İNANÇ VE HAYAT; 7. BÖLÜM;POLİSE ŞİKÂYET
POLİSE ŞİKÂYET
İnanç heyecanlı adımlarla karakolun yolunu tuttu. İçeri girdiğinde doğruca amirin odasına giren İnanç:
-Bir şikayette bulunacağım.
Amir:
-Söyle nedir şikayetin?
İnanç:
-Amcam kız arkadaşımı rahatsız ediyor.
Amirin gözleri fal taşı gibi açılır. Amir:
-Bu ne biçim şikayet? Otur şuraya doğru dürüst anlat ne oldu?
İnanç:
-Şimdi şöyle memur bey, benim amcam doktor, sevdiğim kızın önceden doktorluğunu yapmış. Şimdi de benim bu mahalleye taşınmamı fırsat bilip sevdiğim kız hakkında bilgi alıyor. Yani beni kullanıyor bu durumda.
Amir:
-Çok ilginç bir vaka, böylesini ilk defa duyuyorum. Neyse sen amcanı tarif et arkadaşlar onu bulmamıza yardımcı olur.
İnanç:
-Tabii memur bey, teşekkürler.
Memur:
-Nasıl biriydi?
İnanç:
-Yaşlı, sakalları kıralmış, orta boylu.
Memur:
-Hemen bakıyorum.
Bilgisayardan tam tarife uyan birisini buldu.
Memur:
-Bu mu?
İnanç:
-Evet.
Komiser sordu:
-Buldunuz mu?
Memur:
-Evet ama kayıtlarda yok sicili gayet temiz.
Komiser:
-Nerede yaşadığı belli mi kayıtlarda?
Memur:
-Evet oraya bir ekip gönderiyorum hemen.
Komiser bu kez İnanç'a döndü:
-İstersen gidebilirsin, biz seni haberdar ederiz bir şey olursa.
İnanç:
-Peki komiserim mutlaka haber bekliyorum.
İnanç, hızla karakoldan çıktığı sırada orada çocukluk arkadaşı Mert'le karşılaştı.
Mert:
-Nereye kayboldun birader?
İnanç:
-Sorma başıma gelenleri ama iyi ki gelmiş diyorum bazen. Sen napıyorsun nasıl gidiyor işler güçler?
Mert:
-Aynı bizde bir değişiklik yok. Her şey bildiğin gibi. Sen kimi şikayet ettin şimdi? Mahallede birisi sana kötü mü davranıyor?
İnanç:
-Yani mahalleden sayılmaz da işte. İçimizdeki yılanları mahalle sayesinde öğreniyoruz diyelim.
Mert:
-Güzel bir mahalle yani. Eminim güzel kızlar da vardır. Bir gün uğrarım sana.
İnanç:
-Tabi her zaman beklerim de bu ara çok tavsiye etmem.
Mert:
-Neden kanka?
İnanç:
-Yani kız arkadaşımla aramızı düzeltmeden birisiyle görüşmem uygun olmaz.
Mert:
-Kanka o zaman sana kolay gelsin.
İnanç:
-İnşallah bu küslüğü uzatmaz ya. Aramız düzelsin başka bir şey istemem artık.
İnanç, karakoldan çıkar. Tam o sırada Hayat karakola girer. İnanç şaşırarak:
-Sen kimi şikayet edeceksin?
Hayat:
-Sana ne? Sana hayatımdan uzak dur demedim mi? Ne diye hâlâ karşıma çıkıyorsun ki?
İnanç:
-Önce ben geldim bu durumda benim karşıma çıkan sensin, söyle kimi şikâyet etmeye geldin?
Hayat:
-Sen beni mi şikâyet ettin yoksa?
İnanç:
-Hayır. Seni seviyorum neden şikayet edeyim ki?
Hayat şikâyet etmekten vazgeçer ve çıkar oradan.
İnanç:
-Kimi şikâyet edecektin?
Hayat:
-Sen kimi şikayet ettin?
İnanç:
-Amcamı tabiki.
Hayat:
-Neden ki?
İnanç:
-Aramızdaki soğukluğa o neden oldu çünkü.
O sırada telefonu çaldı. Telefonu açan İnanç:
-Efendim, geldi mi? Hı tamam ben de kapının önündeydim geliyorum hemen.
İnanç, Hayat'a dönerek:
-Sende gel istersen.
Hayat:
-Neden ki sonuçta senin amcan, ben hiç aranıza girmeyeyim.
İnanç:
-Senin de doktorun yani. Hem beraber gidelim, diyerek elini tutar. Beraber el ele komiserin odasına girerler.
Komiser:
-Şikayetçi olduğunuz adam bu mu?
Hayat ve İnanç aynı anda:
-Evet komiserim.
Hayat şaşırarak:
-Senin amcan gerçekten bu mu?
İnanç:
-Maalesef ki senin de doktorun dimi?
Hayat:
-Ya bu nasıl olabilir ya? Bir adam aynı anda hem doktor hem suçlu nasıl olabilir?
Komiser:
-Siz çıkabilirsiniz. Gözaltına aldık artık size zarar veremez.
Hayat:
-Teşekkürler komiserim. Kolay gelsin.
İnanç:
-Çok sağ olun komiserim teşekkür ederim.
Komiser:
-Ne demek görevimiz iyi günler.
Hayat:
-Bu gerçekten senin amcan mıydı? Bence değildir ya.
İnanç:
-Niye bu kadar şüpheye düştün ki? Amcam kötü bir adam diye ben de kötü biri olmak zorunda değilim.
Hayat:
-Yok hayır öyle demedim.
İnanç:
-Demediysen bile aklından geçirdin hadi itiraf et.
Hayat:
-Bir DNA testi falan mı yaptırsanız acaba?
İnanç:
-Yok daha neler? Adam hapiste zaten korkma birşey yapamaz. Hem yapsa bile artık senin tarafındayım kötü işlerine beni alet edemez yani.
Hayat:
-Hiç güven vermiyorsun niyeyse?
İnanç:
-Sen güvenmek istemiyor olabilir misin?
Hayat:
-Saat geç olmadan ben eve gideyim en iyisi.
İnanç:
-Bırakayım istersen?
Hayat:
-Yok ben yürürüm annem bekler şimdi.
İnanç:
-Senin annen seni bekliyor mu?
Hayat:
-Tabiki sanki senin ailen senin için endişelenmiyor?
İnanç:
-Ben hiç endişelendiklerini görmedim şahsen.
Hayat:
-İçlerinde yaşıyor olabilirler yoksa evladı için endişelenmeyen aile yoktur yani. Neyse hadi görüşürüz.
İnanç:
-Görüşürüz.
Yorumlar
Yorum Gönder