İNANÇ VE HAYAT: BÖLÜM 63: SENİ ÇOK ÖZLÜYORUM

seni çok özlüyorum
Hayat, neler olduğunu söylemiyor ama uzaklaştı benden. Ben de anlamadım ama ne zamandır restorana bile uğramıyor. Ne oldu acaba ya?
Sabah onu rüyamda gördüm. Gerçekte göremiyorum rüyamda bari göreyim. Nasıl özlediğimi bilse gelir mi acaba?
O da beni özlüyor mu ki? Kaç gündür telefon bile açmadı. Ne oldu acaba? Güven abi bilir mi? Gerçi burada kimse beni sevmiyor ve herkes Hayat'ın tarafını tutuyor. Offf ya bari restorana gideyim.
İnanç, restorana doğru yola çıkmak için arabasına atladığında Leyla yoldan geçer.
Leyla:
-Hayırdır İnanç, nereye gidiyorsun?
İnanç:
-Sana hesap mı vermem gerekiyordu? Gidiyorum işte bir yerlere. Hem sana ne.
Leyla:
-İnanç sen tersinden kalktın sanırım. Ne bu tavır?
İnanç:
-Sen niye herşeye karışmak zorunda hissediyorsun ki kendini?
Leyla:
-Mahallemize hoşgeldin İnanç. Burası bizim mahalle herşeyin hesabını vermek zorundasın.
İnanç:
-Sana mı?
Leyla:
-Ben de bu mahallenin bir vatandaşıyım dolayısıyla evet.
İnanç:
-Senden başka karışan yok Leyla, senin derdin ne? Neden hep karşıma çıkıyorsun?
Leyla:
-Çünkü seni Hayat'tan koruyorum İnanç. Hayat çok tehlikeli, sen bilmezsin. Bu mahallenin en tehlikeli kızı olabilir.
İnanç:
-Ya ne tehlikesi var acaba? Ağzından ateş falan mı çıkarıyor? Nedir yani?
Leyla:
-Peki İnanç, gerçeği duymak istiyorsun madem sen bilirsin; Hayat var ya seni hiç sevmiyor, sen boşa uğraşıyorsun. 
İnanç:
-Ne demek sevmiyor, sana inanacak değilim biliyorsun dimi? 
Leyla:
-Seni neden sürekli terkedip gidiyor sanıyorsun? Sevmiyor işte, gel kendine.
İnanç:
-Sana inanmıyorum. Hayat sevmese söylerdi, hem biz onunla beraber neler yaşadık sen bilmiyorsun?
Leyla:
-Ya neler yaşadınız?
Derken Gül kapıdan içeri girdi. Gül:
-Naber İnanç? Can nerede biliyor musun?
İnanç:
-Hım... Bilmiyorum.
Leyla:
-Ne oldu Gül, bir sorun mu var?
Gül:
-Seni hiç ilgilendirmez, biliyor musun? Hem senin burada ne işin var?
Leyla:
-Aaa, İnanç beni buraya çağırdı. Yazık yalnız bırakmışsınız çocuğu, gel Leyla dedi.
Gül:
-İnanamıyorum sana İnanç, önce Büşra şimdi de Leyla mı? Senin amacın ne?
  İnanç:
-Açıklayabilirim. Durum göründüğü gibi değil.
Gül:
-Açıklamana gerek var mı sence? Sen suçu hep Hayat'ta buluyorsun ama asıl suçlu sensin.
Derken Güven abi Elif'le kapıdan içeri girdi.
Güven:
-Hayırdır ne oluyor burada arkadaşlar?
Gül:
-İnanç, Hayat'ı bu sefer de Leyla'yla aldatıyor.
İnanç:
-Yok öyle bir şey. Açıklayabilirim ama dinlemiyorsunuz ki.
Leyla sebep olduğu karmaşadan memnun gibi İnanç'ın elini tutmaya çalıştığında,
  İnanç:
-Leyla, bizim ayrılığımız sana ne kazandıracak? Hayır yani amacın ne?
Leyla:
-Amacım sensin İnanç, Hayat seni sevmiyor sen bunu göremeyecek kadar kör olamazsın. Seni ben seviyorum anlamıyor musun? Yanında şuan ben varım Hayat nerede? Hayır yani kimbilir nerede? Zaten hep kritik zamanlarda kaçıp gittiği için.....
İnanç:
-Leyla, sen beni seviyor olabilirsin. Teşekkür ederim. Ama benden seni sevmemi falan bekleme yani özür dilerim.
