RESTORANDAN BU KADAR
Hayat sabah restorana geldiğinde İnanç'ı karşısında görmesiyle çok şaşırdı.
Hayat:
-Senin muhtarlıkta olman gerekmiyor muydu?
İnanç:
-Restoranda iftar benim fikrimdi tabi gelecem.
Hayat:
-İftar yapmak senin fikrindi, evet ama restoranda iftar benim fikrimdi.
İnanç:
-Restoran benim yani sen sadece çalışansın.
Hayat:
-Ortaklığım buraya kadardı yani. Madem öyle ben bir daha gelmem buraya.
İnanç:
-Şaka yaptım ya, gel buraya.
Hayat:
-Gelmiyorum tamam mı? Senden de dertlerinden de restoranından da bıktım artık.
İnanç:
-Gerçekten şaka yaptım ya özür dilerim. Sen ciddi misin şu an? Gerçekten bıkmış olamazsın dimi?
Hayat:
-İnanç bak yalandan geçtik şaka da bir yere kadar.
Hayat giderken İnanç da çıkıp ona yetişti.
İnanç:
-Ya bak sen gerçekten ciddi ciddi gidiyor musun?
Hayat:
-Ya bak sen gerçekten sorunlusun biliyor musun?
İnanç:
-Ya o yüzden muhtar oldum dimi?
Hayat:
-Psikolojik sorunların var bir psikoloğa görün bence. Ayrıca muhtar olman bir şey başardığını göstermiyor. Neyse hadi kaçtım ben.
Hayat gitti. İnanç:
-Hayat benim sorunlarımın çözümü sensin. Ya gitti ya. Offf.
İnanç da eve gitti artık.
**********
Hayat eve geldiğinde Can ve annesi telefonla konuşuyordu. Hayat da üstünü değiştirip annesinin karşısında oturdu.
Hayat'ın dayısı çok hastaydı. Hayat çok üzülüyordu ama artık kendi mevzularına odaklanması gerekti. Ay sonundaki iki önemli sınavlarına çalışması gerekiyordu. Maalesef hayatının önemli yerlerinde de hep birşeyler oluyordu. Neyse artık güzel şeyler düşünmesi gerekti. İnanç, restorandaki iftarı tek başına nasıl yapacaktı acaba? Aklına çok komik şeyler geldi.
**********
Restoranda tam iftar vakti bir ses duyuldu. Leyla ve Büşra korkuyla birbirlerine sarıldılar. Acaba içeri hırsız mı girmişti? İnanç tam bunu kontrol edecekken ezan okundu. Kızlar hâlâ korkuyordu ve kimse orucunu açamadı korkudan. Can ve Gül ise olanlardan etkilenmemiş gözüküyordu. Ama yine de oruçlarını açmak istemediler.
**********
"Ay şaka bir yana İnşallah böyle birşey olmaz ya" 😂🤣😂🤣. "Ama İnanç'ın iş yeri sonuçta ne olursa şaşırmam"
Derken İnanç yanında bitiverdi. Hayat:
-Ne oldu?
İnanç:
-Ben de sana soracaktım ne oluyor benim hakkımda ne konuşuyorsun kendi kendine?
Hayat:
-Hiç ne konuşucağım öyle?
İnanç:
-Bana hiç öyle gelmedi.
Hayat:
-İftarı nasıl yapacağını düşündüm de🤣😂🤣😂. Hem sen ne biçim muhtarsın sürekli buraya geliyorsun?
İnanç:
-Çok güzel bir iftar olacak.
Hayat:
-Tabi canım ona ne şüphe... Kızlar da geliyor. Belki Gül gelmez ama, Can gelmeyecekmiş çünkü.
İnanç:
-Sen nereden biliyorsun?
Hayat:
-Can benim kardeşim çünkü tabi bilirim. Gül de kardeşten öte dostum zaten. Hem gelirlerse de zaten kötü bir şey olacak gibime geliyor. En iyisi gelmesinler onlar.
İnanç:
-Sana inanamıyorum Hayat ya? Ne gibi kötü bir şey olabilir ki?
Hayat:
-İçeri hırsız girebilir mesela... Restoranda bir şey patlayabilir ne bilim...
İnanç:
-Ve tüm bunlar da bugünü bulacak öyle mi? Hayal gücün müthiş ama sen bu zamana kadar buraya bizden başkasının girdiğini gördün mü? Hırsız burayı nereden bilsin? Ha hadi diyelim girmeye karar verdi kapıları nasıl açacak?
Hayat:
-Bilmiyorum ama kesin kötü bir şey olacak.
İnanç:
-Ya olmayacak bir şey herşey çok güzel olacak. Tabi sürekli kötü bir şey olacağını düşünürsen günün birinde olur merak etme.
Hayat:
-Acaba vaz mı geçsek?
İnanç:
-Yok vaz geçemeyiz hem bu akşam yani? Ne olabilir ki?
Hayat:
-İnanç ben çok kötü bir rüya gördüm kesin kötü bir şey olacak.
İnanç:
-Rüya altı üstü ne olabilir ki?
Hayat:
-Restoranda patlama olabilir, hırsız girebilir... Yani dünyanın binbir hali var.
İnanç:
-Bak herşeyin önlemi var yani zaten ben de orada olacağım birşey olmaz merak etme.
Hayat:
-Zaten sen orada olduğun için birşey olabilir. Sen en iyisi gitme.
İnanç:
-Hayat yuh artık saçmalıyorsun kötü şeyleri ben mi yapıyorum sence? Ya bak güzel düşün güzel olsun.
Hayat:
-İnanç ama........
İnanç:
-Hayat bak artık heveslerimin içine etme tamam mı? Bıktım ya, ne bu sanki hiçbirşey yapmamı istemiyormuş gibi. Gerçekten sıkıyorsun bir yerden sonra.
Hayat:
-Sen de bazen beni sıkıyorsun ben birşey diyor muyum? Tamam be gidiyorum ne halin varsa gör.
İnanç:
-Hayat, hey Allah'ım ya kız bildiğin çözülmez bulmaca sanki.
Hayat'ın gitmesiyle Leyla gelir. Leyla:
-Tünaydın İnanç naber?
İnanç:
-Ha, bir sen eksiktin, hoşgeldin Leyla?
Leyla:
-Yine ne oldu? Hayat dimi? Üzdü seni. Ben sana dedim ama dimi; bu kız sana göre değil, boşver dedim. Ama dinleyen kim?
İnanç:
-Leyla boş yapmaya mı geldin?
Leyla:
-Yok iftar için yardım etmeye geldim. İş çok.
İnanç:
-Aslında düşünüyorum da bu sene iftar yapmasak da olur.
Leyla:
-Ne demek iftar yapmasak da olur? Bugün Ramazan'ın son günü farkında mısın? Başka ne zaman iftar yapmayı düşünüyorsun ki?
İnanç:
-Bu sene değil, belki ilerleyen senelerde bir şey olmazsa.
Leyla:
-Nasıl bir şey olmazsa? Restoranı kapatmayı düşünmüyorsun dimi?
İnanç:
-Restoran belki gider ne bilim?
Leyla:
-İnanç sen gerçekten iyi misin? Hayır yani ayakları falan mı var buranın, nereye gidecek?
İnanç:
-Ölür belki ne bilim?
Leyla:
-İnanç sen harbi iyi değilsin. Restoran burası insan gibi muamele etmene gerek yok. Gerçi arada sırada ''Canım restoranım'' deyip bir silip süpürsen fena olmaz ama.
İnanç:
-Sen ne anlarsın? Geç işinin başına sinir etme beni.
Leyla:
-Ay dertleşmek de yaramıyor ya.
İnanç:
-Leyla ben bir saat kadar malzeme almaya gidiyorum hadi restoran sana emanet.
Leyla:
-Muhtarlığa geçiyorum desen daha iyiydi sanki ama.
İnanç:
-Leyla, benim nerede olduğum, ne yaptığım seni hiç ilgilendirmiyor tamam mı! Hadi görüşürüz 👋🏻.
Leyla:
-İyi aman git, seni bekliyorlarmış.
İnanç:
-Efendim?
Leyla:
-Sen gitmedin mi daha?
İnanç:
-Restoranı sana bırakmamı beklemiyorsun herhâlde?
Leyla:
-Aman be ne restoranmış. Yemedik ya restoranını gidiyorum işte.
Leyla gitti.
İnanç, restoranı tam kilitleyip çıkıyordu ki, Güven abiyle karşılaştı. Güven abi:
-Naber İnanç ne yapıyorsun?
İnanç:
-Restoranı kapatıyorum.
Güven abi:
-Niye ki?
İnanç:
-Restoran açmakla kötü yaptım çünkü. Hem restoranıma hırsız falan girer içeride bir şey mişey patlar en iyisi kapatayım.
Güven abi:
-Emin misin? Bak sonra pişman olursun.
İnanç:
-Eminim abi. Bu geceki iftarda birşey olmadan kapatmak en iyisi.
Güven abi:
-Ne olacak ki?
İnanç:
-Ya hırsız girer ya da bir şey patlar, ben de rezil olurum yine herkese.
Güven abi:
-Korkuyorsun yani de birebirden ne oldu?
İnanç:
-Hayat, restoranda uyurken rüya görmüş o anlattı.
Güven abi:
-Rüya altı üstü olabilir, yani niye korktun ki?
İnanç:
-Öylede abi Hayat görmüş yani ben görsem tamam der geçerim ama yani Hayat gördüyse kötü birşey olma ihtimali var hem zaten sürekli kötü birşey olacak gibisinden bakıyor hayata.
Güven abi:
-Restoranı kapatmakta kararlısın yani. Bana devretsen? Biz çalışsak artık olmaz mı?
İnanç:
-Bilmem ki. Hayat'a sormam lazım.
İnanç, Hayat'ı aradı.
İnanç:
-Naber Hayat?
Hayat:
-Sen ne yüzle beni arıyorsun?
İnanç:
-Hayat sakin olur musun? Sana harika bir haberim var. Güven abi bizim restoranı devralmak istiyor.
Hayat:
-Güven abi? Senin üstünde oturan mı?
İnanç:
-Evet o. Restorana gelip imzan gerekiyor.
Hayat:
-Neden? Ben sadece bir çalışanım unuttun galiba.
Telefon kapandı. İnanç derin bir nefes vererek Güven abiye döndü.
İnanç:
-Offf gelmeyecek. Keşke ona bugün ters davranmasaydım. Haklı kız, yani ben neden bugün öyle şeyler dedim ki?
Güven abi:
-Ne oldu ki tam olarak aranızda?
İnanç:
-Ben de anlamadım ki, rüyasını anlattı sonra senin burada ne işin var gibisinden birşeyler dedi sonra işte rüyasından etkilenerek kötü bir şey olacak vaz geçelim falan dedi en son ben vaz geçmeyelim deyince de senden de restoranından da bıktım dedi çıktı gitti.
Güven abi:
-Sen de şimdi gerçekten vaz geçtin öyle mi?
İnanç:
-Vaz geçmek zorunda bırakıldım desek daha doğru.
Güven abi:
-Hayat'ı bir de benim aramamı ister misin?
İnanç:
-İkna edeceğini sanmıyorum ama madem denemek istiyorsun sen bilirsin abi.
Güven abi:
-Tamam bir deneyeyim.
Güven abi Hayat'ı aradı.
Hayat:
-Efendim abi?
Güven abi:
-Hayat naber abicim?
Hayat:
-Ne olsun işte. Bir şekilde yaşıyoruz buna da yaşamak denirse tabi. Senden naber?
Güven abi:
-Sizin restoranı devralıcam da sakıncası yoksa tabi bir imza işi var, ondan gelmen lazım.
Hayat:
-İnanç arattı dimi? Söyle ona onun olduğu yerde ben bir daha olmam. Hem ayrıca o kim oluyor ya?
Güven abi:
-Sevgilin hatırlarsan ne oldu size ya?
Hayat:
-Yanındakine sor istersen.
İnanç:
-Hayat bir gel nolur ya.
Hayat:
-Efendim bir şey mi dedin abi? Ha tamam görüşürüz.
Hayat telefonu kapattı.
İnanç, Güven abiye dönerek;
-Dedim sana dimi abi? Konuşturmadı bile. Eminim şu an gayet huzurlu bir şekilde ders çalışıyordur. Ya neden beni görmüyor valla gel de çıldırma.
Güven abi:
-İnanç bak Hayat neden böyle yapıyor gerçekten bilmiyorum ama durduk yere böyle yapması da tuhaf yani.
İnanç:
-Ben bu işi çözücem ama.
Güven abi:
-İnanç nereye?
İnanç:
-Konuşmaya.
İnanç, Hayat'ın apartmanına girdi. Kapıyı tıklayıp beklemeye başladı.
******
Hayat'ın annesi:
-Kapıya mı vuran var?
Hayat:
-Ben bir ses duymadım.
Hayat'ın annesi:
-Davulcu mudur ki? Kız sen gerçekten duymuyor musun?
Hayat:
-Kapıya mı bakayım?
Hayat'ın annesi:
-E bir zahmet artık.
Hayat kalkıp kapıya doğru ilerledi. Önce delikten baktı ama tam göremedi.
Hayat:
-Yok galiba birisi.
Hayat'ın annesi:
-O nasıl kapıya bakmak Allah'ını seversen? Açıp da baksana.
Hayat:
-Of anne tamam ya.
Hayat kapıyı açınca karşısında İnanç'ı görmesi bir oldu.
Hayat:
-Senin burada ne işin var ya anlamıyorsun galiba bundan sonra ben yokum ne yaparsan yap umurumda değil. Hem ayrıca sen neden geldin ki şuan müsait değilim anlamıyor musun, konuşmak istemiyorum.
Hayat'ın annesi içeriden:
-Kızım kim gelmiş ne konuşuyorsun?
Hayat:
-Hiç kapıyla konuşuyorum.
İnanç'a da gitmesi için o kadar işaret yaptı ama gitmek şöyle dursun İnanç üst kata çıkıp gözden kayboldu.
Hayat da içeri geçti. "Off ya."
Hayat'ın annesi:
-Kim gelmişti kızım?
Hayat:
-Üst kata gelmişler herkes de buraya basıyor ya? Hayır yani zilde sadece bizim dairenin ismi yazıyor diye neden herkes bizim zile basıyor? Hem de alakasız alakasız kişiler yani.
Hayat'ın annesi:
-Sen onu bunu bırak da restoranda iftar yok muydu bugün?
Hayat:
-İptal olmuş Allah Allah hiç de anlamadım bu İnanç'ın işleri de akıl sır ermiyor dimi?
Hayat'ın annesi:
-Niye iptal olmuş ki acaba?
Hayat:
-Kişisel bir sorunu varmış sanırım ama çok önemli değil.
Hayat'ın annesi:
-Ne sorunu var acaba? Hayır yani kız arkadaşıyla sorun yaşıyor desem böyle adam evi var, arabası var, restoranı var iyi kötü. Kendini geçindiriyor yani daha ne istiyor; bu kızlar da görgüsüz.
Hayat:
-Belki görgüsüz değildir yani tanımıyoruz sonuçta, önyargılı olmayalım.
Hayat'ın annesi:
-Sen tanıyorsundur restorana gelmedi mi?
Hayat:
-Yok ya. Allah bilir İnanç'ın ne halde olduğunu da bilmiyordur. İnanç da zavallım o beni sevecek diye uğraşsın dursun işte.
Hayat'ın annesi:
-Sen öyle yapmazsın dimi?
Hayat:
-Ne alaka anne şu an ya dalga mı geçiyorsun? Hem daha okulum var biliyorsun yani.
Hayat'ın annesi:
-Yok kız şaka yaptım.
Hayat:
-He iyi bari ben müsaadenle odama geçiyorum o halde.
Annesi:
-Tamam kızım.
Hayat odasına geçerek telefonuna gelen mesajlara baktı; 30 yeni mesaj.
Derken İnanç'tan bir arama geldi.
İnanç:
-Hayat iki dakika konuşabilir miyiz?
Hayat:
-Ders çalışmam gerek.
İnanç:
-Tamam ama o kadar yazdım sana insan bir cevap yazar ayıp ya.
Hayat:
-En büyük ayıbı sen zaten her seferinde bana yaptığın için alışsan iyi olur.
İnanç:
-Yarın bayram biliyor musun? Yarın size gelecem.
Hayat:
-Ben de Gül'e gidicem bayramlaşmaya. Ne olmuş yani?
İnanç:
-Bayrama küs mü giricez?
Hayat:
-Valla İnanç istediğin kadar şey söyle ikna edemezsin beni, sen hep kır üz sonra bir de özür dile tamam mı? Zaten senin yüzünden annem az daha sevgili olduğumuzu anlayacaktı ve bana görgüsüz dedi annem ya. Hem de senin yüzünden.
İnanç:
-Annen haklı olabilir aslında😂🤣😂. Siz kızlar bir acayipsiniz çünkü.
Hayat:
-En azından siz erkekler kadar sinir bozucu falan değiliz.
İnanç:
-Sen şimdi gerçekten...
Hayat:
-Kapatmam lazım İnanç, annemle pazara çıkacaktık.
Telefon bir kez daha İnanç'ın yüzüne kapandı.
********
Hayat'ın annesi:
-Hadi gel seninle pazara çıkalım.
Hayat:
-Müthiş bir haber valla canım sıkılıyordu iyi olur.
Hayat'ın annesi:
-Üstünü falan değiştir. Hazırlan sen ben de arabayı alıp geliyorum.
Hayat odaya girip üstünü falan değiştirdi. İhtiyaçlarını görüp maske takıp ayakkabılarını da giydikten sonra aşağı inip annesini beklemeye başladı.
Annesi de gelince pazar arabasını da alarak pazara doğru ilerlemeye başladılar.
Pazara girdiklerinde rüzgar esmeye başladı. Pazar da oldukça kalabalıktı. Bir tezgahın önünde durduklarında İnanç'la karşılaştılar.
Hayat'ın annesi:
-A İnanç naber?
İnanç:
-Aynı işte teyzecim ne olsun. Sizden naber?
Hayat'ın annesi:
-Bizde aynı işte bildiğin gibi.
İnanç:
-Naber Hayat?
Hayat:
-Aynı İnanç zaten biliyorsun dimi?
İnanç:
-Hıhı. Ne arıyorsun burada?
Hayat:
-Seni aramadığım kesin de bakıyorum öyle.
İnanç:
-Ne almayı düşünüyordun?
Hayat:
-Ay sanane İnanç, git işine Allah'ını seversen.
Hayat'ın annesi:
-Kızım çok ayıp ama ya, İnanç oğlum sen de kusura bakma.
İnanç:
-Olur mu teyzecim alışkınım ben zaten bunlara.
Hayat:
-Offf İnanç sen ne arıyorsun burada? Pazara çıkacak başka saat mi bulamadın?
İnanç:
-Ben de burada esnafım biliyor musun?
Hayat:
-Anne gitsek mi artık ben çok yoruldum.
Hayat'ın annesi:
-Ne oldu ki? Ay çok güzel pijamalar varmış. Sana pijama takımı alalım mı?
Hayat:
-Bakalım bari.
Birlikte tezgaha doğru ilerlerler. Pijamalara bakarlarken İnanç tezgahtadır. Hayat rahatsız olmuş bir şekilde:
-Acaba almasak mı?
Annesi:
-Şu kırmızı tam senin bedenin hem kumaşı da güzel.
Hayat:
-Acaba başka yerden mi alsak?
Annesi:
-Hazır geldik buradan alacağız.
Hayat yalancıktan pijamalara bakıyormuş gibi yapar.
İnanç:
-Açabilirsin ablacım.
Hayat derin bir nefes alıp sustu.
Annesi:
-Karar verdin mi hangisini alalım?
Hayat:
-Şu kırmızıyı alalım mı?
Annesi:
-Bak şuradaki de güzel.
Hayat:
-Bence bunu alalım.
Annesi:
-Tamam. Kaç lira abi?
İnanç:
-Herkese parayla size bedava.
Hayat:
-Dedim sana almayalım diye? Bu ne ya?
Hayat'ın annesi:
-Harbiden neden bedava?
İnanç:
-Çünkü günün ilk müşterisi oldunuz.
Hayat:
-Off bir bu eksikti. Yok yere başımıza bela aldık iyi mi?
Hayat'ın annesi:
-İlk siftahını al işte.
İnanç:
-Gerek yok teyzecim. Ustam duyarsa öldürür beni.
Hayat:
-Bu tezgaha sen bakmıyorsun yani? Tamam almadık gidiyoruz.
İnanç:
-Lütfen alın ya ustam satış yapmadığımı öğrenirse gebertir beni.
Hayat:
-Yalnız satmıyorsun direkt çalın gidin gibi birşey diyorsun. Offf valla yoruldum ya.
Hayat'ın annesi:
-Gel eve gidelim.
Onlar eve gittiler ve akşam oldu.
Yorumlar
Yorum Gönder