İNANÇ VE HAYAT: 3.BÖLÜM:BÜYÜK GÜN; İNANÇ'IN PİKNİĞİ

İnanç, müthiş bir heyecanla piknik için masa ve sandalyeleri ayarladı. Bu pikniğe herkesin gelmesini umuyordu.
Bu sırada uykudan kalkan Hayat müthiş bir heyecanla yataktan kalkıp mavi tişörtü ve kot pantolonunu giyip evden çıkıyordu ki, Gül hemen müdahale etti.
Gül:
-Böyle çıkmayacaksın herhalde.
Hayat:
-Bir sakıncası mı var?
Gül:
-Bak kızım ilk görüşme her zaman çok önemlidir buna göre giyin derim ben. 
Hayat:
-Saçmalıyorsun ya bak buluşma değil bu altı üstü bir kahvaltı.
Gül:
-Eh sen bu kafayla evde kalırsın kızım. Leyla çok güzel olmuştu yolda gördüm.
Hayat:
-Leyla yoldaysa biz hâlâ niye buradayız ki? Hadi geç kalmadan gidelim.
Gül daha fazla üstelemez. Hayat, memnun bir şekilde nihayet kapıdan çıkmayı başarır.
Gül ile birlikte parka yaklaşırlar. Kapıya geldiklerinde İnanç onları çok güzel karşılar ve bir masa göstererek oturmalarını ister.
İnanç:
-Pikniğime hoşgeldiniz. Umarım beğenirsiniz.

Çok kalabalık değildi. Ve evet Leyla da gelmişti. Leyla, Hayat'a öyle pis bir bakış attı ki Hayat bir an telaşa kapıldı.
İnanç:
-İyi misiniz?
Hayat:
-İyiyim, sorun yok. Şöyle bir gezsem sorun olur mu?
İnanç:
-İsterseniz eşlik edebilirim.
Hayat teklifi geri çevirirken Gül atladı.
Gül:
-Olabilir bu arkadaş biraz utangaçtır. Siz ona bakmayın.
Hayat,"alacağın olsun Gül"diye mırıldanırken İnanç araya girdi.
İnanç:
-Hadi geliyor musun?
Hayat kendisine gelen bu teklifle biraz utanır.
Hayat:
-Evet.
İnanç:
-Peki madem parkınızı bana tanıtmaya ne dersin?
Hayat:
-Şey İnanç sana bir şey sorsam...
İnanç:
-Tabi istediğini sorabilirsin.
Hayat:
-Neden okula yakın bir sürü mahalle varken bu mahalleyi seçtin? Yanlış anlaşılmasın sadece merak ettim.
İnanç:
-Yani aslına bakılırsa bu mahalleye gelmemin tek sebebi babamın önceden bu mahallede oturması. Çok güzel bir mahalleymiş.
Hayat:
-Nesi güzelmiş ki acaba? Baban nesini beğenmiş?
İnanç:
-Karşıyakadan geldiğimi biliyorsun zaten. Oralar burası gibi değildi. Burası daha böyle ferah ve insanı rahat hissettiriyor.
Hayat:
-Bak İnanç mahallem güzel ona bir şey diyemem ama insanlar hakkında en ufak bir şey duyup da bunu öyle bir dedikodu malzemesine dönüştürüyor ki inanamazsın. Bu yüzden ben çok dışarı çıkmam. Zamanında az laf yapmadılar hakkımda.
İnanç:
-Bunu duyduğuma üzüldüm ama sırf insanlar laf yapacak diye de dışarı çıkmaktan geri durmamalısın.
Hayat:
-Neyse İnanç sen pikniğe dön en iyisi benim derdim bitmez.
İnanç:
-Benim pikniğim değil mi ne istersem yaparım. İstersen şu ağaçlıkta top falan oynayalım ya da ip atlarız.
Hayat:
-Yok İnanç dönelim ben de dönüyorum zaten.
Hayat geri dönerken İnanç çiçek toplayıp Hayat'a uzattı. 
Hayat buketi aldı ve dedi ki:
-Çiçekler dalında güzeldir biliyor musun? Jest yaptığının farkındayım ama jest yapmak için bu güzelim çiçekleri de hayattan koparman yanlış.
İnanç bu sözlere hak verdi. 
İnanç:
-Peki sizin parkın en güzel yeri neresidir?
Hayat:
-Aslına bakılırsa her yeri güzel ama ilerde bir köprü var orası benim en sevdiğim yerlerdendir. Sonra ilerde parkın sonlarına doğru bir park daha var spor aletleri vs.var çok güzel. 
İnanç:
-Bu park ne zamandan beri var peki?
Hayat:
-Aslına bakılırsa benim çocukluğum bu parkta geçti ama tabi gençleşince daha bir güzel oldu park orası ayrı.
İnanç merakla:
-Ne oldu yani?
Hayat:
-Mesela eskiden 1 havuz vardı öbürü sadece çukurdan ibaretti ondan sonra sadece 2 kaydırak ve 1 tahterevalli vardı. Sonra bu oyun alanlarının çoğu zaten benim kötü zamanıma geldi.
İnanç:
-Kötü zaman derken? Ne oldu?
Hayat nasıl açıklayacağını bilemediği sırada yanlarına Gül gelir.
Gül:
-Piknikte herkes sizi bekliyor siz burada ne konuşuyorsunuz?
İnanç:
-Tamam hemen geliyoruz.
Gül, Hayat'a kaş göz ifadesiyle bir şeyler sorduğu sırada İnanç,Hayat'a döndü.
İnanç:
-Gitme vaktimiz gelmiş görünüyor ama daha çok görüşürüz inşallah.
Hayat o an ilk defa içinin kıpır kıpır olmasına şahit oldu.
-İnşallah, diye ekledi Hayat.
İnanç:
-Bu hafta işin var mı?
Hayat:
-Bir dahaki cumartesiye kadar boşum bir aksilik olmazsa.
İnanç:
-Harika, o halde yarın beraber bir yerlere gidelim mi?
Hayat:
-Nasıl yani?
İnanç:
-Sinemaya ya da ne bilim o tarz bir yere.
Hayat bunu duymamış gibi arkasını dönüp uzaklaştı. İnanç ardından bakakaldı. Sonra piknik alanına gittiğini zannederek piknik alanına döndü. Gül'e sordu;
-Hayat'ı gördün mü?
Gül:
-Senin yanındaydı. Yoksa arkadaşımı kayıp mı ettin?
İnanç:
-Yok birebirden kaçtı da ne oldu anlayamadım.
Gül:
-Ne söyledin acaba?
İnanç sustu.
Gül çok sinirlendi:
-Susma ne söyledin!! Anlat bakalım.
İnanç:
-Sinemaya gidelim mi dedim o da kaçtı.
Gül:
-Valla çocuk gibisin ya pikniğe zor getirdim zaten. Kızın evden çıktığı yok sen niye başka bir yerden söz edip de moralini bozuyorsun ki.
İnanç:
-Bu durumda çocuk gibi olan ben mi oldum yani?.
Gül:
-Ne oldu? Gururuna yediremedin mi?
İnanç daha fazla konuşmak istemez.
Gül:
-Bu senin pikniğin değil mi? Niye herşeyi ben hazırlıyorum? 
İnanç:
-Arkadaşının bir numarası vs. var mı? Arar mısın?
Gül:
-Valla ben neyin derdindeyim sen neyin derdindesin?
İnanç:
-Arkadaşını arıyorum.
Gül:
-Valla buradan hiç öyle görünmüyor. Piknik organize ettin, seni kırmamak için geldik, sen de anca gelen misafirleri kaybet.
İnanç:
-Benim ne suçum var ki? Arkadaş edinmeye çalışıyorum sadece.
Gül:
-Piknikte öyle mi ne acelesi var arkadaşlığın?
İnanç:
-Tamam beni sevmiyor olabilirsiniz ama en azından bir şans verseydiniz?
Gül:
-Sen onu bana değil Hayat'a anlatmalısın bence.
İnanç:
-Nasıl yani?
Gül:
-Ay her şeyi de hazır bekleme benden hadi işim gücüm var benim.
İnanç:
-Peki, sağol.
Gül:
-Hadi kolay gelsin.
İnanç, pikniğin artık bir anlamı kalmadığı kanaatine varır. Bu yüzden pikniği bugün burada sonlandırır.İnanç:
-Sevgili mahalle sakinleri geldiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Bu organizasyonumuzun da sonuna gelmiş bulunmaktayız hepinize iyi hafta sonları dilerim. Der ve piknik burada biter. Fakat biten sadece pikniktir. İnanç'ın mahalledeki hayatı ve maceraları daha yeni başlıyordu.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK