İNANÇ VE HAYAT Bölüm 5: SAKLI GERÇEKLER
İnanç ise Leyla'dan yakasını kurtarmış Hayat'a doğru ilerliyordu. Hayat'ın oturduğu kafenin az ilerisinde bir çiçekçiden çiçek alıp kafeye geldi.
Hayat:
-Yine ne var? Git başımdan.
İnanç:
-Bana kızdığını biliyorum haklısın da ama ne olursa olsun ben herşeyi göze aldım seni çok seviyorum. Bunu bil lütfen.Hayat:
-Demek beni çok seviyorsun? O halde gece yarısı Leyla'yla ne konuşuyordun?
İnanç:
-Kıskandın mı?
Hayat:
-Ya saçmalama. Ben Leyla'yı neden kıskanayım o beni kıskanıyor her seferinde.
İnanç:
-Hayat, bak üzüldüğün mevzular var biliyorum. Ama artık tek başına uğraşmak zorunda değilsin.
Hayat:
-Valla İnanç bak biz birbirimizi sevsek bile birbirimizden uzak duralım tamam mı? Yani biliyorum saçma ama inan bana en iyisi bu.
İnanç:
-Sen de beni seviyor musun yani?
Hayat:
-Benim duygularımın bir önemi yok biliyorsun zaten.
İnanç:
-Var. Senin de duygularının bir önemi var. Senin de bu hayatta herkes gibi mutlu olmaya hakkın var.
Hayat:
-Bak ben duygularıma ne zaman önem versem kendimi başka bir evrende buldum bu zamana kadar o yüzden bence sen de bana bu kadar bağlanma. Git valla ben kendi uçurumuma her zamanki gibi kendim düşerim. Sana birşey olmasın.
İnanç:
-Bekle beni Hayat, ben bir yolunu bulup geleceğim sana.
İnanç ne yapacağını bilemiyordu ama bir yolunu bulup Hayat'a dönmekte kararlıydı.
İnanç buydu zaten ömrü boyunca aklına koyduğunu yapandı.
Nasıl yapacağını bilmiyordu ama yapacaktı. Bu kızı sıkıcı ev hayatından kurtarıp kendi hayatında renklendirecekti. Bunun için biraz araştırma yapmaya karar verdi. Mahalleden araştıramazdı çünkü ne diyeceklerini az çok biliyordu. Ama Gül'e sorabilirdi. En yakın arkadaşı Hayat'ın her şeyini biliyor olmalıydı.
Gül ile konuşmak için Gül'e gitti.
Gül:
-Hoşgeldin İnanç.
İçeriden bir ses:
-Kim gelmiş?
Gül:
-İnanç.
Hayat içeride oturuyordu İnanç'ın geldiğini duyunca dolaba saklandı. Gül kapıyı açtı.
Gül:
-E nerede şimdi, İnanç sen geç otur, ben bir bakıp geleyim.
İnanç geçip kanepeye oturdu.
Gül:
-Allah, Allah nereye gitti ki bu?
İnanç:
-Kim?
Gül:
-Hayat. Kapıyı açıp gelene kadar oturuyordu, birden kayboldu.
İnanç:
-Ben geldim diye. Ben gidiyorum o zaman.
Gül:
-Yok otur sen. Gül telefonunu çıkardı ve Hayat'ı aramaya koyuldu. Bir kere aradı açan yok. İki kere aradı biraz çaldı ama sessizdeydi telefonu.
Yok açmıyor.
İnanç:
-Ne yapalım gideyim o zaman ben.
Gül:
-Sen neden gidiyorsun ki hem niye geldin niye gidiyorsun?
İnanç:
-Seninle Hayat hakkında bir konuda konuşabilir miyiz acaba?
Gül:
-Tabi geç otur. Neyi merak ediyorsun?
İnanç utanarak:
-Şey bir hastalık geçmişi varmış galiba? Ne oldu bilmek istiyorum.
Gül şaşırarak:
-Sen nereden biliyorsun bunu? Hangi dedikoducu söyledi?
İnanç:
-Fark eder mi? Sonuçta duydum bir yerlerden ve ne olduğunu merak ediyorum. Anlatır mısınız?
Gül:
-Bunu Hayat'a sormam gerek. Üzgünüm yani hayat onun hayatı, kimlerin bilmesi gerektiğini o bilir.
İnanç:
-Gizli bir mevzu anlaşılan?
Gül:
-Gizli değil herkes biliyor ama Hayat için hassas bir konu ve bence yerinde kim olsa hassas olurdu bu konuda. Sonuç olarak kolay şeyler yaşamadı.
İnanç:
-Ben bunun bilgisini nasıl alırım peki?
Gül:
-Neden bu kadar merak ediyorsun ki?
İnanç:
-Yakından tanımak istiyorum sadece.
Gül:
-Bu bilgiyi alman gerekmiyor bence sonuçta Hayat sadece hastalığından ibaret değil. O hasta olmadan da en iyi arkadaşımdı hasta olduktan sonra da en iyi arkadaşım oldu. Önemli bir mesele değil yani insan insandır yani.
İnanç:
-Tabi öyledir de yani bilsem fena olmaz hani.
Gül:
-Neden önemli mi sence gerçekten?
İnanç:
-Önemli bence hele ki Hayat söz konusu olduğunda bilmem gerekir.
Gül:
-Ya sen Hayat'ın nesi oluyorsun ki?
İnanç:
-Gizli ajanı, hayatının aşkı. Artık ne dersen de.
Gül:
-Ya sen bu mahalleye tesadüfen gelmedin yani? Kim gönderdi seni?
İnanç:
-Dedim ya amcam gönderdi. Hastaneden de şu anki durumu hakkında bilgi almam da istendi.
Gül:
-Senin hastaneyle ne alakan var ki?
İnanç:
-Çünkü amcam orada doktor ve ara sıra hastalardan bilgi almam gerekiyor ama bu konuştuklarımız aramızda kalsın olur mu?
Gül stresli bir şekilde "Olur." diyeceği sırada, Hayat tüm konuşulanları duyduğu için dolaptan sinirle çıkıp gelir.
Hayat:
-Ne yani hastanedeyken her gün izlediği az geldi bir de seni mi yolladı? Hayır yani hayatımın en güzel yerinde beni hasta ettiği yetmez gibi bir de hayatımı engellemeye mi çalışıyor? Bu ne cüret ya? Böyle hastayı baskı altında tutarak iyileştireceğini mi sanıyor nedir bu? Bir daha bana yaklaşma bundan böyle sakın!
Böyle deyip hızla oradan uzaklaştı. İnanç peşinden koşarak:
-Hayat bak yanlış anladın açıklayabilirim.
Hayat:
-Neyi açıklayacaksın acaba? Hayatıma nasıl girdiğini mi? Sana güvenerek yaptığım hatayı mı yoksa amcanla yaptığınız hain planlarınızı mı? Söyle hangisini?
İnanç:
-Hayat çok haklısın kızmakta ama.....
Hayat:
-Ne aması İnanç neyi savunuyorsun sen hâlâ git amcana anlat beni mahallede hiç iyi karşılamadı de, bana sürekli kızdı de, hiç istemedi beni mahallede de söyle hadi.
İnanç:
-Hayat bak durum senin sandığın gibi değil.
Hayat:
-Vay neymiş acaba durum? 10 senedir hayatımın içine ettiği az geldi bir de seni mi yolladı?
İnanç:
-Çok haklısın inan bana ben de amcama aynısını demiştim. Ama amcam beni tehdit etti. İnan zorunda olmasam ben de senin karşına hiç çıkmazdım.
Hayat:
-O zaman git bu mahalleden bir daha seni buralarda görmeyeyim. Senin için iyi olmaz.
İnanç:
-Senin de tehdit etmeni beklemezdim. Ayıp ediyorsun.
Hayat:
-Hayatıma birebirden girmen ayıp olmuyor da benim seni tehdit etmem mi ayıp oluyor?
İnanç:
-Bak tamam amcam yüzünden birbirimizi kırmayalım değmez.
Hayat:
-Kim kimi kırıyor ki? Ben kimseyi kırmadım ama maşallah hayatım boyunca hep beni kıranlar oldu. Nasip işte. Bu da bizim sınavımız.
İnanç:
-Arkadaş mıyız hâlâ?
Hayat biraz düşünür. Hayatını değiştiren adamın yeğeni tam karşısında ondan özür diliyorken aklından binlerce düşünce geçmektedir. En sonunda cevap verir:
-Benimle arkadaş olmak istiyorsan amcanla irtibatı kes. Bir zamanlar hastası olmam ömür boyu beni izlemesini gerektirmiyor. Geçmiş, bitmiş bir mesele için bu kadar kafa yormasın o kafasını biraz tedavi için harcasa bugün hiç kimse böyle zor bir duruma düşmezdi.
İnanç:
-Anlıyorum.
Hayat:
-Anlayamazsın, mümkün değil. Başına gelmeyince kimse kimseyi anlamaz ki zaten. Senin de değerin düştü gözümde. Hadi elveda.
İnanç:
-Hayat gitme ne olur!? Ya bak sorun neyse beraber el ele verir hallederiz söz.
Hayat:
-Yemezler. Git amcanı kandır.
İnanç, Hayat koşarak uzaklaşırken ona yetişti. Elini tuttu, gözüne baktı. Gitmemesi için yalvarır gibi gözünün içine baktı. Hiçbir şey söyleyemedi ama gözleri her şeyi açıklar gibi bakıyordu; "Ben masumum Hayat diyordu, ben de sizin gibi bir öğrenciyim. Amcam yüzünden hastaneye bulaştım ama inan amcam zorladı. Yoksa benim hiç bir suçum yok. Lütfen anla beni."
Hayat ise bunu söyleyen gözlerden adeta kaçar gibi şu mesajı veriyordu gözleri: "Sende en başından beri kötü bir enerji almıştım zaten belliydi böyle olacağı. Git bu mahalleden ve bir daha gelme. Benden ve hayatımdan uzak dur."
İnanç en sonunda pes etti. İnanç:
-Peki madem birlikte olamıyoruz bana düşen uzaktan sevmek.
Hayat:
-Hatta sevme bile gerek yok, deyip uzaklaştı.
İnanç arkasından öylece bakakaldı. Ne yapsa bilemez halde kaldırıma yığılmıştı adeta. Bir amca yeğenini ne kadar zora sokabilirdi ki? İşte şimdi böyle bir durumdaydı. Amcası yüzünden hayatında en güzel kızla tanışma fırsatı olmuş, aynı zamanda yine amcası yüzünden kız onu terketmişti.
Yorumlar
Yorum Gönder