Leyla:
-Beni sırf Hayat için reddediyorsun dimi? Peki sence Hayat buna gerçekten değer mi?
Derken Büşra olay yerine geldi.
Büşra:
-Naber İnanç, burası senin iş yerinmiş sanırım.
İnanç:
-Evet Büşra benim ve kız arkadaşımın ortak iş yeri.
Büşra:
-Anlamadım kız arkadaşın bu mu cidden🤣😂🤣😂🤣 dedi Leyla'yı işaret ederek.
İnanç:
-Hayır arkadaşım bugün gelmedi.
Leyla:
-Neden bana gülüyorsun çok mu komik? Hem olamaz mı yani?
Büşra:
-İnanç ve sen. Tık hiç uymuyor, üzgünüm.
Leyla bunu duyunca öfkeyle Büşra'nın üstüne atladı.
Leyla:
-Senin saçını başını yolarım kızım, akıllı ol.
Büşra:
-Sen kendini ne sanıyorsun kızım?
Leyla:
-Asıl sen kendini ne sanıyorsun?
Büşra:
-İnanç şu kız arkadaşına bir şey söyle.
Leyla:
-Asıl şuna söyle, kızım senin ağzını gözünü kırarım.
Onlar kavga ederken İnanç arka kapıdan dışarı çıktı.
Büşra:
-İnanç neredesin?
Leyla:
-Senin yüzünden gitti çocuk mutlu musun şimdi?
Büşra:
-Benim yüzümden mi? Durup dururken üstüme atlayan sensin bir kere. Ben sadece İnanç'a bakmaya geldim.
Leyla:
-Ya, sen kim oluyorsun ki İnanç'a bakmaya geliyorsun? Hayat, bile İnanç'ı bıraktı, gitti.
Büşra:
-Hayat ne alaka şuan?
Leyla:
-Nasıl ne alaka? Bunlar sevgililer, herkes öğrendi bunu artık, gerçi sevgili olmayı da başaramıyorlar da, söyleyince de kızıyorlar.
Büşra:
-Hayat, evlilik düşünüyor mu ki?
Leyla:
-Hayat'ın ne düşündüğü beni hiç ilgilendirmiyor biliyor musun? Onca yıllık komşuyuz bana birşey anlatmıyor gidiyor hergün Gül'le beni çekiştiriyorlar.
Büşra:
-Senden konuştuklarını nereden biliyorsun?
Leyla:
-Hayat beni hiç sevmiyor çünkü başka kimden dert yanabilir ki.
Büşra:
-Sanki beni çok mu seviyor?
Leyla:
-Beni hiç kimse sevmiyor ya biliyor musun bunca senedir mahalledeyim kimse benimle konuşmadı.
Büşra:
-Hiç arkadaşın yok yani.
Leyla:
-Yani, bir bakıma. Hayat nasıl hemen arkadaşlık kuruyor anlamıyorum.
Büşra:
-Gerçekten hemen mi olduğunu düşünüyorsun?
Leyla:
-Hemen yani İnanç'la hemen arkadaş oldu.
Büşra:
-Sen öyle zannetmiş olabilir misin?
Leyla:
-Nasıl yani? Neyi kastediyorsun?
Büşra:
-Hayat, biri ona sıcak davranmadığı sürece iletişime geçmez yani. Gerçi ortaokuldan beri değişmiş olabilir ama.
Leyla:
-Nesi değişecek? Yine hasta yine hasta sonuç olarak ve nedense bir şekilde karşısına fırsatlar çıkıyor. Ben sağlıklı olduğum halde bu kadar fırsat çıkmadı karşıma ya. Şimdi gel de sinir olma bu kıza?
Büşra:
-Bence sinir olunacak birşey yok. Sonuçta hasta da olsa ne yapsın? Hayat bir şekilde devam etmek zorunda.
************
İnanç zor bela kızlar görmeden restorandan çıkmış ve yine kızlara yakalanmadan eve gitmenin bir yolunu bulmalıydı.
Derken karşıdan bir ses;
-Hey naber İnanç, hayırdır bugün iş yok mu?
İnanç korkuyla sesin geldiği tarafa döndü.
İçinden "aha şimdi yakalandık" diye geçirerek tabana kuvvet koşmaya başladı.
O kadar hızlı koştu ki bir an yere kapaklandı.
Az önce seslenen kişi hemen İnanç'ın yanına geldi;
-İnanç niye kaçtın öyle?
İnanç, korkuyla karşısındakinin yüzüne baktığında Güven abi'yi karşısında görmesiyle rahatladı.
Güven:
-İyi misin İnanç?
İnanç:
-Abi hiç iyi değilim şuan ben bittim. Offf ya.
Güven:
-Belli oluyor dizin çok kötü kanıyor baksana. Bir doktora falan gidelim mi?
İnanç:
-Yok birşey yok birşey.
Güven:
-Sen eve mi gidiyordun bu saatte?
İnanç:
-Evet maalesef.
Güven:
-Restoranda iş yok mu?
İnanç:
-Restoranın bir önemi kalmadı artık. Kapatıcam yakında.
Güven:
-Neden ki? Yani bu restoran için neler yaptın şimdi öylece kapatıcak mısın?
İnanç:
-Hayat için yapmıştım. Ama o burada yokken restoran falan da boş.
Güven:
-Ama gelecek.
İnanç:
-Ne zaman? Ben herşeyden vazgeçince mi?
Güven:
-Onun da dertleri var. 
İnanç:
-Zaten bu hayatta bir tek onun dertleri var. Tamam anladık hasta ama siz de maşallah kıza hiç açılma fırsatı vermiyorsunuz. 
Güven:
-Neyi ifade ediyorsun İnanç? 
İnanç:
-Hayat, bana herşeyi anlattı. Hasta diye onu dışlayamazsınız.
Güven:
-İnanç, iyi misin? Yok yok hiç iyi değilsin? İyi olsaydın beraber parka gittiğimizi bütün gün beraber eğlendiğimizi hatırlardın çünkü. Biz kimseyi dışlamıyoruz.
İnanç:
-O günü çok özlüyorum. Keşke bir daha yaşasak o günü.
Güven:
-Sen Hayat'ı mı özledin biraz?
İnanç:
-Biraz değil çok. Hiç aramıyor da.
Güven:
-Sen aradın mı sanki gittiğinden beri? 
İnanç:
-Abi şuan Leyla her anımı gözetliyor. Rahat rahat konuşamamaktan korkuyorum.
Güven:
-Sadece Leyla mı sence?
İnanç:
-Doğru bir de Büşra var.
Güven:
-Onları hayatına sen sokmadın mı?
İnanç:
-Büşra'yı ben sokmuş olabilirim ama Leyla zorla girdi hayatıma.
Güven:
-Peki Hayat gelmiyor diyorsun ya, geldiğinde onları restoranda görürse ne tepki verir tahmin edebiliyor musun?
İnanç:
-Hayat yeter ki dönsün de artık ne olursa olsun umurumda değil valla.
Güven:
-Gerçekten mi? Bir daha kavga ederseniz ne olacak?
İnanç:
-Biliyor musun o burada yokken kavgalarımızı bile özledim. 
Derken yoldan Elif ve Can geçti. Can:
-Abilerim parkta sohbet edelim mi?
Güven:
-Olur Can. Hadi İnanç gel.
Hep beraber parka girdiler. Banka oturdular.
Güven:
-Baban nasıl Can?
Can:
-İyi evde. Oturuyorlar.
İnanç:
-Hayat ne zaman gelecekmiş?
Can:
-Bilmiyorum İnanç abi. Yani dayım çok hasta ama ablamın sınavları var. Sınavdan önce gelir herhalde. 
Elif:
-Köy nasıl geçti peki 1 hafta?
Can:
-15 tatil çöp oldu. Köye git gel.
Güven:
-Ablanı aradın mı yakında?
Can:
-En son köyde herkes hastaydı. Ablamın da sesi gitmiş konuşamadı zaten.
İnanç:
-Nasıl yani?
Güven:
-Neyi anlamadın?
İnanç:
-Sesi mi gitmiş? Ama gidemez ki, ne yapsak ki? Bir ilaç milaç mı yollasak? 
Can:
-İlaç aldırmışlar zaten bugün abim getirmiş.
İnanç:
-İyi olacak mı?
Elif gülerek:
-Yok iyi olmayacakmış😂🤣😂. Ölümcül bir hastalıktan mı bahsediyoruz 😂🤣😂🤣 hey Allah'ım ya🤣😂🤣😂🤣😂🤣😅.
Güven:
-Döner yakında merak etme.
İnanç:
-İnşallah.
Elif:
-İnanç sana ne oldu ya? Buradayken hep kavga ediyordunuz zaten, şimdi mi kıymete bindi?
İnanç:
-Yeter ki gelsin artık bir daha hiç kavga etmem.
Güven:
-Peki, sen öyle diyorsan.
Can:
-Bir müjde vermemi ister misiniz?
İnanç:
-Ne müjdesi?
Can:
-Ablam yarın geliyormuş, mesaj attı. 
İnanç:
-Gerçekten mi? Ay Allah'ım şükürler olsun. Valla çok sevindim.
Elif:
-Belli oluyor İnanç ağzın kulaklarında😂😂.
Güven:
-Aynen. Gülümsemeni özlemiştik. 
Elif:
-Hadi hayırlısı, Hayat da geliyor yarın. Artık yüzün düşmez İnşallah.
Can:
-Keşke benim de yüzüm Gül'se artık.
Güven:
-Sana ne oldu Can ya?
Can:
-Gül bana trip atıyor geldiğimden beri.
Güven:
-Neden ki? Hiç sordun mu?
Can:
-Bilmiyorum ki.
İnanç:
-Ben biliyorum. Hayat da bana aynısını yapıyor arkadaşlar ya bunlar ikisi de aynı demek ki.
Can:
-Ablam doğru yapıyor ama. Gül'ün böyle yapması tuhaf gerçekten.
Güven:
-Gül belki 1 haftadır yoksun diye küsmüştür.
Can:
-Bilmiyorum abi ya. Gül'ü anlamak zor bazen.
İnanç:
-Aynı Hayat, bir insan bu kadar mı yakın arkadaşına benzer ya.
Can:
-Ablamın bir suçu yok.
İnanç:
-Gül'ün de bir suçu yok o halde.
Can:
-Ben Gül'ün suçu var demedim ama.
İnanç:
-Ben de ablana laf etmedim.
Can:
-Bazen çok gıcık oluyorsun biliyor musun abi?
İnanç:
-Hayat'tan kaynaklı. Benim de sinirlerimi bozdu.
Can:
-Abi sen niye herşeyde ablama suç atıyorsun?
İnanç:
-Çünkü gerçekten öyle. Tabi senin haberin yok.
Güven:
-Bir sakin olun ya. Buraya sizin dertlerinizi dinlemeye mi geldik?
Elif:
-Hayat'ın yakınındaki herkes ona benzemeye başlıyor. İnanç, Hayat'la kavgalarını özlemişti ya Can da bunun hırsını alıyor. Bence karışmayalım.
Güven:
-Eve mi gitsek?
Elif:
-Bence oturalım ya, Can o kadar ısrar etti, geldik biraz daha oturalım sonra gideriz.
Güven:
-Ne yani burada oturup onların kavgalarını mı dinleyelim?
Elif:
-Hayırdır Güven? Biz de mi kavga edelim? Ne yükseliyorsun?
Güven:
-Şaka yaptım Elif ya🤭.
Elif:
-İnanamıyorum sana Güven ya. İnanç'la takıla takıla sonunda ona benzedin ya tebrikler 👏🏻👏🏻.
Elif çantasını koluna takıp parktan çıkar.
Güven abi, çaresiz peşinden gider.
Güven abi:
-Elif dur bekle ya, çocuk gibi ne trip atıyorsun?
Elif kaşlarını çatarak:
-Çocuk gibi mi? Peki Güven bey, kendinize daha olgun birini bulun. Ben çocuk gibiyim madem öyle herkes kendi yoluna baksın benden bu kadar.
Güven:
-Elif, tamam bak özür dilerim. Nereye gidiyorsun?
Elif:
-Bana hesap mı soruyorsun? Anlamadın galiba, bitti bu kadar yeter artık, senden de, mahallenden de, arkadaşlarından da bıktım artık.
Güven:
-Gerçekten mi? İnanç yüzünden beni terk edemezsin!
Elif:
-Yoruldum artık Güven. Herkesin sorununa koşuyorsun, herkesin derdini dinliyorsun. Gündemin o kadar başkalarının sorunu ki kendi hayatını bile görmezden geliyorsun.
Güven:
-Tamam haklısın çok özür dilerim Elif. Ama onlar da benim arkadaşım yani saygı duyman gerek.
Elif:
-Ben neyim peki Güven? Benim sosyal hayatım, arkadaşlarım falan yok mu? Bir sende mi görülmüş arkadaşlık?
Elif, gelen bir dolmuşa binerek oradan uzaklaşır.
Güven öylece durakta kalakalmıştır. Aynı mahallede aynı sebepten ikinci bir kavga ve ayrılık yaşanmıştır. Yarın Hayat'ın gelecek olması bile kimsenin yüzünü güldürmüyordur.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK