İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 67: İNANÇ'IN SEÇİMİ
Güven abi, İnanç'ın yanına gitti. Güven abi:
-Sen oy kullanacak mısın?
İnanç:
-Tabiki. Seçim günü sürpriz bir şekilde karşınıza çıkarsam hiç şaşırmayın.
Güven abi:
-Muhtarlığı kime vereceksin?
İnanç:
-Kendime tabiki😅😅. Dedim ya sürpriz.
Güven abi:
-Ben bişey anlamadım ama neyse😅😅.
İnanç:
-Hayat kime verir acaba?
Güven abi:
-Belki o da kendine verir ama bilmiyorum genelde onlar ailecek bir veriyor.
İnanç:
-Hayat gitmiş midir sence okula?
Güven abi:
-Ne bilim hem yani kızı artık rahat mı bıraksan?
İnanç:
-Sen Elif'i ya da Can, Gül'ü rahat bıraktı mı?
Güven abi:
-Aynı şey mi İnanç? Biz en azından mesafemizi korumamızı bilen insanlarız.
İnanç:
-Tabi canım tabi öyleyse Elif geçen gün seninle neden tartıştı?
Güven abi:
-Ben en azından Elif'e özgürlük alanı sağlıyorum. Senin gibi her an her şeyinden haberim olmasa da olur. Güveniyorum en azından kendini rahat hissetmesine olanak sağlıyorum. Ama sen görev icabı da olsa kıza sülük gibi yapıştın.
İnanç:
-Çok seviyorum abi ama ne yapayım?
Güven abi:
-Sabır kardeşim, güzel şeyler yavaş yavaş olur.
İnanç:
-Çok zor ya, geçmiyor zaman.
Güven abi okula gitti.
Hayat da çok geçmeden yataktan kalkıp hazırlanıp çıktı. "İnşallah bu oyda da bir tatsızlık çıkmaz." Diyerek "bismillah" annesi ve babasıyla okul yolunu tuttu.
İlk Hayat kullanacaktı.
Hayat mührü ve 3 uzun pusulayı alıp kabine girdi. Pusulalar neden bu kadar uzundu iki seferdir katla katla bir hal oluyordu.
Neyse Hayat beyaz pusula ve sarı pusulayı sorunsuz işaretledi. Mavi pusulaya sıra gelince pusulayı tam incelemeden bir yere bastı ama sonra aklı başına gelince asıl vermek istediği yere bastı. Pusulaları katlamak da bir sorundu. Hayat yavaşça ve dikkatli bir şekilde katlayıp onları zarfa koyduktan sonra aklına muhtarlık seçimi geldi ki onun için pusula yoktu. Hayat iki dakika oradan çıkıp babasına el işareti yaptı. Babası:
-Ne oldu? Yanındaki görevliye dönüp "bir bakar mısınız?"dedi.
Görevli Hayat'ın yanına giderek;
-Ne oldu?
Hayat:
-Muhtar seçimi nasıl basıcam?
Görevli:
-Basmana gerek yok direkt buradan bir kağıdı içine koyacaksın.
Hayat, o sırada sıradaki kağıtların arasında İnanç'ın adının yazılı olduğunu da gördü. Tabiki İnanç'ı seçmeyecekti. Bu yüzden onun inadına öbür adayın kağıdını zarfa koydu. Zarfı yalayıp kapattı ve sandığa attı.
Annesi:
-Ne kadar uzun sürdü ya sen gençsin, hemen çıkarsın dedik ama. Ne oldu ki?
Babası:
-Ne oldu orada?
Hayat:
-Muhtar seçimi için pusula yoktu. Ona takıldım.
Annesi:
-E kimi seçtin bir daha?
Hayat:
-Adamın birini tanımam etmem.
Babası:
-İnanç la aran mı bozuk, neden onu seçmedin?
