç:
-Ne olduğunu söylesen mi artık?
Hayat:
-Neden ısrar ediyorsun ki, yok birşey yani, kendi kendime üzüldüm durdum.
İnanç:
-Neye üzüldün ki? Üzülecek ne var?
Hayat:
-Birilerinin amcası beni hasta edip tekrar dünyaya gönderdi ya sanki hiçbirşeyim yokmuş gibi. Ya sinir, valla öldürse daha iyiydi. Hale bak ben şu anda hiçbirşey yapamıyorum. Belki de yaşamıyorum şuan ya ben rüya falan mı gördüm acaba? Acaba ben hiç sağlıklı olamadım mı? Ya offf her gece cehennem azabı gibi tepeme biniyor.
İnanç:
-Hayat, bak ben de seninle böyle tanışmak istemezdim ama yani bir kere ne var ki halinde? Yani hasta olduğunu bile farketmeden taşındım buraya zaten. Sen söyleyene kadar bilmiyordum bile.
Hayat:
-Çok güzel atıyorsun ama ben yutmam. Nasıl belli olmuyor ya? Ben her yere gittiğimde herkes yürüyüşüme bakıyor. Allah bilir akıllarından ne geçiyor, valla kendimden utanıyorum.
İnanç:
-Hani başkasının ne dediği hiç önemli değildi senin için.
Hayat:
-Önemli değil zaten ama ne bilim, çok utanıyorum.
İnanç:
-Hayat bak utanılacak bir durumda değilsin. Hatta baya iyi bir durumdasın ki ben buraya gelirken zaten her şeyi göze almıştım. Yani amcam adres vermese artık nasıl bulurdum seni kim bilir? 
Hayat:
-İnanç bak herkes için söylemesi çok kolay ama benim yerimde sen olsan ne yapardın? Senin bir anda hayatın altüst olsa ne tepki verirdin? Yani bazen bazı şeyleri çok abartıyormuşum ya hani ben. Sence haklı mıyım?
İnanç:
-Hayat bak yani herkes konuşur her türlü konuşur durur. Ama bu hayatı sen yaşıyorsun ve kimseye hesap vermek durumunda hissetme yani. 
Öbür soruya geçecek olursam benim bir anda hayatım altüst olsa ki oldu da zaten, hayatta ne olursa olsun yaşamaktan başka çaren yok zaten. Bazı şeyleri abartmak konusunda haklı olabilirsin ama bence hiçbirşeyi takıntı haline getirip üzülmene gerek yok yani.
Hayat:
-Haklısın İnanç aslında ben bunu bu kadar takmıyordum ama işte hayatta hiç mutlu olamaz mı insan? Hep sorun hep sorun, ben ne zaman yaşadığımı hissedeceğim? Hayır yani ben de yaşıtlarım gibi dertsiz tasasız olmak istiyorum. Sence de buna hakkım yok mu benim?
İnanç:
-Anlıyorum Hayat ama dışarıdan gördüğün herkes mutlu değil. Herkesin bir derdi var.
Hayat:
-İnanç bak bu öyle bir dert ki neresinden tutsan elinde kalıyor. Ben yetemiyorum, bu dert bana fazla. Ya tam düzeldim herşey güzel olacak diyorum başka bir şekilde hayatımı bozuyorlar ve ben artık çok sıkıldım. Böyle başkalarının hatalarının cezasını çekeceğim bir hayat yaşamaktan cidden yoruldum.
İnanç:
-Amcamdan bahsediyorsun galiba? 
Hayat:
-Amcan ya da başka bir doktor, hiç farketmiyor bunların amacı beni hayattan alıkoymak. Eski günlerimi çok özlüyorum ya😥😢.
İnanç:
-Ne desen haklısın ama geçecek.
Hayat:
-Ben de öyle avutmuştum kendimi, ama geçmiyor İnanç, maalesef geçmiyor. Benim en güzel yıllarım bir hastalıkla harap oldu 😢. En kötüsü ne biliyor musun annemler hâlâ iyileşebileceğime inanıyor.
İnanç:
-Zaten iyileşeceksin. Hep hasta olacak değilsin ya. Her gecenin bir sabahı var, her hastalığın da sağlıklı bir sonucu olmalı. Yani bak amcamdan dolayı ben de hastanelerde çok hasta görmüş biri olarak söylüyorum; bazı hastalarda ne kadar zaman geçse de iyileşmeye dair ufacık bir belirti bile olmuyor  bazı hastalarda akıl sağlığı bile yerinde olmuyor. 
Hayat:
-Biliyorum. Ben de görüyorum fizik tedavi gördüğüm yerlerde veya hastane randevularında falan.
İnanç:
-Sen benden iyi biliyorsun peki düşünüyor musun? Ben iyiyim falan diye? 
Hayat:
-İnanç, yoruldum artık cidden her sene başka bir şey oluyor ve ben öylece kenardan etkisiz eleman gibi izliyorum. Bazen diyorum Hayat, sen gerçekten bu kadar mısın? Bu mu yani yapabileceklerin bu kadar az mı?
İnanç:
-Hayat, bak boş takıntı yapıyorsun. Böyle düşünerek sadece kendini üzüyorsun. Yapma böyle.
Hayat:
-Ben artık iyileşmek istediğimden bile emin değilim, biliyor musun? Ki bundan sonra iyileşsem de ne değişecek yani?
İnanç:
-Hayatın daha güzel olabilir. Hiçbir zaman hiçbir şey için geç değil. 
Hayat:
-Sinirim bozuk İnanç üstüme gelme.
İnanç:
-Peki görüşürüz, deyip gitti.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK