İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 68: SEÇİLDİM İŞTE
İnanç, ertesi gün restorana gittiğinde kapıda bir not gördü;
"Mahallemizin yeni muhtarı İnanç bey, hemen muhtarlığa geçmeniz gerekmektedir."
İnanç o an o kadar sevindi ki sevinçten çığlık atıp zıpladı;
"Oldu be, oldu!"
O sırada restorana gelen Hayat;
"Hayırdır ne oldu?"
İnanç;
"Seçimi kazandım."
Hayat;
"Tebrik ederim."
İnanç;
"Gerçekten mi? Hayır yani söyleyeceklerin bu kadar mı gerçekten?"
Hayat;
"Ne söylememi bekliyordun ki? Hayırlı olsun, şaşırttın beni. Öyleyse restoranı ben alıyorum. Senin artık muhtarlığa geçmen lazım."
İnanç;
"Beni kovuyor musun gerçekten?"
Hayat;
"Aynı anda iki yerde olamazsın artık muhtarlıkta olman gerekiyor."
İnanç;
"Hani ben seçilmezdim?"
Hayat;
"Seçilmezdin zaten artı muhtarlığa gitmezsen zaten yerine öbür aday geçecek yani yine seçildiğine çok güvenme derim ben. Şimdi restoran anahtarını rica edeyim."
İnanç;
"Restoranı bugün açmasak mı? Hem sen dün çok yoruldun, dinlenirsin biraz."
Hayat;
"Ne yani ben restoranı işletemez miyim? Bana güvenmiyor musun?"
İnanç;
"Yaparsın tabi de sen yorulma diye."
Hayat;
"Artık restoranla vedalaşman bittiyse gidebilir misin?"
İnanç tam kapıdan çıkarken Leyla restorana geldi. Leyla;
-Hayırdır İnanç, hani kendi iş yerinden seni kovamazdı kimse.
İnanç ister istemez sinirlendi. Hayat:
-İnanç'ı kovan yok, anlamadan dinlemeden konuşma bence. İşi varmış, gidiyor işte. Leyla;
-Sen onun avukatı mısın?
İnanç çok sinirlendi. İnanç;
-Muhtarınla iyi konuşsan iyi edersin. Yoksa seni başka mahalleye gönderirim haberin olsun.
Leyla;
-Gönder her mahallenin benim gibi Bir kıza ihtiyacı var. Bu bahanelerle beni korkutamazsın.
Hayat;
-Ay içim sıkıldı şuan, offf. Arkadaşlar acaba kendi işinize mi baksanız?
Leyla;
-Sen karışma hatta senin evde olman gerekmiyor mu?
İnanç, Leyla'ya kötü bir bakış atarak;
-Asıl sen karışma Leyla! Ben yokken buranın sahibi Hayat yani, onun sözünü dinlemek zorundasın.
Hayat:
-Arkadaşlar ben çok kötüyüm.
Hayat restorandan çıkıp eve gitti.
İnanç arkasından koştu;
-Ne oldu Hayat? İyi misin?
Hayat;
-İnanç, muhtar olamazsın derken tam bundan bahsediyordum işte. Sen benim zor durumda kalmam için mi muhtarlığa oturdun?
İnanç:
-Hayat, yok öyle birşey.
Hayat;
-Nasıl yok İnanç bak senin bu zamana kadar yaptığın herşey neden benim başıma kalıyor? Hayır yani bana galezin ne senin?
İnanç:
-Hayat, heves ettim. Anlıyor musun muhtar olmak istedim. Heves yani, hayata atılmak istedim. Neden saygı duymuyorsun?
Hayat:
-Muhtarlığın nesini heves ettin acaba? Çok sıkıcı bir iş bence. Hem restoranım var demeyi biliyorsun ama restoranla ilgilenmeyi hep erteliyorsun. Neden yani? Şimdi de restorandaki işini başıma atıp gitmekten bahsediyorsun. Amacın ne senin yani beni zorda bırakmak hoşuna mı gidiyor?
İnanç:
-Haklısın Hayat ama bir denemek istiyorum? Ne olur destek olsan?
Hayat:
-Eve gitmem lazım İnanç. Benim de kendime göre işlerim var ya hani, sen de buna saygı duymak zorundasın. 7/24 restoranında durmamı bekleme benden.
İnanç:
-Haftada bir gelip baksan yeter zaten. Çok bir şey istemiyorum senden.
Hayat:
-Muhtarlığa geç kalmadın mı? Mesai bitince mi gitmeyi düşünüyorsun?
İnanç, şaşkınlıkla saatine baktı. İnanç:
-Gerçekten geç olmuş. Hadi gitmeden bir öpim mi?
Hayat:
-Koskoca mahalle muhtarısın ama hâlâ çok sinir bozucusun.
İnanç:
-Neyse neyse restoranı kapatayım öyle gideyim bari.
Hayat:
-Tamam bende eve gideyim annem merak eder. Hadi görüşürüz. İyi mesailer sana.
İnanç:
-Teşekkür ederim canım. Bırakayım istersen oradan da muhtarlığa geçerim.
Hayat:
-Muhtarlık nerede bari biliyor musun?
İnanç:
-Gide gele öğrenirim yerini.
Hayat:
-Dikkat et kendine de İstanbul'da kaybolma bir de.
İnanç:
-Ben İstanbul'u çok iyi biliyorum bir kere. Hadi geliyor musun?
Hayat:
-Gelmiyorum sen git geç kalma mesai biter birazdan.
İnanç:
-Hayat... Ya gelsene.
Hayat:
-Muhtarlıktan kovulmak mı istiyorsun?
İnanç, arabasını Hayat'ın yanına çekti.
Hayat:
-Anlaşıldı, kovulmak istiyorsun çünkü ben dedim yani yapamayacağın bir işin içine neden girdin ki?
İnanç:
-Gelmiyor musun?
Hayat:
-Ben öyle 2 adımlık yol için benzin harcamaktan yana değilim. Ev hemen şurası zaten, restoranla arası tam 5 adım falan.
İnanç:
-Yalnız o ayakkabılarla eve gitmen biraz zor.
Hayat:
-Ne var ayakkabılarımda ya? Bu kadar yakın mesafeye ayakkabı giymeye değmiyor, terlik giydim ne var bunda? Yalnız bunlar çok rahat ya. Bence sen de ara sıra günlük giyinsen hiç fena olmaz.
İnanç:
-Denerim ama giyinemem.
Hayat:
-Neden?
İnanç:
-Muhtarım çünkü artık ben her ne kadar sen beni seçmesen de. Resmi olmam gerekiyor artık.
İnanç, Hayat'ı eve bırakıp muhtarlığa gitti.
Yorumlar
Yorum Gönder