İNANÇ VE HAYAT 2: 4. BÖLÜM: OFİSTEKİ MESELE

bu ne ya

Hayat sabah kalkıp ofise gitmek için hazırlandı. Birden gözü elindeki alyansa kaydı. Hayat: 
-Ya şuna bak ya bu nedir? Neyse ofise gidince sorarım ben ona. 
Hayat üstünü değiştirip üstüne hırkasını attıktan sonra çantasını da alarak evden çıktı. 
Kaldırımda yürürken İnanç karşısına çıktı. İnanç: 
-Günaydın Hayat. Nasılsın bugün? 
Hayat: 
-Günaydın İnanç. Hiç iyi değilim. Resmen evleniyoruz artık inanabiliyor musun? 
İnanç: 
-E yani... Olamaz mı? Hem neden dün bana öyle davrandın?
Hayat: 
-Offf İnanç çünkü....
İnanç: 
-Çünkü beni hâlâ sevmiyorsun ve beni yanında görmeye de katlanamıyorsun. Nereden geldi bu benim başıma falan diyorsun. 
Hayat: 
-İnanç...
İnanç: 
-Ne yalan mı? Ya amcam yüzünden beni de hayatına almadan çıkardın yani. Daha ne dememi bekliyorsun?
Hayat: 
-İnanç bak ben...
İnanç: 
-Evet ne yani sorun? 
Hayat: 
-İnanç ben evleneceğimi hiç düşünmedim ki... Her şey çok ani oldu sanki ve ben yetişemedim gibi hissediyorum. 
İnanç: 
-Hayat bana tek bir şey söyle; beni seviyor musun?
Hayat: 
-Evet İnanç ama...
İnanç: 
-Aması yok Hayat ya bak düne kadar ne güzel anlaşıyorduk ne oldu birebirden sana ya? Ben bazen seni anlayamıyorum. Şu kızların dünyası zaten çok garip, siz ne yaşıyorsunuz ya? 
Hayat: 
-Dün ikimizde kızların oyununa geldik ve kızların dünyasının neresi garip ya? Tabi hayat erkeklere güzel her manada? Ne yapalım şans işte anamızdan oğlan doğmadık ki ne bilelim? 
İnanç: 
-Ay erkek olsan ne olacaktı acaba?
Hayat: 
-Ofise geç kalıyoruz farkındaysan? 
İnanç: 
-Gel gidelim öyleyse yolda konuşuruz. 
İnanç ve Hayat arabaya bindi. Hayat: 
-İnanç sen araba sürmeyi ne zaman öğrendin? 
İnanç: 
-Tabi sen bilmiyorsun dimi? 18 yaşındayken ehliyet aldım. Sen de hâlâ alamadın dimi? 
Hayat: 
-Bazen çok sinir bozucu olduğunu biliyorsun dimi?
İnanç: 
-Bu kadar çok duyup istemeye gittiğimde de yabancı gibi tavırlara girmenden anlamak zor olmadı merak etme biliyorum yani. 
Hayat: 
-İnanç bak ben gerçekten seni üzmek istemedim özür dilerim ama çok heyecanlandım ne yapayım? 
İnanç: 
-Bazen yanlış zamanda yanlış yerde olursun ya beni öyle bir durumun içine soktun dün. Üstelik aldığım hiçbirşeyi beğenmedin bu ne ya biz düşman mı oluyoruz karı koca mı olacağız? Bunu bence bir düşün. 
Hayat: 
-İnanç bak çok çok özür dilerim ama çok heyecan yaptım kahveyi yapana kadar evde bildiğin elim ayağıma dolandı. Ne yapacağımı bilemedim sonra sizin arabayı görünce mutfaktan çıktım da kızların oyununa geldim işte orada da. 
İnanç: 
-Ne yalan söyleyeyim bende Mert'le size gelene kadar çok heyecanlıydım ama geçti işte seni görünce. 
Hayat: 
-Yalnız İnanç ne güzel bir akşam oldu dimi?
Serdar lafı böldü:
-Paketlemede neden bugün bir şey yok? E tabi bazıları için iş boş yan gelip yatmak demek. 
İnanç: 
-Hayat ben bu adamı öldürürsem bana sakın engel olma. 
Hayat: 
-İnanç boşver sen onu önündeki işi yap. 
Serdar:
-İnanç bey bugün nasılsınız? 
İnanç: 
-Sanane oğlum karışma bana. 
Serdar: 
-İçerisi çok havasız değil mi sizce de? Camları mı açsak? 
Hayat: 
-Serdar otur işini yap. Ben açarım. 
İnanç: 
-Sen uğraşma ben açarım. İçerisi harbiden çok basık.
İnanç camı açtı o camı açıp yerine geçince Leyla'yı ofiste görünce şok oldu.
İnanç: 
-Pişt Hayat, Leyla'nın ne işi var burada? 
Hayat: 
-Bilmiyorum İnanç ama garanti birşey karıştırıyor bunlar. 
İnanç: 
-Ben öğrenirim. 
Hayat: 
-İnanç nereye? 
İnanç: 
-Bu iş nereye gidiyor? Ne oluyor öğrenmeye? Sen dur burada. 
Hayat: 
-İnanç boşver onları ne yaparlarsa yapsınlar. 
İnanç: 
-Hayat, Serdar'ın yaptıklarını yanına kar bırakmam. Ya ondan korkuna benden uzaklaşıyorsun? Farkında değil miyim sanıyorsun? 
Hayat: 
-İnanç bu iş bizi aşar gel biz işimizi yapalım.
İnanç: 
-Leyla da Serdar'ı görmeye gelmiş niyeyse inanabiliyor musun ya? Restoranda beni görmeye dayanamayan Leyla ofise Serdar'ı görmeye gelmiş.
Hayat: 
-Ay İnanç sana inanamıyorum. Leyla'yı kıskandığını söyleme bana. Oğlum sen manyak mısın? 
İnanç: 
-Ne alaka? 
Hayat: 
-İnanç zaten Serdar beni rahat bıraksın diye bu oyunu biz çevirmedik mi? 
İnanç: 
-Biz çevirdik dimi? Ama Leyla...
Hayat: 
-Ne var Leyla da maşallah bizim ilişkimiz hakkında ne biliyorsa anlatmış Serdar'a bir dedikoducuyla birlikte olmak istiyorsan tabi yani o zaman beni dün niye istemeye geldin? Bir karar ver artık; yalvarırım, kimi seviyorsun? 
İnanç: 
-Hayat bak tamam seni seviyorum ama bizim restorandan bir çalışanın da Serdar'la birlikte olması içime sinmiyor. 
Hayat: 
-Onu bu planı yapmadan önce düşünecektin? Artık herşey için çok geç ve yani Serdar şirketi devralırsa Leyla'yla ofisin başına geçerlerse....
İnanç: 
-Öyle bir şey olmayacak. 
Hayat: 
-Eğer olursa bu istemeyi falan unut atarım yüzüğü ona göre. 
İnanç: 
-Hayat zaten yüzüğü atmak için fırsat kolluyordun, lan sanki zorla istemeye geldim neden dünyanın en yanlış işini yapmışım gibi davranıyorsun.
Hayat: 
-Yanlış zaten görmüyor musun?
İnanç: 
-Nesi yanlış? 
Hayat: 
-Babamla ne konuştun da hemen verdi? Konuşmamıza göre vermemesi gerekiyordu. 
İnanç: 
-Sen şimdi gerçekten ay inanamıyorum 😂. Ailenden ayrılmaktan bu kadar korktuğunu bilmiyordum. 
Hayat: 
-Tabi ailesi olmayan ne bilir? Sen de haklısın? 
İnanç: 
-Kalbimi kırıyorsun ama💔💔.
Hayat: 
-Ben sayende her gün kırılıyordum zaten artık bir zahmet biraz da sen kırıl💔💔. Hayat hep başkalarını kır üz diye değil biraz da senin üzülüp kırılman gerek. 
İnanç: 
-Hayat bazen çok sinir bozucusun ve ben seni anlayamıyorum biliyor musun? 
Leyla araya karıştı: 
-Naber arkadaşlar? Nasıl geçti isteme falan?
Hayat: 
-Leyla sana kim söyledi? 
Leyla:
-Ay gizli bir bilgi miydi? Ya evleniyorsun kızım ya insan bunu gizler mi? Yani nesi var; evlenmek isteyip evlenemeyenleri düşün.
Hayat: 
-Tamam Leyla ben nasıl olsa bulurum bu kişiyi. 
İnanç: 
-Hayat gerçekten nesi gizli ve yani sen benimle olmaktan utanıyor olamazsın herhâlde 😅. Yok artık Hayat iyi misin? 
Hayat: 
-Kesin sen söyledin dimi? Leyla'yla aranda bir şey mi var? 
İnanç: 
-Ne yani Hayat, Leyla'yı sevsem neden seni istemeye geleyim? Neden onu Serdar'a yem edelim yani? Azıcık kıskanmadan sadece mantığınla mı düşünsen? Hem Leyla bir konuda haklı bu gerçekten gizli bir bilgi miydi? 
Hayat: 
-Offf İnanç yani offf....
İnanç: 
-Hayat nedir sıkıntın? Yani iki gündür bir oflar puflar... Hayırdır ne oluyor? 
Hayat: 
-İnanç bak bizim evlenmemiz kimin işini bozar bir düşün kim karşı bu duruma?
İnanç: 
-Sanırım kimse karşı değil. Bir tek sen nazlanıp duruyorsun. Hayır yani derdin ne bir anlasam... Dedim ya kadınlar çok garip. 
Hayat: 
-İnanç esasında sen de çok garipsin. Yani ben seni anlamıyorum, çözemiyorum da bazen bulmaca gibisin. İki gündür kadınlar çok garip deyip duruyorsun ama erkekler de çok garip bunu göremiyorsun.
İnanç: 
-Adam olan adam garip olmaz. Hem yani önemli olan garip marip bir şekilde yaşamaksa ben gayet yaşıyorum.
Hayat: 
-İnanç bu konuşma nereye gidiyor? Biz şuan ne konuşuyoruz? Hayır tabiki yaşayacaksın, yaşamak zorundasın bazen başka şansın yok. 
İnanç:
-Sen ne kadar yaşamama müsaade edersen artık. Bazen bende hâl bırakmadın ya? 
Hayat: 
-İnanmıyorum sana İnanç. Tamam ben gidiyorum. 
İnanç: 
-Nereye Hayat?
Hayat: 
-Ofis benim değil mi? Gidiyorum işte. Masama bakarsın. 
İnanç: 
-Offf Hayat bekle ben de geliyorum. 
Hayat: 
-Gerek yok biraz hava alıp gelirim.
Hayat koridorun sonundaki balkona çıktı. İnanç: 
-Offf gerçekten bulmacadan kötüsün derdin ne yani ne oluyor offf Hayat ya. 
Leyla: 
-İnanç iyi misin? 
İnanç: 
-Sen neye bakmıştın?
Leyla: 
-Serdar yok mu? 
İnanç: 
-Bilmem az önce masasındaydı. Serdar nerede? 
Leyla: 
-Ben de bunu soruyorum nerede Serdar? 
İnanç: 
-Öbür departmana gitmiştir. Ne bilim? 
Leyla: 
-Belki hep yaptığı gibi Hayat'la birliktedir. 
İnanç: 
-Ne alaka Leyla ya? 
Leyla: 
-Bilmem Hayat sana küsmüş ya öyle diyorlar ki görünen de o yönde zaten. 
İnanç: 
-Leyla yok öyle birşey. Kim uyduruyor? 
Leyla: 
-Hayat balkondaysa sen neden burdasın?
İnanç: 
-Leyla git başımdan. Ya git Serdar'ı bul, gözünü seveyim rahat bırak beni!
Leyla: 
-Eh peki madem kolay gelsin.
Leyla sonunda gitti. 
İnanç rahat bir nefes aldı. Aklındaki tek soru; "Hayat şuan neredeydi ve hemen dönerim diyip neden hâlâ dönmemişti masasına?" İnanç sıkıntılı bir nefes verdi: 
-Gidip bakayım en iyisi.
İnanç yerinden kalkıp balkona doğru ilerledi. Hayat orada kollarını kavuşturmuş havaya bakıyordu. İnanç: 
-Hayat iyi misin gerçekten? 
Hayat:
-İnanç neden geldin? Hayır yani ben masamı sana bıraktım sen kime bıraktın?
İnanç: 
-Leyla orada. 
Hayat: 
-İnanç sana ben gerçekten inanamıyorum hayır yani Leyla'yla Serdar'ın tek amacı bizi ofisten uzaklaştırıp ofisin başına geçmek görmüyor musun? 
İnanç: 
-Hayat, Leyla'yı tanıyoruz sence ofisin başına geçip de ne yapacak? 
Hayat: 
-Ofisi Serdar'la birlikte yönetecekse ki zaten Serdar benim ofis açmamı başından beri hiç istemediği için herşeyi beklerim ben ondan. 
İnanç: 
-Leyla engel olamaz mı sence? 
******
Serdar: 
-Bu masalar neden boş Leyla? 
Leyla: 
-Ne bileyim ben Serdar ya? Ofisi bize bırakıp balkona çıktılar galiba. 
Serdar: 
-Hangisi yaptı bunu? 
Leyla: 
-Hayat önden çıktı sonra İnanç da peşinden dışarı çıktı yine kavga ettiler. Bence bu sefer kesin ayrılacaklar. 
Serdar: 
-Masaları bize bıraktılar yani? 
Leyla: 
-Yani... 
Serdar: 
-Şu an ofisin bütün tasarımı bizde görmüyor musun?
Leyla:
-Eşyalarını karıştırmayacağız herhâlde.
Serdar: 
-Dosyalarda yapacağım bir hatayla şuan ofisin başına biz geçebiliriz. 
Serdar, Hayat'ın masasından bir kağıt aldı. Serdar: 
-Bu ne biçim tasarım? Yani patron olan azıcık doğru tasarlar dimi? At gitsin ya? 
Şuna bak bu ne ya? Bu tasarımları kim alır? Hayır yani bunlarda gerçekten mantık da yok. At gitsin hepsini. 
Serdar, Hayat'ın bütün tasarım dosyalarını çöpe attı. Serdar: 
-Bu ne ya marka ismine bak; Hayat ve İnanç. Böyle marka mı olur? Ya bunlarda hiç akıl da yok. 
Leyla: 
-Serdar yeter artık ne kadar kurcaladın? Onlar buraya geldiğinde ne söylemeyi düşünüyorsun? 
Serdar: 
-Tasarımlarınız b*k gibiydi. Ya bunları hangi salaklara satmayı planlıyorlardı ki?
Leyla: 
-Serdar ne işin var boşver?.
Serdar tabiki durmadı. Hayat'ın çantasını karıştırmaya başladı bu sefer. 
Leyla: 
-Serdar ne yapıyorsun? Özel bir şey vardır yani sanane? Bırak ya.
Serdar: 
-Leyla sen hani Hayat'ı sevmiyordun? Üstelik burada özel bir şey olarak sadece telefon var. 
Leyla: 
-Ne olmasını bekliyordun Serdar? Hayır yani şu an yaptığın zaten çok yanlış. Gelirlerse nasıl açıklayacaksın merak ediyorum. 
Serdar: 
-Ya gelemezlerse?
Leyla: 
-Serdar ne yaptın bu sefer? Yarın evlenecekler bunlar ne yaptın yani? 
Serdar: 
-Belki de hiç evlenemezler.
Leyla: 
-Kapıyı mı kilitledin? Ne yaptın hem niye evlenemesinler yani? 
Serdar: 
-Birazdan görürsün. 
********
Hayat: 
-İnanç bak tamam ben hava almak için çıktım buraya sen niye peşimden geldin ki? 
İnanç: 
-Hayat ne yapayım benim yüzümden çıktın sonuçta? 
Hayat: 
-Bunu bilmen iyi bir şey. Ama tamam madem çıkıyorsun kapıyı niye üstüne kilitliyorsun? Ya İnanç bak hep bir yerlerde kilitli kalmaktan yoruldum. Sen aynı şeyleri yapmaktan yorulmadın. Vizyonsuz olduğunu düşünmeye başladım. 
İnanç: 
-Hayat bak bu sefer ben yapmadım. 
Hayat: 
-Hı aynen kendi kilitlendi kapı, bizde tabi salağız, aynen inandık. İnanç şu halime bak, yarın düğünüm var ve İnanç beyin düğünden önceki son oyununun kurbanıyım yine. Offf İnanç sen hep böyle misin? Hayır evlendikten sonra da böyle yapacaksan açık konuş da ayrılalım bir an önce. Ben seninle bir ömür düşünemiyorum artık. 
İnanç: 
-Hayat tamam kapı kilitli ama bu sefer ben hiçbirşey yapmadım yemin ederim.
Hayat: 
-Peki bu sefer nasıl bir kurtuluş düşünüyorsun? 
İnanç: 
-Bu sefer işimiz baya zor... Bilemedim. 
Hayat: 
-Tebrikler her zamanki gibi güzel oynuyorsun yine oyunculuğun müthiş. 
İnanç: 
-Hayat bu sefer ben hiçbirşey yapmadım gerçekten sana yemin ederim.
Hayat: 
-Tebrikler İnanç valla kendi ofisimde ofisin bilmem kaçıncı katında balkonda ölümle burun buruna geldim ya ben daha sana birşey diyemiyorum. Alt kata mı atlarsın uçar mısın kaçar mısın bilemem ama bizim masamıza geçmemiz gerek yoksa ofisi kaybedeceğiz. Hatta belki de kaybettik. 
İnanç: 
-Sakin olur musun biraz düşünemiyorum. 
Hayat: 
-İnanç hiç kusura bakma ama bu durumda sakin olmamı falan bekleme benden. 
İnanç: 
-Yangın merdiveni ne tarafta? 
Hayat: 
-Biz buradan çıkamıyoruz ki sayende yangın merdiveni ne alaka? 
İnanç: 
-Hayat son kez söylüyorum ben kilitlemedim kapıyı. Hem bu ofiste senin düşmanın ben miyim sence?
Hayat: 
-Serdar tabi ya, o kilitledi bizi buraya. Ofisimi kıskanıyor. 
İnanç: 
-Evet suçluyu da tespit edip rahatladığına göre artık kurtuluş planlarına mı geçsek? Telefonun yanında mı? 
Hayat: 
-Offf masada unuttum. Nasıl unuttum ya?
İnanç: 
-Belli oluyor. Yanımdasın ama mesaj yolluyorsun bana. Neden telefonunu kilitlemedin ki?
Hayat: 
-Çünkü acil bir durumda birini aramam zorlaşır diye. 
İnanç: 
-Acil bir durumda telefonunu yanına alırsan tabi. Sen bu kafayla iyi yaşıyorsun yani Allah'tan benimki yanımda.
Hayat: 
-Burada telefon çekiyor mu ki? 
İnanç: 
-Balkonda daha önce hiç arama yapmadığını söyleme bana. 
Hayat: 
-Yaptım, seni aradım ama daha yok. 
İnanç: 
-Az önce değildir İnşallah. 
Hayat: 
-Az önce mesaj yollamadı mı? Aramak ve mesaj yollamak arasında dağlar kadar fark var. Oku bakayım ne yazmış? 
İnanç: 
-Ben çok zor durumdayım gel kurtar beni canım. Kurtarabilirsen tabi:) Yalnız senin attığın mesajlara bakmadan mesaj 
attığı o kadar belli ki. 
Hayat: 
-Bakmamıştır şerefsiz. O ne anlar?
İnanç: 
-Neyse neyse... Burası biraz sallanıyor mu?
Hayat: 
-Sakın deprem oluyor falan deme ya ne yapacağız? Hem üşümeye başladım ben.
İnanç: 
-Ofisin depreme dayanıklıdır sanırım. Ama diğer söylediğinde haklısın. Burası çok soğudu birden.
İnanç hırkasını çıkarıp Hayat'ın omzuna attı. Hayat: 
-İnanç ne yapacağız? Bağırsak biri duyar bence.
İnanç: 
-Doğru bağırırsak ama tabi burada kimse yok ki. 
Hayat: 
-Yukarıya doğru değil. Aşağıda güvenliklerin dikkatini çeksek yeter.
İnanç: 
-Peki o zaman. 
Hayat: 
-İmdat....
İnanç: 
-😂😂😂😂🤣😂😂🤣😂. Allah'ım yarabbim bu halde hiç gülesim de yoktu. Kız bu nasıl bir ses?
Hayat: 
-Ne gülüyorsun? İstiyorsan sen de bağır. Benim sesime laf etme. 
İnanç:
-Laf ettiğim yok Allah'ım bu nasıl bir ses ya😂🤣😂🤣😂. Yalnız sesin öyle ince ki sen bu yaşa iyi gelmişsin bu sesle.
Hayat: 
-Ya ya ne demezsin? Kaç defa sesimi duyuramadım diye yok yazıldım aslında ben burdayım diyorum öğretmen duymuyorsa benim suçum ne? 
İnanç: 
-Tabi canım tabi senin hiç suçun yok. Öğretmen sağırmış😂🤣😂🤣🤣🤣😂.
Hayat: 
-Komik mi sana da eğlence çıktı bu durumda bile maşallah çok neşelisin.
İnanç: 
-Üşümen geçti galiba. Az önce bu kadar mutlu değildin?
Hayat: 
-İnanç ne mutluluğu? Bu durumda kendi ofisimde kendi departmanımda bir balkonda tıkılı kaldım hem de seninle, böyle mutluluk mu olur? Anneler gününde bu olacak iş mi? Ya daha anneme bile mesaj yazamadım düşünebiliyor musun?
İnanç: 
-Ha doğru, bugün anneler günüydü dimi? 
Hayat: 
-Evet de yani seni çok ilgilendiren bir konu değil yani canını sıkma.
İnanç: 
-Nasıl ilgilendirmiyor? Benim de bir ailem var ya artık. Senin ailen benim ailem değil mi artık? 
Hayat: 
-Doğru da ne alaka şuan?
İnanç: 
-Çok alaka. İzle şimdi. 
İnanç telefonunu cebinden çıkararak Hayat'ın annesini aradı. 
İnanç: 
-Alo anne. 
Hayat'ın annesi: 
-Efendim çocuğum. Ay canım yavrum benim. 
Hayat sinirlenmemek için kendini zor tutuyordu.
İnanç: 
-Anneler günün kutlu olsun anne. 
Annesi: 
-Ay sağol yavrum ya öz evlatlarda birşey yok ne varsa damatta var valla iyi ki varsın. 
Hayat kendini tutamadı: 
-Anne ne diyorsun? Öz evlatlarda birşey yok derken ben de kutlayacaktım telefonum içeride kaldı ben şuan nasıl zor bir durumdayım biliyor musun? 
Annesi: 
-Ne oldu çocuğum? 
Hayat: 
-Senin bu çok değer verdiğin damadın yüzünden ofisin en üst katındaki balkonda kilitli kaldım. Ya hangi akıla hizmet beni buna verdiniz ki?
İnanç: 
-Hayat ben hâlâ burdayım ayıp olmuyor mu? 
Hayat: 
-İnanç bak ne olduysa senin yüzünden ve hâlâ konuşabiliyorsun. Neyse anne hakkını helal et, beni hiç unutma.
Annesi: 
-Yavrum ne oluyor? 
Hayat: 
-Ben senin bu damadına dayanamıyorum artık. 
İnanç: 
-Anne ben sonra ararım. Hadi görüşürüz. 
İnanç telefonu kapatıp Hayat'a döndü. İnanç: 
-Hayat ne oluyor gerçekten? İyi misin sen? 
Hayat: 
-Şu durumda bana iyilikten bahsedecek son kişisin. Ya başımıza açtığın işlere bak. Ve daha dün bir bugün iki. Ben gerçekten dayanamıyorum atlayacağım aşağı ne olursa olsun. 
İnanç: 
-Yalnız bu yükseklikten sağ çıkman imkansız biliyorsun dimi?
Hayat: 
-Umurumda değil benim yaşamam suçtu zaten. 
İnanç: 
-Hayat sen ciddi ciddi atlayacak mısın?
Hayat: 
-Başka kurtuluş olmadığına göre mecbur atlayacağız. Ölürsem ki İnşallah ölürüm ne yaparsan yap ama şirketi sakın Leyla'ya kaptırma. 
İnanç: 
-Hayat daha düğünümüz olacak ne demek ölücem falan. 
Hayat: 
-Sevdiğin insanları canlı tutamıyorsun demek ki. Sevgi de ölmüştü ya hani? Belki sıradaki de Hayat yani ne bilim? 
İnanç: 
-Hayat saçmalıyorsun. 
Hayat: 
-Yalan mı yani zaten ölümün kıyısından dönmüştüm senin sayende de.
İnanç: 
-Hayat bak dediğin gibi eğer seni öldürmek gibi bir planım olsa ben seni dün niye istemeye geleyim? Niye evlilik planları yapalım? 
Hayat: 
-Biliyorum ben bunu daha önce sanki yaşamış gibiyim. Merak etme. Ölürken evlilik sahnesi göreceğiz zaten merak etme. Sen atlayacak mısın onu söyle?
İnanç: 
-Atlamak nereden çıktı? 
Hayat: 
-Allah'ım harbi manyak ya. Sen beni neyle sınıyorsun? Ofisin en üstündeki balkondan başka nasıl çıkmayı düşündün süper zeka? 
İnanç: 
-İtfaiyeyi neden aramıyoruz?
Hayat: 
-Sen harbi manyaksın. Koca İstanbul'da sana kadar adam bulamadım mı ya Allah beni de bildiği gibi yapsın!😂🤣😂. İtfaiye merdiveni bile bu yüksekliğe çıkamaz bu arada kusura bakma ama sende biraz zeka geriliği falan var mı?
İnanç: 
-Aşk olsun Hayat ya. Maşallah hiç üzülür kırılır düşünme de yok aklına geleni söylüyorsun. 
Hayat: 
-Sen de beni düşünmedin? Bu yüzük ne ya bana bunu takarak "senin ederin bu" falan mı demek istedin? 
İnanç: 
-Tüm meselen yüzüğü beğenmemen mi gerçekten? 
Hayat: 
-İnanç kusura bakma ama insan bir tektaş, bir beştaş falan alır bu ne ya? Her gördüğümde sinirimi bozuyor.
Hayat, yüzüğüne tekrar baktı. Hayat: 
-Evet baktım ve gerçekten sinirim bozuldu görüyorsun ki. 
İnanç: 
-Hayat ne bekliyordun düğün öncesi öyle çok pahalı şeyler alamazdım yani. Evlilik teklifi için mükemmel bir yüzük alırım ama. Nişan yüzüğünden ne bekliyordun yani? 
Hayat: 
-Offf İnanç ya seninle nasıl geçecek bu ömür?
İnanç: 
-Sana söz veriyorum öyle bir geçecek ki sen bile hayret edeceksin. 
Hayat: 
-O zaman işimiz zor. 
İnanç: 
-Neden? 
Hayat: 
-Biz hâlâ buradayız. Daha kına yapılacak, daha düğün var, daha çeyizim bile hazır değil. Yok benim bir çeyizim bile yok gerçekten çok zamansız çıktın karşıma demiştim. 
İnanç: 
-Halledersin ya. 
Hayat: 
-Halletmek zorundayım. Gül daha önce evlenecek. 
İnanç: 
-Offf sen hâlâ orda mısın?
Hayat: 
-Gül çeyizine ne koydu acaba? 
İnanç:
-Ne bilim sen ne düşünüyorsun ki? 
Hayat: 
-Annemin sandığı benim zaten. Sandıktan güzel şeyler seçeceğim. Bir de annemin ikinci sandığından da güzel bir şeyler alırım ben sonra kendi eşyalarımı alırım oldu bitti. 
İnanç: 
-Ay bende bir şey sanmıştım. 
Hayat: 
-İnanç sen iyi misin? Bir şey zaten annemin sandığı diyorum çok önemli bir şey. 
İnanç: 
-Ne var orada? 
Hayat: 
-Ne ararsan da yani sana kötü bir haberim var ofis kapandı biz burada kaldık galiba? 
İnanç: 
-Nasıl kapandı?
Arkasını döndüğünde departmanın bütün ışıkları sönmüştü.
Hayat: 
-Ben dedim ama sana atlayalım diye? 
İnanç: 
-Hayat sakın.
Hayat: 
-İnanç bana engel olma. Eskisi gibi olmadıktan sonra hayatın tadı olmadıktan sonra biz niye yaşıyoruz hadi onu geç sevdiklerim hasta olup öldüyse benim de hasta olup yaşamamın çok bir anlamı yok. 
İnanç: 
-Hayat yapma ne olur? Ya bak buradan kurtuluruz. Tamam şuan bir yolunu bilmiyorum ama yani ben eminim kurtuluruz. 
Hayat:
-Elveda İnanç, bunu yapmam gerek.
Hayat derin bir nefes alıp atladı. 
İnanç: 
-Hayat gel elimi tut.
Hayat: 
-Cennette görüşürüz İnanç.
İnanç:
-Hayat gitme offf. Hayır....Benim yüzümden ya ben ne yapacağım şimdi? Mert, evet Mert'i arasam o bir şey der belki. Ya ben anneme, babama ne diyeceğim?
O düşünürken telefon çaldı. Telefonu açan İnanç:
-Alo efendim. 
Telefon: 
-Hayat'ı gördün mü İnanç?
İnanç: 
-Sen kimsin ya? 
Telefon: 
-Ya İnanç şaka mı yapıyorsun? İnsan abisini tanımaz mı?
İnanç: 
-Güven abi.
Güven: 
-Ya Hayat nerede biliyor musun? 
İnanç gözleri yaşlı🥺: 
-Cennette abi ama ben dedim yapma dedim ben sonra ne derim dedim dinlemedi. 😭😭😢😥😥 Beni bıraktı öldü gitti. Başımız sağolsun abi. 
Güven: 
-İnanç şaka mı yapıyorsun? Hayat yaşıyor gayet de iyi sana selamı var hatta. 
İnanç: 
-Abi hayal gördün galiba? Hayat öldü benim yüzümden😢😢😭😭. Kimi sevdiysem gidiyordu zaten. Ben dayandım ama Hayat sevdiklerinin gitmesine dayanamadı o da gitti işte hem de benim yüzümden😭😢😭😢😭. Ben bundan sonra nasıl iyi olayım abi. 
Hayat: 
-Aşağı atla istersen. 
İnanç: 
-Hayat... Abi ben hayali sesler duyuyorum galiba Hayat bana ben atladım sen de atla dedi sanırım.
Hayat: 
-İnanç dedim ne bekliyorsun atla işte. 
İnanç: 
-Abi ben hiç iyi değilim. Gaipten sesler duyuyorum galiba. 
Güven: 
-Sana söyledim Hayat gayet iyi yanımda işte sen de duydun ne bekliyorsun sen de gel. 
İnanç: 
-Abi sen yok. 
Güven: 
-İnanç cesaretini toplayıp gelir misin artık. Seni bekliyoruz. Gelmeyeceksen söyle düzeneği toplayalım.
İnanç cesaretini toplayıp aşağı baktı: 
-Tamam atlıyorum. Yok yapamıyorum. Hayat'a el sallayayım👋🏻. Gel gel yapıyor bana. Bismillahirrahmanirrahim atlıyorum bakalım. 
İnanç gözlerini kapatıp aşağı atladı. 




İnanç acil durum yastığına düştü. 
Hayat, Güven abi, ofisteki güvenlikler falan herkes oradaydı. Hayat: 
-İnanç iyi misin? 
İnanç: 
-Hayat bu oyunu sen çevirdin dimi?
Hayat: 
-İnanç sana gerçekten inanamıyorum. Düşerken bunu mu düşündün cidden? 
İnanç: 
-Öldüğünü sandım tövbe tövbe ben neler düşündüm haberin var mı senin? 
Hayat: 
-Duydum İnanç cennetten sesler duydun falan🤣😂🤣😂🤣. Ya sen hiç aşağı bakmadın mı cidden? 🤣😂🤣😂🤣Ben kendimi korkak sanardım ama sen benden de korkaksın.🤣😂🤣😂🤣😂🤣
İnanç: 
-İyi misin peki? 
Hayat: 
-Ben iyiyim de sen iyi misin asıl? 
İnanç: 
-Sen iyi olduktan sonra ben ölsem de olur. 
Hayat: 
-İnanç nereden çıkarıyorsun? Tamam geçti bitti ölmüyoruz daha. 
İnanç: 
-Güven abi sen bizi nasıl buldun daha doğrusu nasıl oldu tüm bu tezgahı nasıl kurdunuz? 
Hayat: 
-Sana oyun oynanması pek hoşuna gitmedi sanırım ama madem merak ettin anlatayım; senin telefonu bıraktığın bir anda ben Güven abiye mesaj attım Güven abi de yakındayım dedi. Sonra balkonda kısılı kaldığımızı anlattım, Güven abiye de atlamamız için minder bulmasını istedim. Yani sen biraz korktun ama biraz cesaret gösterip aşağı baksan neden atlamak istediğimi anlayacaktın ama sen de baya korkakmışsın😂🤣😂🤣😂🤣😂.
İnanç minderden inip yanına geldi.
İnanç: 
-Ama Hayat ayıp olmuyor mu? Hani insan içindeyiz. 
Hayat: 
-Yalan değil ama😂🤣😂🤣😂.
İnanç: 
-Of utandım şuan 🤭 🤭.
Hayat: 
-E biraz da sen utan hep ben utanacak değildim yani. 
İnanç: 
-Bu arada şirketi kaybettik dimi? 
Hayat: 
-Kaybetmedik ama.....
İnanç: 
-Ama?
Hayat: 
-Yeni yaptığımız tasarımlar gitti. 
İnanç: 
-Onlara ne oldu? 
Hayat: 
-Bilmiyorum ama kesin Serdar'ın bir parmağı var bu işte. Çantamda bayağı karışmış. 
İnanç: 
-Zaten karışıktı dimi?
Hayat: 
-İnanç onu demiyorum bu benim yaptığım karışıklık gibi değil. 
İnanç: 
-Ne olmuş ki? Kaybın var mı? 
Hayat: 
-Bakıyorum dosyaları koyduğum dolabın anahtarı yok. Burada bir flash bellek olması gerekiyordu o da yok. Telefonum nerede? 
İnanç: 
-Ofiste masada unuttum demiştin.
Hayat: 
-Kesin kayıp dosyalar da orada, hadi hemen gidelim. 
*******
İnanç güvenliklerin yanına gelip:
-Biz ofisin sahipleriyiz. Ofise girmemiz gerekiyor. 
Güvenlik:
-Peki buyrun.
İnanç ve Hayat asansörle üst kata çıktıklarında Serdar'la karşılaştılar. 
Serdar: 
-Hayırdır arkadaşlar neredeydiniz kaç saattir? 
İnanç: 
-Hayat şimdi ben bunu... Oğlum ne ayaksın sen? Ofisin sahibini balkona kilitlemek ne demek? Şimdi senin ağzını gözünü kırayım mı? 
Hayat: 
-İnanç sakın...
İnanç: 
-Hayat bana bu adamı savunma. 
Leyla ofisten çıkıyordu: 
-Arkadaşlar sonunda geldiniz ama maalesef ofisimiz kapanıyor. Yarın görüşürüz. 
İnanç: 
-Ne dedin sen?
Leyla: 
-Ofisimiz kapanıyor. 
İnanç: 
-Kimin ofisi? 
Leyla: 
-Serdar'la benim. 
Hayat: 
-Serdar neyine güveniyor? 
Leyla: 
-Tasarımlarına güveniyor. 
İnanç: 
-Serdar bu alanda ne biliyor ki? 
Leyla: 
-Sizin ortadan kaybolduğunuzda ben dedim, yapma dedim, bulurlarsa mahvolursun dedim dinlemedi. Senin tasarımlarını çaldı. Masada ve çantanda ne varsa karıştırdı. Ben dedim yapma özel bir şeyi vardır karıştırma diye daha çok yaptı. Bazı tasarımlarını da çöpe attı. 
İnanç: 
-Bu adam çok tehlikeli demiştim sana dimi? 
Hayat: 
-Ya ama neden bu kadar ileri gitsin? Hayır yani şirkette çalışıyordu zaten. Benim şirkette olmam ya da olmamam ne kadar etkileyecek ki onu?
İnanç: 
-Hani bana manyak diyordun ya daha manyakları da çıktı karşına işte. 
Hayat: 
-İnanç bak ben gerçekten çok özür dilerim. 
İnanç: 
-Serdar'ı bana bıraksan gününü gösterirdim ama artık aranızda nasıl bir bağ varsa bu adamı koruyup duruyorsun? Görmüyor musun bu adam bizi oyuncağı gibi kullanıyor? Senin bütün hırsın bana zaten ne yaptıysak?
İnanç kızdı ve gitti. Hayat:
-Benim için kolay mı sanıyorsun? Adam gelmiş her gün burnumun dibinde çalışırken benim içim çok mu rahattı? Beni kaçırdı hem de bir sevgilim olduğunu bile bile. O an seni aramak ne kadar zordu biliyor musun? 
İnanç: 
-Biliyorum Hayat ben sana o adamı kov dedim, senin ofisinde çalışmasın dedim. Ama sen ne yaptın? Restoranda yaptığını orada da Leyla'yı bana kovdurmuştun ertesi gün sen tekrar işe aldın ya Hayat ben seni bazen hiç anlamıyorum ve anlamaya çalışmaktan da yoruldum artık. Yoruyorsun beni, ha yarın istemedeki gibi nikahta da bir dolap çevirirsen beni bir daha yanında arama. 
Hayat: 
-İnanç bak istemede bir aksilik yoktu.
İnanç: 
-Belki o an yoktu ama iki gündür yemin ediyorum ağzından çıkanı kulağın duymuyor ciddiyim. Ne oldu sana ya istemede bir trip falan ne oldu anlamadım ama şimdiye geçmesi gerekmiyor muydu? 
Hayat: 
-Geçmiyor İnanç ya seni gördükçe artıyor resmen. 
İnanç: 
-Ya bak heyecan yapmana gerek yok hayır yani ne bu? Duygularını kontrol edemeyen biriyle evlenme kararı aldığıma inanamıyorum. 
Hayat: 
-İnanç ama.... Offf tamam sen beni hiç anlama zaten, her zamanki gibi kaç git. Ben hastayım sonuçta benim duygularım falan da yok, rahat ol yani. 
Hayat ofisten çıktı ve ağlaya ağlaya taksiye binip eve gitti. 
Leyla, İnanç'a dönerek:
-Ben dedim sana ama dimi? Siz birlikte olamazsınız, hasta bir kız sana ne kadar faydası olur falan dedim. Sakalımız yok ki sözümüz dinlensin? 
İnanç: 
-Leyla sen ne zamana kadar aramıza girmeyi düşünüyorsun? Hayır yani kendini ne sanıyorsun? 
Leyla: 
-Ofis başkanı, hani siz ortada yokken burası bizim üstümüze geçti ya. Sen restoranına dönsen iyi olur yani, ofis mofis bırak bu işleri. 
İnanç:
-Sanane Leyla hem bu arada sakın düğüne gelmek gibi bir hata yapma. 
Leyla: 
-Ben gelemeyebilirim ama size de aşk olsun Serdar bile davetli Leyla ne ki? 
İnanç: 
-Onu kim davet etmiş ki gelmesin çok mu gerekli? 
Leyla: 
-Bilmiyorum Serdar gideceğini söyledi. 
İnanç: 
-Düğün günü karakolluk etmesin beni eğer gelirse düğün iptal. 
Serdar yanlarına geldi: 
-Hayırdır niye iptal? Tabi vazgeçtin dimi Hayat'a yazık değil mi? Ne oyalıyorsun kızı?
İnanç: 
-Sana karşıma çıkma fena yaparım demedim mi oğlum? Sen harbi manyaksın. 
Serdar: 
-Ne yapabileceksin ki? Artık bir ofisin bile yok neyine güveniyorsun?
İnanç: 
-Benden günah gitti. İnanç, Serdar'ı yumruklamaya başladı. Tekme yumruk, kafa göz birbirlerine girdiler. Güvenlikler zor ayırdı. Leyla: 
-Arkadaşlar ben gidiyorum. 
Serdar: 
-Tamam Leyla ben bu arkadaşı halledip geliyorum. 
İnanç:
-Oğlum sen ne diyorsun? Ne halletmesi? 
Serdar: 
-Sence bana bu yaptığın şiddetten sonra polis seni içeri atmaz mı? Artık ne kadar yatarsın bilmiyorum ama kesin bir şey var; şirketi de Hayat'ı da kaybettin. Hadi geçmiş olsun.
Serdar polislere ihbarda bulunduktan sonra polisler İnanç'ı alıp karakola gittiler.
Emniyet amirinin yanına vardıklarında emniyet müdürü İnanç'ı hatırlayıp gülümsedi. 
Emniyet amiri; 
-Hayırdır delikanlı yine ne oldu? 
İnanç: 
-Amirim benim müstakbel eşim ofis açmıştı ben askerdeyken ama şimdi bu gördüğünüz şahıslar bizim ofisimizi bizden çalıyor.
Emniyet amiri;
-Neden böyle birşey yapıyorsunuz peki? 
Serdar: 
-Efendim biz kimseden zorla birşey almıyoruz, Hayat bana iş arasında çok yorulduğunu şirketi devretmek istediğini söylemişti ben de o yorulmasın diye onu düşündüğüm için şirketi devraldım. Ama bu karısından haberi olmayan arkadaş şirketi elinden zorla aldığımı sandı ve beni uluorta dövdü. 
Emniyet amiri İnanç'a dönerek; 
-Bu doğru mu? 
İnanç; 
-Efendim Hayat'la ne konuştu bilmiyorum ama kızı öyle zor durumda bırakmış ki yani kız arkadaşım artık benden bile şüphe duyuyor. Bu arkadaş yüzünden geçen gün şirkette kavga etti benimle, biraz hava almak için balkona çıktı, bende tabi doğal olarak peşinden gittim derken bu gördüğünüz Serdar denen şahıs bizi balkona kilitleyip ofisin başına geçti. Kız arkadaşımla geçen gün üzerinde çalıştığımız bütün çalışmaları dosyaları çöpte bulduk. 
Emniyet amiri İnanç'ı dikkatle dinleyip polis memuruna döndü:
-Ofisteki tüm kameralar incelenecek ofis sahiplerini de alın sorguya çekeceğiz.
İnanç: 
-Suçlu kaç gün içinde ortaya çıkar?
Emniyet amiri:
-Bakacağız kameralar incelenecek o süre içinde hapiste biraz misafirimiz olacaksınız.
Polis memurları Hayat'ı bulmak için yola çıktıklarında İnanç telefonuna sarıldı.
Serdar: 
-Amirim bu şüpheli bir harekette bulunuyor galiba. 
İnanç: 
-Nesi şüpheli Hayat'ı arayıp haber vereceğim. Gelsin diye.
Serdar: 
-Amirim suçluyu arıyor işte. 
İnanç: 
-Seni aramam biliyor musun? 
Emniyet amiri:
-Bir susar mısınız? Hem kimi aradınız bilmiyorum ama telefonu burada ipuçları arasında. 
İnanç: 
-Hayat ya telefonu da burada nasıl ulaşacağım şimdi? Amirim bizim suçlu olmamız imkânsız?
Emniyet amiri:
-Neden? 
İnanç: 
-Amirim ofis bizim insan kendi yerine zarar vermez. Hadi diyelim verdik ya bizim bir ay sonra düğünümüz olacak yani düğün öncesi başımıza neden iş alalım?
Polis memurları Hayat'ı aramaya çıktı. 
*********
Hayat taksiyle eve gidiyordu ama hem gidiyor hem ağlıyordu. Taksici: 
-Hanım efendi iyi misiniz? 
Hayat dalgın dalgın😥😥😭: 
-Ha evet evet, siz yola bakın. Offf ya...
Taksici: 
-Bir su falan ister misiniz? Hiç iyi görünmüyorsunuz?
Hayat: 
-Yok gerek yok. Teşekkür ederim.😭😢😭😢.
Polis çevirmesine takıldılar.
Taksici: 
-Hay aksi burada polisin ne işi var? 
Polisler geldi. Polis: 
-Arama yapmamız gerekiyor. İnin arabadan. 
Taksici: 
-Arabada bir şey yok. Hanımefendinin bagajlık eşyası yoktu zaten. 
Polis:
-Arabadan iner misiniz? 
Hayat: 
-Ya nedir olay indik arabadan ha ne oldu yani? 
Polis: 
-Bizimle karakola kadar gelmeniz gerekmekte. 
Hayat: 
-Benim mi? Hayır ne yapmışım yani? 
Polis: 
-Emniyette öğrenirsiniz. 
Hayat'ı zorla polis arabasına bindirdiler. Şoförü de gözaltına aldılar. Hayat: 
-Ya bir şey söyleyin artık yani ne yapmış olabilirim? 
Memurlardan biri: 
-Ofis desem bir şey çağrıştırdı mı?
Hayat: 
-Of bu konuda suçlu biri varsa ki var Serdar'dır.
Memur: 
-Demek onu tanıyorsun? 
Hayat: 
-Maalesef. 
Memur: 
-Peki ofiste bir adamla kavga etmiş kafa göz birbirlerine girmişler. Bu konuda ne düşünüyorsun? 
Hayat: 
-Kimle kavga etti? Benim haberim yok.
Memur:
-Emniyete varalım görürsün. 

***************
Emniyete vardılar. Hayat, İnanç'ı ve Serdar'ı bir arada görünce çok korktu. İnanç: 
-Hayat hoş geldin. 
Hayat: 
-İnanç iyi misin? 
İnanç: 
-Gördüğün gibi offf.
Hayat: 
-İnanç ben bunlara sebep olduğum için çok çok özür dilerim.
İnanç: 
-Senin suçun yok. Bu arkadaş sebep oldu herşeye deyip Serdar'ı gösterdi. 
Serdar: 
-Yanlış bilgi verme istersen. 
Hayat: 
-Nesi yanlış olabilir sence? Şirkette gözün vardı zaten boşuna direnmene gerek yok. 
Polis memuru: 
-Biraz sessiz olun sorgu birazdan başlayacak. 
Hayat: 
-Ya tamam ben herşeyi itiraf edicem. 
İnanç: 
-Ne demek herşeyi? 
Hayat: 
-Ofis açmak kötü bir fikirdi tamam ben suçluyum.
Serdar: 
-Sonunda bunu görebilmene sevindim. 
İnanç: 
-Hayat bak sen sadece hayallerinin peşinden gittin bu suç olamaz yani? Serdar sen neyi savunuyorsun? Yani sen nesin? 
Serdar: 
-Ofisin yeni sahibi benim naber? Asıl sen kim oluyorsun ya? 
****
Memur: 
-Ofisteki kamera görüntülerine ulaştık sorguya geçebiliriz. 
Polis: 
-Hayat hanımın anlattığı gibi olmuşa benziyor ama yine de sorguya çekeceğiz emin olmamız gerekiyor.
Memur: 
-Peki sorgu odasını hazırlayın. 
Polis: 
-Peki hazır. 
Polis dışarı çıkıp Hayat'ı sorgu odasına alacaktı. 
*******
Polis: 
-Hayat hanım. 
Hayat: 
-Buyurun. 
İnanç: 
-Ne oldu?
Polis: 
-Sorguya almamız gerekiyor. 
İnanç: 
-Hayır, yani olmaz yapamazsınız. 
Polis: 
-Hayırdır neden? 
İnanç: 
-Adamsanız önce ya bu arkadaşı ya da beni sorguya alın.
Hayat: 
-İnanç... Offf utandırdın beni şuan🤭🤭. Ne yapıyorsun? Ne fark edecek yani? 
İnanç: 
-Bana bırak.
Polis: 
-Of tamam deliller nasıl olsa elimizde. Kim geliyorsa gelsin. 
Hayat: 
-İnanç... Emin misin?
Şu an tek sakin kalan Serdar'dı ve bu da polislerin dikkatinden kaçmadı. 
Polis: 
-Hanginiz Serdar? 
Serdar korkarak: 
-Ben. 
Polis: 
-Tamam önce seni alıyoruz? 
Serdar: 
-Ama neden? İnanç gelsin işte ne güzel. 
Polis: 
-Kamera görüntülerine bakılırsa sen daha çok göründüğüne göre anlatacak daha çok şeyin vardır. Hadi düş peşime.
Serdar mecbur polisi takip etmek zorunda kaldı. 
Polis: 
-Anlat bakalım onlar balkona çıkınca neden eşyalarını karıştırdın?
Serdar: 
-Im şey.... Komiser bey ben hiç öyle şey yapar mıyım?
Polis: 
-Ya demek sen yapmadın? Buna ne diyeceksin? Hayat'ın telefonu ama senin parmak izin çıktı buradan. 
Serdar: 
-Hayat telefonunu masada unutunca bir bakayım dedim.
Polis: 
-Amacın neydi?
Serdar: 
-Yani ailesi falan ararsa...
Polis: 
-E ne demeyi düşünüyordun?
Serdar: 
-Sadece telefonda parmak izimin olması beni suçlu yapmaz. Yiyorsa başka birşeyle gelin. 
Polis: 
-Merak etme. Balkon anahtarı üzerinden bolca senin parmak izin çıktı? 
Serdar: 
-Normal balkonu en çok ben kullanıyorum çünkü. Bunlar ofis bizim diye yan geliyor yatıyor zaten. 
Polis: 
-Peki balkonda sıklıkla ne yaparsın ya da öyle ya bunlar balkona çıktı masaları boş hiç mi merak etmedin öldüler mi kaldılar mı?
Serdar: 
-Merak ettiğim için eşyalarını karıştırdım zaten. Aramaya da çıkacaktım zaten ama biraz rahat bırakmak istedim. Malum o gün çok kavga ettiler biraz baş başa kalmak isterler dedim. 
Polis: 
-Bunu düşünebildin demek. Peki benim anlamadığım görüntülerde neden masadaki şeyleri çöpe atıyorsun? Amacın ne?
Serdar: 
-O masada hiç güzel tasarımlar yoktu hiçbirini beğenmedim. 
Polis: 
-Sırf sen beğenmedin diye çöpe atmaya hakkın var mı? Hiç düşünmedin mi? 
Serdar:
-Komiserim neyi öğrenmek istiyorsunuz? Anlattım işte herşeyi. 
Polis: 
-Sen bunları yaparken yanında biri var mıydı? Niye sana engel olmadı? 
Serdar: 
-Leyla engel oldu yapmayalım dedi ama dinlemedim ben. 
Polis:
-Leyla kim oluyor? 
Serdar: 
-Kız arkadaşım. Yani Hayat ve İnanç'ın restoranında görüştüğüm kız. Birlikte bunların ilişkilerini konuşuyoruz. O da eskiden İnanç'ı severmiş ama İnanç onu Hayat'la aldatmış. Valla nasıl bir aldatmaysa şaka maka evleniyorlar. Yalnız Hayat güzel kız kaçırdım dedim benim sevgilim olur musun? Olmaz dedi ne buldu bu İnanç'ta ben anlamadım. Ama benim tek bir suçum var, sevdim komiserim yani iş çıkışı birlikte gidelim dedim bana hep "git işine" falan dedi. Marka fuarı olacakmış beraber gidelim dedim centilmenlik gösterdim "haberim var İnanç'la oradayız."dedi. Şu belalı İnanç'ı bile benden çok seviyor. 
Polis: 
-Kendi tercihi neden kararına saygı duymuyorsun ki? Seni istemiyor kız başkasını seviyor zorla mı?
Serdar: 
-Seviyor ve hep kavga ediyor Allah aşkına bu nasıl sevgi? Balkona kilitlediğim gün de baya kavga ediyorlardı hatta eminim orada durdukları süre boyunca kavga ettiler bence. Bu evlilik yürür mü sizce komiserim İnanç bence suç işliyor ama farkında bile değil.
Polis: 
-Sizin başka meseleniz yok mu? 
Serdar: 
-Daha ne anlatmamı istersiniz ki? 
Polis: 
-Of peki madem suçunu itiraf ettin zaten. Hadi gel çıkalım. 
Polis Serdar'ı tutuklayıp hapse attı.
İnanç rahatlamış bir şekilde Hayat'a dönerek:
-Sanırım çözüldü mesele? Bizim girmemize gerek kalmadı galiba? 
Orada bulunan memur:
-Siz de mi sorgu bekliyordunuz?
İnanç: 
-Evet yani az önceki adamla aynı davadayız.
Hayat: 
-İnanç ben çok kötüyüm. 
İnanç: 
-Neyin var Hayat?
Hayat: 
-Karnım ağrıyor. 
Memur: 
-Sizi sorguya alacaklar mıydı acaba? 
Derken Mert oradan geçti. İnanç'ı gören Mert: 
-Hayırdır abi? Ne oldu yine? 
İnanç: 
-Sorma Mert başıma gelenleri. Yengenin ofiste sorun çıktı. 
Mert Hayat'a dönerek:
-Geçmiş olsun yenge. İnşallah çözülür ya. Benim yapabileceğim bir şey var mı?
İnanç:
-Aslında olabilir. Sen sorgu yapabiliyor musun? Memur bizi sorgulayacaktı ama bir yere gitti sorgu bekliyoruz.
Mert: 
-Tabi yaparım da olayın içeride kamera kaydı falan var mı? 
İnanç: 
-Var verdik içeriye hepsini. 
Mert: 
-İkiniz beraber mi ayrı ayrı mı sorguya alınacaktınız? Bir şey dediler mi?
İnanç: 
-Birlikte oluyor mu? 
Mert: 
-Yani normalde olmuyor ama çiftsiniz ve yenge biraz korkuyor bence. 
Hayat: 
-Mert sen bana korkak mı diyorsun? Senin bu abin benden korkak ama biliyor musun?
İnanç: 
-Hayat sus... Rezil etme beni. 
Mert: 
-Abi siz harbi ne saklıyorsunuz bak yakın arkadaş falan dinlemem alırım sorguya. 
Hayat: 
-Ya biz sorgulanmayacaksak ne bekliyoruz ki burada? 
İnanç: 
-Seni tebrik ediyorum haklısın niye bekliyoruz? 
Mert: 
-O zaman gelin böyle geçelim. 
Hayat ve İnanç odaya geçti. Mert: 
-Oturun şöyle. Ben de bir bakayım olay nasıl olmuş? 
Hayat: 
-Bakmana gerek yok aslında çok basit oldu. 
İnanç: 
-Nesi basit ya biz ne yaşadık sen farkında mısın? 
Mert: 
-Ya evet anlat yenge ne oldu? 
Hayat: 
-İlk olarak ben hava almak için balkona çıktım. E tabi senin bu abinin peşimden gelip de bir oyun döneceğini nereden bileyim?
İnanç: 
-Yalan ben oyun çevirmedim asıl oyunu sen çevirdin? 
Hayat: 
-Hak etmiştin. Sonra tabi bu benim peşimden geldi. Şimdi benimle bir şey konuşmak istiyor ya? Neyse işte sonra dedi aha kapı kilitlendi biz nasıl içeri gireceğiz falan... 
Mert: 
-E sonra? 
Hayat: 
-Sonra işte bu tabi telaş olmaya başladı. Tabi ben çok sakinim bu abin yüzünden defalarca bir yerlerde tıkılı kaldığım için yani. 
İnanç: 
-Mert ama bu bana taş atıyor sürekli.
Mert: 
-Abi ben sizin aranıza giremem. Hem ne güzel anlatıyor işte. 
İnanç: 
-Tabi canım tabi güzel anlatır bu arada baya korktu. 
Hayat: 
-Sanki sen korkmadın? Neyse işte sonra anneler günü aklına geldi abinin annemi aradı konuştular falan... Sonra tabi telefonu bana verdi ben de fırsattan istifade Güven abiye mesaj attım biz ofisin üst katında balkonda kilitli kaldık falan yazdım. O da ben çok yakınım falan yazınca...
İnanç: 
-Tamam sonrasını anlatma. 
Hayat: 
-Neden? 
Mert: 
-Abi benden mi utanıyorsun cidden? 
İnanç: 
-Mert sen buna sorgu mu diyorsun? 
Mert: 
-Yenge devam et abim böyle deyince daha çok merak ettim ne oldu sonra? 
Hayat: 
-Güven abi ofisin yanına geldi aşağıda yani kurtarma yastığı falan kuruldu ben gördüm tabi dedim ben atlayacağım İnanç dedi yok niye atlıyorsun ölürsün falan yok dedim ben atlayacağım atladım işte mindere düştüm hiç bir yerim de acımadı sonra Güven abi bunu aradı işte Hayat nerede haberin var mı falan bu diyor Hayat cennette işte öldü benim yüzümden kimi sevdiysem öldü zaten falan sonra telefonda benim sesimi duyunca şoke oldu zaten. Ama ben bir gülüyorum 😂 🤣 🤣 😂 var ya sen misin bana oyun oynayan al sana oyun dedim tabi bunun tepkisini görmen lazımdı çok komikti ya 😂🤣😂.
İnanç: 
-Of yeter Hayat rezil ettin beni. 
Hayat: 
-Senin beni rezil etmelerine az bile yaptım. Mahalleye dönünce gör sen restorandan mahalleye herkes bunu konuşacak. 
İnanç: 
-Mahallede dedikodu sevmezsin ve sen dedikodulara alet olmazsın sanıyordum.
Hayat: 
-Ama herkes çok gülecek ya herkes mutlu olacak işte.
Mert: 
-Tamam yenge çıkabilirsiniz. Abime sahip çık yalnız bundan böyle. 
İnanç: 
-Mert sen karışma. 
Mert: 
-Yengem haklıdır yani. Yuvayı dişi kuş yapar diye boşa demiyorlar demek ki. 
İnanç: 
-Mert...
Hayat: 
-İnanç gelmiyor musun?
Mert: 
-Abi git sen bence yenge döver möver.
İnanç: 
-Dalga geçmesene oğlum ya seni de görürüz.
Hayat: 
-İnanç ne oyalanıyorsun?
İnanç:
-Geliyorum Hayat'ım.
Mert kis kis güldü🤣😂🤣😂🤣😂🤣.
İnanç: 
-Ne gülüyorsun oğlum ya? 
Mert: 
-Siz daha sık gelin buraya ya çok komiksiniz🤣😂🤣😂🤣😂🤣😂.
İnanç: 
-Neyse hadi görüşürüz 👋🏻 👋🏻.
Hayat: 
-İnanç neredesin sen? Bir vedalaşma ne kadar uzar adlı çalışma😂🤣😂🤣.
İnanç: 
-Ya kızım senin ofisi kurtardık daha ne istiyorsun?
Hayat: 
-Teşekkür ederim güzel kurtardın ama. Mert olmasa ne yapacaktın acaba? 
İnanç: 
-Senin yüzünden çocuğa da güleç oldum iyi mi? 
Hayat: 
-Benim yüzümden mi? Valla hayatımdaki en komik ve en kötü günü yaşadım sayende teşekkür ederim. Valla acayipsin.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK