İNANÇ VE HAYAT 2: 1.Bölüm; NELER OLUYOR BÖYLE
İnanç gerçekten askere gitmeden tanışalım görüşelim dediyse ciddi mi ki acaba? Sorsam ayıp olur mu? Neyse ben şimdi restorana gideyim bari elbette bir açıklama yapar bana İnşallah. Hayat, umutsuz bir şekilde telefonu eline alıp İnanç'ı aradı.
Çalıyor.... İnanç telefonu açmadı çünkü muhtarlık çok yoğundu. Ama Hayat da bu kadar kolay pes etmezdi. Bir daha aradı. İnanç bir daha meşgule attı çağrısını. Hayat bu iş aramakla olmaz deyip mesaj yazmaya başladı;
-Askere gideceğim derken ciddi miydin? Hem neden daha önce hiç bu konuyu konuşmadın benimle? Hani birbirimizden bir şey saklamak yoktu?
Sen ne ayaksın cidden?
Yazacağı daha çok şey vardı ama hepsini yazarsa gördüğü zaman ne söyleyecekti?
*******
İnanç o sırada muhtarlıkta izin belgelerini ayarlıyordu. Yani çok meşguldü. Askere gitmeden askerlikten soğuma durumundaydı şu an. Ama sonunda Hayat'la yaşayacağı güzel günler aklına gelince rahatlıyordu.
Hayat, onun bu hayattaki en büyük şansı en büyük mutluluğu olabilirdi. İnanç bir boşluk bulup telefonunu masadan aldı. Açıp baktığında Hayat'tan 2 cevapsız arama ve 1 mesaj olduğunu gördü. Bugün çok meşgul olduğu için belki arayamazdı ama en azından mesajına bakabilirdi. Mesaja girip bakınca büyük utanç içinde kaldı. Nasıl açıklayacaktı şimdi bu durumu? Ama sorularını cevapsız bırakmamak için şöyle yazdı;
-Sonra uzun uzun açıklarım ama şu an çok meşgulüm gerçekten kusura bakma.
İnanç cevap yazıp işine döndü.
Hayat restoranda İnanç'tan gelen bu mesajla ne yapacağını bilemedi. Hayat:
-Ya ne oluyor? Amacı ne bu sefer?
Orada bulunan Gül:
-Ne oldu kanka ya?
Hayat:
-Sorun İnanç, ya dün bize geldi. Askere gidecekmiş hayır yani daha önce neden söylemedi? Şimdi hem muhtar oldu hem restoranı bana verdi. Bir de muhtarlığı bana verirse ben ne yapacağım?
Gül:
-Bence bu kadar ileri gidemez. Hem nereden çıktı askerlik falan?
Hayat:
-Ben de bunu bir anlasam.... Anlatsın diye 2 defa aradım cevap vermedi sonra yazdım bak ne yazmış; "Sonra uzun uzun açıklarım ama şu an çok meşgulüm gerçekten kusura bakma." Ya nasıl bir işin içindeyiz şu an bir anlasam...
Gül:
-Dün ne dedi?
Hayat:
-İstemeye gelmiş gibi geldi. Ben ona hizmet ettim bir de. Sonra tam niye geldiğini falan açıklıyordu konuya tam girdi. Biz birbirimizi seviyoruz falan açıklıyordu.
Gül:
-E ne oldu?
Hayat:
-Babamla kavga ettiler. Babam "sen benim kızımla nasıl birlikte olursun" diye peşine düştü. Aralarında bir kovalamaca başladı. Sonra İnanç apartmandan çıkmak zorunda kaldı. Babam da bana bir daha onunla görüşme falan dedi işte.
Gül:
-O da askere gitti bu yüzden yani.
Hayat:
-Yani neden bilmiyorum ama böyle bahane etti. Gerçek mi değil mi bilmiyoruz.
Gül:
-Baban bugün görüştüğünü öğrenirse ne yapmayı düşünüyorsun?
Hayat:
-Görüşmedik sadece mesajlaştık ki onun da işi varmış zaten. Bekleyeceğiz mecbur.
Gül:
-İyi misin peki?
Hayat:
-İyiyim ya ben niye kötü olayım ki? Ne yani altı üstü sevgilim askere gitti ne yani?
Restorana yeni gelen Leyla:
-Kim askere gitti?
Gül:
-İnanç askere gitmiş.
Leyla:
-O öğrenci değil miydi?
Hayat:
-Ben de öyle sanıyordum. Offf... Ben bir dışarı çıkıyorum, restoran size emanet.
Gül:
-Nereye Hayat?
Hayat:
-Bilmiyorum. Hadi siz burada kalın.
Hayat restorandan çıkar. Gül:
-Nereye gidiyor ki?
Leyla:
-Eve gidiyordur büyük bir olasılık.
Gül:
-Hiç zannetmiyorum sen burada kal, ben bir bakıp geliyorum.
Leyla:
-Yalnız kalmak istiyor işte rahat bırak kızı.
Gül:
-Tamam Leyla doğru oturalım burada o ne yaparsa yapsın. Olur mu öyle şey ya?
Gül, Güven abiyi aradı.
Gül:
-Alo, abi İnanç askere gitmiş bugün. Hayat da bunu öğrenince çok üzüldü restorana gelmişti ama çıktı gitti şimdi nereye gittiğini de söylemedi. Sana zahmet bir arar mısın?
Güven abi:
-Sen merak etme Gül. Dışarıdayım şuan zaten bulursam seni ararım.
Gül:
-Sağol abi.
Gül, telefonu kapatıp rahat bir nefes aldı.
*****
Güven abi az hava almak için parka çıkmıştı. Bugün izin günüydü ve hava çok güzeldi. İnanç askere gidecek günü bulmuştu. Güven abi birden:
-Ama bu mümkün değil daha geçen gün muhtarlığa gittiğimde neden birşey söylemedi? Hem öyle ya madem asker olacak neden muhtar oldu ki bu?
Güven abi, telefonla İnanç'ı aramaya başladı. İnanç bir boşluk bulup telefonu açtı.
İnanç:
-Efendim abi? Hayat onun telefonlarını açmayınca sana mı arattı? Çok meşgulüm ne oldu hemen söyle?
Güven abi:
-Hayat yanımda değil İnanç, sen askere gidecekmişsin onu sormak için aradım. Hayır yani geçen görüştük seninle insan bir söylemez mi? Ayıp ettin İnanç. Kırıldım şuan.
İnanç:
-Benim de haberim yoktu ki. Yani geçen internette geziyordum birden önceki mahalledeki arkadaşlarımın askerlik fotoğrafları düştü önüme. Sonra tabi Hayat'ın lafı da aklıma geldi; askerlik yapmayana kız vermezler demişti. Ben de o sebepten tanışmaya gittiğimde öyle dedim.
Güven abi:
-İnanmıyorum sana yine mi yalan söyledin yani? Hayat nereye gitti peki İnşallah biliyorsundur.
İnanç:
-Hayat nereye gitti?
Güven abi:
-İşte ben de bunu soruyorum. Kıza yazık değil mi?
İnanç:
-E bana değil mi?
Güven abi:
-Git bul şu kızı ya.
İnanç:
-Emredersin abi nereye gitmişti?
Güven abi:
-İNANÇ.!...
İnanç:
-Tamam tamam biliyorum birazdan burada olur merak etme sen.
İnanç telefonunu alıp nihayet Hayat'ın cevapsız çağrılarına geri dönüş yaptı.
İnanç:
-Hayat neredesin sen?
Hayat:
-Bilmem. Çok mu umurunda meşgul değil misin niye aradın?
İnanç:
-Hayat yapma ama böyle neredesin onu söyle.
Hayat:
-Güzel soru, neredeyim acaba?
İnanç:
-Ne yani bilmiyor musun gittiğin yeri?
Hayat:
-Mahalleden çıktım bir beş sokak falan geçtim herhâlde, yalnız İnanç burası mahalleden daha güzel.
İnanç:
-Mahalleden beş sokak ne yöne doğru?
Hayat:
-Önüme doğru, ay İnanç ne biçim soru bu?
İnanç:
-Tamam sen sakın oradan ayrılma, ben hemen geliyorum.
İnanç arabasına binip yola koyuldu. Mahalleden tam çıkıyordu ki trafiğe takıldı. İnanç tekrar Hayat'ı aradı. İnanç:
-Sokak adı falan var mı? Nerede olduğunu gerçekten bilmiyor olamazsın dimi?
Hayat:
-İnanç sen şaka mısın? Hadi muhtarlığı bir şekil astın diyelim askerliği ne yaptın ya? Sen gene beni mi kandırıyorsun?
İnanç:
-Hayat bak askere gitmeden bile o kadar aradın sordun? Gitsem kim bilir neler olacaktı? Ve üstelik restoranı bırakıp nereye gittin?
Hayat:
-Restoran sorun değil. Sen de arkadaşlarına bırakıp gidiyordun zaten ne yapıyorsan bırakıp gittiğin için normal. Ama askerliğin şakası olmaz vatani görevin yani.
İnanç:
-Askere gitsem üzülmez miydin yani?
Hayat:
-Sırf ben üzülürüm diye ailemi kandırmana gerek yoktu. Onlar seni öz evlatlarından ayırt etmiyorlar, bence sende onlara yalan söyleyip gözden düşme. Gerçekten askere git, kurtul.
İnanç:
-Gitmemi mi istiyorsun?
Hayat:
-İleride askerlik yapmak daha zor gelecek bence ne kadar erken gidersen o kadar iyi ama yine de sen bilirsin.
İnanç:
-E seni bulayım öyle giderim bari.
Hayat:
-Gel buraya sahilde oturup konuşalım.
İnanç:
-Kayıp değil misin ama? Bir konum atsana sana zahmet. Merak ettim neredesin?
Hayat:
-Garip bugün hiç umurunda değildim oysa.
İnanç:
-Nereden çıkarıyorsun? Bak meşgul olduğum için açamadım telefonlarını doğru ama mesajına baktım yani. Bekle orada geliyorum. Muhteşem bir akşam bizi bekliyor sevgilim.
Hayat:
-Sana inanamıyorum hem bence sorularımı cevapsız bırakcaksan gelmene gerek yok.
İnanç:
-Beş dakikaya oradayım. Bekle sen.
Hayat:
-Bence bu kadar kendine güvenme.
İnanç arabasına atlayıp tam beş dakikada Hayat'ın yanına geldi.
İnanç:
-Geldim işte. Hayat iyi misin?
Hayat:
-İnanç seni çözmek imkansız biliyorsun dimi? Üst üste birsürü yalanlar söylemek herkesin harcı değil. Hem kendini hem beni zor durumda bırakmak hoşuna mı gidiyor?
İnanç:
-Tamam özür dilerim ama açıklayabilirim.
Hayat:
-Neyini açıklayacaksın acaba! Mantıklı bir açıklaması var mı olabilir mi böyle bir durumun ve bana hiçbir şey söylemedin? Neden İnanç hayır yani sadece neden? Nedenini bilmek hakkımdır sanırım.
İnanç:
-Evet çok mantıklı bir açıklaması yok ama sen demiştin ya; "askerlik yapmayana kız vermezler"falan diye ben de babanlar beni sevsin diye böyle bir şey söyledim. Tamam hatalıyım ama o an ne deseydim?
Hayat:
-İnanç onlar seni benden ya da Can'dan ayırt etmiyorlardı sen kendi kendine kendi değerini düşürdün. Bir daha sana güvenirler mi sanıyorsun? Hem üstelik bizim görüşmemiz şu an yasak. Dua et de kimse görmesin. Yoksa ikimiz de bittik.
İnanç:
-Tamam görüşmeyelim o zaman.
İnanç giderken Hayat yolunu kesti. Hayat:
-Ya bana herşeyi anlattın mı şuan?
İnanç:
-Ne anlatmamı bekliyordun ki?
Hayat:
-Yani muhtarlığı ne yapacaksın? Ne bilim dün akşam birlikteyiz demiştin ya?
İnanç:
-Evet öyle dedim ama vazgeçtim şuan.
Hayat:
-Neden?
İnanç:
-Sen bana hiçbir zaman güvenmedin çünkü.
Hayat:
-Hep saçma sapan hareketler yapıp neden yaptığını sorduğumda da saçma sapan cevaplar aldığım için olabilir mi? Neyse ya ben gidiyorum.
Hayat ayağa kalktı gidiyordu ki İnanç yolunu kesti. İnanç:
-Nereye gidiyorsun? Hem ben bunca zaman birlikte bir akşamın hayalini kurdum yani nereye kadar kaçacaksın böyle?
Hayat:
-Offf İnanç ya tamam. Ne yapıyoruz?
İnanç:
-Şurada 2 çay içelim.
Hayat:
-İnanç bak bugün Can'ın doğum günü ve senin yüzünden bunu kaçırıyorum şu an. Gerçi Can'ı tanıyorsam o da evde yoktur şuan ama of ne yapıyoruz biz burada?
İnanç:
-Can'ın doğum günü mü? Neden hiçkimse bana söylemiyor?
Hayat:
-Mahalle muhtarısın ama mahallen hakkında en ufak bir şey bile bilmiyorsun. Hayır yani bu işler sadece mahalleden bir kişiyi tanımakla vakit geçirmekle falan olmuyor.
İnanç:
-Ne demek istiyorsun?
Hayat:
-Mahalleden sadece beni tanıyorsun yani başkası hakkında en ufak bir fikrin bile yok.
İnanç:
-Ne güzel işte bir tek seni seviyorum.
Hayat:
-Bu yüzden mi sürekli başka bir yalan söyleyip duruyorsun?
İnanç:
-İnsan sevdiğiyle uğraşır bir kere😅😂.
Hayat:
-Saat geç oldu dönsek mi artık?
İnanç:
-Annenlerden izin aldım bu gece birlikteyiz.
Hayat:
-Ne zaman izin aldın acaba?
İnanç:
-Seni ararken. Yani zaten ben askere gidene kadar benimle birlikte olacağını söyledi ya baban hani😅.
Hayat:
-Bence yine de eve gitmemiz lazım hem senin de misafirlerin olacakmış bu akşam duyduğuma göre.
İnanç:
-Kim geliyormuş ki?
Hayat:
-Valla bilmiyorum ama öyle diyorlardı kızlar konuşurken duydum.
İnanç:
-Bizim kızlar?
Hayat:
-Pardon? Nereden sizin oluyor?
İnanç:
-Restorandakiler mi dedi?
Hayat:
-Bilmem bana da kuşlar söyledi.
İnanç:
-Esasında benim bir misafirim var zaten gerisine çok gerek yok.
Hayat:
-Hayret sen misafir ağırlayabiliyor musun ki? Hani benim misafir ağırlamama bile laf etmiştin. Sen nasıl ağırlıyorsun misafirlerini?
İnanç:
-Görmek ister misin?
Hayat:
-Mahalleye dönüyoruz yani?
İnanç:
-Gel bana geçelim.
Birlikte el ele arabaya doğru ilerlediler. Hayat:
-Saat kaç bu arada? Hayret kimse de aramadı. Ben bir annemleri arayayım merak etmesinler.
***********
Çalıyor....
Hayat:
-Anne bugün İnanç'la birlikte olmamız gerekiyormuş malum askere gidecek ya beyefendi.
Annesi:
-Biliyorum söyledi çocuğum sağolsun size iyi eğlenceler. İnanç'a selam söyle.
Hayat telefonu kapatarak İnanç'a döndü;
-Hayret hangi ara konuştunuz siz ya?
İnanç:
-Sana söylemiştim bende daha ne numaralar var.
Hayat:
-E bizde boş değiliz tabiki. Bende mesela....
İnanç:
-Aman aman ben seni yeterince keşfettim tamam.
Hayat:
-Ne tamam ya? Ha şu konu hadi sür de gidelim artık. Gece oldu. Ay inanmıyorum gece oldu.
İnanç:
-Tamam gece oldu ne var bunda şaşılacak?
Hayat:
-İnanç gece oldu ve biz hâlâ bir ormandayız, bilmem anlatabildim mi? Kurda kuşa yem olmadan sür de gidelim artık.
İnanç:
-Ormanda değiliz bu bir, altı üstü gece oldu bu da iki... Hem ne bu narin ayakları, korktumlar falan...
Hayat:
-Gece farkında mısın bilmiyorum ama gecenin gözü yok. Hemen gitmemiz lazım. Hem yarın işin yok mu?
İnanç:
-Olabilir ama bu geceyi sana ayırmak istedim.
Hayat:
-Kime sordun da böyle bir karar verdin tek başına? Hem çok romantik gerçekten gece gece hiç bilmediğim bir yerdeyim...
İnanç:
-Yalnız değilsin en azından. Hem restoranda da geceydi...
Hayat:
-Bu da senin bir oyunundu. Belki bu da başka türlü bir oyunundur. Neyse ya boşver.... Arabayı güvenli bir yere çek de uyuyalım bari...
İnanç:
-Sen uyu istersen birimizin ayakta olması gerekiyor.
Hayat:
-Bu da oyun dimi? Hadi itiraf et.
İnanç:
-Yok daha neler... Fazla fantezi kuruyorsun kafanda hem mahalleden buraya kaçan sen değil misin?
Hayat:
-Leyla'yı dinlemekten kaçtım. Malum o bir başladı mı gıcıklık yapıp duruyor. Hem aklında ne gibi bir oyun var anlat da oyununa göre hatasız oynayalım.
İnanç:
-Doğaçlama birşeyler yapsan yeter. Çok doğal ve güzel oynuyorsun zaten.
Hayat:
-Neyse ne yapıyoruz şimdi kamp falan mı kuracağız? Niye geldik ve niye gitmiyoruz?
İnanç:
-E sen getirdin bizi buraya? Askerlik mevzusu kafana takıldığı için gün boyu sen de korktun o kadar giderim diye...
Hayat:
-Ben...Tam olarak ne zaman yaptım bunu?
İnanç:
-Sabah beni niye ısrarla aradın o zaman? Ya da restoranı neden terkedip mahalleden kaçar gibi çıktın?
Hayat:
-Hepsi senin suçun biliyorsun dimi? Sen getirdin beni bu hâle!
İnanç pis pis sırıttı😀. İnanç:
-Neyse hadi iyi geceler tatlı rüyalar yarın görüşürüz 👋🏻 👋🏻. Sabah gideriz artık.
Hayat:
-Offf İnanç peki tamam. Hadi uyuyalım bari.
İnanç:
-Arabada mı?
Hayat:
-E herhâlde ama sen istersen dışarıda da uyuyabilirsin.
İnanç:
-Restorana mı gitsek?
Hayat:
-Gece gece? Yat uyu ya ne işin var?
İnanç:
-Koltuğu biraz geri alsam sorun olur mu?
Hayat:
-Ay sıkıştım ya. İnanç çek şu koltuğu.
İnanç:
-E buraya sığmam ki ben.
Hayat:
-Çok konforlu bir araban yok maalesef.
İnanç:
-Arka koltuk daha konforlu, sen neden rahatsızsın ki?
Hayat:
-Sıkıştırdın beni buraya nasıl rahat olduğumu düşünebilirsin?
İnanç:
-Tamam koltuğu geri alıyorum dedi ve koltuğu geri aldı.
Hayat:
-Bir zahmet artık, araban baya darmış sen nasıl uyumayı düşünüyorsun?
İnanç:
-Çok basit koltuğu geri alarak...
Hayat:
-Sakın offf sıkıştırıyorsun beni her anlamda, sen benim başıma bela mısın?
İnanç:
-Önde otursan sıkışmazsın. Gelsene yanıma.
Hayat:
-İnanç orası daha sıkışık biliyorsun dimi? Hem kafamı nereye koyacağım?
İnanç:
-Dizime.
Hayat:
-Sen nereye koyacaksın?
İnanç:
-Bilmem belki ben de senin dizine.
Hayat:
-Geceyi sarmaş dolaş mı geçireceğiz?
İnanç:
-E ne yapalım yer yok.
Hayat:
-Buldum vallaha buldum; sen bagajda mı uyusan?
İnanç:
-Acaba sen mi bagajda uyusan? Ben ev sahibi sayılırım araba benim yani.
Hayat:
-İyi aman yemedik ya arabanı. Al senin olsun.
Hayat kornaya bastı.
İnanç:
-Tövbe tövbe gece gece hayır yani trafik de yok ne yapıyorsun?
Hayat:
-İçimden geleni yapıyorum artık bir daha mı geleceğiz dünyaya?
*********
İnanç:
-O yüzden bence artık birlikte olalım yoksa öbür dünyaya kalır bu iş.
Hayat:
-Hayırdır randevu mu aldın? Vahiy falan mı geldi?
İnanç:
-Bu dünya boş valla geçen sevdiğim bir arkadaşımın cenazesine gittim. İnsan sevdiği birini kaybedince bunu daha iyi anlıyor.
Hayat:
-Başın sağolsun İnanç üzüldüm senin için önemli biri miydi?
İnanç'ın gözleri doldu😢;
-Sana anlatmayacağım diyordum ama Sevgi ölmüş.
Hayat:
-O kim ya?
İnanç:
-Sevgi benim arkadaşım yani arkadaşımdı bir zamanlar.
Hayat:
-Aranız o kadar iyi değil sanırım.
İnanç:
-Çok sevdim, yalan oldu.
Hayat:
-Eski kız arkadaşındı galiba.
İnanç:
-Evet ya annemin cenazesinden sonra kötü oldu.
Hayat:
-Üzülme diyeceğim ama çok zor birşey biliyorum. Benim de kayıplarım olmuştu, anlıyorum yani seni.
İnanç:
-Merak etme üzülmüyorum ama yokluğu hissediliyor. Cenazesi çok kalabalıktı. Hele ki Sevgi'nin yüzünü hâlâ unutamadım biliyor musun? Sanki hâlâ burada sanki hâlâ birlikte olabilirmişiz gibi.
Hayat:
-Peki birşey diyeceğim ama kızma; sen beni severek Sevgi'nin bıraktığı boşluğu doldurmamı mı istiyorsun?
İnanç:
-Hayat bak senden birşey istemiyorum. Ha hadi oldu da istedim diyelim, sen benim istediğimi yapana kadar kırk dereden su getirmek gibi bir huyun var yani, biliyoruz.
Hayat:
-Tabi canım tabi beni sevmiyorsun yani biliyordum yani.
İnanç:
-İn arabamdan öyleyse.
Hayat:
-Ne münasebet?
İnanç:
-Münasebetsizlik yapan sensin yani ne diyeyim ben? Beni kıskanıyorsun ama itiraf edemiyorsun?
Hayat:
-İnanç sen gerçekten belasın biliyor musun?
İnanç:
-Biliyorum askere gidersem kurtulursun benden ama yollamıyorsun işte neden?
Hayat:
-İnanç, Sevgi'nin mezarı nerede?
İnanç:
-Ne yapacaksın? Hayır yani beni ona şikayet edeceksen hiç uğraşma o en azından beni kusurlarıma rağmen sevmeyi biliyordu. Yani senin gibi boş yere kavga çıkarmak gibi bir işi yoktu.
Hayat:
-Her yerde karşıma çıkıyorsun yani belki Sevgi'nin bu kadar sinirlerini bozmuyordun. Kabahati birazda kendinde ara bence.
İnanç:
-Doğru haklısın zaten çocukluk aşkım da zaten az yaşadı kız yani çok şey değil.
Hayat:
-Bir dakika sen ciddi misin? Biz şuan senin eski heveslerini mi konuşuyoruz cidden?
İnanç:
-Ama bir görsen Sevgi ne güzel kızdı var ya... Hayat ayağına basınca lafı çevirdi. Gerçi Sevgi'yle yine de bir Hayat yaşanmaz. Hayatın tadı seninle çıkar yani Sevgi de kimmiş?
Hayat:
-Biliyor musun çok sevmek iyi değil. Yani insan birine bağlanmamalı çünkü insan hep sevince kaybediyor bu bir gerçek. Kendimi ilk defa gerçek anlamda sevdiğim zaman kendimi hastanede buldum mesela. Tamam çocuktum o zamanlar ama mesela ben dedelerimi de çok severdim. Onlar da öldü. Yani demem o ki çok sevsen bile hiç birşeyi hayatının önemli bir yerine koymamak gerek. Bir kendini sevsen yeter ki o bile mesafeli yani. Kimse yakın olmaya değmiyor.
İnanç:
-Bu yüzden mi benden hep bir bahaneyle kaçıyorsun?
Hayat:
-E yani ki zaten sen de....
İnanç:
-E ben de ne?
Hayat:
-İnanç bak yani sen yalnızsın kimsen yok ama işte....
İnanç:
-Eee... Bak birincisi ben mahalle muhtarıyım ve yani benim de bir çevrem var burada yani senin ailenin olması benim kimsesiz olmam bir sorun teşkil etmez.
Hayat:
-Sen öyle diyorsan...
İnanç:
-Öyle diyorum.
Hayat:
-Benden tam olarak ne istiyorsun?
İnanç:
-Biraz ilgi biraz sevgi göstersen yeter.
Hayat:
-Oğlum sen benim başıma gerçekten belasın dedim dimi?
İnanç:
-Neyden korkuyorsun ki yani neden birlikte olamıyoruz? Sen böyle yaptıkça Sevgi'yi daha fazla özlüyorum ve üzülüyorum yani.
Hayat:
-Ben de çok mutluyum ya, hey Allah'ım ya millet deliye hasret biz akıllıya...
İnanç:
-Burada kamp mı kursak?
Hayat:
-Hiç gerek yok üstelik yanımızda yeterli malzeme falan da yok. Sen sür en iyisi, yakında İnşallah bir tesis falan vardır.
İnanç:
-Ya yoksa?
Hayat:
-Burada telefon çekiyor mu? Birilerini arayıp yardım isteriz.
İnanç:
-Baksana.
Hayat:
-Restoranda da ben bakmıştım bu sefer sen bak.
İnanç:
-Emrin olur. Bir dakika telefonumu gördün mü?
Hayat:
-Cebinde olabilir mi?
İnanç:
-Bir bakayım. İnanç cebine baktı.
İnanç:
-Sana zahmet bir çaldırsan mı?
Hayat:
-Hayatta olmaz bir daha senin tuzaklarına düşmem. Şuraya baksana.
İnanç:
-Kolumu bir uzatsam....
Hayat:
-Uzat uzat çekinme.
İnanç kolunu uzatınca araba bir anda harekete geçti.
Hayat:
-Hareket ediyoruz öleceğiz! Allah'ım sana geliyorum!
Hayat bağırıp duruyordu.
İnanç hâlâ telefonunu bulamamış üstüne üstlük burada kaza yapmak üzereydi. İnanç:
-Tamam dur sakin ol.
Hayat:
-Sen Sevgi'yi de böyle öldürdün dimi? Allah'ım ne günah işledim de nasıl bir manyakla sınıyorsun sen beni?
Onlar bağırışırken orman bekçisi yanlarına geldi. Orman bekçisi:
-Siz kimsiniz?
Hayat:
-İnanç adam sana soruyor, cevap versene.
İnanç:
-Sen kimsin demedi siz kimsiniz dedi, çoğul kullandı ikimize de soruyor yani.
Orman bekçisi:
-İyi misiniz?
İnanç:
-Ben iyiyim ama arkadaşım biraz korktu galiba.
Hayat:
-Sanki sen korkmadın? Bağırırken hiç de öyle demiyordun niyeyse.
Orman bekçisi:
-Ne işiniz var burada?
Hayat:
-Yolumuzu kaybettik:(
İnanç:
-Ne kaybetmesi ya?
Hayat:
-Gece gece bizi buraya getiren sonra kaybeden sen değil misin?
İnanç:
-Ne kaybolması ya saçmalıyorsun şu an? Restorandan kaçıp beni buraya çağıran sen değil miydin?
Orman bekçisi:
-Kim kimi kaybediyor? Hakkınızda işlem başlatacağız.
İnanç:
-Hayır sakın ben size anlatayım; şimdi şöyle oldu bu bayan benim kız arkadaşım, askere gitmeden gel görüşelim dedim. Sonra bu da askere gideceğim diye heyecan yaptı kız sanırım beni çağırdı.
Hayat:
-Ben mi heyecan yapmışım? Kusura bakma da yani nereden çıkıyor böyle şeyler?
Orman bekçisi:
-Sizin kafanız iyi mi? Avlanmaya mı geldiniz?
İnanç:
-Avcıya benzer bir yanımız mı var?
Hayat:
-İnanç yalnız yanlış sordun senin herşeye benzer bir yanın var yani olabilir. Ama ben masumum.
İnanç:
-Teessüf ederim.
Orman bekçisi:
-Hanımefendi doğru mu söylüyor? Amacın ne oğlum senin?
İnanç:
-Siz ona bakmayın aklı gidiktir biraz. Söylediğim gibi romantik bir akşam geçirecektik kendisiyle ama hanımefendi bizi buraya getirdi.
Hayat:
-Ben mi getirdim bizi buraya?
İnanç:
-Yok ben getirdim gece gece seninle ormana girecek kadar aklımı kaçırdım çünkü tövbe yarabbim!
Hayat:
-Yalan söylüyor siz buna inanmayın! Adı İnanç ama tam bir yalancı.
Orman bekçisi:
-Ben sizinle uğraşamayacağım amaçsız ormana girmek yani akıl işi değil ben sizi psikiyatrist arkadaşlara sevk ediyorum.
Orman bekçisi telefondan Psikiyatr arkadaşlarına haber verip gitti.
Hayat:
-Senin yüzünden bir delirmediğim kalmıştı o da olacak ya ben artık sana söyleyecek laf bulamıyorum.
İnanç:
-Benim yüzümden mi? Bizi buraya getiren sensin. Restorandan kaçıp giden de sensin. Niye suçu bana atıyorsun?
Hayat:
-Suçlusun çünkü yoksa ben niye durup dururken sana suç atayım ki?
İnanç:
-Atarsın ama neyse....
Hayat:
-Bunu söylemeyi hiç istemezdim ama sen ciddi ciddi sıkıntılısın. Senin yüzünden ben de sıkıntılı olmam İnşallah.
Onlar konuşurken orman bekçisi ve psikiyatristler geldi. Orman bekçisi:
-Sürekli kavga ediyorlar ve üstelik neden burada olduklarını bile bilmiyorlar.
Psikiyatrist ilk olarak Hayat'la konuştu. Psikiyatrist:
-Buraya neden gelmiştin?
Hayat:
-Çok güzel soru bu yanımdaki şahıs harika bir akşam geçireceğiz dedi ve hayatımdaki en kötü geceyi yaşattı bana.
Psikiyatrist:
-Peki onu tanıyor musun?
Hayat:
-Maalesef tanıyorum. Tam bela ya. Tanıştığımızdan beri başıma gelmeyen kalmadı.
İnanç:
-Al benden de o kadar. Sürekli başına iş açıyorsun.
Hayat:
-İşte görüyorsunuz benim iş açtığımı söylüyor ama kendi benim başıma daha çok iş açtı haberi yok manyak işte.
İnanç:
-Ay sanki ben çok farklıyım. Buna inanmayın arkadaş biraz saftiriktir.
Hayat:
-Ay inanmıyorum bir gün içinde bana iki kez hakaret etti. Görüyorsunuz işte bu arkadaş tam bir baş belası.
İnanç:
-E sen de bana hakaret ediyorsun ben bir şey diyor muyum? Yola çıktığımızdan beri bana bela diyor inanır mısınız?
Hayat:
-Öylesin çünkü.
Psikiyatrist:
-Tamam susun. Peki neden kavga ediyorsunuz?
İnanç:
-Şu gördüğünüz bayan yüzünden bana hiç güvenmiyor hem de hiçbir zaman.
Hayat:
-Asıl şu gördüğünüz baş belası yüzünden. Ne kadar güven verdi ki neyin güvenini bekliyor?
Psikiyatrist:
-Terapi falan düşündünüz mü?
Hayat:
-Ben gördüğünüz şu baş belası arkadaşa kaç kere söyledim ama kime ne anlatıyorsun ki?
İnanç:
-Ne zaman söyledin ve benim niye haberim yok acaba?
Psikiyatrist:
-Sakin olun biraz ya, derdiniz ne sizin?
Hayat:
-İşte onu yanımdaki baş belası arkadaşa sormanız lazım dert açmakta üstüne yoktur.
İnanç:
-Asabımı bozma istersen, birincisi başına dert açan ben değilim. Bu aklı gidik arkadaş herşeyi benden biliyor siz ona bakmayın.
Hayat:
-İnanç, bizi bu duruma sen soktun hatırlatırım.
Psikiyatrist:
-Peki tam olarak ne yaptı?
Hayat:
-Yapmadığı kaldı mı ki? Mahallemize taşındığından beri bir rahat bırakmadı beni. İşin sonunda da beni buraya kaçırdı işte.
İnanç:
-Hayat yanlış bilgi verme istersen. Tamam kötü şeyler olmuş olabilir ama iyi şeyler de oldu yani. Onları neden söylemiyorsun?
Psikiyatrist:
-Siz tam olarak ne oluyorsunuz?
Hayat:
-İki yabancı.
İnanç ters ters baktı:
-Ne demek iki yabancı?
Hayat:
-Ne dememi bekliyorsun? Sevgiliyiz deyip de rezil olmak istemezsin sanırım.
Psikiyatrist, İnanç'a döndü:
-Peki İnanç bey sizce olay nasıl gerçekleşti?
İnanç:
-Şu gıcık kızın söylediği gibi...
Hayat:
-Gıcık kız ne ya?
İnanç:
-Sen bana belalı derken iyiydi ama? Görürsün sen.
Psikiyatrist:
-Peki sizin onu ormana kaçırdığınız doğru mu?
İnanç:
-Ne haddime yalan söylüyor size söylediğim gibi romantik bir akşam geçireceğiz dedik yani ben kafamda öyle hayal ettim. Ama sağolsun bu gıcık kızla anlaşmak çok zor.
Psikiyatrist:
-Peki kazayı bilerek mi yaptınız?
İnanç:
-Hepsi bu gıcık yüzünden...
Hayat:
-Lan nerem gıcık acaba? Neyimi beğenmedin?
Psikiyatrist:
-Evet nasıl oldu kaza?
İnanç:
-Hayat'a dedim telefonun nerede bizimkileri bir arayalım falan o da bana şarjım yok falan dedi. Tabi bahane bunlar biliyoruz. Sonra benim uykum geldi yatalım falan dedi. Tabi ön koltukta yatmak zor koltuğu biraz geri çektim. "Sıkıştırma beni."diye bağırdı. Sonra işte bir daha dedim gel öne arka o kadar rahat değil falan dedim. Geldi öne işte sonra "Nasıl uyuyacaz falan tabi biraz geri kafalı bu arkadaş"
Hayat:
-Ayıp oluyor ama ben hâlâ buradayım.
Psikiyatrist:
-Evet ne oldu sonra?
Hayat:
-Efendim ben anlatayım şimdi bu İnanç telefonunu hep abuk sabuk yerlere koyduğu için e tabi benim de şarjım yok birilerini aramamız lazım. Telefonu gitmiş arabanın en önüne bildiğin fırlatmış. E yani kolunu uzatıp almayı da bilmiyor. Sonra bir düğmeye falan bastı. Kaza yaptı işte.
İnanç:
-Düğme mi cahil ya valla cahil. Kız sen kornaya bastın ya, valla kafası gidik bunun. İşte görüyorsunuz böyle cahil tiplerle muhatap oluyoruz.
Hayat:
-Asıl bu var ya harbi cahil bana diyor ama kendi benden beter. Bir kere bile bir milyoncuya gitmemiş. Dolmuşa da binmemişti. Tüm ilkleri bende yapıyor haberi yok. Şimdi söyleyin kim daha cahil?
Psikiyatrist:
-Offf peki neden hâlâ kavga ediyorsunuz?
Hayat:
-Ay biz de bunu anlasak İnanç tam bir sinir bozucu.
İnanç:
-Bana diyene bak sen nesin acaba? İşte bu böyle sinir bozucu bir insan.
Psikiyatrist:
-Sakin olur musunuz? Sizin gece gece ormanda ne işiniz vardı?
İnanç:
-Kaç kere anlatacağız? Dedim ya işte arkadaşça gezmeye çıktık. Ne var bunda?
Hayat:
-Ne ara arkadaş olduk ki?
İnanç:
-Hayatçığım kafan iyi mi? Hani biz tanıştık ailelerimizden izin alıp dışarı çıktık ya? Hatırlamıyor musun?
Hayat:
-Ya ya çok güzel arkadaş olduk.
Psikiyatrist:
-Sorunu çözmenize sevindim. Size artık iyi yolculuklar dilerim.
Hayat:
-Teşekkür ederiz.
İnanç:
-Sağolun teşekkür ederiz. Öyleyse biz yola çıkalım malum yolcu yolunda gerek.
Psikiyatrist:
-Bir daha birbirinize kızıp kaza yapmayın, diye uyardıktan sonra geri döndü.
Onun geri dönmesiyle İnanç rahat bir nefes alarak Hayat'a döndü. İnanç:
-Çok zor atlattık farkında mısın? Neden bu kadar kavga etmeye ihtiyaç duyarsın ki?
Hayat:
-Ay gerçekten tek kavga eden bendim. Ay çok afedersin ya neyimi gıcık buldun acaba?
İnanç:
-Takıldığın tek nokta bu mu? Senin de maşallah bana etmediğin hakaret kalmadı. Ben hiç alınıyor muyum?
Hayat:
-O senin sorunun, benlik bir şey yok.
İnanç:
-Gelmiyorsun sanırım. Zaten bütün bunlar senin suçun.
Hayat:
-Sen ne yaşıyorsun ya? Sevgi'ye de bana attığın kadar suç atsaydın o da seni sevmezdi eminim yani.
İnanç:
-Bunlar demek ki bir tek sana özel.
Hayat:
-Hay ben böyle özelliğin............. Bak senin sevgi merakını ben gideremem. Yani Sevgi gideriyormuş ki o da artık yok yani mecbur sevgisiz yaşamayı öğreneceksin. Emin ol böyle de yaşanıyor yani imkansız değil.
İnanç:
-Eksiğim anlamıyor musun her gece yar sancısı çekmek çok zor.
Hayat:
-Ona bakarsan ben de çok eksiğim ama sancı falan çekmiyorum.
İnanç:
-Geceleri uykun kaçmıyor mu?
Hayat:
-Yok her gece çok uykum geliyor ama aklıma sürekli bir şeyler geliyor.
İnanç:
-Nasıl bir şeyler mesela?
Hayat:
-Bilmem sıradan şeyler belki yaşadığım güzel günler.
İnanç:
-Beni de düşünüyor musun? Çünkü ben her gece seni düşünüyorum. Sabah uyanıyorum aklımda sen, muhtarlığa gidiyorum masada sen, telefonumu açıyorum telefonda sen. Hiç aklımdan çıkmıyorsun ki. Kendimi bile bu kadar çok düşünmüyorum. Her an aklımdasın.
Hayat:
-Bende de değişen bir durum yok esasında. Ders çalışıyorum aklımda sen, kitap okuyorum aklımda sen, yürüyüş falan yapıyorum aklımda sen. Ben deliriyor muyum diyorum ya...
İnanç:
-Delilik iyidir boşver...
Hayat:
-Uyuyorum rüyamda sen, kalkıyorum telefonda sen. Her an seni düşünüyorum neden bilmiyorum. Tamam daha önce de....
İnanç:
-Ne oldu?
Hayat:
-Yani kızmazsan daha önce de birilerini sevdim ama hiç bu kadar uzun süre bağlı kalmadım.
İnanç:
-Senin de mi eski heveslerin öldü?
Hayat:
-Ölmediler ama yani zamanla herşey değişiyor insanlar da değişiyor. Başka yerlere gittiler belki. Kimse tanıdığımız gibi kalmadı ki.
İnanç:
-Ama sen benim için farklısın. Yani heves değil bu eminim.
Hayat:
-Bana da öyle geliyor ve ben sana kapılıp gitmekten çok korkuyorum. Üzgünüm.
İnanç:
-Bak korkacak bir şey yok. Ben senin herşeyini biliyorum sen de beni üç aşağı beş yukarı tanıdın artık. Gerçi tanımaya çalışsaydın daha iyi bilirdin belki ama...o da senin kusurun olsun.
Hayat:
-Ya bak biz bunu annemlerle konuştuk, senin askere gitmen benim de okulu bitirmem lazımdı.
İnanç:
-Ben de bugün yarın askere gideceğim zaten, sorun yok.
Hayat:
-Hani gitmeyecektin?
İnanç:
-Sen benim gitmemden mi yoksa gitmememden mi tarafsın?
Hayat:
-Annemleri kandırmadın yani bu durumda? Hayırlısı olsun. Beni sık sık ara olur mu orada?
İnanç:
-Mesaj falan göndersem?
Hayat:
-Neyse bir şekil haber et işte.
Yorumlar
Yorum Gönder