İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 71 İYİ Kİ DOĞDUN HAYAT

doğum günün kutlu olsun 
Hayat bugün 20 yaşına giriyordu. Bu akşam İnanç onu neden iftara çağırmıştı? Hayır yani neden bu akşam? Yarın akşam da zaten restoranda iftar yapacaktı? Neyse, o işini bilir, deyip boşverdi Hayat.
Evden çıkarken İnanç'la karşılaştı. Hayat:
-Sen daha gitmedin mi muhtarlıkta çok iş var, bence erken gitmelisin.
İnanç:
-Muhtarım ben sen niye hâlâ bana emir veriyorsun?
Hayat:
-Çok özür dilerim yanlış anladın emir verdim sandın ama tavsiye verdim yani.
İnanç:
-Neden ki? Hem yani ne gerek var tavsiyeye?
Hayat:
-Sen muhtarlığa geç, ben restorandayım hadi görüşürüz 👋🏻.
İnanç:
-Restoranı bugün açacak mısın cidden?
Hayat:
-Tabiki yani zaten doğru dürüst açmadım orayı.
İnanç:
-Madem öyle bugün de açma, ne olacak ki?
Hayat:
-Çok da meraklısı değilim zaten açma diyorsan açmam yani. Tek derdim restoran değil sonuçta.
İnanç:
-Nasılsın bugün?
Hayat:
-Çok kötüyüm.
İnanç:
-Neden ki?
Hayat:
-Bir de soruyor musun? Ya iftarı düşünüyorum ben gelmesem daha iyi.
İnanç:
-Neden? Yani ne oldu ki vazgeçtin?
Hayat:
-Bilmem ders çalışmam lazım bolca. Şu ayın sonunda sınavım var. Çok çalışmam lazım çok.
İnanç:
-Kolay gelsin sana ama dersten sonra bir uğra restorana.
Hayat:
-İnanç sen şaka mısın hayır yani zaten restoranda ders çalışıyorum. Restorana uğramam gereksiz yani.
İnanç:
-Hayret ben neden bilmiyorum bunu?
Hayat:
-Bilmen mi gerekiyordu? Hayır yani herşeyimi bilmek zorunda da değilsin yani.
İnanç:
-Biz neden seninle güzel konuşamıyoruz?
Hayat:
-Ne demek istiyorsun? 
İnanç:
-Yani bugün doğum günün ama sen hâlâ tartışma peşindesin.
Hayat:
-E yani ne yapmamı bekliyordun ki? Hayır yani ben bugün doğdum diye birşey değişmedi dünyada. Sadece doğdum bu kadar yani başka bir şey olmadı. Her doğum günümde diyorum ki "keşke doğmasaydım." Çünkü hep kötü bir şeyler oluyor. 10 yaşında tam yaşadığımı hissetmiştim ben, tam hayata atılmaya başlıyordum ki ay sonu hastanelik oldum😥😥😥😥😭 😭🥲😭. Şimdi bu sene de aynı şey olmayacağı ne malum yani. Belki ay sonunda olamayacağım yani zaten bir şey olacaksa doğum gününe sevinmek de mantıksız yani.
İnanç:
-Hayat bak o sene öyle olmuş olabilir ama geçti bitti artık unutsan mı? Her yıl öyle olacak diye bir kural yok.
Hayat:
-Dayım çok hasta biliyor musun? Ben hasta olmakla kaldım sadece ama sevdiklerim zarar görüyor ve ben hiç bir şey yapamıyorum. 
İnanç: 
-Neden mutlu olmaya çalışmıyorsun peki? 
Hayat: 
-İnanç, bak zaten kötü şeyler oluyor mutlu da olsak yani kaderde kötü şeyler olacaksa ve buna sonradan üzülmektense hep üzgün olmaya hazırlanmak en iyisi. 
Hayat restorana geçti. İnanç da onun restorana geçmesiyle muhtarlığa geçti. Hayat'ın bugün doğum günüydü ve bu onun umurunda bile değildi. İnanç bunu Hayat'ın unutamayacağı bir doğum günü yapmak için ne yapabilirdi acaba? 
Her ne yaparsa yapsın çok güzel olmalıydı. İnanç fikir almak için Gül'ü aradı. Gül telefonu hemen açtı. 
Gül: 
-Efendim İnanç. Bir şey mi oldu? 
İnanç: 
-Yok Gül, bir şey olmadı da, Hayat'ın doğum günüymüş ne yapsak ki? Çok üzgündü.
Gül: 
-Bilmiyorum İnanç ama dur aklıma ne geldi? 
İnanç: 
-Ne geldi? 
Gül: 
-Hayat restoranda mı? Sen de muhtarlığı güzelce süsleyip muhtarlığa çağırsan?
İnanç: 
-Mantıklı ama Hayat'ı tanıyorsam buraya gelmez. 
Gül: 
-Gelmesi için mantıklı bir sebep sunarsan neden gelmesin?
İnanç: 
-Mesela? 
Gül: 
-Onu da sen bul, ne biçim muhtarsın sen? 
İnanç: 
-Seni hiç alakadar etmiyor bir kere, ne bu iki arkadaş beni daha ne kadar zora sokmayı planlıyorsunuz siz?
Gül:
-İnanç neden herşeyi bana soruyorsun? Hayır yani kaç tane daha arkadaşın var? 
İnanç: 
-Tamam tamam. Kapat. 
Gül: 
-Beni arayan sensin bir kere. 
İnanç: 
-Ha bu arada restoranda mısın?
Gül: 
-Yok Hayat bugün açmadı restoranı evdeyim yani. Gerçi senin bilmen gerekiyordu yani. 
İnanç: 
-Nereden bileyim Gül yani? 
Gül: 
-Hayat'la konuşmadın mı yani?
İnanç: 
-Sabah konuştuk o da restorana gidiyordu. Tabi ben bugün açma deyince vaz geçti. Bir fikrin var mı? Ne yapabiliriz sence? 
Gül:
-Muhtarlığı süsle istersen, sonra da muhtarlığa çağırıp sürpriz yaparsın. 
İnanç: 
-Bu iyi bir fikir mi sence? 
Gül: 
-Yani Hayat'ı tanıyorsam etkilenir. Tabi aklında daha iyi bir fikir varsa sen bilirsin. 
İnanç: 
-Sağol Gül ya ne yapacağımı biliyorum sayende. Can yanında mı bu arada? 
Gül: 
-Alt katta oturuyor ya hani Can, dolayısıyla yanımda değil ama altımda, hey Allah'ım ya, sabah sabah Can neden buraya gelsin? Yani neden böyle düşündün ki?
İnanç: 
-Ne bilim? İyi arkadaşsınız ya o sebepten sormuştum ben ama, sen yanlış anladın. Neyse hadi görüşürüz. 
İnanç telefonu kapattı. Muhtarlığı süslemek aslında o kadar zor bir şey değildi. Derken İnanç'ın aklına daha iyi bir fikir geldi. Acaba Hayat'ın dairesinden muhtarlığa kadar gül yapraklarıyla yol mu yapsaydı? Evet bu gayet güzel bir fikirdi.
İnanç hemen bir gül alıp yapraklarını muhtarlıktaki odasından dışarı koyarak gül yolunu yapmaya başladı. Derken Leyla dibinde bitti. Leyla: 
-Ne yapıyorsun İnanç?
İnanç, kendine çeki düzen vererek:
-Senin burada ne işin var? Hem neden hep beni takip etmek zorunda hissediyorsun? 
Leyla: 
-Muhtarımız ne yapıyor merak ediyorum yani. Olamaz mı? 
İnanç: 
-Neden ki? Yani merak etme bir kendi halime bırak beni ya!.. 
Leyla: 
-Hayat istedi desem...
İnanç: 
-Hayat hakkında bir şey söyleme artık tamam mı? Hem sen kim sanıyorsun ki kendini neden sürekli aramızda olmak zorunda hissediyorsun?
Leyla: 
-İnanç sen iyi misin? Hayır yani canım gülleri koparıp koparıp yere atmak nedir? Yine mi delirdin? 
İnanç: 
-Seni hiç alakadar etmez. Hadi git.
Leyla: 
-Peki İnanç, gidiyorum ama çok içimde kaldı. 
Leyla, muhtarlıktaki gül yapraklarının bir kısmını ezip gül yolunu bozdu. İnanç: 
-Leyla, ne yaptın sen? 
Leyla: 
-Ne yapmışım? Ay yolun mu bozuldu? Hiç farketmedim çok özür dilerim.
İnanç: 
-Leyla git daha fazla zarar vermeden git nolur?
Leyla sinir bozucu bir gülüş yapıp gitti(⁠•⁠‿⁠•⁠).
İnanç şimdi yapayalnız bu durumu düzeltmek zorundaydı. Derken telefon çaldı. Güven abi arıyordu. 
Telefonu açan İnanç:
-Efendim abi? 
Güven abi: 
-Ne yapıyorsun İnanç?
İnanç: 
-Muhtarlıktayım, sinir bozucu kişilerle uğraşıyorum. Ya kız geldi o kadar uğraştığım sürprizin içine etti. 
Güven abi: 
-Kim geldi ki? Hayat mı geldi? 
İnanç: 
-Yok Leyla, of bir de sanki iyi bir şey yapmış gibi sırıta sırıta çıkıyor. 
Güven abi: 
-Boşver Leyla'yı. 
İnanç: 
-Abi herşeyde karşıma çıkıyor. Tam unutuyorum yaptıklarını, kız karşımda. Nasıl boşvereyim şimdi? Hayat'a müthiş bir sürpriz bulmuştum kız resmen sürprizin içine etti. 
Güven abi: 
-Boşver onu, Hayat'a nasıl bir sürpriz düşünmüştün? 
İnanç: 
-Muhtarlıktan eve kadar gül yolu. Ama Leyla yüzünden mahvoldu.
Güven abi: 
-Çok güvenli bir yol değil yani. Bence şey yap; muhtarlığı güzelce süsleyip Hayat'a çağır. 
İnanç: 
-Gül de aynısını demişti. Ama bence Hayat buraya gelmez. 
Güven: 
-Bir sürprizim var dersin. 
İnanç: 
-Ve bu da sürpriz mi olacak diyim? Böyle sürpriz mi olur ya? Ben en iyisi restorana gidip bir bakayım ne yapıyor? 
Güven: 
-Muhtarlığı süslemeyeceksin yani? 
İnanç: 
-Bakarız abi. 
İnanç, restorana doğru yola çıktı. Hayat'ı bir süre camdan izledi. Hayat telefonundan ders videosu izleyip not alıyordu. İnanç, bir mesaj atmaya karar verdi. İnanç: 
-Video bitince az dışarı çıkar mısın? 
Hayat anında mesajı gördü ve yazmaya başladı: 
-Sadece bu video değil daha birsürü ders videosu beni bekleyen😿.
İnanç: 
-Biraz ara verip muhtarlığa gelsen mi ki?
Hayat: 
-Ne işim var muhtarlıkta ya? 
İnanç: 
-Bir kere de bir şeyi sorgulama da direkt yap nolur yani gelsen?
Hayat: 
-Bu saatte?
İnanç: 
-Evet bu saatte muhtarlık dolu olmuyor gel yani. 
Hayat: 
-Muhtarlıkta işim gücüm yok benim ne işim var orada? Ya biri görürse? 
İnanç: 
-Nasıl işin gücün yok? Yazıcım değil misin? Hem üstelik geç kaldın zaten? 
Hayat: 
-Ben yazıcın olduğumu hatırlamıyorum ama neyse geliyorum restoranı kime bırakayım? 
İnanç: 
-Sen bilirsin. Restoranı kilitle gel işte. 
Hayat: 
-Restoranı zaten kilitlemiştim biliyor musun? İçeride kaldım galiba şuan. 
İnanç: 
-İnanamıyorum sana şu an😱. Kendini restorana kilitlemeyi nasıl başardın? 
Hayat: 
-Bilmiyorum ki, sen kapat demiştin ya. 
İnanç: 
-Ama restoranın içindeyken kapat dememiştim. Hayır yani neden kapattın hem de içerideyken.
Hayat: 
-Bugün de hiç kimse gelmedi biliyor musun? Neden acaba? 
İnanç: 
-Restoran kilitli olduğu için olabilir mi? 
Hayat: 
-Yalnız şuan nasıl dışarı çıkıcam? 
İnanç: 
-Çok basit. Anahtarı eline alıp açıp çıkacaksın.
Hayat: 
-Anahtar anahtar nerede? 
İnanç: 
-Kaybettim deme bana? 
Hayat: 
-Yok kaybetmiş olamam. Bir dakika; sabah ben anahtarla kapıyı açıp buraya geldim, sonra içerisi çok havasızdı camları açıp masaya oturdum. Sonra camları kapattım anahtar elimdeydi camları kapatırken uçtu mu acaba? 
İnanç: 
-Arka kapı açık mı şuan? 
Hayat: 
-Evet açık. 
İnanç: 
-Oradan çıksana.
Hayat: 
-Tabi canım tabi. Oradan çıkayım yani zaten tenhaya açılan kapı gibi başıma bir şey gelsin dimi? 
İnanç: 
-Hayat, sana inanamıyorum şu an dışarı açılan tek kapı o farkında mısın? 
Hayat: 
-Hiç sevmiyorum o kapıyı ya? 
İnanç: 
-Tamam Hayat, kal orada gelme muhtarlığa sürprizi de kaçır. Birazdan zaten mahalle buraya gelir. 
Hayat: 
-Ne sürprizi İnanç ya? 
İnanç: 
-Sürpriz işte, gelseydin görürdün ama gelmiyorsun madem sen bilirsin. 
Hayat: 
-Tamam geliyorum. Bekle beni. 
İnanç: 
-Peki bekliyorum 5 dakikaya burada ol. 
Hayat arka kapıyı hiç sevmese bile oradan çıktı ve muhtarlığa doğru gitmeye karar verdi. 
Muhtarlığa vardığında İnanç görünürde yoktu. Hayat telefona sarıldı:
-İnanç ben geldim sen neredesin? 
İnanç: 
-Muhtarlıktayım. Hadi seni bekliyorum. 
Hayat: 
-İnanç sana inanamıyorum. Bu ne rahatlık ya? 
İnanç: 
-Kapıda ne duruyorsun hâlâ? İçeri girsene.
Hayat: 
-Sen benim kapıda olduğumu nereden biliyorsun? 
İnanç: 
-Muhtarlık sırrı, ben senin daha nelerini biliyorum da işte...
Hayat: 
-Ne biliyorsun ki başka hayır yani hasta olmamı bildiğini biliyorum ki zaten hastalığımı atarsak geriye benden çok bişey kalmıyor. 
İnanç: 
-Ciddi olamazsın şuan hayır yani herşeyi yapıyorsun ailen de herşeyi yapman için elinden geleni yapıyor sen hâlâ niye böyle düşünüyorsun ki? 
Hayat: 
-Görünen köy kılavuz istemez çünkü İnanç.
İnanç: 
-Hayır yani ne güzel herşeyi yapıyorsun ya biz bunları daha önce konuşmadık mı zaten? Hep aynı şeyleri mi konuşucaz? Hem bugün senin doğum günün ne güzel, güzel şeyler konuşalım işte. 
Hayat:
-Güzel olan ne var İnanç sence? 
İnanç: 
-Seninle ilgilenen çok güzel bir ailen var ne güzel her an yanında olabilecek arkadaşların var.
Hayat: 
-Evet işte tam olarak bundan bahsediyorum herkes çok güzel var ama ben yokum işte. Ben onlar gibi değilim benim onlar gibi sorunsuz bir hayatım yok. Onların sorun gibi baktığı şeyler benim keşkelerim belki de. Benim kendimi ifade etme hakkım bile yok bazı durumlarda vasıfsız seyirci gibi kenardan izliyorum olacakları. 
İnanç: 
-Hayat bak sen varsın ve yani çok önemli bir yerin var dünyada. Bu da çok önemli yani ve de üstelik sen, hayat dolu olan Hayat, bugün neden bu kadar üzgün?
Hayat: 
-Bugün benim doğum günüm çünkü. İnsan doğduğu ay ölürmüş, her şeyim bu ayı buluyor. 
İnanç: 
-Hayat saçmalıyorsun şu an, sen daha çok gençsin ne ölmesi? 
Hayat: 
-Ölüm gence,yaşlıya bakmıyor İnanç. Hem 10 sene önce zaten ölmekten beter etti amcan beni. Sen hâlâ karşıma geçmiş, yok herşey güzel olacak falan diyorsun. İnanç bak anla artık hastalandıktan sonra her şey daha çok kötü oldu. Ya anlamıyor musun? Ben yokum artık, kimse insan yerine koymuyor zaten. 
İnanç: 
-Hayat bak kimse bir şey yerine koymuyorsa ben koyuyorum bak ne güzel çağırdım geldik konuşuyoruz işte.
Hayat: 
-İnanç sen beni tam olarak niye çağırmıştın ve biz şuan neyi konuşuyoruz?
İnanç: 
-Doğru konu biraz dağıldı galiba. Akşamki iftardan konuşacaktım da geliyorsun dimi?
Hayat: 
-Bilmiyorum İnanç ya. 
İnanç: 
-Söz verdin o kadar hazırlık yaptım. Bu Ramazan hiç kimse gelmedi zaten.
Hayat: 
-Sen bu mahalleye bu sene taşındın zaten kimi bekliyordun ki? 
İnanç: 
-İlk sen gel işte. 
Hayat: 
-Neden? Herşeyin ilki neden ben yani? Amcanla anlaşma mı yaptınız nedir bu? 
İnanç: 
-O mevzuyu kapatmamış mıydık?
Hayat: 
-Sence sen burada olduğun müddetçe o mevzu kapanır mı?
İnanç: 
-Neden gitmemi istiyorsun sürekli? Senden başkası benden rahatsız olmuyor. Neyse bu akşam iftara bekliyorum seni.
Hayat: 
-Gelirim İnşallah. 
İnanç: 
-Ne demek İnşallah, gelmezsen ben getirtirim seni ona göre. 
Hayat:
-Peki, ben gidiyorum. Sonra görüşürüz. 
İnanç: 
-Görüşürüz Hayat. 
Hayat eve gitti.
İnanç da mesai biter bitmez muhtarlıktaki işlerini halledip eve geçti. 
Evine güzel bir çeki düzen verdikten sonra kapıdan odaya giden yola gül yapraklarından yol yaptı. Her şey tamam görünüyordu. Bu yolun bozulma olasılığı da daha azdı çünkü İnanç'ın evine kimse gelmiyordu. İftara az kaldığı için Hayat'ı aradı. 
İnanç: 
-Alo Hayat gelmeyecek misin? 
Hayat: 
-Farkında mısın bilmem ama iftara daha 1 saat var. Annemle sofrayı hazırlamadık daha. 
İnanç: 
-Erken gelsen olmaz mı? 
Hayat: 
-Erken gelip ne yapacağız sanki? Hem ne yemek yaptın sen bugün? 
İnanç: 
-Kelle paça çorbası ve biber dolması. 
Hayat: 
-Bu yemeklere benim gelmemi beklemiyorsun İnşallah? 
İnanç: 
-Nasıl ya? Yalnız çok güzel yaptım. Mutlaka bir tadına bakmanı tavsiye ederim. 
Hayat: 
-En sevmediğim yemekleri bulmak için çok uğraşmasaydın keşke. 
İnanç: 
-Tabiki şaka yaptım. İftara tavuk kızarttım ve mercimek çorbası yaptım. 
Hayat: 
-Daha iyi.
Hayat geldi. İnanç sofrayı hazırladı 

"Allâhü ekber, Allâhü ekber, Allâhü ekber, Allâhü ekber.

Eşhedü en lâ ilâhe illallah, Eşhedü en lâ ilâhe illallah.

Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah.

Hayye ale’s-salâh, Hayye ale’s-salâh.

Hayye ale’l-felâh, Hayye ale’l-felâh.

Allâhü ekber, Allâhü ekber.

Lâ ilâhe illallâh."
Ezanın okunmasıyla yemeğe başladılar. Hayat: 
-İnanç bak ne diyecem?
İnanç:
-Bir şey mi oldu? Beğenmedim deme sakın kaç gündür uğraşıyorum. 
Hayat: 
-Yok o değil eline sağlık güzel olmuş da benim iftardan hemen sonra gitmem gerek. 
İnanç: 
-Nasıl ya? O kadar mı kötü yani beğenmedin dimi? 
Hayat: 
-Yok yok çok güzel hatta hayatımda yediğim en güzel iftar sofrası olabilir ama yemekten sonra ilaç içmem gerekiyor ve çantama almayı unutmuşum onu diyecektim.
İnanç: 
-Ya ama bak çok güzel şeyler planladım ikimiz için geri gel tamam mı? 
Hayat: 
-Bakarız İnanç, bu arada müthiş olmuş eline sağlık. 
İnanç: 
-Afiyet olsun. 
Hayat: 
-Ben kalkayım artık öyleyse. 
İnanç: 
-Otur oturduğun yerde daha çay içecez tatlı yiyecez.
Hayat: 
-Of peki peki.
İnanç: 
-Ben ilacını iki dakikada Can'dan isteyip gelirim. Sen otur. 
Hayat: 
-Can nereden bilecek ya? 
İnanç: 
-Niye bilmesin ki? Sonuçta aynı evdesiniz.
Hayat: 
-Yani birbirimizin herşeyini biliyor muyuz sence? 
İnanç: 
-Yani benim kardeşim olsa ben herşeyini bilirdim.
Hayat: 
-Ama yok. Anlamazsın sen bu işlerden. Hem ikimiz de kız olsaydık anlaşmak daha kolay olurdu. Ya da ikimiz de erkek olsaydık.
İnanç: 
-Bunun cinsiyetle ne alakası var ya?
Hayat: 
-Çok alakası var. Üstüne alınma ama erkekler biraz şey yani... Bilirsin.
İnanç: 
-Yakışıklı mesela ben. 
Hayat: 
-Sert mesela durup dururken bağırıyor.
İnanç: 
-Ben sert miyim sence? 
Hayat: 
-Üstüne alınma demiştim. 
İnanç: 
-Genelleme yapmamalıydın bence. Hayır yani hayatında kaç erkek gördün ki? 
Hayat: 
-Önceki hayatımda bir 20-25 tane var ama şimdiki hayatıma bakarsak seni de sayarsak bir 10-15 tane. 
İnanç: 
-İnanamıyorum sana ya😱. Şok oldum şuan duyduklarım karşısında. 
Hayat: 
-İnan inan, dünyada erkekler daha ön planda, ben ne yapabilirim? 
İnanç: 
-Nasıl ya? 
Hayat: 
-Öyle işte. Neyse boşver ya. Sen de kızlarla takılıyorsun ben bir şey diyor muyum? 
İnanç: 
-Nerede gördün? 
Hayat: 
-Restoranda mesela sıkça karşılaşılan bir durum. 
İnanç: 
-Hayat bak o yanlış anlaşılmaydı kaç kere söyledim. 
Hayat: 
-İnanç bak ben sana baştan dedim Leyla çok tehlikeli dedim gıcıktır yaklaşma dedim sen ne yaptın gittin ilk fırsatta Leyla'yı restorana çağırdın. Şimdi de kurtul başına sardığın bu dertten. Benden de birşey bekleme ben seni kurtaramam çünkü. 
İnanç: 
-Siz Leyla'yla barıştınız ama, kızı restorana sen aldın ben kovdum sen aldın. 
Hayat: 
-Ya ne yapsaydım? Zaten ben almasam kız çok pis seni süründürecekti yani o kadar koymuş ki ben de sırf senin başına bela açmasın diye şakadan aramız düzelmiş gibi onu işe geri aldım. Zaten aramız düzeldi de. Sizin aranız bozuk sanki? 
İnanç:
-Kendini kurtardın benim başıma attın kızı yani.
Hayat: 
-Biraz öyle oldu e siz zaten gayet güzel anlaşıyorsunuz.
İnanç: 
-Nereden belli? 
Hayat: 
-Leyla seni görünce hep gülleri açıyor nedense. Zaten evlenmeye hevesli kız, senin benimle ne işin var ya? Benim zaten kendime faydam yok yani. 
İnanç: 
-Hayat ciddi misin şu an? 
Hayat: 
-Leyla'nın ve diğer herkesin gördüğü şeyi sen niye göremiyorsun?
İnanç:
-Hayat bak herkesin ne söylediği ne düşündükleri umurumda değil, benim ailem yoktu kimsem yoktu, sen vardın hem de her anımda. Yani her an yanımda olmaya hazırsan niye korkuyorsun ki? 
Hayat: 
-İnanç ben evlenmek istemiyorum. 
İnanç: 
-2 yıl sonra da mı? 
Hayat: 
-Düşünürüz bilmiyorum İnanç 2 yıl sonra ölür müyüz, kalır mıyız?
İnanç: 
-Peki o halde doğum günün kutlu olsun bu arada Hayat. Sana layık değil ama bir kolye aldım. 
Hayat: 
-İnanç ne zahmet ettin ya, utandım şuan 🤭😅.
İnanç: 
-Utanma utanma daha neler alacam sana. 
İnanç, kolyeyi Hayat'a taktı. Beraber müthiş bir iftar geçirmişlerdi. Hayat'ın en güzel doğum günü ve en güzel iftarı olabilirdi.








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK