HAYAT VE İNANÇ BÖLÜM 53: HAYAT'IN HASTANE RANDEVUSU

Hayat'ın peşinde
Hayat o gece geç saatlere kadar uyuyamadı.
Annesi;
-Hayat'ım bu kadar düşünmene değecek bir şey yok, ilk defa doktora gitmiyorsun sonuçta hep gittiğimiz yer. Hadi uyu yavrum.
Annesi Hayat'ın yanağına bir öpücük kondurarak odadan sessizce çıkar.
Oysaki Hayat'ın düşünceleri yalnız kaldığında daha çok yoğunlaştı. O gece uyudu mu çok emin olamayarak yataktan yorgun bir şekilde kalktı.
Annesi;
-Günaydın kızım, iyi uyudun mu?
Hayat:
-Yani ne kadar iyi uyunursa.
Annesi:
-Çantayı hazırladım birazdan çıkarız.
Hayat:
-Tamam anne.
Annesi çantaya her şeyi koyduğuna emin olmak için bir kez daha baktı. Annesi:
-Nüfus cüzdanın senin çantanda mıydı?
Hayat:
-A evet sınava girerken almıştım, vermeyi unutmuşum.
Annesi:
-Tamam sorun değil. Sen çık ayakkabılarını giy, ben de gelirim birazdan.
Hayat merdivende ayakkabılarını giyip aşağı inip annesini beklemeye başladı. O sırada yoldan geçen İnanç:
-Sabah sabah ne oldu? Hani evden hiç çıkmıyordun sen? 
Hayat:
-Annemi bekliyorum. Hem sana hesap verecek değilim. Dedim ya randevum var.
İnanç:
-Ne tesadüf benim de randevum var. Hangi hastaneye gidiyorsun?
Hayat tam sinirlenmeye başladığı sırada annesi aşağı indi. Hayat:
-Annem de geldi e hadi biz çıkalım artık, yolcu yolunda gerek.
Annesi, meseleyi anlamamış şekilde İnanç'a selam verdi. Hayat, annesinin elini tuttu ve birlikte durağa doğru gitmeye başladılar. Anne-kız binbir zorlukla durağa giderken İnanç da onları takip etmekteydi. Hayat durakta oturup telefonundan otobüsün ne zaman geleceğine baktı.
Hayat:
-Of, 40 dakika var daha ya...
Annesi:
-Olsun gelir eninde sonunda. İnşallah boştur da rahat gideriz.
Hayat:
-Sanmam. Sen bu arabanın hiç boş olduğunu gördün mü?
İnanç o sırada ağaçlıktan çıkıp yanlarına geldi. 
İnanç:
-İsterseniz ben bırakabilirim.
Hayat:
-Sen nereden çıktın sabah sabah ya?
İnanç:
-Arabamın bakımı vardı bugün.
Hayat:
-Ne güzel hadi görüşürüz.
İnanç:
-İsterseniz sizi hastaneye bırakabilirim.
Hayat:
-Araban yeni bakımdan çıktı çok yıpratma bence.
Annesi araya girdi:
-İnanç, araba senin mi?
İnanç:
-Evet, benim.
Annesi:
-Bizi de bir çırpıda hastaneye götürür müsün?
Hayat:
-A bakın otobüs geliyor. Arabanı çekmen gerek sanırım.
İnanç:
-Ne otobüsü ya? Yol boş, hem arabamı sağa çektim, trafik akışını etkilemiyor. Geliyor musunuz?
Annesi:
-Gelelim çocuğum. Allah razı olsun.
Annesi arabaya bindi. Hayat da bu durumda istemeye istemeye binmek zorunda kaldı.
İnanç:
-Nereye gidiyoruz?
Hayat:
-Hastaneye tabiki.
İnanç:
-Neresi yani?
Hayat:
-Senin de yakın bir akrabanın olduğu hastane. Hani senin mahalleye gelmene sebep olan var ya.
İnanç:
-Tamam gereksiz bir soruydu özür dilerim. Nasıl gidiyor hastane işleri? 
Hayat:
-Çok kötü gidiyor bu sene hastaneden tamamen soğudum desem yeridir.
İnanç:
-Benim yüzümden mi? Ben çok özür dilerim söz en kısa zamanda gidiyorum. Bir daha karşına çıkmam.
Hayat:
-Peki o zaman burada hastanenin girişinde inelim biz.
Hayat ve annesi arabadan indiği sırada İnanç:
-Çıkışta da haber vermeniz yeterli. Ben şuradaki kantindeyim.
Hayat:
-Çıkışta da izninle otobüsle gidelim dimi? Bir rahat bırak ya ne bu japon yapıştırıcısı gibi yapıştın.
Annesi Hayat'ın koluna vurarak:
-Çok ayıp kızım ya insan bir teşekkür eder. Teşekkür ederiz oğlum,çok sağol. Kızımın kusuruna bakma.
Hayat:
-Teyzecim ne ya? Pardon da annem senin nereden teyzen oluyor?
Annesi:
-Kızım gel de randevuna geç kalmayalım. Sağol İnanç.
İnanç, Hayat'ın annesine kesinlikle benzemediğinin kanaatine vardı o an. Annesinin iyi davranıp Hayat'ın kötü davranıyor olması içini yedi bitirdi. Bu kız neden İnanç'tan bu kadar nefret ediyordu ki? Oysaki, İnanç mahallede o kadar huzursuz bir ortam yaratmamıştı.
Bu sırada muayene sırası bekleyen Hayat, ömrünün en sıkıcı dakikalarını yaşıyor olabilirdi. Sıra çok yavaş ilerliyordu ve önlerinde daha çok hasta vardı. Hayat:
-Anne ben şöyle bir hava alıp gelsem? İçerisi çok basık.
Annesi:
-Tabi kızım sıraya çok var zaten. Öğleden sonra anca sıra gelir. Birşeyler yiyelim istersen.
Hayat:
-Olur. Ne yiyelim ne istiyorsan söyle alıp geleyim?
Annesi:
-Birlikte gidelim bence sıranın geleceği yok zaten.
Hayat poliklinik kantinine doğru yürürken annesi:
-Nereye gidiyorsun kızım?
Hayat:
-Kantine. Hem burası daha ucuz. Hem en azından güzel şeyler var. Bence buradan alalım.
Annesi:
-Tamam al gel bari.
Hayat, hastane kantininden 2 tane kaşarlı tost ve 2 bardak çay alıp bir tepsiyle annesinin yanına gelir.
Annesi:
-Teşekkür ederim kızım şeker almadın mı?
Hayat:
-Unuttum ya. Şimdilik şekersiz içelim bence.
Derken İnanç birden karşılarında belirdi. İnanç:
-Şeker mi lazımdı?
Hayat öfkeyle şekerleri alıp:
-Kantinde ben şekerleri almıştım sen aldın dimi? Ya sen benim her şeyime burnunu sokmak zorunda mısın?
İnanç:
-Şeker sana dokunur diye düşündüm de.
Hayat:
-Sen bence benim hakkımda bişey düşünme. Hadi artık peşimi bırak git ya.
İnanç, şekerleri bırakıp gider. Ama aklı maalesef Hayat'a takılmıştır. İnanç giderken sorar:
-Giderken haber verin ben buradayım.
Hayat:
-Giden kim acaba? Akşama kadar buradayız, görmüyor musun sıra hiç ilerlemiyor.
İnanç:
-Ben birisiyle konuşup geleceğim, der ve yanlarından uzaklaşır.
İnanç, doktorun odasına girer. İnanç:
-Doktor bey sizden bir ricam var?
Doktor merakla İnanç'a bakar:
-İşim var görüyorsun.
İnanç:
-Görüyorum zaten o konuyla alakalı görüşmek istiyorum.
Doktor:
-Ne istiyorsun?
İnanç:
-Benim amcam bu hastanenin en önemli doktoru ve ben de onun bir hastasıyla yakın ilişki içinde olan biriyim. Rica etsem Hayat adına olan randevuyu öne çeker misiniz?
Doktor:
-Çekemem.
İnanç:
-Nasıl ya? 
Doktor:
-Hayat adına birsürü randevu var ekranda hangisini kastediyorsun?
İnanç, bilgisayara eğildi. Gerçekten de Hayat adına birsürü randevu vardı ekranda.
Doktor:
-Hangi randevu? Ne randevusu?
İnanç bilmiyordu, bilmeyi çok istiyor ama sevdiği kızın ne randevusu olduğunu bilmiyordu. Hayat'a sormaya da hiç niyeti yoktu.

İnanç:

-E-nabızdan ya da hastane Bilgi sisteminden bakamaz mısınız?

Doktor, Hayat adına randevulara baktı. Gözlerine inanamayıp bir daha baktı. 

Doktor:

-Hastayı çağırır mısınız?

İnanç, dışarı çıkıp Hayat'ı getirdi.

Doktor:

-Sizin randevunuz sistemde gözükmüyor. Bir sorun mu var?

Hayat:

-Randevum var ama sadece ilaç yazdıracağım. 

İlaçlarım ve malzemelerim bitiyor da.

Doktor:

-Peki siz oturun hemen sorup geliyorum.

Hayat annesine dönerek:

-Sıraya aldı ama bir saat de odada bekleriz 1 saat de gidiş derken gidişimiz akşamı bulur. Biliyordum böyle olacağını.

Annesi:

-İnşallah tahlil istemez.

Hayat:

-Ay İnşallah istemez ya. Zaten veriyoruz veriyoruz Allah aşkına bu tahliller nereye gidiyor belli değil.

Annesi:

-İnceliyorlar da.

Hayat:

-Ben de buna şaşırıyorum zaten bu kadar incelenecek neyim var ki benim?

Annesi;

-Birşeyin yok ama olmasın diye da.
Hayat:
-Kan sırası inşallah çok beklemeyiz.
Annesi:
-İnşallah. Nasılsın sen?
Hayat:
-Yorgunum sabahtan beri buradayız başıma ağrılar girdi artık yeter. Kontrol etsinler çıkalım işte niye bu kadar uzatıyorlar ki?
Annesi:
-Başın çok ağrımıyor dimi? Bak korkutma beni. 
Hayat:
-Ağrı değilde böyle bir garip nasıl desem içeride birşeyler geziyormuş gibi. Birşey yok ama korkma.
Annesi telaşla kızının yanına gelir. Ateşi var mı diye bakar. Hayat tam o sırada fenalaşarak kendinden geçer. Yanlarından geçen doktor hemen müdahale etmek için oksijen takar. Doktor:
-Acile yatmanız lazım çünkü kızınızı bu gece kontrol etmemiz gerekiyor. 
Annesi:
-Aslında iyiydi buraya gelene kadar ne güzel muayene olup gidecektik.
Doktor:
-Randevuyu iptal etmeniz gerekiyor. Çünkü bu ciddi bir durum sonra yine randevuya bu bölüme gelebilirsiniz. Bu nöbete ne sebep olmuş olabilir sizce?
Annesi:
-Beklerken başına ağrılar girdi. Evden çıkarken iyiydi. Bunaldı burada.
Doktor:
-Tamam siz sakin olun arkadaşlara hemen acilde yer ayarlamalarını söylerim. Sizi acile alırız. Arkadaşlar serum vs. takar.Kızınız kendine gelinceye kadar misafirimiz olursunuz.
Annesi telaşla babasına haber vermek için ararken İnanç, yanına gelir.
İnanç:
-Randevunuz gelmedi mi hâlâ?
Annesi sinirle:
-Kızıma ne hayrın dokundu ki bir hastaneye getirdin diye kahraman olmuyorsun maalesef. Hayat'la aranızda ne geçti bilmiyorum ama biz mahalleye yeni taşınan hiç tanımadığımız bir çocuğa öyle hemen güvenip de her şeyimizi anlatmayız. Senin Hayat'la ne zorun var ya? 
İnanç:
-Sakin olur musunuz? Sakince konuşabiliriz. 
Annesi:
-Şuan başımda milyon tane dert var bir de sana laf anlatmakla uğraşamam.
İnanç:
-Hayat nerede?
Annesi:
-Nöbet geçirdi birileri yüzünden. Müşahedeye aldılar. İzninle ben de gitmeliyim.
İnanç:
-Ben de geliyorum beni her ne kadar sevmeseniz de onu yalnız bırakamam.
Annesi:
-Sen onun arkadaşı bile değilsin farkında mısın?
İnanç utanarak:
-Biliyorum ben de bir yabancı olarak yardım etmeye hazırım.
Annesi acile kızının yanına gitti. Hayat yorgun bitkin bir şekilde yatakta yatıyor yarı uyuyor vaziyetteydi. Bir an gözlerini açtı.
Hayat:
-Anne.
Annesi:
-Buradayım yavrum iyi misin?
Hayat:
-Ne oldu bana?
Annesi:
-Randevuya geldik ya hatırlamıyor musun?
Hayat:
-Evet randevuya geldik ama içeri giremedik. Sıra beklerken kafamda acayip şeyler oldu. Çok yorgunum ya.
Annesi:
-Dinlen kızım. Bu gece buradayız zaten.

O sırada İnanç, Hayat'a yaklaşmak için kılık değiştirerek doktor olma yolundaydı. Giydiği beyaz önlük İnanç'a farklı bir hava katmıştı.

Annesi koltukta uyurken Hayat bir ses duydu.
Hayat:
-Anne bir şeyler oluyor.
Annesi:
-hıhı...
Hayat:
-Anne duymuyor musun? 
Hayat aldığı bir yastığı annesine doğru fırlattı.
Annesi şaşkınlıkla:
-Niye bu kadar erken uyandın ki?
Hayat saate bakarak:
-Anne şaka mı yapıyorsun? Saat 10.00. Benim bu saate kadar çoktan kahvaltı yapıp ilaçlarımı içmem lazımdı.
Annesi:
-Birisi geldi mi odaya? Doktor falan.
Hayat:
-Ben de yeni uyandım seslerden. Kimse gelmedi.
Annesi:
-Ne sesi ya?
Hayat:
-Bilmiyorum ki. Koridordan geliyor.
Annesi:
-Oda servisidir.
Hayat:
-Otelde değiliz burası bir hastane ve üstelik doğru dürüst yastık bile yok yani ne servisi?
Annesi:
-Doğru belki yastık yorgan değişim saatidir.
Hayat:
-Olmayan yastığın değişimi nasıl oluyor ki?
Annesi:
-Göreceğiz bakalım ne olacak?
Kapı çaldı, annesi kapıyı açtı. Gelen kişilerin biri masaya iki tabak ve tabakların birinin altına bir not bırakırken öbür gelen kişi de yatağın çarşafını değiştirip Hayat'ın arkasına bir yastık koydu.
Hayat yastığa çok sevindiğinde yastığın içinde bir not buldu. Şöyle yazıyordu;
-Sen bana yasaksın biliyorum yasak bir aşk yaşıyoruz ama sana bu yastığı ve bu yemeği hediyem olarak gör. Afiyet olsun canım ve iyi istirahatler♥️♥️
Bitmişti her şey Hayat ilk defa bu kadar emindi. Bu İnanç tarafından aldığı son mektuptu belki de. Annesi:
-Hadi yemeklerimizi yiyelim.
Hayat:
-Aslında çok acıkmadım ya sonra yeriz.
Annesi:
-Hani çok acıkmıştın ne oldu şimdi?
Hayat:
-Yani yemeklerde zehir falan yoktur dimi?
Annesi:
-Hay Allah nereden çıkardın bunu?
Hayat:
-Bu doktorlar yok mu yani sağlam adamı hasta ederler?
Annesi:
-Ne alakası var hastane yemeklerini doktorlar mı hazırlıyor?
Hayat:
-O doktorlar yok mu herşey beklenir onlardan.
Annesi:
-Yani şimdi bu yemekleri yemeyelim mi?
Hayat:
-Ben yemem bence sen de yeme.
Annesi:
-Birazdan toplamaya geldiklerinde ne diyecez?
Hayat:
-Bir de utanmadan toplamaya mı gelecekler?
Annesi:
-Onların işi bu niye utansınlar?
Hayat:
-Valla orasını hiç bilmiyorum ama onlar bir daha bu odaya girerse...................... Çok kötü şeyler olabilir.
Annesi:
-Abart,abart. Alt tarafı bir yemek ne olabilir ki?
Hayat:
-Ne olamaz acaba? Bak ben bunlara hiç güvenmiyorum bence sen de güvenme. Kötü kılıkları var.
Annesi:
-Çok önyargılısın. Önyargılarından kurtulman lazım.
Hayat:
-Ya anne baksana resmen bir oyunun içinde gibiyiz görmüyor musun ya?
Annesi:
-Ne oyunu?
Hayat:
-İnanç beyin mahalledeki oyunu.
Annesi:
-Ay taktın sende bu çocuğa.
Hayat:
-Sence bu zamana kadar hep bir şekilde karşıma çıkması normal mi? Hayır yani benim aklım almıyor.
Annesi:
-Valla hastaneye bizi getirmesi büyük nezaket iyi çocuk görüyorsun.
Hayat:
-Yok Yok sen bu çocuğu tanımıyorsun. Tanısan hakkında bu kadar temiz düşünmezdin.Neyse ben ne dolaplar çevirdiğini anlatayım bari anlatmayacaktım ama;
Bu çocuk bizim mahalleye durup dururken gelmedi. Amcası benim hasta olmama sebep olan kişi. Bu da amcası için daha doğrusu amcası benim ne halde olduğumu bilmek istediği için mahalleye gelen bir ezikten ibaret. Beni her yerde takip ediyor. Geçen polise şikayette bulundum tam çıkıyordum a bir de baktım İnanç geliyor. Valla tam sinir bu çocuk ya.
Annesi duydukları karşısında şok yaşar ve:
-Temiz bir çocuğa benziyordu aslında.
Hayat:
-İşte temiz gibi görünenlerden korkacaksın. Yemekleri de o getirmişti ondan yemeyelim.
Annesi:
-Yok artık kızım yani o kadar da yapmaz.
Hayat:
-Burası amcasının hastanesi değil mi? Burada herşey olabilir. Temkinli olmak lazım.
Annesi:
-E napayım bu yemekleri o zaman?
Hayat:
-Birazdan almaya gelirler zaten. Boşver yemekleri onlara kalsın.
Onlar konuşurken yemekleri almaya geldiler. İnanç maskesinin altından:
-Yediniz mi? Sonra yiyecek misiniz? tarzı bir şeyler sorarken Hayat:
-Ne sonra yemesi kardeşim git işine topla şunları Allah Allah.
Annesi Hayat'a dönerek:
-Şşş! Çok ayıp!
İnanç:
-Peki o zaman kalsın.
İnanç ve arkadaşı yemekleri alıp ordan üzgün bir şekilde ayrıldıklarında İnanç arkadaşına dönerek;
-Anlayamıyorum abi ya. Ben daha ne yapayım bilemiyorum. Bak o kadar not yazdım hiç yemeklere de bakmamış. Mutlu olması için ben daha ne yapabilirim? Ya şaka gibi ben ona yaklaştıkça o benden uzaklaşıyor. 
Arkadaşı:
-Sen de biraz uzaklaşabilirsin.
İnanç:
-Ne diyorsun abi ya kızı bu halde hastanede bırakıp gitmemi beklemiyorsun herhâlde.
Arkadaşı:
-Bir süre ortadan kaybol gözüne gözükme bakalım ne tepki verecek? Böyle hep yanında olursan senin hiç gitmeyeceğini bildiği için gözünde çok bir değerin olmaz.
İnanç:
-Doğru diyorsun da ben bunu Hayat'a yapamam tatsızlık çıksın istemiyorum.

Arkadaşı:

-Peki kanka o halde sana kolay gelsin benim işim var hadi bana eyvallah.

Arkadaşı giderken İnanç, arkadaşının dediklerini düşündü. Acaba haklı olabilir miydi? Ama ne olursa olsun Hayat'ı burada yalnız bırakamazdı. Zaten bütün bunlara sebep olup bir anda hayatından çıkmak içine elvermezdi.

Bu sırada Hayat iyileşmiş ve baş ağrısı geçmişti. Hayat:
-Anne bizi ne zaman taburcu edeceklermiş?
Annesi:
-Bilmiyorum ki kızım iyisin ama dimi?
Hayat:
-Çok iyiyim anne hatta var ya içimde bir enerji var sanki bugün ayağa kalkabilirim. Ama kızabilirler.
Annesi:
-Yok niye kızsınlar? Serumun bittiyse kalkıp bir yürüyüş yapabilirsin.
Hayat:
-Bitmiş mi? Hemşireyi çağırmak gerekiyor mu?
Annesi:
-Buradan bitmiş gibi duruyor ama bir bakayım. Annesi Hayat'ın yanına gelip serumu bitmiş mi kontrol etti.
Annesi:
-Bitmiş tamam.
Hayat:
-Kalkayım mı şimdi hemşireyi çağıracak mısın?
Annesi:
-Gerek yok yani ben hallederim. Sen kolunu uzat bana doğru.
Hayat kolunu annesine uzattı. Annesi serum hortumunu döndürerek çıkarttı.
Annesi:
-Hadi geçmiş olsun. Anne kız odada yürümeye başladılar.
Odaya hastane personeli kılığında İnanç girdi ve yeri süpürürken biraz öksürdü.
 Hayat:
-İyi misiniz?
İnanç:
-Öhöhöhö. İyiyim iyiyim sen nasılsın canım?
Hayat:
-Canım? Ne alaka şuan?
İnanç:
-Öylesine canım.
İnanç odadan gönlü istemese de çıkar.
Hayat:
-Bu gelen adam bana çok tanıdık geldi. İlginç yani.
Annesi:
-Yok ya hastane personelini nereden tanıyacaksın? 
Hayat:
-Anne duymadın herhalde adam bana "canım" dedi. 
Annesi:
-Sence bu seni tanıdığını mı gösteriyor?
Hayat:
-Ya neyi gösteriyor? Bal gibi eminim İnanç'tı o.
Annesi:
-O çocuk bir daha sana yaklaşma cesareti gösteremez.
Hayat:
-Bu çocuk bana not da yazmadı zaten öyle mi? Ben rüya falan mı gördüm acaba?
Annesi:
-Ne notu kızım?
Hayat:
-Geçen yemekle gelen notlar bak sakladım.
Notları annesine gösterir. Annesi bir kızına bir notlara bakar.
Annesi:
-Sizin aranızda bişey var mı sen ne hissediyorsun bu çocuğa karşı?
Hayat:
-Valla henüz bir şey hissedemiyorum çünkü daha doğru dürüst tanımıyorum.
Annesi:
-Emin misin bak bu notlar normal bir arkadaşa yazılacak notlar değil.
Hayat:
-Bizim karşımızdaki kişi de zaten normal değil o halde sorun yok. Kendinden bekleneni yapmış.
Annesi:
-Sen bu çocuğa karşı neden bu kadar ters davranıyorsun peki?
Hayat:
-Mahalle dolduruyor dimi seni? Çünkü benim annem benden kolay kolay şüphe duyacak bir insan değil.
Annesi:
-Ne alaka şuan mahalle?
Hayat:
-İnanamıyorum yani mahallecek el ele verip beni çok güzel çekiştirip sonra sanki hiçbirşey yapmamış gibi davranmanız normal mi sence gerçekten?
Annesi:
-Kızım kimsenin kimseyi çekiştirdiği yok nereden çıkarıyorsun?
Hayat:
-Diyorsun, hasta kız diye de zaten kendi kendime lakap taktım durduk yere, mahallenin hiç etkisi olmadı yani.
Annesi:
-Kızım bak mahallede bir kaç kendini bilmezden bu kadar etkilenmen gereksiz yani takma kafana.
Hayat:
-Ya anne sen benim ne yaşadığımı görmüyor musun gerçekten? Biri çıkar gözümün içine baka baka utanmadan beni hasta kız diye tanımlar, öteki gelir hastalığımı göz önüne çıkarmak için yapmayacağını bırakmaz, biri gelir benim günlük yaşantımı izleyip hastaneye bilgi verir. Valla şiştim ben bunlardan yeter yani. Adam akıllı hastalığımızı bile yaşatmadınız ya! Ne bu gerçekten hastalık mı yaşıyoruz milletin laflarının kurbanı mı oluyoruz belli değil. Ben daha olayı çözememişken başkası çıkıp "sen nasıl böyle oldun" diyor ya ölür müsün öldürür müsün? Anne biz ne yaşıyoruz? Ya da gerçekten yaşıyoruz dimi? 