Hayat:
-Canım istemedi. Hem yani siz İnanç'ı mı seçtiniz? İnanç'ı kim tanıyor da aday oluyor?
Babası:
-Çocuk o kadar heves etmiş, yani. Tam karşımızda oturuyor, yüz yüze göreceğiz ayıp olurdu seçmezsek.
Hayat:
-Asıl o muhtar olursa çok büyük ayıp olur mahalleye.
Annesi:
-Altı üstü muhtar yani, senede bir işimiz düşecek diye ne çok şey ettiniz?
Babası:
-Belediyedeki önemli kime verdin?
Hayat:
-Orası biraz yanlış oldu. Büyükşehir doğru ama o yanlış işte, birisine basacaktım yanlışlıkla başkasına bastım. Ama gerçekten bilerek olmadı. Sonra ben o seçtiğime de bastım ama bilerek yanlış yapmadım. Oylarım geçersiz midir?
Annesi:
-Ötekileri doğru yaptıysan sorun olmaz. Boşver gel parkta az gezelim.
Annesi, babası ve Hayat parka girerler.
Annesi ve babası bir banka otururken Hayat da gezmek zorunda kalır. Derken karşı bankta İnanç'ın oturduğunu görürler.
İnanç:
-Naber? Ne yapıyorsunuz?
Annesi:
-İyi İnanç oy verdik az gezelim dedik. Sen napıyorsun?
İnanç:
-İyi ne güzel. Hayat, nasıl gidiyor?
Hayat:
-İyi değil. Çok kötü. Sen aday mısın gerçekten?
İnanç:
-Tabiki.
Hayat:
-Sen muhtar olamazsın biliyorsun dimi? Hem olup da ne yapacaksın yani? Nereden esti muhtarlık?
İnanç:
-Aklıma geldi bu mahalleyi daha iyi hale getirebilirim.
Hayat:
-Sen?
İnanç:
-Evet, ben. Beğenemedin mi?
Hayat:
-Güldürme beni İnanç ya senin mahalleye ne faydan olacak?
İnanç:
-Seçilirsem görürsün. İşte o zaman konuşuruz.
Hayat:
-Seni kim seçecek Allah aşkına ya millet kafayı mı yedi?
İnanç:
-Sen beni seçmedin yani? Peki öyle olsun.
Hayat:
-İnanç, sen muhtar olamazsın, hadi bir mucize oldu ki oldun ne yapacaksın? Yani mahalleyi ne kadar tanıyorsun ki?
İnanç:
-Ne kadar mı tanıyorum? Buradan restorana kadar benim sayılır. Herkes beni çok seviyor zaten.
Hayat:
-Sen sevenlerine güvenme bence. Eski muhtar kazanınca üzülürsün.
İnanç:
-Ben kazanınca görürsün.
Hayat:
-Sen ne diye muhtarlığa adaylığını koydun ki?
İnanç:
-Evim var, arabam var, restoranım var yani baya bir tanınan ve sevilen biriyim.
Hayat:
-Sadece varlığına güvenerek yola çıktıysan işin zor. Öbür muhtar çok güçlü ve senden daha çok seviliyor.
İnanç:
-Sen bana vermedin yani?
Hayat:
-Vermedim ya ne alaka? Hem gizli oylama değil mi? Kime verdiğimi neden söyleyeyim?
İnanç:
-Söylesen ne olur? Herkes söylüyor.
Hayat:
-Ben herkes miyim? Tabi ya ben herkes olduğum için herkesle takılmak mı istiyorsun?
İnanç:
-Ne saçmalıyorsun?
Hayat:
-Neyse benim işim var eve gitmem lazım.
İnanç:
-Hayat iyi misin? Sırf oy vermedin diye trip atmana gerek yok. Hem aday olan benim trip atması gereken de benim, sen neden trip atıyorsun ki?
Hayat:
-Hava da çok sıcak terledim ya. Eve gideyim bari.
İnanç:
-Offf git bari, zaten başka bir yere gittiğin yok.
Hayat:
-Çok sinir bozucu olduğunu söylemiştim dimi? Anlamıyor musun sevmiyorum seni istemiyorum ya ne üstüme geliyorsun?
İnanç:
-Gerçekten mi? Bitti mi?
Hayat:
-Evet İnanç bitti benden bu kadar.
Hayat, İnanç'ı gerçeklerle baş başa bırakıp eve gider.
Oyunu kullanıp oradan geçen Leyla;
-Ne oluyor arkadaşlar?
İnanç:
-Yok birşey. Hem olsa da sana ne yani?
Leyla:
-Doğru, banane yani, evet haklısın. Hayat, seni bu halde bırakıp eve gitti dimi?
İnanç:
-Sanane Leyla ya Hayat yoruldu kız yani haklı.
Leyla:
-İnanç, sende hiç akıl yok biliyor musun? Hayır yani ne yapıyor da yoruluyor acaba? Senin bununla ne işin var İnanç ya, ne kafa yoruyorsun?
İnanç:
-Acaba sen bizim aramıza girmekten başka bir işe yarıyor musun bu mahallede? Muhtar olursam ilk iş seni başka mahalleye göndermezsem bana da İnanç demesinler.
Leyla:
-Aşk olsun İnanç ya, ben gittim oyumu senin için ziyan ettim. Senin ettiğin lafa bak.
İnanç:
-Sen bana mı verdin?
Leyla:
-Tabiki.
İnanç:
-Teşekkür ederim Leyla ama hiç gerek yoktu.
Leyla:
-Bugün restoranı açacak mıyız?
İnanç:
-Açmasak da olur.
Leyla:
-Ne demek açmasak da olur?
İnanç:
-Oruçlu oruçlu restoranda durmak zor, bayramdan sonra açarız.
Leyla:
-İyi o zaman, ben eve gidiyorum. Sonra görüşürüz 👋🏻.
İnanç:
-Görüşmesek de olur aslında.
Leyla:
-İnanç iyi misin? Muhtar olacaksın daha çok görüşeceğiz yani "görüşmesek de olur," ne demek şuan?
İnanç:
-Yok bir şey ya. Aslında muhtar olmasam da olur.
Leyla:
-Madem korkuyorsun niye aday oldun o zaman?
İnanç:
-Bir an yapabileceğimi düşündüm ama gerek yok.
Leyla:
-Oyum boşa gitti yani senin yüzünden ya. Offf İnanç offf.
Leyla eve gitti.
Güven abi ve Elif de oy kullanıp parka geldiler. Güven abi:
-Naber İnanç? Aday olmuşsun, hiç de söylemedin? Niye söylemedin ki?
İnanç:
-Zaten seçilemem ki niye söyleyeyim ki?
Güven abi:
-Nereden biliyorsun belki seni seçer mahalle?
Elif:
-Evet gerçi belli olmaz da, biz sana verdik. Yalnız mahalle tarihinde ilk defa nihayet bizim gibi genç biri aday oldu.
İnanç:
-Gerçekten seçilir miyim sizce?
Güven abi:
-Neden seçilmeyesin ki?
İnanç:
-Bilmem yani tabi seçilirim.
Elif:
-E o zaman iyi şanslar yarın belli olur seçilip seçilmediğin.
İnanç:
-Size teşekkür ederim arkadaşlar. Moralim yerine geldi. İnşallah seçilirim.
**********
İnanç bu duygularla mutlu bir şekilde eve gitti. Seçilmesi onun açısından devrim niteliğinde bir şey olacaktı. Ama ya Hayat haklıysa? Ya gerçekten muhtarlık ona göre değilse? İnanç, muhtar olursa Hayat'la arasını düzeltebilirdi belki. İnanç bu ve bunun gibi düşüncelerle uykuya daldı.
Yorumlar
Yorum Gönder