İNANÇ VE HAYAT 2: 3. Bölüm; İSTEME
Hayat'ı isteme

Hayat, ilişkisini hâlâ kimseye söylemedi çünkü nasıl söylemesi gerektiğini bilemedi derken odaya annesi girdi. Annesi:
-Kızım iyi misin? Bugün işe gitmen gerekmiyor muydu?
Hayat:
-Anne benim sana bir şey demem gerek ama bana kızma.
Annesi:
-Sağol ya kızmayacaktım ama şimdi kızacağım, iyi hatırlattın. Kızma ne ya? Sanki ben sana çok mu kızıyorum?
Hayat:
-Ama duyduktan sonra kızabilirsin, kızmayacağına söz ver, anlatacağım.
Annesi:
-Tamam kızmam hadi anlat.
Hayat:
-Anne İnanç askerden gelmiş.
Annesi:
-E ne güzel, özlemiştik çocuğu.
Hayat:
-Ne alaka?
Annesi:
-Karşı apartman boş kaç aydır, çocuk öldü mü kaldı mı?
Hayat:
-Yaşıyor çok şükür. Gayet iyi her şey yolunda o da benim ofisimde işe başladı gelir gelmez.
Annesi:
-E restoran?
Hayat:
-Kızlar ilgileniyor.
Annesi:
-E muhtarlık?
Hayat:
-İnanç yok bu seçime katılmayacak zaten.
Annesi:
-Durup dururken neden senin ofisinde işe başladı ki?
Hayat:
-Çünkü beni unutamamış hâlâ çok seviyor.
Annesi:
-Sonunda bunu görebilmene sevindim.
Hayat:
-İstemeye ne zaman gelsin? Hani siz zaten vermezsiniz de?
Annesi:
-Kızım İnanç'ın neyi var yani neden birlikte olmayacağınızı düşünüyorsun?
Hayat:
-İnanç tamam çok iyi kafa dengi birisi ama amcası beni hasta etti. Ulan adam öldürse daha iyiydi.
Annesi:
-İnanç amcasından farklı sen bunu göremiyor musun?
Hayat:
-Amcası öldürür, İnanç hayata döndürür diyorsun yani?
Annesi:
-Evlilik günü bile almışsınız, hâlâ güvenmiyor musun?
Hayat:
-Sen bunu nereden biliyorsun?
Annesi:
-Can söyledi. Onlar da Gül'le evlilik kararı almışlar biliyorsun ki.
Hayat:
-Sen de onlara izin verdiğini söyleme bana?
Annesi:
-Gül gibi gelin sevmiş oğlum yani. Herhâlde bunu kaçıracak kadar aptal değilim.
Hayat:
-Anne sen buna nasıl izin verirsin ya?
Annesi:
-Gül ailemize katılsa senin de hoşuna gider bence.
Hayat:
-Can benden önce evlenmezdi hani?
Annesi:
-Bulan gitsin dedim ben sana da ona da. Sen bulamadıysan Can'ın suçu ne?
Hayat:
-Ben kızınım farkındaysan? Hani kız daha önemli oluyordu?
Annesi:
-Evlat sonuçta kızı oğlu mu var? Bulan gitsin bir de onu mu sıkıntı edeceğim?
Hayat:
-Tamam konuya giriyorum direkt söylüyorum; İnanç beni istemeye gelecekmiş.
Annesi:
-Buyursun gelsin.
Hayat:
-Anne inanamıyorum ya bu kadar mı? Hani heyecan? Kızın gidiyor ben gidiyorum yani... İnsan bir üzülür ne bilim...
Annesi:
-Kızım meslekse mesleğini eline aldın geriye bir evlilik kaldı. Biz torun sevmeyelim mi?
Hayat:
-Offf bir de o mesele var dimi? Can'dan seversiniz artık. Kızdan torun zaten sevilmiyor. Boşver yani.
Annesi:
-Bak sende anne olacaksın ki annelik dünyanın en zor ama en güzel mesleği...
Hayat:
-Offf anne tamam tamam. Daha evlenmedim. Yeter midem kalktı valla🤮.
Hayat, kalkıp odaya gitti ve telefonundan İnanç'ı aramaya başladı.
******
Çalıyor......
Hayat:
-Alo İnanç! Sen anneme ne söyledin? Kadının kafasını allak bullak etmişsin.
İnanç:
-Hayat ne oldu? Ne yapmışım yine?
Hayat:
-Anneme aramızdaki ilişkiyi anlattım. Kadın zaten biliyormuş. Hayır yani bir de evlen, torun sevelim falan diyor. Ya gel de çıldırma.
İnanç:
-Hayat kötü bir şey dememiş yani evleneceğiz zaten dimi? Hem yani çocuğumuz olmasını istemez miydin?
Hayat:
-İnanç, benim çocuğum olamaz çünkü hep kontrol gerekecek ki ben kontrollerden son derece bıktım. Üstelik çocuğum da benim gibi hasta olursa....
İnanç:
-Hayat yani ne alaka? Hem senin hastalığın sonradan oldu yani o yaşa gelene kadar çocuğumuz belki çok iyi olur.
Hayat:
-Ya evlat acısı yaşamak istemiyorum. Yani seneler önce benim hastalığımda annemlerin yaşadığı acıyı yaşamak istemiyorum anlasana korkuyorum ya.
İnanç:
-Bu akşam uygun musunuz? İstemeye geleyim mi?
Hayat:
-Müsaitsen gel ama söz veriyorum kötü bir şey ikram etmem.
İnanç:
-🎶Sunduğun zehir olsa yine içerim
Gözyaşın nehir olsa yine geçerim, geçerim
Gül yanakların solsa bir hüzün akar bedenime
Yazgıma inat yine de seni seçerim, seçerim
Saklı düşlerin en derin ifadesi
Tanrının bana en zarif hediyesi
Saklı düşlerin en derin ifadesi
Tanrının bana en zarif hediyesi
Ayrı yolları yazsa kaderime
Son durakları geçse bile bile
Bir sözün yeter gülüşüne dayanamam dönerim
Cam kırıkları batsa yüreğime
Kor dudakların yaksa beni yine
Ömrümü sana feda ederim
Ayrı yolları yazsa kaderime
Son durakları geçse bile bile
Bir sözün yeter gülüşüne dayanamam dönerim
Cam kırıkları batsa yüreğime
Kor dudakların yaksa beni yine
Ömrümü sana feda ederim
Saklı düşlerin en derin ifadesi
Tanrının bana en zarif hediyesi
Saklı düşlerin en derin ifadesi
Tanrının bana en zarif hediyesi
Ayrı yolları yazsa kaderime
Son durakları geçse bile bile
Bir sözün yeter gülüşüne dayanamam dönerim
Cam kırıkları batsa yüreğime
Kor dudakların yaksa beni yine
Ömrümü sana feda ederim
Ayrı yolları yazsa kaderime
Son durakları geçse bile bile
Bir sözün yeter gülüşüne dayanamam dönerim
Cam kırıkları batsa yüreğime
Kor dudakların yaksa beni yine
Ömrümü sana feda ederim
Ömrümü sana hediye ederim🎶
Hayat: Bu şarkıyı çok sevdiğimi biliyorsun herhâlde. Hep de sevdiklerimden gidiyorsun.
İnanç:
-Çok uyumlu bir çift olacağız inşallah. Bugün seni istemeye gelince görürsün.
Hayat:
-Gel gelebilirsen senden mi korkacağım?
İnanç:
-Korkma zaten güven artık bir zahmet bana.
Hayat:
-İstemeye kiminle gelmeyi düşünüyorsun?
İnanç:
-Fark eder mi? Sonuçta alacağım seni yani için rahat olsun.
Hayat:
-Merak ettim. Neyse iyi geceler tatlı rüyalar İnanç.
İnanç:
-Dur kapatma!
Hayat:
-Ne oldu İnanç?
İnanç:
-Konuşalım biraz daha.
Hayat:
-Tamam ne konuşalım daha?
İnanç:
-Sevgiyi bana Sevgi öğretememiş biliyor musun? Seni tanıyınca anladım sevgi neymiş?
Hayat:
-Offf İnanç, Sevgi'den banane tamam ölmüş gitmiş Allah rahmet eylesin yani. Unut artık onu ben varım.
İnanç:
-Ben de bunu diyorum zaten. Sen Sevgi'den de güzelsin. İstemeye geleceğim seni seviyorum bunu hiç unutma.
Hayat:
-Neyse iyi geceler malum yarın iş var, ofiste görüşürüz.
İnanç:
-Görüşürüz Hayat'ım.
Hayat:
-Görüşürüz İnanç, hadi kapat.
İnanç:
-Önce sen kapat.
Hayat:
-Yüzüme kapattı deme de. Hadi görüşürüz.
Hayat telefonun başından ayrılınca İnanç mecbur kapatmak zorunda kaldı.
******
Ertesi sabah Hayat da iş yerinde kendi tarzına uygun gelinlik modellerine bakmaya başladı. Modellerin hepsi birbirinden güzeldi ama mutlaka bir karar vermesi gerekti artık. Hayat çok açık bir şey düşünmüyordu ama öyle çok tesettür bir şey de düşünmüyordu. En sonunda dantelli bir modelde karar kıldı. Düğününde bunu giyse muhteşem olurdu.
(Hayat'ın beğendiği gelinlik)
Hayat bu modele bakarken adının Serdar olduğunu öğrendiği gıcık adam:
-Hayırdır düğün mü var? Biz de davetliyiz İnşallah.
Hayat:
-Sanane, işine baksana.
Serdar:
-Bakıyorum zaten görüyorsun ki çok çalışıyorum. Boş duran sensin. Maşallah ofis benim diye yan gelip yatıyorsun.
Hayat:
-Ay sana ne oluyor acaba?
Serdar:
-Geçen saldırdığım yetmedi galiba, hayırdır sevgilini falan çağırdın. Valla düğün yapıp da beni çağırmazsan büyük ayıp edersin.
Hayat:
-Offf sanane benim hayatımdan?
Serdar:
-Yalnız sana birşey diyeyim mi? Evleneceğin adamda iş yok. Ondan sana bir hayır gelmez yani.
Hayat:
-Sana soran yok.
Serdar:
-Sorduğun için demedim olur ya belki bir dost tavsiyesi istersin yani.
Hayat:
-Senden mi? Hiç sanmam.
Serdar:
-Bir daha ki hafta marka fuarı olacakmış beraber gidelim mi?
Hayat:
-Haberim var fuarı ben yapıyorum zaten İnanç'la oradayız, sen gelmesen de olur yani. Boşuna zahmet etme. Hem sen işten çıkmadın mı? Maşallah kovulmaya doymuyorsun bu bana birini hatırlattı ama neyse.
Serdar:
-Kimi? Yani nerede çalışıyor?
Hayat:
-Mahalleden bir arkadaşım.
Serdar:
-İnanç mı ne o mu?
Hayat:
-Yok kız arkadaşım bizim restoranda çalışıyor. Başına habire bela açtığı için, kız tam belalı ya. Çocukken de sevmezdim zaten.
Serdar:
-Adı ne?
Hayat:
-Ne yapıcan? Hayır yani ben tanıştığıma çok memnun değilim açıkçası. Hem sen bırak onu bunu da önündeki ürünleri paketle bir zahmet.
Serdar:
-Peki ben bulurum o kızı.
Hayat:
-Karı-kız düşüneceğine birazcık da işini mi düşünsen acaba?
********
İş çıkışı Hayat, İnanç'ı aradı.
Hayat:
-Ben işten çıktım, haberin olsun.
İnanç:
-İzinliydik ya biz? Sen ne ara gittin?
Hayat:
-İnanç ben evde rahat olamıyorum.
İnanç:
-Hayır yani beni burada bırakıp nasıl gittin? Ya başına birşey gelseydi?
Hayat:
-Ya İnanç uzatma alt tarafı işe geldim ne var bunda?
İnanç:
-Benim yerimde kim vardı?
Hayat:
-Serdar kovulmamış.
İnanç:
-O hâlâ oradayken senin orada ne işin var? Bekle beni geliyorum.
İnanç o kadar sinirlendi ki arabasına atladığı gibi 5 dakika içinde ofisin önündeydi.
İnanç:
-Geldim işte nerede o namussuz?
Serdar arkasını dönüp ellerini havaya kaldırdı:
-Beni mi arıyorsun? Senin sorunun ne kardeşim?
İnanç:
-Bak Hayat'tan uzak dur artı biz seni kovmadık mı? Ne yüzsüz adamsın sen ya?
Serdar:
-Sen kovdun ama Hayat tekrar işe aldı dimi sevgilim?
Hayat:
-Ben seni ne zaman işe aldım ki ya! Sen rüya falan gördün herhâlde. Ayrıca bana sevgilim değil patronum demelisin.
Serdar:
-Ay özür dilerim patroniçem. Size de aşk olsun İnanç bey düğün varmış hiç de söylemediniz?
İnanç:
-Gereksiz insanları çağırmaya gerek duymuyoruz dimi Hayat?
Hayat:
-Kavga etmeyin hadi İnanç gel gidelim biz.
İnanç:
-Bu sorunlu arkadaş hep sana yapışacak mı böyle?
Serdar:
-Sen kime sorunlu diyorsun lan önce kendine bak. Hayat sana da teessüf ederim, ben dururken bu adamı koca diye alacak mısın cidden?
Hayat:
-Ay sanane en azından senin gibi durduk yere moral bozmuyor.
Serdar:
-Ben ne zaman senin moralini bozdum ki sevgilim?
İnanç:
-Ne zaman moral düzelttin ki acaba?
Hayat:
-İnanç boşver, gidelim biz.
İnanç arabasına bineceği sırada Serdar kapıya dayandı. İnanç:
-Kardeşim müsaade edersen arabaya binmemiz gerekiyor.
Serdar:
-Bende gelmek istiyorum.
Hayat ve İnanç anlamayarak birbirine baktı. İnanç:
-Ne alaka? Ofiste rahatsız ettiğin yetmedi bir de mahallede mi rahatsız edeceksin?
Serdar:
-Sizin restoran varmış galiba?
İnanç:
-Evet de ne alaka şuan?
Serdar:
-Orada bir kız varmış aynı bana benziyormuş duyduğuma göre.
İnanç:
-Hayat bu kimden bahsediyor? Ne oluyor yani şuan?
Hayat:
-Galiba Leyla'dan offf. Keşke anlatmasaydım.
İnanç sırıtarak😀:
-Ha o mu? Peki gidelim.
Hayat:
-Emin misin İnanç? Aklıma kötü kötü şeyler geliyor.
İnanç, Hayat'ın elini tutarak:
-Merak etme, Leyla'yla olması senin başına bela olmasından iyidir.
Hayat:
-Leyla ne diyecek bu işe?
İnanç:
-Koca diye ölüyor zaten kız, bence birşey diyemez.
Hayat:
-Eh peki madem sen bilirsin.
Serdar:
-Artık yola mı çıksak? Mecbur yolcu yolunda gerek yani.
İnanç:
-İlk defa doğru söylüyor duyuyor musun Hayat?
Hayat:
-Duydum duydum hadi yola çıkalım artık.
Serdar:
-Bu arada ben size fena darıldım. İş arkadaşıyız ama insan düğün olduğunu söylemez mi?
İnanç:
-Offf söylesek ne olacaktı duymuşsun zaten.
Hayat:
-İnanç binelim mi artık?
İnanç:
-Sen yanıma geç, Serdar da arkada olsun arkadaş.
Hayat:
-Tamam.
Arabaya bindiler. Arka koltukta olan Serdar:
-Arkadaşlar sıkıştım ben burada.
İnanç:
-Az kaldı zaten dayan biraz.
Serdar:
-Seninle muhatap olmuyorum farkındaysan. Canım biz erkek erkeğe mi otursak orada?
Hayat:
-Ben yerimden memnunum hem üstelik rahat değilsen camı açıp hava al, beynine oksijen girsin rahat edersin sonra.
Serdar denileni yaptı. Serdar:
-Bu camlar da pek küçük hiç beğenmedim.
İnanç:
-Senin beğenip beğenmene de kalmadık şükür.
Araba restoranın önünde durdu.
Hayat:
-Burada inebiliriz yani Serdar da restoranı sormuştu zaten.
İnanç:
-Evet Serdar bak burası bizim restoranımız.
Serdar:
-Çok güzel. Birşeyler mi yesek ki?
Hayat:
-Sen istersen ye biz bir personellere bakalım.
İnanç:
-Evet sen otur burada, sakın bir yere ayrılma.
*******
İnanç ve Hayat üst kata çıkınca konuşmaya başladılar. Hayat:
-Leyla ortalıkta yok İnşallah bizim kızlardan birini görmez.
İnanç:
-Leyla'yı tanıyorsam mutlaka burada sazan gibi atlar. Sen mutfağa geçip bir kontrol et istersen ben Serdar'ın yanına geçeyim.
Hayat:
-İnanç dikkatli ol, o adamdan herşey beklenir. Hayır yani düğün burada olacak diyorsun ya düğünü basarsa?
İnanç:
-Sen merak etme. Leyla'yla tanışınca seni unutur. Yani unutmasa da Leyla'yı biliyorsun illaki unutturur.
Hayat:
-Doğru, öyleyse ben Leyla'yı bulayım.
İnanç:
-Hadi iş başına, bir süre ortalıkta görünmeyelim biz.
Hayat:
-Peki görüşürüz.
İnanç aşağı inip Serdar'ın yanına döndüğünde Serdar merakla sordu. Serdar:
-Bu restoran neden bu kadar ıssız? Hem siz niye kayboldunuz?
İnanç:
-Hayat'ın işi varmış, gelir birazdan. Korktun mu yoksa?
Serdar:
-Yok korkmadım da.... Merak ettim buranın yabancısı olunca eee Hayat'ın bahsettiği kız nerede? Burada çalıştığını söylemişti.
İnanç:
-Hayat da ona bakmaya gitti gelirler birazdan. E sen anlat bakalım nasıl gidiyor iş?
Serdar:
-Çok zordu önceden ama Hayat yanımda olduğundan beri çok daha kolay.
İnanç sinirlenmemek için kendini zor tutuyordu. İnanç:
-Bana biraz müsaade...
İnanç tam Hayat'ı arayacağı sırada Hayat ve Leyla önünden geçiyordu. İnanç:
-Leyla neredesin sen müşteri geldi seni bekliyor?
Leyla:
-Ne istiyor ki?
Hayat:
-Senin bu restorandaki ününü duymuş. Tanışmak, görüşmek istemiş.
Leyla:
-Siz de kıskandınız tabi dimi?
Hayat:
-Ya ya çok kıskandık. Ne kıskanıcam be.
İnanç:
-Hayat tamam Leyla şüphelenecek şimdi. Bak gidiyor.
Hayat:
-İnanç sence bu iyi bir fikir mi?
İnanç:
-Bu adamdan kurtulmanın tek yolu ya başına birini sarmak ya da evlenip başka bir yere taşınmak.
Hayat:
-İnşallah işe yarar.
İnanç:
-Serdar şüphelenmeden biz de gidelim.
Hayat:
-Hiç gidesim yok bu arada bir gelinlik buldum. Bayıldım tam anlamıyla çok güzel. Ama keşke bakmasaydım.
İnanç:
-Neden ki?
Hayat:
-Düğünümüz olduğunu öğrenmesine ben sebep oldum çünkü eğer gelinliğe bakmasaydım o da öğrenmeyecekti. Özür dilerim İnanç.
İnanç:
-Önemli değil canım.Nasıl bir gelinlik?
Hayat:
-Çok güzel ya bir görsen dantelli dantelli. Bayıldım valla.
İnanç:
-Göstersen görücem de işte...
Hayat:
-Aslında sen görmesen de olur. Hem sen hâlâ damatlık bakmadın dimi?
İnanç:
-Unuttum ben onu hem önemli mi?
Hayat:
-Ömüründe kaç defa damat olacaksın? Tabi önemli.
İnanç:
-Birlikte bakalım mı?
Hayat:
-Olur.
(Hayat'ın İnanç'a seçtiği takım)
Hayat:
-Bu nasıl?
İnanç:
-Güzel yani ama kravat?
Hayat:
-Kravat bağlamayı bilmediğini söyleme. Hem bence papyonlu modeller çok güzel değil.
İnanç:
-Hayat giydiğim şeyle mi evleniyorsun benimle mi?
Hayat:
-İnanç doğru ama yani en güzel şekilde olmasını istiyorum. Daha kaç kez evlenebiliriz ki?
İnanç:
-Peki tamam bu olsun. Yalnız neden gelinliği ben göremiyorum da sen neden damatlığı görüyorsun?
Hayat:
-Peki tamam gösteriyorum. Bunu beğendim, sence nasıl?
(Hayat'ın beğendiği gelinlik)
İnanç:
-Çok güzel sana da çok yakışır.
Hayat:
-Yani ama karar vermekte çok zorlandım açıkçası hepsi çok güzeldi. En son buna baktım işte Serdar'a yakalandım bunda da.
İnanç:
-Serdar'ı boşver. Boş boş konuşup duruyor zaten.
Hayat:
-Aynı Leyla.
İnanç:
-Leyla ile anlaşacak mı sence?
Hayat:
-Peşimi bıraksın da ister anlaşsın ister anlaşmasın, beni hiç ilgilendirmiyor.
İnanç:
-O yüzden rahat rahat işimize bakalım biz. Bu arada şahitlerimiz kim olacak?
Hayat:
-Bilmem Güven abi ve Elif olur belki.
İnanç:
-Bence Güven abi bizimle uğraşmasın daha fazla. Elif kızabilir. Bir de onların arasını bozmayalım.
Hayat:
-Başka kim olabilir ki?
İnanç:
-Mert olur mu ki çocuğa söz verdim o kadar ayıp olmasın.
Hayat:
-O kim lan?
İnanç:
-Karakolda tanıştığın arkadaşım.
Hayat:
-Düğün günü karakolluk olmayalım istersen.
İnanç:
-Arkadaşım polis değil merak etme yani bizim gibi sivil vatandaş.
Hayat:
-Gerçekten çok rahatladım şuan. Ha gayret bir kişi daha bul alnından öpüceğim valla.
İnanç:
-Leyla olur mu?
Hayat:
-Başkası olsa daha makbule geçer.
İnanç:
-E nereden bulacağız ki?
Hayat:
-Bilmiyorum sen bulursun. Bu arada hâlâ istemeye gelmedin? Kına falan da yapılacak daha.
İnanç:
-Yanımda kimi getirsem bilemedim.
Hayat:
-Keyfin bilir İnanç.
İnanç:
-Mert gelse olur mu sence?
Hayat:
-Allah aşkına ne Mert'miş ya. Başka arkadaşın yok mu?
İnanç:
-Mert'e söz verdim diyorum.
Hayat:
-Şahitlikte mi istemede mi?
İnanç:
-Mert benim en yakın arkadaşım yani herhalde gelecek, bu konuda benimle kavga etmezsen iyi olur.
Hayat:
-Aman kim geliyorsa gelsin peki madem. Yalnız eminsin dimi bu Mert'ten hapis falan yemeyiz dimi?
İnanç:
-Hayat istersen Serdar'la geleyim hem birbirinizi tanırsınız.
Hayat:
-Hayatta olmaz bak bu Serdar denen adamın ismini bir daha duymak bile istemiyorum.
İnanç:
-İlginç..
Hayat:
-Ya adam bildiğin hayatımın içine etti. Hayır yani tam hayatımı düzene sokuyorum biri çıkıyor tüm hayatımı bozuyor.
İnanç:
-Bana laf mı dokundurdun şuan? Ben doğru mu anladım?
Hayat:
-Ama bu doğru yani.
İnanç:
-Evlilikten dönelim mi diyorsun yani? Bak nikâh günü bile aldık. Herşey hazır.
Hayat:
-İnanç ya birşey olursa. Bak bir şey olacak hissediyorum, acaba vaz mı geçsek?
İnanç:
-Hayat sen heyecandan kafayı yiyorsun. Tamam bak sakin ol birşey olursa ben hallederim. Yani sen bana güvenmiyor musun?
Hayat:
-İnanç ben sadece korkuyorum. Bir şey olacak diye çok korkuyorum.
İnanç:
-Olacağı şu ben sana anlatayım; şimdi sen sabah kızlarla kuaföre falan gidersin sonra eve gelip gelinliğini falan giyersin güzel bir hazırlanırsın sonra biz de damat traşı falan ben de damatlığımı giyerim sonra işte seni almaya geliriz oradan da salona gideriz yani görüyorsun ki ne kadar basit.
Hayat:
-Bilmiyorum İnanç yalnız imkânsız gerçek oluyor inanabiliyor musun? Ya nikâhı birisi basarsa ya bizim evlenmemiz gerçekten imkansız olursa?..
İnanç:
-Bak iyi düşün iyi olsun. Kötü birşey olmayacak merak etme. Bu arada akşam görüşürüz.
Hayat:
-Görüşürüz İnanç.
Hayat hızlıca ofisteki işinin başına geçti. Dosyalara istenen tasarımları yapıp mesai bitince eşyalarını toplayıp ofisten çıktığı sırada;
-Hayat istersen birlikte gidelim.
Arkasını dönünce Serdar'ı gören Hayat;
-İstemiyorum tamam mı git başımdan. Hem ayrıca sen yalnız git istersen. Beni hiç ilgilendirmiyor.
Serdar:
-Sizin düğün ne zamandı?
Hayat:
-Ay sanane bela mısın başıma?
Serdar:
-Bilmem İnanç daha fazla bela değil mi? Bir de utanmadan evleniyor seninle.
Hayat:
-Niye utansın müstakbel karısı değil miyim?
Serdar:
-Onu bunu bilmem İnanç seni aldatıyormuş.
Hayat:
-Ay sanane hem kim söyledi sana?
Serdar:
-Geçen restoranda tanıştığımız kız varya İnanç'ın eski sevgilisiymiş.
Hayat:
-Sen de inandın yani?
Serdar:
-Leyla yalan söylemez. Hem sizin ilişkiniz de çok kötüymüş yani yürümez.
İnanç arabasıyla ofisin yanına yanaşınca Hayat:
-Neyse ne Serdar hadi ben gidiyorum.
İnanç:
-Bir sorun mu var Hayat?
Hayat:
-Yok be ne olacak?
İnanç:
-Arabamı düğün için yenilesem mi ki?
Hayat:
-Süsle yani yenilemene gerek yok.
İnanç:
-Tamam onu da yarın hallederim.
Hayat:
-Aynen akşam Mert'le istemeye gel yeter.
İnanç:
-Peki bir sorun yok dimi?
Hayat:
-Serdar'ı mı diyorsun? Manyak işte boşver onu.
İnanç:
-Yine ne yaptı?
Hayat:
-Leyla'yla bizi bir güzel çekiştirmişler de onu anlatıyor. Leyla'yı biliyorsun zaten artık ne anlattıysa... Serdar da ayrı bir kafa gitmiş inanmış. Hayır yani Serdar ofiste gayet akıllı akıllı paketleme yapıyordu tabi önceden. Nasıl bu hâle geldi ya? Aklım almıyor.
İnanç:
-Serdar'ı boşver demedim mi sana? Hem yani onun Leyla'ya inanması senin açından daha iyi değil mi?
Hayat:
-İnanç bak hepsi senin yüzünden, dün akşam gelirim dedin o kadar hazırlık yaptık ve sonuç gelmedin hâlâ istemeye. Sen de ayrı bir sinirsin biliyor musun? Siz çete falan mısınız? Hayır yani Hayat'ın sinirini bozacağız, dünyasını başını yıkacağız falan gibisinden sözleşme mi yaptınız?
İnanç:
-Hayat sakin açıklayabilirim.
Hayat:
-Evet Hayat sakin açıklayabilirim yine ne yalanlar döndü merak etmiyorum ama anlat dinliyorum.
İnanç:
-Mert'in işi çıktı ben ne yapayım?
Hayat:
-E başkasını bulamadın mı İnanç? Ama ben dedim sana dimi o çocuk başımıza bela olur dedim ama dinleyen kim?
İnanç:
-Hayat ne oluyor sana? Azıcık sakin olabilir misin? Rica ediyorum bir dur ya... başım döndü..
Hayat:
-Ya sen benim sınırlarımı yeterince zorladın zaten İnanç, bundan böyle de sakinlik bekleme benden. Senin tanıdığın Hayat öldü. Sen öldürdün.
İnanç:
-Hayat ama ben ne yaptım?
Hayat:
-İnanç ben de bunu diyorum; sen karşı apartmana taşınmadan önce ben mutluydum ya yalnızdım belki ama en azından kendimden başka sorunum yoktu.
İnanç:
-Ama biz de çok mutlu olduk şimdi tamam bazı yerlerde evet çok feci yalanlar söyledim oyunlar oynadım ama ben artık yepyeni bir İnanç olmak istiyorum.
Hayat:
-İnanç sen yine bir oyun çevirirsin ben sana inanmıyorum.
Hayat gidecekken İnanç önüne geçti. İnanç:
-İstersen gel eve dönelim belki evde bizi birşeyler bekliyordur.
Hayat:
-Ya sen dalga falan geçiyorsun herhalde? İnanç iyi misin? Her zamanki mahalle yani ne olmasını bekliyorsun? Hayır yani biz evleniyoruz diye mahalle bir anda kendisini mi yenileyecek ne yani?🤣😂🤣😂. Harbi karşımda acayip manyak belalı bir tip var😂🤣😂🤣😂🤣😂. Allah'ım ya sinirim bozuldu😂🤣😂🤣😂.
İnanç:
-Bak evleniyoruz dedin kendin söyledin ve hâlâ beni sevdiğini kabul edemiyorsun.
Hayat:
-İnanç bak sinirim bozuldu😂🤣😂🤣😂🤣😂. Şuan bir şey demek istemiyorum. İnşallah akşam görüşürüz 👋🏻. Derken telefon çaldı.
******
Hayat:
-Efendim anne.
Annesi:
-Kızım sen neredesin bu saatte? Hayır yani akşam istemeye gelecekler seni. Görücü gelecek kız bu saate kadar neden eve gelmez?! Her birşeyi istemeyi biliyorsun ama işe gelince kaçmaya delik arıyorsun. İnanç gelecek neredeyse sen hâlâ yoksun evde. Uçar mısın, kaçar mısın bilmiyorum. 15 dakikaya evde olmazsan seni kim istese veririm valla.
Annesi telefonu kapattı.
Hayat:
-Annem aradı. Offf ne yapacağız ya? İnanç neredesin?
Çalılıkların arkasına saklanan İnanç:
-Buradayım canım. Neyi ne yapacağız?
Hayat:
-15 dakikaya evde olmazsam bittim ben. Hadi sür de gidelim.
İnanç:
-Peki ama birşey soracağım. Benden başka seni kim isteyebilir ki?
Hayat:
-Bilmiyorum İnanç ama doğru sen de burada olduğuna göre annem beni kandırdı offf🤭. Çok utandım şuan🤭.
İnanç:
-Sen de hemen inanıyorsun ya😂🤣😂.
Hayat:
-Neyse sür gidelim artık.
İnanç arabayı restoranın önüne kadar sürüp orada durdurdu.
Hayat:
-E niye durduk?
İnanç:
-İstemeye beraber geldiğimizi anlasınlar mı yani? Ha sen evde hiçbirşey yapmayacaksın zaten. Ben de sanki hiç istemeye falan gitmiyorum tabi doğru.
Hayat:
-Akıllıca tamam anladım teşekkürler.
Hayat eve gitti.
*****
Annesi:
-Hoşgeldin kızım sonunda gelebildin. Ya bu saat olmuş sen ne yapıyorsun hâlâ dışarıda?
Hayat:
-Şey anne ofisten kızlarla sohbet muhabbet falan derken vakit geçti işte.
Annesi:
-İstemen var bu akşam ve hanımefendi saat 9 olmuş daha yeni eve ayak basıyor.
Hayat:
-Altı üstü isteme yani zaten vermeyeceğiniz için niye telaş yaptın ki?
Annesi:
-Vermiyeceğim öyle mi? Ben senin eve geç gelmelerini yeterince bekledim. Çok üzdün beni. Görürsün sen acaba annem veriyor mu? Vermiyor mu?
Hayat:
-Ama kızlar ısrar etti benim bir suçum yok.
Eve gelen Gül:
-Hangi kızlar kanka?
Hayat:
-Gül senin ne işin var burada?
Gül:
-Aşk olsun kanka ya istemen varmış bana söylemiyorsun? İnsan en yakın arkadaşından saklar mı böyle şeyleri?
Hayat:
-Ay kim söyledi?
Gül:
-Aaaa! Teessüf ederim kanka bütün mahalle bunu konuşuyor. En yakın arkadaşın olarak konu komşudan duymam diyordum ama duyar duymaz geldik Elif'le.
Hayat şaşırdı:
-Hoşgeldiniz hoşgeldiniz de yani ne gerek vardı yani sonuçta başka akşamlar da kapımız her zaman açık size?
Gül:
-Ay bilmez miyiz kanka ama belki elin ayağına dolaşır malum mutfakla çok aran yok Elif'in de kahveleri müthiş oluyor. Öyle yardıma geldik yani.
Hayat:
-İnce düşünceniz için çok teşekkür ediyorum, ben hemen geliyorum.
Gül:
-Tabi, heyecan yaptı tabi.
Elif:
-Sorma sorma eli ayağına dolaştı şimdiden.
**********
Hayat odaya geçip İnanç'ı aradı.
İnanç:
-Efendim Hayat daha yeni ayrıldık hemen özledin mi?
Hayat:
-İnanç bir sorun var; Gül ve Elif burada.
İnanç:
-E ne güzel Hayat işte yardıma gelmişler ne güzel düşünmüşler. Bizde Mert'le yoldayız.
Hayat:
-Bir aksilik çıkmaz dimi?
İnanç:
-Hayat ne olmasını bekliyorsun? Hayır yani bundan sonra çıkabilecek maksimum aksilik kahve ikram ederken üstüme dökmen falan olur herhâlde ve yani bu durumda stres olması gereken de sen değilsin yani.
Hayat:
-Peki İnanç görüşürüz.
İnanç:
-Görüşürüz.
Mert İnanç'a dönerek sordu:
-Ne oldu abi bir sorun mu var?
İnanç:
-Yok Mert ya Hayat arkadaşları gelince heyecan yapmış da biraz. Bizlik bir durum yok. Sen sür.
Mert:
-Peki abi.
*********
Hayat kızlarla mutfağa geçince Elif:
-Bak bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
Gül:
-Biliyoruz Elif sen sadede gel Güven abiye yaptığın kahveden yapacağız dimi?
Hayat:
-Ne kahvesi kızlar ya? Hayır yani çay neyine yetmiyor acaba? Bir de kahve yapıp mı vereceğiz?
Elif:
-İsteme kahvesi yapacağız tabiki. Tabi sen bilmezsin bu işleri o yüzden de annen bizi çağırdı.
Hayat:
-Annem çağırdı, siz de geldiniz öyle mi?
Gül:
-Seni bu mutlu gününde yalnız bırakacak değildik tabi kanka.
Hayat:
-Aman ne mutlu gün, ne mutlu gün... İnanç hâlâ gelmedi ya yine kandırıyor.
Gül:
-Gelir ya niye gelmesin?
Hayat:
-Gıcık çünkü ondan olabilir.
Elif:
-Kahvenin tuzunu atabilirsin istersen stresin gider.
Gül:
-Harika fikir hadi Hayat.
Hayat:
-Kahveye tuz ne alaka?
Elif:
-Damat kahvesi sonuçta ya hani.
Gül:
-Stresini tuz atarak giderebilirsin.
Hayat:
-Peki tamam. Az mı çok mu?
Elif:
-Sen ne kadar katmak istersin?
Hayat:
-Bilmiyorum ki, ben hiç kahve yapmadım bilmiyorum.
Gül:
-Kanka buyur tuz burada istediğin kadar at.
Tuzu Hayat'a uzattı. Hayat:
-Bir kaşık yeter mi? Yoksa kaşığın ucuyla mı? Tadı güzel oluyor mu?
Elif:
-Kahve tuzuyla güzeldir elini korkak alıştırma istersen. Damat kahvesi ya hani bu.
Gül:
-Zaten seni almamasını istediğine göre de.
Hayat:
-Bence bu kadar yeter.
Hayat 1 kaşıkçık tuz atıp oradan ayrıldı.
Elif:
-Hayat nereye gidiyorsun? Hayır yani seni mi istiyorlar bizi mi istiyorlar? Kahveyi fincanlara boşalt bari.
Hayat:
-Ay çok kötü olmamıştır dimi?
Gül:
-Kanka Elif çok güzel kahve yapıyor hayır yani senin attığın bir kaşıkçık tuz ki fazla bile değil ne kadar tadını bozabilir ki kahvenin?
Hayat:
-Kızlar yalnız ya birşey olursa? Ne bilim İnanç tuzdan bayılır falan?
Gül:
-Ay abart kanka ya hem sen zaten hani onunla olmak istemiyordun zaten ne değişti?
Elif:
-Gül haklı yani ben de Güven'e tuzlu kahve yapmıştım ne var bunda?
Hayat:
-Bence çok kötü bir şey yaptık ama....
Gül:
-Abart kanka abart sanki cinayet işledik alt tarafı kahveye tuz kattın ne var bunda? Yani bütün evlilik düşünen kızların yaptığı bir gelenek yani sen yaptın diye suç mu oldu?
Elif:
-Son derece haklı yani istersen sen kahveleri doldurmaya başla artık yoksa İnanç değil seni bir fincan kahveni bile alamayacak.
Hayat fincan takımını çıkarıp kahveleri doldurmaya başladı. Hayat:
-Kızlar size çok basit geliyor dimi? Bizim ilişkimiz falan size çok basit dimi? İnanç'ın ne kadar acısı olduğunu hepsini de beni severek kapatmaya çalıştığını görmüyorsunuz dimi? Erkekler ağlamaz, erkekler ne anlar mutfak işinden falan. Bu çocuk benimle acılarını paylaştı. Hayatında kimseye güvenip anlatamadığı şeyleri daha beni tanımadan bana anlattı. Bana özünü açtı bu çocuk ya... İlk defa biri beni yadırgamadan gerçekten anlamaya çalıştı. İlk defa birinin yanında kendimi baskı altında hissetmeden olduğum gibi ifade edebildim. Evet çok kavgalarımız küslüklerimiz de oldu ama kiminle olmuyor ki? Bu çocuk bana hayatta ilk defa kendimi değerli hissettirdi🥺.
Gül:
-Kanka siz ne yaşadınız ya?
Hayat fincanları doldururken:
-Çok kötü şeyler yaşadık ama hepsi de güzel bitti.
Elif:
-Yalnız evlenmem umurumda değil ne yaparsa yapsın banane dedikten sonra size ne oldu harbiden birebirden?
Hayat:
-İnanç ve Mert geldi, kahve bekliyorlar ben en iyisi gideyim.
Elif:
-Tamam git bakalım. Oha yalnız Gül duyduklarına inanabiliyor musun sen?
Gül:
-Elif, Hayat çok değişti dedim sana ya bak görüyor musun kahve yaptırana kadar İnanç'tan dert yanmalar falan, yaptıktan sonra İnanç'ın arabasının geldiğini de görünce ışık hızıyla kahveleri koyup servise başladı görüyorsun ki.
Elif:
-Gelin olmaya ne meraklıymış ama bir de boşuna İnanç'ı beğenmedi ilk geldiğinde.
Gül:
-Hayat işte nasibinde kim olacağını bilemezsin. Neyse hadi biz de geçelim içeriye.
******
Hayat kahveleri ikram ederken İnanç'a "içme" gibisinden bir bakış attı ama tabiki İnanç bunu anlamadığı için bir kaç yudum içti. İnanç kıpkırmızı kızardı. Mert:
-İyi misin abicim?
Hayat'ın annesi:
-İnanç tek çocuk değil mi? Sen nereden kardeşi oluyorsun?
Hayat:
-İyi misin İnanç? Su... Su verelim.
Gül:
-Ne oldu ya?
Hayat:
-Mutfaktan su getir çabuk.
Gül:
-Emrin olur hayırdır hizmetçiye mi benziyorum ben?
Hayat:
-İnanç beni duyuyor musun? Gül su getir, çabuk.
Gül:
-Ay tamam ya sanki adam öldü?
Gül mutfağa gidip bir bardak su getirdi. Gül bardağı Hayat'a uzatıp:
-Al iç kanka.
Hayat:
-Kendim için mi istedim sanıyorsun? Hayat bardağı İnanç'ın dudaklarına değdirip:
-İnanç hadi iç şu suyu.
İnanç bir kaç yudum su içtikten sonra kendine geldi. İnanç:
-Hayat ne oldu bana?
Hayat:
-Arkadaşların gazabına uğradın iyi misin şimdi?
İnanç:
-Biz neden buraya geldik ki?
Hayat, Mert'e fısıldadı:
-Sen anlatırsın kalanını benim işim var.
Mert:
-Sana kız istemeye gelmiştik ya abi.
İnanç:
-Aldık mı?
Mert:
-Yok daha istemedik.
İnanç:
-Mevzuya mı girsen artık?
Mert:
-Sen bayılınca giremedim haliyle. İyi misin şimdi?
Hayat'ın Annesi:
-İyi misin oğlum? Sana da mı kahve dokunuyor bizim kız gibi?
Mert:
-Yok teyzecim, İnanç heyecan yaptı da biraz, birşeyi yok. Bu arada elinize sağlık çok güzel olmuş.
Hayat:
-Afiyet olsun.
Hayat boş fincanları toplayıp kızların yanına gitti.
******
Gül:
-Ne oldu kanka?
Hayat:
-İnanç fenalık geçirdi hem de sizin yüzünüzden.
Elif:
-Bizim ne suçumuz var ya? Tuzu atan sensin ben sadece kahveyi yaptım yani.
Hayat:
-Eğer birşey olursa bunun hesabını kim verecek?
Gül:
-Kanka yani İnanç senin misafirin tabi ki yani İnanç da az mantıklı davranıp komşu kızını istemeye gelmeseydi yani ne yapalım.
Elif:
-Kızlar abartıyorsunuz bence. Alt tarafı tuzlu kahveden ne olacak?
Hayat:
-İşte dua edin de bir şey olmasın.
********
Mert:
-Abi iyi misin? Bir şeyin yoksa artık konuya mı girsek?
İnanç:
-Gir sen gir iyiyim ben.
Mert, Hayat'ın babasına dönüp:
-Efendim sebebi ziyaretimiz malum bu abimize sizin kızınızı istiyoruz.
Hayat'ın babası:
-E yani? Sen ne iş yaparsın delikanlı?
İnanç:
-Bana sordu galiba.
Mert:
-Evet abi bundan sonrası sende.
İnanç:
-Şirkette çalışıyorum, arabam var, restoranım var öyle yani. İşler güzel.
Hayat'ın babası:
-Allah daha iyi etsin. Sen bizim kızı tanıyorsun zaten bizim kız biraz şeydir...
İnanç:
-Neydir?
Mert:
-Abi ne oluyor?
****
Hayat:
-İçeri girip baksak mı ya ben çok merak ediyorum ne oluyor?
Gül:
-Ay kanka sende iki dakika sakin olamadın bir otur şöyle rahat bir nefes al. Yani evlenmek istemeyen de bu kadar heyecan yaparsa Leyla istemeye geldikleri zaman ne yapar Allah bilir.
Hayat:
-Ya bak bugün bari Leyla dan bahsedip benim asabımı bozma.
Elif:
-Yani Leyla ne alaka ki hem şuan yani?
Gül:
-Hayat fazla heyecan yaptı da ondan dedim. Bir sakin olamadı bu akşam. Yani kanka altı üstü İnanç istemeye geldi ne yani?
Hayat:
-İnanç bana çok kızacak.
Gül:
-Heyecan yapman konusunda evet kızacak bence de ya az sakin ol. Sen ona güvenmiyor musun Allah aşkına?
Hayat:
-Ben ona güveniyorum da yanındakine güvenmiyorum.
Elif:
-Kim ki o?
Hayat:
-Mert, İnanç'ın çocukluk arkadaşı.
Gül:
-Kanka bir şey soracağım ama kızma; sen İnanç'ı bu çocuktan kıskanıyor olabilir misin? 🤣😂🤣😂🤣
Hayat:
-Yok artık kanka yok daha neler...
Gül:
-Kanka ama şu an bir rahat olamadın ya. Sanki alt tarafı istemeye gelmemiş de direkt kaçırmış da zorla evlenecekmiş gibi davranışların.
Hayat:
-Sağ ol kanka tam unutmuştum ya Serdar gelirse? İçimde kötü bir his var kesin kötü bir şey yapacak.
Elif:
-Serdar kim ya?
Gül:
-Ofiste Hayat'a saldıran pislik vardı ya işte o, ama onu direkt kovmamış mıydınız niye gelsin yani?
Hayat:
-Herif yüzsüzün teki yani bildiğiniz Leyla bir Leyla iki... İşin garip yanı İnanç bunu bildiği halde adama iyi davranıyor. Hayır yani restorana adamla birlikte gelmek nedir? Ya bir de düğün orada olacak dedi bana. Adam düğünü basarsa görürsün dedim sen düşünme ben hallederim dedi. Allah'ım nasıl bir manyakla karşı karşıyayız ya?
Gül:
-Kanka enişteme güven sen bence.
Hayat:
-Ona güveniyorum da karşısındaki adam normal değil bu bunu nasıl göremiyor ona inanamıyorum.
Elif:
-Vardır bir bildiği. İllaki bir oyun düşünmüştür. Hem biz niye bunları konuşuyoruz ki şuan?
Gül:
-Kankam stresten ne konuşacağını şaşırdı çünkü ondan olabilir.
Hayat:
-Ben vermesinler diye tembih ettim ama ya verirlerse?
Gül:
-Kanka bak eminsin dimi? İçerideki Serdar değil İnanç ya hani? Senin sevdiğin adam ya? Ya insan sevdiği adamdan da korkar mı ya? Kanka İnanç'a manyak diyorsun ama kusura bakma senin de ondan kalır yanın yok. Tam birbirinizi bulmuşsunuz.
Elif:
-Aynende öyle ne diyelim yolun açık olsun Hayat.
Hayat:
-Sizce ne konuşuyorlar hâlâ?
Gül:
-Onu bunu boşver de kanka Can nerede?
Hayat:
-Ne bilim kanka görmedim sabahtan beri.
Gül:
-Kanka yalnız sana kolaylıklar dilerim.
Hayat:
-Neden kanka?
Gül:
-Daha kardeşine sahip çıkamıyorsun bir de kocan oldu artık. Sen bunlara nasıl sahip çıkmayı düşünüyorsun?
Elif:
-Kardeşle koca aynı şeyi mi Gül? Hem üstelik herkes istediğini yapmakta gayet özgür yani koskoca adam artık çocuk gibi peşinde de kıvramazsın yani.
Gül:
-Güven abiyi o yüzden mi her yerde yalnız bırakıyorsun? Nereye gittiğinden ne yaptığından bile haberin yok, hiç konuşma. Siz de ayrılacakmışsınız zaten öyle diyorlardı.
Elif:
-Güven'e güveniyorum çünkü hem yani kötü bir şey yapmayacağını biliyorum. Kim diyor ayrılık falan yok öyle bir şey? Çok kulak asma her bir şey konuşuluyor. Ama doğruluk payı yok yani sen onlara bakma.
Hayat:
-Sohbetinizi bölüyorum ama şu an ne konuşuyoruz? Ya bunlar içeride ne konuşuyor hiç merak etmiyor musunuz?
Gül:
-Ay kanka ne konuşacaklar kız istemede ne olur birbirlerini tanıyorlar işte.. boşver. Ne meraklısın sen de ya? Sanki İnanç'ı tanımıyorsun, anlatıyordur yine birşey.
Hayat:
-Biz neden buradayız? Geçelim yanlarına.
Elif:
-Tamam Gül bulaşıkları hallediyor biz geçelim.
Gül:
-Ya ben neden hep bulaşık hallediyorum? Bu arada eline sağlık kahven güzel olmuştu. Umarım İnanç da beğenmiştir.
Hayat:
-Aslında yanlarına geçmek iyi bir fikir değil. Bulaşıkları yıkayalım biz.
Gül:
-Kanka farkında mısın bilmiyorum ama seni istemeye geldiler ama sen mutfaktan çıkmadın ayıp değil mi?
Elif:
-Hayat bak buraları biz toparlarız sen en iyisi içeri geç otur, misafirlere ayıp olmasın.
Hayat:
-Öyle mi diyorsun?
Elif:
-Sorun ne Hayat yani utanıyor musun?
Hayat:
-Neyse geçeyim ben bari, bu arada saçım nasıl? Elbisem falan iyi dimi?
Gül:
-Güzel kanka tamam geç. Biz de geliriz birazdan.
Hayat heyecanlı adımlarla içeri geçti ve İnanç'ın yanındaki koltuğa oturdu. İnanç:
-Sorun ne gibisinden bir şey fısıldadı.
Hayat tabiki cevap vermedi. İnanç, Mert'e döndü:
-Artık bir lafa girsen mi acaba?
Mert kendini toplayarak:
-Efendim sebebi ziyaretimiz malum “Allah’ın emri peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz”
Hayat'ın babası:
-E peki madem.Gençler kendi aralarında anlaşmış, bizlere de hayırlısı demek düşer. Hayırlı olsun. Verdim gitti.
Hayat:
-Baba emin misin? Hayır yani şaka mı yapıyorsun? İnanmıyorum ya adam beni bildiğin sattı. Offf.
İnanç:
-Hayat iyi misin? Ne güzel verdi işte.
Kızlar yüzük tepsisini getirdiklerinde Hayat'a dönerek sordular:
Gül:
-Kanka senin derdin ne? Sana istenmek yaramadı diyim ben sana. Ya ne bu sabahtan beri çık artık bu psikolojiden, evleniyorsun yani mutlu olman gerekiyor. Offf pufff ne oluyor ya?
Hayat:
-Sonra uzun uzun anlatırım.
Gül:
-Düğünden sonra istediğin zaman anlat ama bir mutlu ol artık ya.
Hayat'ın babası yüzüğü önce İnanç'ın parmağına sonra da Hayat'ın parmağına taktıktan sonra sıra kesmeye geldi.
Hayat:
-Baba bence sen hiç kesmeye falan uğraşma ben direkt çıkarayım bunu.
İnanç:
-Hayat ne yapıyorsun?
Hayat:
-Beğenmedim bu ne biçim yüzük ya? Bana bunu mu layık gördün harbiden?
İnanç:
-Sen bugün neden bu kadar şeysin? Beni zehirlemeye çalıştığını saymıyorum bile.
Hayat:
-Ben yapmadım ya ben kızlara dedim yapmayın diye ama dinlemediler ki. Benim bir suçum yok yani.
İnanç:
-Artık normal mi olsan ciddi bir şey yapıyoruz şurada?
Hayat:
-Çok heyecanlıyım ne yapayım?
İnanç:
-Heyecanının bu zamana kadar geçmiş olması gerekmiyor mu? Ben seni görünce geçti.
Hayat:
-Bende de tam tersi seni gördükçe heyecanım artıyor. Geçsin diye o kadar kahveye tuz attım ama geçmedi arttı namussuz.
Hayat'ın babası:
-Artık yüzükleri taksak mı?
Yüzük takma merasimi baştan başladı. İnanç'a da yüzüğü taktıktan sonra kızların getirdiği makasla kesmek için eline aldı. Birden makas takılınca Hayat'ın babası:
-Makas kesmiyor.
Hayat:
-Nasıl kesmiyor ya? Yeni makas bir de.
Hayat'ın babası:
-Gördüğün gibi kesmiyor takıldı kaldı burada.
İnanç:
-Tabi bahşiş olmayınca makas kesmez.
Hayat'ın babasının cebine biraz para tıkıştırdı ve makas kesmeye başladı.
Hayat:
-Hayret kesmeyen makası görüyor musun?
İnanç:
-Gerçekten hayret ya ne kadar şaşırtıcı.
Hayat:
-Neyse ne boşver. Kesildi kurtulduk bitti artık yani. Rahatlayabiliriz.
İnanç, Hayat'ın ailesinin elini öpüp herkesle görüştükten sonra yerine geçti.
İnanç:
-Sana birşey soracağım; o kadar heyecan yapmana değdi mi cidden?
Hayat:
-İnanç huzurunu bozmak istemem ama bence rahatlamak için erken.
İnanç:
-Sen Mert'le görüşmedin galiba.
Hayat:
-Sen de Gül ve Elif'le görüşmedin.
İnanç:
-Her gün görüşüyoruz zaten.
Hayat:
-E yani ne demek istiyorsun? Benim arkadaşlarımı beğenmediğini mi söylüyorsun?
Gül hemen atladı:
-Aşk olsun enişte neyimi beğenmiyorsun ya? Hem sen Hayat'a çiçeğini çikolatasını teslim ettin mi?
Hayat:
-Biz neden görmedik acaba? Hoş senin çiçeğine çikolatana da kalmadık ama...
İnanç:
-Hayat cidden sana ne oldu bugün ya bir imalar falan hayırdır iyi misin?
Hayat:
-Asıl sana ne oldu ya? Altı üstü babamdan beni aldın ne yani?
İnanç:
-Sonra konuşuruz bunu. Zaten daha çok vaktimiz olacak birlikte.
Hayat:
-Neyse hadi teşekkürler iyi geceler.
İnanç:
-Erkenden yatacak mısın cidden?
Hayat:
-Yarın ofiste konuşuruz hadi iyi geceler tatlı rüyalar kendine iyi bak🥰.
İnanç:
-Sana da iyi geceler tatlı rüyalar kendine iyi bak Hayat ♥️❤️♥️❤️. Yarın ofiste görüşürüz o zaman 👋🏻👋🏻.
İnanç kendi apartmanına geçti.
Yorumlar
Yorum Gönder