İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 66: BUNU BANA YAPMAYACAKTIN

Hayat sabaha doğru İstanbul otogarına iki saatlik mesafedeydi. Otobüste gitmekten perişan olmuştu. Neredeyse hiç uyumamıştı da. Hayat'ın yolculukları hep böyle uykusuz ve perişan geçiyordu. Daha doğrusu Hayat için hiç geçmiyordu. 
Hayat telefonundan birşeye bakmak istese eve gidene kadar şarjının bitmesi ihtimalinden korktuğu için telefonu da çok kurcalamak istemiyordu. Çünkü telefonunun şarjı biterse eve gitmek için taksi bulduğunda evi arayıp haber vermesi imkansız ötesi bir şeydi.
Mahalle de Hayat'ı dört gözle bekliyordu. Gül ve Can restoranda gelişi için en sevdiği yemekleri yapıyordu. İnanç da büyük bir mutlulukla yerleri temizleyip restoranı süslüyordu. İnanç:
-Tatlı olarak ne düşündünüz?
Gül:
-Ben düşünmedim. Siz düşündünüz mü?
Can:
-Ablam tatlı yemek ister mi ki? Hem burası restoran, tatlıcıya benziyor mu sence?
İnanç:
-Ben zaten size bir şey beğendiremedim, diye mırıldanır.
Gül:
-Bir şey mi dedin?
İnanç:
-Yok birşey yok birşey.
Derken karşıdan Leyla ve Büşra kol kola restorandan içeri girerler.
Gül:
-Siz daha geçen kavga etmiyor muydunuz, ne ara barıştınız?
Leyla:
-Birileri de sürekli kavga edip edip bir araya geliyor ya, hani senin çok yakın arkadaşın, onun kavga etmesi ve barışması sorun olmuyor da bize ne karışıyorsun? Hem sana bu hakkı kim veriyor?
İnanç:
-Leyla bak Hayat'la kendi aramızdaki mevzular seni hiç ilgilendirmiyor. Üstelik sen niye bu ara bu kadar sık geliyorsun ki buraya?
Leyla:
-Ay sana inanmıyorum ya. Müşterilerine hiç iyi davranmıyorsun. Ne bu ayrımcılık? Benim dışımda herkes iyi, bir Leyla mı suçlu?
İnanç:
-Leyla sen neden herşeyi kişisel algılıyorsun?
Büşra:
-Evet İnanç sen bizi kullanıyor musun?
İnanç:
-Tövbe tövbe yarabbim. Siz Hayat'tan da zorsunuz ya. Niye herkes benim özel hayatıma girmek istiyor? 
Büşra:
-İnanç senin derdin ne?
İnanç:
-Allah'ım ben mi anlatamıyorum? Ya müşteri gibi girdiniz madem verin siparişinizi, yiyin, gidin ya. Muhatap olmaya gerek yok.
Leyla:
-İnanç, farkında mısın bilmiyorum ama biz yardıma geldik.
İnanç:
-İhtiyacım yok gidin artık.
Büşra:
-Bizi kovuyor musun İnanç, hiç yakışmadı sana.
İnanç:
-Öyle anlamak istiyorsun madem öyle olsun.
Onlar kavga ederken Hayat taksisini bulmuş mahalleye girmek üzereydi.
Hayat, restoranın önünden geçerken sesleri duydu. Hayat:
-Burada durabiliriz. Buradan sonrasını giderim ben. 
Taksicinin parasını verip çantalarını da eline alarak restorana baktı.
Hayat:
-Ne oluyor burada?
Leyla:
-Neler olmuyor ki? Valla çok eğleniyoruz.
Gül:
-Hoşgeldin Hayat, nasıl geçti yolculuk?
Hayat:
-Yorucu nasıl olsun? Çok yoruldum ya. 
Gül:
-Eve geç istersen. Burayla biz ilgileniyoruz.
Hayat, Gül'ün dediği gibi bavullarını alarak eve geçer. Zar zor merdivenleri çıkarak kapıyı açarak eve girer.
Hayat, evde olmanın verdiği keyifle yatağına uzanır. Uzun bir süre böyle kalan Hayat, eve şöyle bir bakar. Uzun bir süre köyde kaldıktan sonra evi tanımakta biraz zorlanmıştır ki zil çalar.
Kapıya giden Hayat, kapıyı açtığında karşısında Büşra'yı görmesi bir olur.
Hayat:
-Hayırdır bir şey mi var?
Büşra:
-Evet. Bir mesele var; Leyla bana kötü davranıyor.
Hayat:
-E yani, ben ne yapayım yani? Konuşun çözün aranızdaki mesele yani.
Büşra:
-Ben İnanç'ı görmeye restorana gittim. Sonra Leyla da üstüme atladı. Kız bildiğin kavga arıyor.
Hayat:
-Leyla ve İnanç birlikte mi?
Büşra:
-Ben de bir anlam veremedim ama öyleymiş. Leyla bir de senin hakkında dedi ki; onlar sevgili olmayı da beceremiyor, her fırsatta kaçıyor gidiyor dedi.
Hayat:
-Büşra tamam anladım da sen bana bunları anlatmak için mi geldin gerçekten?
Büşra:
-Gerçekten çok üzgünüm Hayat sen de benden önceki sevgilisiymişsin.
Hayat:
-Sen bunun sevgilisi oldun mu cidden?
Büşra:
-Maalesef. Aklım almıyor ya İnanç gibi delikanlı bir adam nasıl olur da Leyla'yla birlikte olabilir?
Hayat:
-Kendi bilir valla ben karışmıyorum artık.
Büşra:
-Siz birlikteliğinizi anlatsana biraz ne oldu?
Hayat:
-Bu bir birliktelik değil aslında. İnanç zaafları için bana dost gibi yaklaştı. Birlikte pek çok şey yaptık. Hatta restoranı bile birlikte açtık diyebilirim. Ama ben biliyordum bir ajandan ne bekliyorsam yani.
Büşra:
-Gerçekten ayıp etmiş. Sen ne yapmayı düşünüyorsun peki, bundan sonra?
Hayat:
-Nasıl ne yapmayı düşünüyorum? Sınava çalışacam işte.
Büşra:
-Yok onu demedim. İnanç'ı diyorum ne yapıcan?
Hayat:
-Kocaman çocuk ne yapacağını kendi bilir. Beni hiç ilgilendirmiyor. Hem seni niye bu kadar ilgilendiriyor ki aramızdaki mevzu?
Büşra:
-Merak ettim arkadaşın olarak merak edemez miyim?
Hayat:
-Neyse benim ders çalışmam gerekiyor artık sonra görüşürüz, diyerek Büşra'yı kapıdan kovmak zorunda kalır. Hayat o an farkeder ki köyde olmakla evde olması arasında hiç bir fark yok. Çünkü etrafında Hayat'ın lehine sürekli takip halinde oldukları için, zaten zor olan hayat böyle laflara maruz kalınca 2 kat daha zorlaşıyor.
Hayat:
-Of ya offf.
Annesi:
-Ne oldu kızım?
Hayat:
-Ne olmadı ki? Köye gidiyoruz bir dert, eve geliyorum başka bir dert. Yoruldum artık gerçekten bittim.
Annesi:
-Alışacaksın, hayat böyle.
Hayat:
-Ben de onu diyorum; hayat çok zor, hele böyle dengesiz insanlarla daha zor.
Annesi:
-Tamam hayat zor ama alışman lazım. Kolay ne var ki?
Hayat:
-Öyle de anne işte ne bilim.
Annesi:
-Arkadaşlarınla konuştun mu, biliyorlar mı geldiğini?
Hayat:
-Hepsi restoranda maşallah ben yokken o kadar eğlenceli vakit geçirmişler ki restoranda. Geldiğimi fark etmediler bile.
Annesi:
-Ne yapıyorlar ki öyle?
Hayat:
-Biliyor musun artık ne yaptıkları beni hiç ilgilendirmiyor.
Annesi:
-Neden ki ne oldu?
Hayat:
-Boşver ya beni asıl Can nerede?
Annesi:
-Restoranda herkes de orada zaten. Sen de gitsene.
Hayat:
-Merak etme gidiceğim. 
Hayat kapıdan çıkarak merdivende ayakkabılarını giyer. Kendinden emin adımlarla restorana doğru yürür.
Bu sırada restoranda bulunan Leyla:
-İnanç, Hayat'tan haberin var mı? Gelmez herhalde bu saatten sonra. Restoran sorumlusu bu kadar gecikir mi ya?
Büşra:
-Bence yeni bir restoran sorumlusu seçmelisin. Hayat yapamıyor zaten.
İnanç:
-Offf kızlar ya valla şiştim. Sizin başka derdiniz yok mu? Hayat'tan size ne yani?
Leyla:
-Bence seninle ben, Hayat'la senden daha güzel bir ilişki yaşarız.
Büşra:
-😂🤣😂🤣😂😂😂. Komiksin ya😂🤣😂🤣.
Leyla:
-Ama öyle dimi İnanç, İnanç'ın tekrar elini tutmaya çalıştığında Hayat restorana gelir.
Hayat:
-Naber diyecektim ama öyle olsun İnanç. Hayat restorandan çıkar.
İnanç:
-Hayat, dur yanlış anladın? Açıklayabilirim.
Hayat:
-İnanç, sence bunun bir açıklaması olabileceğine inanıyor musun? Büşra maalesef haklı çıktı. Ben inanmamıştım. İnanç yapmaz öyle dedim ama.
İnanç:
-Hayat beni bir dinler misin?
Hayat:
-Zaten ben seni dinlediğim için böyle bir durumdayız şu an. Daha neyini dinleyeceğim ben senin?
İnanç:
-Hayat bak Leyla'yla aramızda hiç bir şey yok tamam mı?
Hayat:
-Hadi Leyla'yla yok diyelim. Ya Büşra'yla?
İnanç:
-Büşra konusu kapanmamış mıydı?
Hayat:
-Büşra bana her şeyi tek tek anlattı. Senin nasıl aşağılık biri olduğunu biliyorum yani ama şunu anlamadım bütün bunların nedeni ne İnanç? Neden yapıyorsun bunu bize?
İnanç:
-Çünkü seni çok seviyorum.
Hayat:
-Ha geç onları neden diyorum? Yani hem beni takip etmen gereken bir ajan olduğunu söylüyorsun, sonra mahalledeki arkadaşlarımla aramı bozmak için elinden geleni yapıyorsun. Neden yani?
İnanç:
-Hayat, mahalledeki konumun da arkadaşların da beni ilgilendiriyor.
Hayat:
-Peki diyelim hepsi ajanlık görevi, ya Büşra'yı neden Leyla'yla aldattın? Kızlara yazık değil mi? Bak kendimi sormuyorum çünkü.....
İnanç:
-Evet çünkü... Evlilik düşünmüyorsun dimi?
Hayat:
-Sen bunu nereden biliyorsun?
İnanç:
-Ajanlık sırrı diyelim. 
Hayat:
-Neyse ben işime bakıyorum sen de bence artık oyalanma boş işlerle. Bu restoranın hali ne yalnız?
İnanç:
-Beğendin mi? Sen geleceksin diye süsledik.
Hayat:
-Leyla ve Büşra'yla yaptın dimi?
İnanç:
-Yani biraz yardım ettiler tabii. Ama en çok Can ve ben süsledik. Hem sana Bir sürprizim daha var.
Hayat:
-İyi sürprizi gösterdiğine göre sıra kötü sürprizde, söyle bakalım nedir bu kötü sürpriz?
İnanç:
-Kötü değil. Leyla artık bizim bulaşıkçımız.
Hayat:
-Leyla, burada, bizimle, restoranda mı çalışacak? 
İnanç:
-Nasıl ama? Çok güzel sürpriz dimi? Bak nasıl da şaşırdın?
Hayat:
-Ben böyle sürprizin....................... İnanç sen iyi misin gerçekten? Hayır yani, Leyla'yı işe almak ne demek?
İnanç:
-Leyla, burada bizimle çalışacak demek. Alışsan iyi edersin. Kızı neden dışlıyorsunuz ki?
Hayat:
-Pardon. Leyla'yı dışlayan mı varmış? O beni dışlıyor her yerden.
İnanç:
-Leyla öyle dedi.
Hayat:
-Yalan söylemiş. Çünkü bana gıcıklık yapmak için fırsat kolluyor ve sen de ona inandığın için belli ki başarmış.
İnanç:
-Ama Leyla kötü biri değil yani.
Hayat:
-Leyla'nın kötü biri olduğunu söylemedim. Sadece gıcık üstü gıcık. Hayatımda gördüğüm en gıcık ve yapışık kişilerden.
İnanç:
-Bu doğru olabilir. Ama iyi bir çalışan olur bence.
Hayat:
-Sen Leyla'nın burada bulaşıkçı olacağına inanıyor musun cidden? 
İnanç:
-Kendi kendisini zorla işe soktu, ben ne yapabilirim?
Hayat:
-Beni kovabilirsin mesela.
İnanç:
-Saçmalıyorsun.
Hayat:
-Neden? Zaten epeydir yoktum. Restorana geldiğim yok.
İnanç:
-Hasta nasıl bu arada?
Hayat:
-Kötü ama iyi olacak İnşallah. 
İnanç:
-İnşallah, Allah şifa versin.
Hayat:
-Amin cümlemize İnşallah.
İnanç:
-Cümlemize derken sen de hasta olmuşsun duyduğuma göre.
Hayat:
-Yanlış duymuşsun ben hasta falan değilim, hapşuuu!
İnanç:
-Çok yaşa. Maşallah hiç hasta değilsin. 
Hayat:
-İyiyim ben ya.
İnanç:
-Belli oluyor. Turp gibisin maşallah 🧿. Neden hastalıklarını kabul etmiyorsun?
Hayat:
-Hastalık uçsuz bucaksız bir mevzu benim için. Üstelik hastayım diyince hastalık psikolojisine girip daha çok hasta oluyorsun. Yani yaşadım ben bunu, hastalık psikolojisi de berbat bir şey zaten. Hastalığının çabuk geçmesini istiyorsan "ben hastayım" işte "çok kötüyüm"gibi şeyler söylemeyeceksin.
İnanç:
-Hastalığa bakış açın da bir garipmiş.
Hayat:
-Neden? Yanlış tedavilerle oyalanan bir hasta olunca hayata bakış açın da değişiyor.
İnanç:
-Bu sefer de lafı amcama getirerek beni mi suçluyorsun yine?
Hayat:
-Bak hayatta bazı şeyleri kabul etmek gerek. Bazen ne olursa olsun birisi seni sevmez, bazen ne olursa olsun işlerin yolunda gitmeyebilir. Bunları kabullenmeden hayatta yaşamak bile sana acı verir. Sen daha amcanın suçlu olduğunu kabullenemiyorsun. 
İnanç:
-Hayat, sen beni gerçekten sevmiyor musun?
Hayat:
-İnanç, senin kendinde sevdiğin bir özelliğin var mı ki benden sevgi bekliyorsun?
İnanç, uzunca bir süre düşünür. Sevdiği hiç bir özelliği olmadığını fark eder.
İnanç:
-Haklısın aslında, senin yerinde olsaydım ben de beni sevmezdim.
Hayat:
-Neyse ben eve geçeyim artık.
İnanç:
-İyi günler Hayat.
Hayat:
-Sana da, hadi kolay gelsin.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK