İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 70:MUHTARLIKTA BİR GÜN
İnanç sabah muhtarlıktaki işlerini görmek için muhtarlığa gittiğinde Leyla'yı orada görünce şok oldu. İnanç:
-Senin ne işin var burada?
Leyla:
-Ben de bu mahallenin bir vatandaşıyım biliyorsun yani. İşim düşmese gelmezdim merak etme.
İnanç:
-Ne istiyorsun?
Leyla:
-Oturup konuşsak mı diyordum?
İnanç:
-Farkındaysan restoran değil burası resmi bir birim hem üstelik Hayat'ı restoranda yalnız bırakma demedim mi?
Leyla:
-Yalnız değil merak etme hem zaten bugün gelmedi. Hani restoranın elden gidiyor, sadece haber vereyim dedim yani.
İnanç:
-Nasıl ya?
Leyla:
-Hayat restorana gelmiyor restoran açık olmadığı için biz de gidemiyoruz. İş yerin batıyor yani haberin olsun.
İnanç:
-Tamam arayıp sorarım sonra.
Leyla:
-Bence cevap alamazsın ama yine de sen bilirsin.
İnanç:
-Hayat'a bir şey mi yaptın? Bak eğer öyleyse seni elimden kimse kurtaramaz.
Leyla:
-Ne yapıcam ki sence ben?
İnanç:
-Bilmiyorum Leyla ama eğer bu işin içinden bir şey çıkarsa bil ki seni doğduğuna pişman ederim! Şimdi çıkar mısın?
Leyla:
-Sence evden çıkmayan bir kıza ben ne yapmış olabilirim? Telefonlarını açmıyorsa bu aranızdaki bir mevzu yani. Benimle ne alakası var?
İnanç ayağa kalktı:
-Leyla çık tamam mı git artık?
Leyla:
-Belgelerimi alacaktım ki bence sen muhtar olmakta iyi değilsin, bir belge verecen alt tarafı iki saat ne konuştun be.
İnanç masadaki belgeleri uzatıp:
-Al tamam hadi git.
Leyla:
-Görüşürüz İnanç.
İnanç:
-İnşallah görüşmeyiz hey Allah'ım ya ben nereden düştüm buraya?
Leyla çıkıp gitti. İnanç da rahat bir nefes alarak Hayat'a telefon açtı.
İnanç:
-Alo Hayat?
Hayat:
-Ne var İnanç?
İnanç:
-Nasılsın? Bir sorun yok dimi?
Hayat:
-Sorun bizden eksik oldu mu sence İnanç?
İnanç:
-Neredesin sen şu anda?
Hayat:
-Evdeyim İnanç nerede olayım?
İnanç:
-Restoranı açmadın mı bugün?
Hayat:
-Restoran.... Unuttum ben onu ya bugün restoran açılacaktı dimi bir de? Offf. Ne yapalım saat 4 olmuş birazdan kapatacağız zaten bugün de açmayalım kimse gelmiyor zaten ne olacak ki? Hem sen benim restoranı açmadığımı kimden öğrendin?
İnanç:
-Çok zor olmadı merak etme.
Hayat:
-Aslında sen zaten keyfine göre açıyordun ben de keyfime göre açsam ne olacak ki?
İnanç:
-Olur da sen yine de aç bence. Aklım orada kalıyor.
Hayat:
-Madem aklın burada o zaman istifa edip gel yani ne dememi istiyorsun?
İnanç:
-Sen haklıydın biliyor musun? Ben muhtar olamazdım.
Hayat:
-Biliyorum. Olamadın zaten boşu boşuna kendini de beni de zora soktun. Neden peki bir heves için? Değdi mi bari?
İnanç:
-Haklısın değmedi de zaten ama bir denemiş oldum yani.
Hayat:
-Denemesen olmaz mıydı?
İnanç:
-Neyse boşver onu asıl şey diyeceğim ben sana; yarın bende birlikte iftar edelim mi?
Hayat:
-Bilmiyorum İnanç yani biliyorsun ki ben oruç tutmuyorum zaten.
İnanç:
-Biliyorum Hayat ama sırf bu yüzden iftar daveti reddedilmez. Yani çağırdım bir kere gelmek zorundasın.
Hayat:
-Zorundalık mı var bir de? O zaman kesin gelmiyorum.
İnanç:
-Tamam ben de kızları çağırırım sen gelmiyorsun zaten hep beraber güzel güzel iftarımızı yaparız.
Hayat:
-Kızları evine çağırmana gerek yok biliyor musun? Restoran iftarında olacaklar zaten. Bir de ev iftarı ne ya? Hayır yani İnanç evin tamam sağlıcakla otur ama herkesi evine davet etmene gerek yok bence. Ev sonuçta insanın en rahat olduğu, en özel alanı. Bence kişisel sınırlarını koru, kim olursa olsun. Bunlar önemli şeyler yani.
İnanç:
-İftara kimseyi davet edemem mi yani?
Hayat:
-Bilmiyorum İnanç senin bileceğin iş. Ha bu arada yarın muhtarlıkta bir işim var, uğramak zorundayım maalesef. Ona göre yerinde ol yani biz sabahtan geliriz.
İnanç:
-Biz derken?
Hayat:
-Ben ve birkaç arkadaşım.
İnanç:
-Kim mesela? Gül gibi mi Güven abi gibi mi?
Hayat:
-Ay sanane İnanç ya arkadaşlarımın hepsini tanımak zorunda mısın? Yaptığım herşeyden böyle hesap mı soracaksın?
İnanç:
-Hesap sormuyorum bir kere. Merak ettim sadece ve sen niye bu kadar yükseldin ki?
Hayat:
-Kaç dakikadır konuşuyoruz hadi yeter bu kadar sonra görüşürüz 👋🏻.
İnanç, "görüşürüz"diyeceği sırada telefon kapandı. O kadar uzun konuşmuştu ki şarjı bitmişti.
İnanç telefonunu şarja takıp dolmasını beklerken yarın için kafasında planlar kurmaya başladı. Hayat yarın muhtarlığa gelecekti. Muhtarlığa gitmek için şimdiden sabırsızlıkla bekliyordu.
*************************************
Beklenen an geldi. Hayat muhtarlıktan içeri girdi. İnanç odadan çıkıp;
-Hoşgeldin Hayat hayırdır bir şey mi lazım?
Hayat:
-Birşey yok İnanç arkadaşlarımın işi varmış. Ben de eşlik ediyorum işte. Hem bu arada artık bana karışmasan olmaz mı? Hayır yani yanlış anlaşılma olacak.
İnanç:
-Ne yani? Senin bir işin yok muydu?
Hayat:
-He benim bir belge işlemim vardı yapabilirsen? Hani zahmet olmazsa?
İnanç:
-Ayıp ediyorsun sen birşey isteyeceksin ve ben yapmayacağım? Sen gerçekten yapmama ihtimalimi düşünebiliyor musun şuan? Yaparım tabi niye yapamayayım ki?
Hayat:
-O halde burada yazılı olan belgeleri çıkar bana.
İnanç:
-Emrin olur. İnanç birkaç belge çıkarıp Hayat'a uzattı.
Hayat:
-Teşekkürler hadi görüşürüz 👋🏻 kolay gelsin sana.
İnanç:
-Hayat dur gitme.
Hayat:
-Ne var İnanç, iştesin yani sonra görüşürüz 👋🏻.
İnanç:
-Yarın bana gelsene diyecektim.
Hayat:
-Neden ki? Bayramda gelirim bekle sen.
İnanç:
-Peki gelme sonra görüşürüz o zaman.
Hayat:
-Görüşürüz İnanç.
Hayat, muhtarlıktan çıktı. İnanç onu neden yarın evine çağırmıştı ki? Hayır yani neden Ramazan'ın ortasında ve neden hiçbir gün kalmamış gibi yarın?
Yorumlar
Yorum Gönder