Annesinin ağzı bir karış açık kalır. Kızını kucaklayarak sakinleştirmeye çalışır.
-Kızım bak gerçekten yaşadıklarımız kolay değil
Hayat:
-Kolay değil ne demek ya ben daha 9 sene önce bu yokuşu koşarak havalı havalı çıkıyordum. Şimdi yürüyerek bile çıkamıyorum valla ben yaşadığım her gün kafayı yemek üzereyim farkındasınız dimi ve hâlâ hakkımda laf yapıyorsunuz?
Hayat, kendini tutamayarak ağlamaya başladı.
Annesi onu daha sıkı kucakladı.
-Çok zor biliyorum ama benim açımdan da düşün biraz, ben seninle kendimi keşfettim Hayat, yani senin sayende çok şey öğrendim. İnsanın çocuğuyla sınanması ne kadar zor biliyor musun? Senin yaşadığın sıkıntının kat kat fazlasını ben sen hastanedeyken bol bol yaşadım zaten. Üstelik yani ağzı olan konuşur bir şey bilmedikleri için. Sen takma baban ve ben senin eskisinden daha güzel yürüyebilmen için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Hayat:
-Ama ben artık eski Hayat değilim biliyorsun dimi? Hayat dolu Hayat öldü maalesef. Başımız sağolsun.
Annesi:
-Saçmalama bak sen hayatın daha çok başındasın. 
Hayat:
-Ben de onu diyorum. Baştan kaydı hayatım bir daha düzelmez.
Annesi:
-Düzelir düzeltiriz merak etme.
Hayat:
-Nereden biliyorsun?
Annesi:
-İçindeki hayat enerjisini biliyorum çünkü gözlerine vuruyor. Hem sen neleri başardın?
Annesi yanında getirdiği Hayat'ın eski okul karneleri ve başarılarını Hayat'ın önüne koydu.
Annesi:
-Bak bunların hepsi senin başarılarının sadece bir kısmı. Hatırlıyor musun?
Hayat gülümseyerek belgelerine baktı.
Hayat:
-Bunların hepsini ben mi aldım?
Annesi:
-Evet hatırlamıyor musun?
Hayat:
-Evet galiba bir şeyler hatırlıyorum.
Mavi bir belge çarptı gözüne. Alıp inceledi.
-Biliyor musun bu ilkokulda bana çok uslu durduğum için verilmişti. Hatta biliyor musun çok uslu bir öğrenci olduğum için okuldaki televizyon gibi şeyde resmim çıkmıştı. Bir de şey vardı ben okulun 1.si olmuştum bak belgesi burada. Türkiye'nin de 1.si olmuşum.
Ondan sonra başka sınav yok herhâlde. Ya da ben girmemişim.
(Ondan sonra sınav yoktu çünkü Hayat o sınavdan sonra hasta olmuştu.)
Annesi:
-Şey Hayat boşver en iyisi. Bak sana ne göstericeğim.
Annesi telefonundan Hayat'ın resimlerini gösterdi. Annesi:
-Bak bu sensin.
Hayat:
-Ne güzel bir çocukluk geçirmişim. Ah nerede o günler! Offf!
Annesi:
-Neden üzüldün?
Hayat:
-Bir daha hiçbirşey eskisi gibi olmayacak biliyorsun dimi?
Annesi:
-Biliyorum. Eskisinden daha güzel olacaksın çünkü. Biz seninle daha neler neler yapacağız nereleri gezeceğiz daha birlikte.
Hayat'ın gözünden yaş akmaya başladı.
Annesi:
-Ne oldu kızım üzülecek bir şey yok ki bunda?
Hayat:
-Anne biz bu hastaneden çıkamayız ki. Her gün soruyorum herkes çıktı bizi hâlâ burada tutuyorlar.
Annesi:
-Seni çok sevmişler "Hayat giderse biz ne yaparız." diyorlar. Hatta diyorlar ki burayı bize vereceklermiş Hayat istediği kadar dursun burada evi gibi rahat etsin burası onun mekânı, demişler.
Hayat kafası karışmış bir şekilde sordu😖:
-Yani şimdi burası bizim mi olmuş oldu?
Annesi:
-Aynen öyle dediler.
Hayat:
-Burası madem bizim o zaman ben şu bana iğne yapan serum takan hemşireleri kovuyorum.
Annesi:
-Neden insan misafirlerini böyle mi karşılar?
Hayat:
-Of çok sıkıldım ya oyun falan mı oynasak?
Annesi:
-Koridordan kitap alalım mı?
Hayat:
-Olur. Bir de bir şeyler yiyelim bence.
Annesi:
-Karnın mı acıktı?
Hayat:
-Şu dolabı açsana bakim ne var içinde?
Annesi kalkıp dolabı açtı. Annesi:
-Evet ne istiyorsun buradan bak yoğurt var süt var vs.vs. var.
Hayat:
-Bana şu yoğurtlardan birini ver et falan var mı orada?
Annesi:
-Canın et mi çekti?
Hayat:
-Yok böyle katı bişey?
Annesi:
-Bak burada danino da var ister misin?
Hayat kaşlarını çattı 😠😡😠:
-Ama ben danino istemiyorum.
Annesi:
-Niye sen çok severdin?
Hayat:
-O daninoların içinde ilaç var. Ben bir yedim yediğime pişman oldum yani.
Annesi:
-Bunların içi boş merak etme. Öncekinin içine ilacı sonradan atmıştık. İlaç içmen gerekiyordu çünkü.
Hayat:
-Sen de beni kandırdın yani? Sırf daninoyu sevmemiz ilaç içirmeniz gerektiğini göstermiyor.
Annesi:
-Ya bak beni suçlamayı keser misin artık senin hasta olman benim hoşuma mı gidiyor sanıyorsun?!
Hayat:
-Bilmiyorum. Ama çok şüpheli duruyorsun?
Annesi:
-Ne anlamda?
Hayat:
-Geçen gün beni burada bırakıp gittin mesela? Beni bırakıp gitmek istiyorsun çok açık anladım bunu ama nedenini hâlâ çözemedim.
Annesi:
-Bak ben seni bırakmadım ilaçların lazımdı gidip almak zorundaydım yani hem sen odada yalnız değilsin ki bak 5 hasta aynı odada kalıyor ben hepsine söyledim sana göz kulak oluyorlar yani.
Hayat:
-Ama anne gitme.
Annesi:
-Ne yapayım peki ilaç lazım?
Hayat:
-Olsun sen beni burada bırakıp gitme korkuyorum.
Annesi:
-Neden korkuyorsun sen buranın yerlisi sayılırsın artık?
Hayat, annesine uzun uzun baktı.
Hayat en sonunda şöyle cevap verdi:
-İnanç'ın amcasının hastanesinde korkmamak elde mi?
Annesi:
-Ay şiştim ne İnanç'mış be. Bunaldım resmen.
Hayat:
-Bir de bana sor.
Annesi:
-Yahu sen bu çocuğa bu kadar takma sınavlarına çalış iyi bir yerden bir şey............
Hayat:
-Biliyorum o iş bende Ocak Şubat gibi birşey olursa hiç şaşırma.
Annesi:
-İnşallah hayırlısıyla bir kendini kurtar da ev alcam sana gız. Arabanı da kendin alırsın.
Hayat:
-Acele etme ne kadar heyecan yaptın ya 😂🤣.
Sana kalsa 2 günde evi düzcen🤣😂🤣😂🤣.
Annesi:
-Sen kendini kurtar da ben bişey istemiyorum önemli olan senin kendini kurtarman.
Hayat:
-Anne sana birşey dicem?
Annesi:
-Tabii diyebilirsin.
Hayat üzgün 😭 bir şekilde derin bir nefes aldı;
-Anne şey ya neyse boşver yok bişey.
Annesi, kızına uzun uzun baktı ve duygularını anlamaya çalıştı.
Annesi;
-Neye canın sıkılıyor anlat bakalım ne oldu?
Hayat;
-Ya anne biliyorum iyileşmem için herşeyi yapıyorsun ama artık yenilgiyi kabul etsek bak zaten eskisi gibi olmayacak bunu herkes biliyor.
Annesi, Hayat'a sarılarak anlatmaya başladı. Hayat ağlıyordu.
Annesi;
-Kızım bak evet zor şeyler yaşıyorsun anlıyorum ama sana söz veriyorum geçecek. Bak mesela etrafına eli kolu bacağı olmayanlar bile hayata nasıl sımsıkı tutunuyor. Yani sen sadece 9 senedir yürüyemiyorsun diye bu kadar şey yapmana gerek yok. Sen ne haldeydin neleri başardın şimdi sırf eskisi gibi yürüyemiyorsun diye hayattan pes etmek hiç yakışıyor mu sana?
Hayat:
-Ama anne........................ Şey bu arada İnanç var ya onun amcası beni bu hallere koyan biliyorsun dimi? Şimdi ben o İnanç'ı var ya doğduğuna pişman etmezsem bana da Hayat demesinler.
Annesi;
-Senin bu çocuğa nefretin nereden geliyor tam olarak?
Hayat:
-Ya ben o buraya taşınınca birşeyler sezmiştim zaten şimdi ben onun ağzını gözünü kırmazsam Hayat demesinler bana. Görür o.
Annesi;
-Sakin ol kızım olay ne tam olarak ben anlamadım.
Hayat;
-Hiç kimse benim doğru dürüst bir hayatımın olmasını istemiyor çözdüm ben.
Annesi;
-Yok öyle bir şey sen yanlış hissediyor olabilir misin?
Hayat;
-Yok bir yanlışlık herkes bana karşı bu hayatta önümde engel sanki, herkes bir olmuş benim mutsuzluğumu izliyor sanki? Ve içimden bir ses bunu izlemekten mutlu olduklarını söylüyor.
Annesi;
-Kim kimin acısıyla mutlu olabilir ki herkes seyirci şu hayatta sen boşver.
Hayat;
-Yok herkes görecek Hayat kimmiş? Herkese göstereceğim. Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak ama şimdi benim devrim başlıyor. Hepiniz göreceksiniz Hayat yeniden ve çok güçlü bir şekilde mahalleye dönecek.
Annesi Hayat'ın sözlerinden mutlu olur;
-İnşallah dediğin gibi olur ne olursa olsun ben hep yanındayım canım kızım.
Hayat, o an hastanede olduğundan habersiz öylece yatıyordu. Belki o hastaneye hayatı boyunca mahkum olmuştu. Ama bunu bilmiyordu. Kendisini o kadar güzel hayal ediyordu ki sanki hayallerinde yaşıyordu. Bir kız vardı hayalinde oradan oraya koşturan, okula giden çok başarılı bir kız. Ama filmin sonunu hatırlamıyordu. Bu kıza sonra ne olmuştu acaba? Gerçekten filmin bir sonu var mıydı? Yoksa bu sadece onun kafasında oluşturduğu bir karakter miydi? Hayır belki de bu hayatının gerçeğiydi. Hem de ne kadar çabalarsa çabalasın hep göz önünde olacak bir gerçek. Belki de bu onun hayatta çözmeye çalıştığı bir bilmece olarak kalıcaktı.
Acaba bütün bunlar İnanç yüzünden olmuş olabilir miydi? İnanç kendini suçlu hissediyordu ister istemez. Bütün bu olanlar, Hayat'ın ona olan yaklaşımı falan İnanç'ı hayli yormuştu. İnanç, uzun süre düşündü "Acaba gitsem mi kalsam mı" diye ve gidip birisiyle konuşmaya karar verdi. Alt kata inip Erdem abiye danışmaya karar verdi. Alt kata indi, kapıya vurdu ama açan olmadı. Tam ümidini kaybedip merdivene oturduğu sırada yanına bir dilenci geldi. 
Dilenci:
-Allah rızası için bir sadaka verir misin ağabey?
İnanç:
-Şey dilenci buradan geçmesen istediğin kadar veririm. Apartmanda hasta var, benim yüzümden zaten.
Dilenci, İnanç'a yaklaşıp yanına oturdu. 
Dilenci:
-Ne oldu anlat bakalım delikanlı?
İnanç:
-Benim yüzümden olanlara bak.
Dilenci:
-Ne olduğunu bilmediğim için bakamıyorum.
İnanç:
-Ya mahalleye taşındım taşınalı herşeyi karıştırdım sanki ya. Bir kız sevdim benim yüzümden hastaneye düştü. Ya tamam taşınacağım dedim mahalleden onu hastanede bırakıp kaçmış gibi olucağım işin içinden çıkamıyorum.
Dilenci:
-Kız seni seviyor mu?
İnanç:
-Bilmiyorum ki seviyordur herhalde.
Dilenci:
-Peki delikanlı hiç konuştun mu yoksa kendi kendine kendini mi yiyorsun?
İnanç:
-Konuştum hatta her anında yanındaydım neredeyse.
Dilenci:
-Kız bu durumu biliyor yani.
İnanç:
-Tabiki biliyor. Ama beni çok ciddiye almıyor galiba.
Dilenci:
-Bilmiyorum delikanlı ben gençlerin meselelerine çok karışmam ama sizin için hayırlısı ne ise o olsun.
İnanç, dilenci tam gitmek üzereyken cebinden bir miktar para çıkararak dilenciye uzatır.
Dilenci:
-Gerek yok delikanlı bak yanıma geldin derdini anlattın bazen hayattaki en iyi sadakadır senin bu yaptığın.
İnanç:
-Sağol abi. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK