İNANÇ VE HAYAT 2: BÖLÜM 8; KONUŞMA ZAMANI

İnanç, ofiste işini bitirmiş iş çıkışı arabasıyla Hayat'ı görmek için apartmana yaklaştı. Can da tam
dışarıdan eve geliyordu. 
Can: 
-Hayırdır enişte? 
İnanç: 
-Can, benim seninle konuşmam gereken çok önemli mevzular vardı. Bir restorana geçelim mi? 
Can: 
-Ablamla ilgili dimi? Ama size artık karışmıyorum kendime söz verdim. 
İnanç: 
-Sadece ablanla ilgili değil söyleyeceklerim. 
Can: 
-Ya bizim ablamdan başka ortak noktamız olamaz enişte tamam mı? Artı sen yine ne dolaplar çevirdin? 
İnanç: 
-Ne yapmışım? Birşey yapmadım ki hem üstelik bugün ablanı hiç görmedim ki ne yapmış olabilirim? 
Can: 
-Aynı yerde çalışıyorsunuz ve yani sen şimdi ablamı görmediğini mi iddia ediyorsun? 
İnanç: 
-Hayat bugün ofise gelmedi, ablan çok hasta, haberin yok mu? 
Can: 
-Nereden haberim olsun? Gördüğün gibi ben de eve yeni geliyorum. 
İnanç: 
-Gül ile işler nasıl gidiyor? 
Can: 
-Gitmiyor desem inanır mısın? Bir tutturmuş sen niye hâlâ istemeye gelmedin diye? Herhâlde müsait olsam gelirdim. Hem yani isteme ne ya? Yani bir kahve yapacak diye ne kadar laf etti. Koca meraklısı çıktı kız. Bir de sizinle kıyaslama yapıyor gel de bozulma. Abi bence ablama daha fazla yaklaşma sonra Gül de benden böyle şeyler istiyor, tadımız kaçıyor sayenizde. 
İnanç: 
-Ablan da her gün her gün benim tadımı kaçırıyor yani sizinki kaçmış çok mu?
Can: 
-Ablam sana bir şey yapmadı bir kere sen onun tadını kaçırdın.
İnanç: 
-Can yani ablan sana neyi nasıl anlattı bilmiyorum ama ya bana bir güvenmedi gitti. Yani bazen çok iyi anlaşıyoruz. Bazen boş boş trip atıyor. 
Can: 
-Ne yapıyor mesela? Abi sizin birbirinizden kalır yönünüz yok ki? Yani hasta olan ablam ama mantıksız davranan sensin. Yani artık  bir zahmet olmazsa normal iki insan gibi mi olsanız? Hep mi birbirinize oyun oynayacaksınız? 
İnanç: 
-Can bak Hayat bugün ofise gelmedi. Kendi ofisine gelmek istemedi. Sence bu ne kadar mantıklı? Ya aradım saçma sapan şeyler söyledi. Gül'ü aradım göz kulak olsun diye. Gül'ü de terslemiş Hayat çok garip ya.
Can: 
-Abi bak senin tek derdin gerçekten ablam olamaz dimi? 
İnanç: 
-Nasıl Can ya seviyorum işte? Sen de Gül'e karşı böyle bir şeyler hissetmiyor musun? Hani görünce kalbin yerinden çıkacak gibi atar, hani yüzündeki mutluluğu görmek için dünyayı değiştiresin gelir. Kendinden çok onu düşünmeye başlarsın uykuların kaçar ya sende böyle şeyler olmuyor mu Gül'ü görünce? 
Can: 
-Abi diyelim ki oluyor bunu büyütmeye gerek var mı? Yani ikinizin arasında kalsın? Ne gerek var abartmaya? Sonra sen abartınca mahalledeki diğer erkeklerin de işini bozuyorsun.
İnanç: 
-Mesela senin gibi mi? Hayret ablan fazla romantik ama...
Can: 
-Abi ben Gül'e ne yapabilirim? Bir fikir ver ya ablama o kadar şey yaptın ben Gül'e ne yapabilirim bir fikrin vardır yani. 
İnanç: 
-Yani bu sizin aranızda bir şey ilişkide olan sensin. Gül neleri sever neyden hoşlanır bunu düşün ki bence Gül, Hayat kadar zor bir kız da değil yani. Asıl sana bir şey sorucam; sen ablanı rahatsız mı ediyorsun? Hem niye yani? 
Can: 
-Bizim kardeşlik ilişkilerimizden sanane. Hem ablam yemedi içmedi sana beni mi anlattı? 
İnanç: 
-Ablan anlatmadı ben duydum. Bilirsin çok iyi duyarım.
Can: 
-Ablam gece en ufak ses çıkarmana bile karşı, seni hiç iyi şeyler beklemiyor abi. Kolay gelsin. 
İnanç: 
-Sen neden ses yapıyorsun ki? 
Can: 
-Canım öyle istiyor Allah Allah sana hesap mı vereceğim? Hem bir kere sen kimsin ya? Tamam enişte dedik bağrımıza bastık ama yani ablan olsa ne kadar sinir bozucu olduklarını bilirdin ama yok işte. 
İnanç: 
-Tamam neyse hadi iyi geceler görüşürüz sonra. 
Can: 
-İyi geceler enişte. 
İkisi de eve gitti. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK