KISKANÇLIK
Hayat, cumartesi-pazar restorana gelmeyecekti. Ama bunu henüz İnanç'a söylemek istemedi.
İnanç:
-Sence de restoran artık daha iyi görünmüyor mu? Valla ben önceden burayı hiç iyi kullanamıyormuşum dedim yani.
Hayat:
-Yani kullanamıyor değildin ama yani çalıştığın yere de birşeyler sarfetmen gerekiyordu yani.
İnanç:
-Doğru, senin sayende restorana renk geldi. İyi ki varsın ya❤️♥️❤️♥️.
Hayat:
-İnanç, benim sana bir şey söylemem lazım.
İnanç:
-Söyle tabi.
Hayat:
-Haftasonu gelmeyeceğim ben.
İnanç:
-Niye ki ne oldu?
Hayat:
-Haftasonu sınavlara gidicem.
İnanç:
-İyi ne güzel. Hasta falan değilsin yani.
Hayat:
-Aslında biraz hastayım yani olabilirim. Can hasta evde mesela, bugün okula gitmedi. Aynı ortamda bulunduğumuz sürece ben de risk altındayım maalesef.
İnanç:
-Üzüldüm ya. Can bugün evde demek.
Hayat:
-Mecburen hasta olunca okula gitmedi.
İnanç:
-Cumartesi-Pazar senin yerine Can gelebilir o halde.
Hayat:
-İnanç, anlayışın kıt galiba çocuk hasta evde dinlenmesi gerekiyor, sen onu buraya getirip çalıştırmak istiyorsun. Ya biraz saygı göster başkasının hayatına nolur? Çok mu zor bu senin için?
İnanç:
-Moral olur diye demiştim ben. Hem Can evde sıkılır diye düşündüm de.
Hayat:
-Telefonunun şarjı bitene kadar gayet mutlu idare edebilir bence. Hem altı üstü bir soğuk alınganlığı yani. Doktora gitti, ilaç aldı zaten, geçer.
İnanç:
-Emin misin? Bu zamanın hastalıkları bir garip çünkü.
Hayat:
-Ne yapayım İnanç ya? Aşımızı olduk zaten. Hem yani Can benim kadar hassas değil bünyesi daha güçlü.
İnanç:
-Sen de bir kontrole git istersen, mikrop kapmadan.
Hayat:
-Abart İnanç abart. Alt tarafı burnum akıyor, iyiyim ben derken bir anda gelen bir hapşırıkla dengesini kaybeden Hayat masaya yapıştı.
İnanç:
-Evet evet gerçekten çok iyisin maşallah 🧿. Çok yaşa bu arada. İyi misin?
Hayat:
-İyiyim tabi. İyi olmayıp da ne yapıcaz? Mecbur iyi bir şekilde hafta sonu sınavlara girip derslerimizi vericez.
İnanç:
-Hafta sonu restoranı kapatsak mı acaba?
Hayat:
-Ne alaka? Şuan gerçekten tek derdimiz restoran mı?
İnanç:
-Benim öyle ya senin?
Hayat:
-Restoran boş durmasın diyorsan yerime başkasını alabilirsin. Büşra mesela harika bir restoran sorumlusu olur.
İnanç:
-Büşra ne alaka şuan?
Hayat:
-Ben yokken o vardı. Ben yine yok olacağıma göre o tekrar var olabilir.
İnanç:
-Hayat bilmen gerekiyorsa Büşra'yla aramda hiç bir şey yok, olamaz da üstelik.
Hayat:
-Olamaz çünkü Büşra sana göre değil.
İnanç:
-Sen nereden biliyorsun?
Hayat:
-Büşra'yı senden iyi tanıdığım kesin.
İnanç:
-Nereden tanıyorsun ki?
Hayat:
-Sen nereden tanıyorsun asıl?
İnanç:
-Ben... Sen gidince bir kafeye girmiştim sıkıntıdan oradan tanıyorum.
Hayat:
-Sıkıntıdan kafeye girmek ve İnanç? Bravo gerçekten sıkıntıdan kafeye giren ilk insan olabilirsin. Neyse tabi girmişken bir şeyler de yemişsinizdir beraber. Büşra güzel kız ama tam senlik.
İnanç:
-Ya bak birlikte hiç bir diyaloğumuz olmadı sadece...
Hayat:
-E olmuş işte. Neyse unut sen beni.
İnanç:
-Ben seni çok özlemiştim Hayat o yüzden senden konuştuk biraz.
Hayat:
-Hah bir dedikodumuz eksikti o da oldu. Büşra beni ne kadar tanıyor ki? Ne anlattı sana? Hem üstelik Büşra beni ilkokuldan beri hep kıskanıyordu bunu herkes biliyor.
İnanç:
-İşte biz de o sebepten biraz konuştuk. Seni daha iyi tanımak istedim ne var bunda?
Hayat:
-Hiç sevmediğim insanlara sorman dışında bir sıkıntı yok ama bana hiç sordun mu senin hakkında araştırma yapsam sorun olur mu diye? Cevap veriyorum hayır, ya İnanç sen beni ne sanıyorsun? Yani neyim ben oradan bakınca oradan buradan bilgi alınabilecek bir insan mıyım?
İnanç:
-Özür dilerim ama Hayat seni daha yakından tanımak istedim sadece.
Hayat:
-Bak bak bak bunu bir ajan söylüyor acaba sen ajanlıkta yeni misin? Hayır yani çok amatörce davranıyorsun da.
İnanç:
-Ama Hayat ayıp ediyorsun.
Hayat:
-Senin bana yaptığın ayıplardan sonra bu ne ki?
İnanç:
-Ben sana ne yaptım hâlâ anlamış değilim. Suçum ne Hayat?
Hayat:
-Birde hâlâ sorabiliyor musun? İnanç, sen beni gayet iyi tanıyorsun ama ben senin hakkında ufacık birşey bilmiyorum. Bu normal mi?
İnanç:
-Peki sırf bir görev icabı geldiğim bir yerde hayatım diyebileceğim insanı bulmam normal mi?
Hayat:
-Ya İnanç sırf açıklama yapmamak için bahane tüm bunlar... Sanki bilmiyoruz.
İnanç:
-Boşver ya olan oldu. Yaptık bir hata. Söz bir daha olmaz. Ama sen de beni yolumdan saptırmak için elinden geleni yapıyorsun. Hadi itiraf et.
Hayat:
-Ben ne yapıyorum ki? Bütün gün evde oturuyorum.
İnanç:
-Geç bunları dün akşam bana mesaj atmışsın, sanki görmedik.
Hayat:
-Ne alaka? Ne atmışım ki? Hem niye benim haberim yok?
İnanç:
-Okuyorum; Hayırlı kandiller canım, seni çok seviyorum ❤️♥️❤️. Uyuyamadığım gecelerde hep seni düşünüyorum. Ben sensiz belki de bu hayatta olmamalıydım. Sen geldin iyi ki de geldin mahallemize, dileğim hiç gitme benden, öptüm 😘.
Hayat:
-Bunu ben mi yazmışım?
İnanç:
-Tabii yani şimdi de kendi kendime mesaj atmakla da suçlama beni.
Hayat:
-İnanç, sen rüya falan mı gördün? Ben niye sana durduk yere böyle bir mesaj yazayım?
İnanç:
-Özlemiş olamaz mısın beni?
Hayat:
-İnanç son kez söylüyorum o mesajı ben yazmadım.
İnanç:
-Tabi canım ben de yedim! Kim yazabilir senden başka?
Hayat:
-Büşra'yı, Hayat diye kaydettiysen belki o yazmıştır.
İnanç:
-Büşra'nın numarası yok bende.
Hayat:
-Vah vah görüyor musun büyük eksiklik?
İnanç:
-Ama bu senin telefon numarandan gelen bir mesaj, saklama artık, ben attım demek bu kadar mı zor yani?
Hayat:
-İnanç, sana yemin ederim o mesajı ben atmadım, dün telefonu elime bile almadım ki.
İnanç:
-Tabi canım tabi öyleyse dün neden gün boyu çevrimiçi görünüyordun?
Hayat:
-Çünkü telefon şeydeydi.
İnanç:
-Neredeydi?
Hayat:
-Dün bir arkadaşıma gezmeye gittim, telefonu evde unutmuşum. Evde artık kim varsa o yazmış mesajı.
İnanç:
-Sizin evde kim olabilir ki maksimum? Topu topu 4 kişisiniz yani, sanırsın geniş ailede yaşıyor.
Hayat:
-Sen bizim evi bilmiyorsun, yeri gelince insan kendini bulamıyor bu evde.
İnanç:
-Amma da dağınıkmışsınız.
Hayat:
-Dağınıklık değil bu dayanışma böyle birşey? Gerçi senin ailen olmadığı için nereden bileceksin?
İnanç:
-Çok üzüldüm Hayat ya hep eziyorsun beni.
Hayat:
-Üzülme ya hem aile nedir ki gelir geçer. Bir yerden sonra kendi ayaklarının üzerinde durmayı bilmen gerekiyor. İşte bizimkiler de bana hep böyle diyor ama güven vermiyorlar. Hatta olan güvenimi de kırıyorlar. Geçen sınavın tercihleri açılmış, yok senden memur olmaz, sen nasıl yapacaksın bu işi, yok efendim sen zor işe gelemezsin, varya bir tercih yaptık ama acaba yapmasa mıydık? Yani kıymetli çocuk olmak da başa bela. Ne yapsan kontrol altındasın. Sana birşey yakıştırmıyorlar. Tercihler sonuçlansın hayırlısıyla bir de o zaman gör sen bizim evi. Onların gözünde ben hep beceriksiz, bir şey bilmez bir çocuğum. Hiç büyüdüğümü, bir şeyler başarabileceğimi kabul edemiyorlar nedense. Çok garip ben de onlara döndüm, birşeyler yapabileceğime inanamıyorum.
İnanç:
-Hayat yani senin bir yere gitmenden korkuyorlardır bence. Sonuçta sen hep onların yanında el bebek, gül bebek büyüdün ya. İnsan evladını bırakamaz öyle kolay.
Hayat:
-Sen nereden biliyorsun İnanç? Gizli evlatların mı var yoksa?
İnanç:
-Yok Hayat ya olur mu öyle şey, hem olsa haberin olurdu illaki. Bilindiği üzere ben bekarım.
Hayat:
-Biliyorum İnanç ve merak ediyorum niye evlenmedin?
İnanç:
-Çünkü evlenmeye iznim yoktu. Gerçi hâlâ yok. Askerliğimi yapmadım çünkü. Beni askere almıyorlar.
Hayat:
-İnanç, peki evlenmek ister miydin?
İnanç:
-Yani o beni istemiyor ki. Daha 2.5 senemiz varmış. Onun okulu var ne zaman mezun olur o belli değil. Ama bir görsen nasıl güzel, nasıl marifetli...
Hayat:
-İnanç şişt uçtun uçtun..... Yani ben karşında dururken de hayalimi kurmazsın herhâlde.
İnanç:
-Hayat, tamam ben vazgeçtim.
Hayat:
-İnanç? Ne diyorsun ya?
İnanç:
-Hayat bak bizim evlenmemiz demek bu hikayemizin bitmesi demek ve ben hikayemizi böyle bitirmek istemem.
Hayat:
-İyi ne yapmamızı önerirsin?
İnanç:
-Sen okulunu bitir güzelce, ben de askerliğimi yapayım, sonra görüşürüz 👋🏻. Artık ne yapalım? Ne gerekiyorsa yapmaya da hazırım, bunu bil.
Hayat:
-Madem herşeye hazırsın, bu mahalleden gitmeye de hazır mısın İnanç? Hayır yani soruyorum sadece.
İnanç:
-Tamam gidiyorum Hayat ama şunu bil ki askerliğimi yapmadan da geri dönmüyorum.
Hayat:
-Peki sen bilirsin? Restorana kim bakacak?
İnanç:
-Arkadaşlarım tabiki. Hem Can da var yani sen sıkıntı etme.
Hayat:
-Nasıl sıkıntı etme İnanç biz bu restoran için neler yaptık? Şimdi öylece bırakıp gidecek misin gerçekten?
İnanç:
-Hayat, senin sıkıntın ne? Gitmiyorum desem git diyordun şimdi gidiyorum diyorum gitme diyorsun. Ben de şaşırdım ne yapacağımı?
Hayat:
-İşte sıkıntı tam olarak bu. Sen ne yapacağını hiç bir zaman bilemedin ki zaten. Niye geldiğin de, niye gideceğin de belli değil. Benim yolum belli ben gidiyorum, sen yoluma gölge düşürme yeter, tamam mı?
İnanç:
-Ben senin düşmanın mıyım Hayat?
Hayat:
-Bazen diyorum ki bu hayata 1 Hayat az, böyle bir 5-10 tane Hayat olsa belki...
Sen benim hiçbirşeyim değilsin İnanç. Hedeflerimin önüne geçmene izin vermeyeceğim. Şimdi izninle eve gitmem gerekiyor.
Hayat, eve gidip ders çalışır. Yarınki sınavdan mutlaka geçmesi gerekmektedir. Çünkü derslerin kolay olduğunu ve hemen geçebileceğini düşünmüş ve herkese de öyle demişti. Hayat uzunca bir süre ders çalıştıktan sonra kalkıp kendine bir şeyler hazırlamaya karar verdi. Mutfağa girip ne var ne yok diye şöyle bir göz attıktan sonra annesine döndü.
Hayat:
-Bir şeyler mi yesek?
Annesi:
-Ne yemek istersin?
Hayat:
-İşte yemek, ne yaptın?
Annesi:
-Bu akşam yemeği sen mi yapsan ki?
Hayat:
-Tamam ya, bir şey demedik.
Hayat salona geçerken annesi arkasından bağırdı:
-Kaçma kız, gel buraya.
Hayat:
-Hı ne var? Ne yapıcaz?
Annesi:
-Şu salatayı sen yap bari. Kesme tahtası orada küçük küçük doğra.
Hayat:
-Ben neden hep salata yapıyorum?
Annesi:
-Çünkü senin salataların güzel oluyor hem akşama misafir var.
Hayat:
-Kim ki?
Annesi:
-Can'ın arkadaşıymış, dışarı çıkacaklarmış.
Hayat:
-Çok mu gerekliymiş? Ne yani benim de var arkadaşım ama akşam vakti eve davet edip de dışarı çıkmıyorum. Sabah ne işi varmış acaba?
Annesi:
-Kızım bak o erkek çocuk, erkek çocuk çok sıktırmaya gelmiyor kaç defa izah ettim sana. Sen boşver onu ne yaparsa yapsın. Genç gezsin işte ne var?
Hayat:
-Ha ona gelince genç delikanlı istediğini yapsın, bana gelince otur oturduğun yerde.
Annesi:
-Sen de konuşuyorsun ya arkadaşlarınla?
Hayat:
-Hım gerçekten mi? İnanç'tan bahsediyorsan o benim arkadaşım değil. Komşuluk hakkı görüşüyorum sadece. Gül'e ona mahalleyi tanıtacağız dedik ama ne hikmetse başıma attı bu çocuğu, kendi ortadan kayboldu. Hakikaten Gül nerede?
Annesi:
-Bilmiyorum ki, haberim yok.
Hayat:
-Ya bu kız neden böyle davranıyor ki? Normalde her gün yazardı bana. Başına bir şey mi geldi acaba? Ben bir odama çıkıp arayayım.
Annesi:
-Peki kızım.
Hayat, odasına çıkıp yatağa oturup telefondan Gül'ü aramaya başladı.
Hayat telefonu kulağına tuttu. Telefondaki ses:
-Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.
Hayat:
-Of Gül of. Ulaşılamıyor olamazsın ya. Acaba Elif'in haberi var mıdır?
Hayat, rehbere dönerek Elif'i aradı.
Elif hemen telefonu açtı.
Elif:
-Efendim Hayat? Hayırdır bir şey mi oldu?
Hayat:
-Gül'e ulaşamıyorum da senin haberin var mı?
Elif:
-Haberim yok ama belki Can'ın haberi vardır.
Hayat:
-Can dışarı çıkacakmış yemekten sonra. Güven abi yanında mı?
Elif:
-Yanımda yanımda hoparlöre alıyorum.
Güven abi:
-Efendim Hayat naber?
Hayat:
-İyi abi de Gül'e ulaşamıyorum, senin haberin var mı?
Güven abi:
-Bilmiyorum ki.
Hayat:
-Nerede acaba ya?
Elif:
-Sen neden durup dururken merak ettin ki?
Hayat:
-Elif yani senden iyi olmasın da Gül benim bu mahalledeki en iyi arkadaşımdı.
Elif:
-Yani ne bilim sen genelde kendinden başkasını önemsemezdin de, ondan şaşırdım yani.
Hayat:
-Sen beni ne kadar tanıyorsun ki hakkımda bu kadar emin konuşabiliyorsun? Sana kim veriyor bu hakkı?
Güven abi:
-Çok ayıp Hayat yani neden kavga ediyorsunuz ki?
Hayat:
-Yanındaki Elif'e sor. Yanında direkt. Onun suçu, benim değil.
Güven abi:
-Ne oluyor Elif?
Elif:
-İyiyim Güven de işte Hayat beni yanlış anladı galiba.
Hayat:
-Neyini yanlış anlayacağım basbayağı bana bencil demeye çalıştın yani:(
Elif:
-Ben öyle birşey demedim.
Hayat:
-Demedin ama diyecektin hadi itiraf et.
Güven abi:
-Hayat kimsenin aklından böyle bir şey geçmiyorken senin hakkında neden bu şekil düşündüğümüzü zannediyorsun?
Hayat:
-Bu şekil düşündünüz çünkü ama niyeyse itiraf edemiyorsunuz. Bugünlerde herkes bir garip zaten ortaya bir şey atıyorlar. Sonu yok, başı yok. Sonra Hayat bizi yanlış anladı?
Güven abi:
-Hayat sakin olur musun? Kime kızdın şu anda, onu bile anlamadık ya. Ne olduğunu anlatacak mısın artık?
Hayat:
-Ya İnanç'la telefonda kavga ettik. Ondan sonra Can dışarı çıktı o çıktı ve biz annemle kavga ettik.
Elif:
-Kavgacı günündesin yani?
Hayat:
-Onlar beni anlamıyor. Yoksa benim kimseyle kavga ettiğim falan yok. Gül ortada yok. Can dışarı çıktı.
Güven:
-E ne var bunda sen de çık istersen bizimle.
Hayat:
-Bu havada?
Elif:
-Bu havada hiç kimse ortada yok diyorsun da.
Hayat:
-Gül açmadı telefonu. Normalde beni cevapsız bırakmaz ama. Kesin başına birşey geldi.
Güven:
-Meşguldur belki. Kimseyle konuşmak istemiyordur.
Hayat:
-Tanıştığımızdan beri ilk defa aramamı açmadı. Sence bu normal mi? Kesin başına birşey geldi yoksa geri çevirmezdi beni.
Elif:
-Sinirini bozma gerek yok yani belki şu an konuşacak durumda değildir, birazdan geri arar seni, endişe etme.
Hayat:
-Siz kesin biliyorsunuz bana söylemiyorsunuz?
Güven:
-Ne alaka Hayat? Yani bizim düşüncelerimizi tahmin etme tamam mı? Gerek yok zaten hiç olmayacak şeyler tahmin ediyorsun.
Hayat:
-Ya Gül kayıp ulaşamıyorum diyorum, nedir sizdeki bu rahatlık anlamıyorum.
Elif:
-Belki dışarı çıkmıştır.
Hayat:
-Bana niye haber vermesin?
Güven:
-Gül özgür bir kız Hayat, hem üstelik sana neden haber versin ki? Özel hayatına müdahale etmene izin mi versin haber verip?
Hayat:
-Ben de gidiyorum sorarsa gerçi sormaz da siz yine de sorarsa öyle söylersiniz.
Elif:
-Nereye gidiyorsun ki yine?
Hayat:
-Hastamız var, ona yardıma gidiyorum.
Güven:
-Can neden böyle bir şey söylemedi bize?
Hayat:
-Ne bilim onu da Can'a sorun bulabilirseniz.
Elif:
-Hayat neler oluyor anlatır mısın?
Hayat:
-A Elif çok isterdim ama otobüs saatim geldi hadi kaçtım ben.
Hayat hızla oradan uzaklaştı.
Elif:
-Neler oluyor Güven sence?
Güven:
-Kim bilir Hayat işte.
Hayat hızla otogara gidip annesini ve Can'ı beklemeye başladı. Biraz sonra annesi, babası ve Can üç tane çantayla yanına geldiler.
Yarım saat otogarın orada oturup bekledikten sonra arka tarafa çıktıklarında otobüs gelmişti. Hızlıca otobüse binip babalarıyla vedalaştıktan sonra otobüsün harekete geçmesini beklediler. Otobüs çok geçmeden hareket etmeye başladı. Çok sıkıcı bir yolculuğun ardından nihayet otogara gelmişlerdi. Hayat bütün gece uyuyamamıştı neredeyse.
Otogara yanaştıklarında kuzenleri dayılarının arabasıyla almaya geldiler.
Yorumlar
Yorum Gönder