İNANÇ VE HAYAT: 4. BÖLÜM; MAHALLEDEKİ DÜĞÜN

Gül o gün çok uzun zamandır tanıdığı Menekşe ablasının düğünü için kolları sıvadı. Düğüne bütün mahalle davetliydi. Hayat da Menekşe ablayı çok severdi. Menekşe abla 30lu yaşlarda, orta boylu, hafif kilolu ve sevecen bir ablasıydı bu mahallenin. Düğün saati yaklaştıkça herkesi bir heyecan alıyordu.
İnanç düğüne davet edilmemişti ama alt komşusu Erdem ile birlikte gitmeyi düşünüyordu. Erdem de İnanç'ın mahalledeki ilk arkadaşı sayılabilirdi. Erdem de düğüne gitmeyi düşünüyordu. İnanç kapısını çalıp;
-Erdem abi düğüne gideceksen ben de gelebilir miyim?
Erdem:
-Tabi ben de şuan düğüne gidecek arkadaş arıyordum zaten.
İnanç:
-Abi sen ciddi misin?
Erdem:
-Tabi oğlum hazır mısın?
İnanç:
-Hazırım abi.
İnanç, Erdem'in arabasına bindi. Yolda giderken aralarında bir konuşma başladı.
Erdem:
-Nasıl İnanç alıştın mı mahalleye?
İnanç:
-Alışmaya çalışıyorum ama mahallenizdeki herkes çok garip. Geçen gün piknikte Hayat'a bir şeyler anlatıyordum tamam mı, kıza bir soru sordum kız bir anda kayboldu gitti, ben de arkasından bakakaldım öyle. Konuşamadım.
Erdem:
-Tam olarak ne dedin?
İnanç:
-Bu hafta birlikte sinema vs. bir yerlere gidelim mi diye sordum sadece o da kaçtı gitti.
Erdem:
-Yanlış soru sormuşsun geçmiş olsun.
İnanç:
-Nasıl yani neresi yanlış gayet insanca bir soru?
Erdem:
-Bak sinema Hayat'ın hayatının bittiği ve başladığı yer. Sinema yerine mesela alışverişe gidelim falan diyebilirdin.
İnanç:
-Nasıl yani hayatının bittiği yer derken? Ne oldu ki bu kıza abi.
Erdem:
-Abicim öncelikle büyük geçmiş olsun. Bu kız çocukken çok zor şeyler yaşadı ve o zamandan beri de hayata kızgın kendine kızgın herşeyden soğumuş halde.
İnanç:
-Çocukluk travması diyorsun yani.
Erdem:
-Yani bir bakıma öyle. Aman benim söylediğimi söyleme duymamış gibi yap, geldik zaten hadi iyi eğlenceler.
İnanç:
-Sağol abi sen gelmiyor musun?
Erdem:
-Arabayı park edip geliyorum sen içeri geçebilirsin.
İnanç, heyecanla düğün salonuna girdi. Orada tam tahmin ettiği gibi Hayat ve Gül de vardı. Yan yana oturmuş bir şey konuşuyorlardı. İnanç masaya yaklaşıp onları selamladı.
İnanç:
-Merhaba arkadaşlar bu gece de burada birlikteyiz demek. 
Hayat ayağa kalkarak:
-Hiç de bile burası bizim özel masamız ve maalesef ki burada gördüğün bütün sandalyeler dolu. Hadi sana by.
İnanç üzgün bir şekilde Erdem abinin dediği gibi bir masa bulmak zorundaydı. Çok geçmeden Erdem abi geldi.
Erdem:
-E sen neden hâlâ oturmadın?
İnanç:
-Bütün sandalyeler dolu galiba.
Erdem kızların oturduğu masaya doğru gelip;
-Kızlar bu sandalyeler dolu mu gerçekten?
Hayat:
-Gördüğün gibi boş yani.
Erdem:
-O halde arkadaşa neden dolu dediniz?
Hayat:
-Öyle mi demişiz. Aa hiç haberimiz yok. 
İnanç:
-Öyle dediniz ya?
Gül:
-Ay şaka da mı yapmayalım?😂🤣
Erdem, Elif'in yanına geçti. İnanç da Hayat'ın yanına geçti.
İnanç:
-Çok güzel olmuşsun.
Hayat:
-Teşekkür ederim sana da yakışmış.
İnanç:
-Bugün piknikte neden öyle yaptığını anlıyorum.
Hayat merakla sorar:
-Nedenmiş?
İnanç:
-Çocukluğunda yaşanmış bir olay yüzünden bugün bu durumdasın oysa ki çocukken yaşanmış bitmiş uzatmaya gerek yok.
Hayat:
-Bunu da nereden çıkardın şimdi?
İnanç:
-İnan benim de çocukluğum çok zor geçti seni gayet iyi anlıyorum.
Hayat:
-Sen ne yaşadın çocukluğunda? Senin hiç bilmediğin insanlar tarafından bir yerde aylarca kaldığın oldu mu? Ya da ne bileyim senin hiç yakınlarının sesini duymadan gözünle görmeden sadece lafla geldiklerine inandığın oldu mu? Ya da daha kötüsü tam hayatım yolunda derken hayata yeniden başlaman gerektiğini gösterecek bir olay yüzünden istisnasız her gün üzüldüğün oldu mu? Yok, sen benim ne yaşadığımı nereden bileceksin ki zaten? Kimin umurunda ki zaten bu kız içten içe niye böyle yapıyor derler başka bir şey yok.

İnanç, duydukları karşısında şok yaşar. İnanç:
-Bak ben kötü birisi değilim benim çocukluğumda da annem bana bir vurdu hastanelik oluyordum neredeyse.

Hayat:
-Ve buna kötü olay mı diyorsun? Bak insanlar neler neler yaşıyor belki de senin yerinde olmak isteyen milyonlar var.

İnanç:
-Sana açıkça söyleyeyim kimse benim yerimde olmak istemez.

Hayat:
-Herkes yaşadığı hayattan memnun çünkü, memnun olmasak bile bu hayatı yaşayan bizler alışmak zorundayız bir şekilde.

İnanç:
-Bak bunu doğru söyledin. Ama alışmak göründüğü kadar kolay değil maalesef.

Hayat:
-Bak Dünya'da yaşıyoruz her an her şey olabilir fakat insan buna alışmaya başladığında her şey daha kolay geliyor. Olaylar hayat tecrübeden ibaret tecrübeler doğrultusunda hayatın normal akıyor zaten kendini başka şeylerle meşgul ederek alışmaya başlayabilir insan.

İnanç:
-Ben yeterince tecrübeli değilim demek ki. Beni kimse sevmiyor.

Hayat:
-Emin misin?

İnanç:
-Tabiki eminim. Beni hiç kimse sevmedi zaten.

Hayat:
-Ya bak başkası sevsin sevmesin çok umurunda olmaması gereken bir durum. Yani bak sahte sevgiler göreceğine hiç sevgi görme daha iyi. Benimle konuşan herkes beni seviyor mu sanıyorsun?

İnanç:
-Yani sevmeseler neden seninle konuşsunlar ki?

Hayat:
-İkiyüzlülük diyoruz biz ona mahallede Leyla ve grubu var ya mesela bir numaralı ikiyüzlü gruptur.

İnanç:
-Ama çok iyi anlaşıyorsunuz.

Hayat:
-Sen öyle san. Gül için kavga çıkarmak istemiyorum. Yoksa ben onu öyle bir ........neyse boşver. 

İnanç:
-Aslında iyi kız ya. 

Hayat sinirli bir şekilde:
-Peki İnanç bey, ben sizi hiç tutmayayım siz Leyla'nın yanına geçebilirsiniz. Hadi benden selam söyle bol şanslar.
Hayat masadan kalkıp üst kata çıktı.
Gül:
-Hayat nereye?

Hayat:
-Az işim var merak etme buralardayım.
Hayat üst kattaki tuvaletlerden birine girdi. Tuvaletteki işi bittikten sonra üst kattaki havalı balkona çıktı ve manzarayı izledi bir süre. "Keşke İstanbul da manzarası kadar güzel olsaydı" diye aklından geçirdi. Balkonda bir selfie çekindi ve tam o sırada yanında beliren Ece'ye çarptı.
Ece:
-Hayat ne zaman geldin?
Hayat:
-Bir saat oluyor.
Ece:
-Seni çok özledim. Ne zamandır görüşmedik.
Hayat:
-Ben de seni çok özledim Ece. Baya oldu biz görüşmeyeli.
Ece:
-E mahallede ne değişimler oldu ben gittiğimden beri.
Hayat:
-Çok kötü değişimler oldu sen gittin gideli mahalle mahalle değil. Valla kafayı yemek üzereyim şuan bu mahallede.
Ece:
-Ne değişmiş olabilir ki?
Hayat:
-Ne değişmiş olabilir öyle mi? İnanç mı ne bir çocuk taşındı mahalleye valla mahallenin bütün huzurunu bozmaya gelmiş mübarek.
Ece:
-Hadi canım ne yaptı ki?
Hayat:
-Yapmadığı kaldı mı ki? Daha ne yapacak?
Ece:
-O kadar kötü bir çocuk mu yani?
Hayat:
-Az bile söyledim şu an

Ece:
-Bu çocuk ne yaptı ki sana bu kadar?

Hayat:
-Gördüğüm en yapışık çocuk valla billa. Altı üstü bir piknik organize etti ben de Gül'le gittim tamam mı? Çocuk piknikte sadece beni izledi. Sadece benimle gezdi diyebilirim ondan sonra düğüne geldik ve sürpriz. Yine bizim masaya geldi oturdu. O kadar kovdum gitmedi en sonunda da buraya geldim. İnanç'ın yüzünü göreceğime burada tek başıma İstanbul'u izlerim daha iyi.
Ece:
-O kadar bezdin yani?
Hayat:
-Ben bezmedim bana olan birşey yok o bezdirdi ne olduysa ona oldu ben bişey yapmadım.
Ece:
-Ben de sana sen bişey yaptın demedim ki zaten ama görünüşe bakılırsa bu çocuğa âşık olmuşsun.
Hayat:
-Ne alaka ya?
Ece:
-Bence saklanmana gerek yok git yanına konuş.
Hayat:
-Ne konuşayım durup dururken ya? Hem erkek tarafı o gelsin o benimle konuşsun, kusura bakmasın da kimsenin ayağına gelecek halim yok artık. Hem bu zamana kadar gittim de ne oldu sanki. Biraz da millet benim ayağıma gelsin artık.
Ece:
-Geldi merak etme hadi bana eyvallah.
Hayat:
-Nereye Ece, dediği sırada arkasında İnanç'ı görmesi bir oldu.
Hayat:
-Sen neden geldin ki buraya?
İnanç:
-Aşağıda seni bekliyordum ama boşuna bekliyormuşum galiba. Manzara harika ha. Bizimle aşağıda oturmaktansa burada tek başına manzarayı seyretmek daha hoşuna gidiyor demek ki. Beraber izleyelim mi?

Hayat:
-Şey İnanç aslında benim çok önemli bir işim vardı ondan geldim buraya sonra Ece de gelince kalmak zorunda kaldım.

İnanç:
-Ece kim?

Hayat:
-Bir arkadaşım önemli değil, boşver.

İnanç:
-Senin ne kadar arkadaşın varmış bir de mahalleyi kötülüyorsun o kadar. Arkadaş bulabildiğine göre o kadar kötü bir mahalle değil.

Hayat:
-Neyse boşver ya önemli değil bana söylemek istediğin bir şey var mı?

İnanç:
-Ne gibi? Tiyatro sever misin?

Hayat:
-Bilmiyorum ki.

İnanç:
-Nasıl yani? 

Hayat:
-İnanç, bak sana saçma gelebilir ama ben en son ilkokulda tiyatroya gittim sonrasında zaten hastane falan girdi araya bütün sosyal aktivitelerden çekildim yani.

İnanç:
-İsteyerek mi yoksa hastalığından dolayı mı?

Hayat:
-Ne önemi var öyle ya da böyle benim bütün hayatım bitti ne önemi var o yıllar kayboldu sağlık gitti daha gerisinin ne önemi var.

Çıktı, gitti. İnanç ardından bakakaldı yalnızca. "Gitme" diyemedi, "Ben seni hastalığına rağmen çok seviyorum" diyemedi,"Hastalığının bir önemi yok sevgimize engel değil"diyemedi. Hiçbir şey söyleyemedi. "Artık hayatında ben varım sorunlarını beraber çözeriz" diyemedi. Çok sevmesine rağmen tek kelime söyleyemedi. Bunun kalbinde anlamı çok derindi.

Kalbi kırık bir şekilde aşağı inip masasına döndü. Onun bu halini farkeden Erdem:
-Ne oldu İnanç iyi misin?
İnanç sessizce oturdu. Aralarına yeni gelen Cesur:
-İnanç sorun ne anlatabilir misin?
İnanç hiçbir şey söyleyemedi. Zaten artık bir şey söylese de bir faydası olmazdı. Asıl konuşması gereken yerde susmuştu zaten gerisinin bir önemi yoktu artık. İnanç düğün salonundan çıkarak arabasına doğru ilerledi. Tam arabasını çalıştırmak üzereydi ki Leyla'yı camdan ona seslenirken duydu.
Leyla:
-İnanç! İnanç! Dur gitme!
İnanç:
-Ne oldu?
Leyla:
-Hayat'ı gördün mü?
İnanç heyecanlı bir şekilde:
-Nereye gitti?
Leyla:
-Dalga mı geçiyorsun?
İnanç:
-Yok söyle nereye gitti?
Leyla:
-Hayat bahçede görmüyor musun? Hem sen nereye gidiyorsun?
İnanç:
-Çok teşekkür ederim Leyla.
Leyla, İnanç'ın yanına geldiğinde az ileride duran Hayat biraz huzursuz hissederek ilerideki kafede oturur.
İnanç, Leyla'dan kurtulup Hayat'ın yanına gitmek istediğinde Leyla der ki;
-Sana bizim mahallede birsürü kız var. Hastalıklı bir kız sana ne kadar bakabilir ki? Yani zaten iş güç bilmiyor onun bişey bildiği yok bu durumda geriye Leyla kalıyor. Yani ben.
  İnanç:
-Leyla bak sen bu meseleye karışma. Üstelik herşeyden haberin olması da gerekmiyor. Şimdi izninle bir işim var, geç kalmayayım.
Leyla:
-Siz erkekler de zaten kadından anlamıyorsunuz. Nerede zor bir kadın var hevesinizi onda alın. Leyla'ya bir şey kalmasın tamam mı?
İnanç:
-Tamam okey anlaştık.
Leyla:
-Ne diyorsun ya?
İnanç:
-Tamam gidiyorum diyorum hadi bana eyvallah.
Leyla üzgün bir şekilde masaya döner. 
Leyla:
-Ne diyorsun ya?
İnanç:
-Tamam gidiyorum diyorum hadi bana eyvallah.
Leyla üzgün bir şekilde masaya döner.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK