İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 15 BUGÜN BAYRAM
BU GÜN BAYRAM
Hayat bu gece muhteşem uyumuştu sabah erken kalktı. Çünkü bayramlarda erken kalkmak adettendi. Kalkıp bayramlık gömleğini falan giydi ve sofranın başına oturdu. Ramazanda hep tek başına oturduğu sofraya şimdi Can ve annesi de katılmıştı. Can sabah bayram namazına gitmiş ve yorulmuştu.
Can yemekten sonra biraz uyumak için odaya geçti.
Hayat ve annesi de sofrayı toplayıp bayramlaştılar. Sonrasında Hayat telefonunu eline aldı ve rehberden önüne kim geldiyse arayıp bayramını kutladı. O sırada Gül'e de bol bol yazmayı ihmal etmedi tabi ki. Tam herkesi aradım diyordu ki annesi bir komşuyu da aramasını istedi. Hayat bugünlük bu kadar yeter onu da yarın ararım (hani belli de olmaz belki hiç aramam) dedi. Sonra çok sevdiği bir komşu ailecek bayram ziyaretine geldiler.
Bu arada Hayat'ın dayısı çok kötü durumdaymış hâlâ. Onu konuştular bol miktarda.
Sonra bir telefon geldi annesine. Ama Hayat açmak durumunda kaldı. Hayat:
-Alo.
Telefondaki ses:
-Hayat annen yanında mı?
Hayat:
-Temizlik yapıyor. Ama bir bakayım.
Hayat telefonu annesine uzattı. Annesi:
-Kim?
Hayat:
-Ne bilim anne ya? Gerçi sesi hiç yabancı gelmiyordu ama tanımıyorum.
Annesi:
-Alo. Tabi burada. Evdeyiz evde, nereye gideceğiz çocuğum gel buyur.
Annesi telefonu kapattı. Hayat:
-Kim gelecek ya?
Annesi gülümseyerek:
-İnanç gelecekmiş.
Hayat:
-Ne alaka? Yani niye geliyor ki? Offf. O zaman ben en iyisi Gül'e çıkayım. Çağırmıştı ayıp olmasın kıza şimdi?
Annesi:
-Konuştuysan git 1 saat sonra gelirsin selam söyle.
Hayat:
-Aleykümselam sende söyle gelenlere gerçi söylemesen de olur. Çok umurumda değil sonuçta.Hadi ben kaçtım.
Annesi:
-O gelene kadar sen gelirsin ya. Hem ne bu bayram günü. Yahu bayramda küslük olmaz kaç defa söyledim sana.
Hayat:
-Benim bir suçum yok. Gelecek olana sorarsın onu. Neyse hadi Gül beni bekliyor, daha oradan Leyla'ya uğramam lazım.
Annesi:
-Tamam hadi görüşürüz.
Hayat:
-Görüşürüz anne.
Hayat ayakkabılarını giyerek üst kata çıktı. O sırada İnanç da apartmana girmişti. Hayat "neden kapı açıldı?"diye merdiven korkuluğundan bakmasıyla İnanç'ı görünce donakaldı.
O sırada kapıyı açan Gül:
-E gelsene gelcem gelcem dedin kapıda dikiliyorsun hâlâ.
Hayat, Gül'e sus🤫 işareti yaptı. Gül:
-Ne oluyor?
Hayat:
-Şişt İnanç bize gelmiş.
Gül:
-Sebep?
Hayat:
-Bayram ziyaretine.
Gül:
-Sen de ondan mı bana geldin? Aşk olsun kanka ya, İnanç size gelmese gelmeyecektin yani.
Hayat:
-Saçmalama Gül ya, tabiki gelecektim, sanki her bayram ilk sana gelmiyormuşum gibi.
Gül:
-Evet her bayram geliyorsun sağol da bu kadar uzun kapıda dikilmedin sanırım.
Hayat:
-Haklısın kanka aklım gitti. O da hâlâ girmedi, ne konuşuyor iki saat ya?
Gül:
-Kanka bence boşver onu sen içeri gel artık.
Hayat:
-Doğru zaten duymuyorum ne dikiliyorum ki burada.
Hayat sonunda Gül'ün dairesine girdi.
Gül:
-Hoşgeldin kanka bir daha.
Hayat:
-Hoşbulduk kanka yalnız bu ne zaman gider ki acaba? İnşallah çok kalmaz.
Gül:
-Kanka bayram ziyareti yani evde sen de yoksun, ne yapacak ki?
Hayat:
-Yalnız İnanç bu ne yapacağı belli olmaz. Ya söylerse?
Gül:
-Neyi kanka?
Hayat:
-İlişkimizi. Annem zaten şüphelendi benden. Offf kanka bittim ben.
Gül:
-Kanka yani ne diyeyim hayırlısı olsun.
Hayat:
-Annem kesin çok kızacak. Hatta sadece kızsa iyi beni öldürmezse iyi. Bittim ben valla bittim.
Gül:
-Kanka bence birşey olmaz. Annen seni çok seviyor. O kadar korkma yani bir şey olmaz.
Hayat:
-Bu doğru işte, beni çok seviyor ama İnanç'ı da seviyor işte bu kötü.
Gül:
-Nasıl yani?
Hayat:
-İnanç oğlum ne ya? Bak kaç kere söyledim senin bir tane oğlun var o da Can dedim ama tabiki anlamadı.
Gül:
-Kanka sen İnanç'ı kıskanıyor musun şuan? Hayır yani annenin ona oğlum demesinde ne var? İstanbul'da herkes öyle bir hitap biçimi kullanıyor zaten.
Hayat:
-Kanka bak annem İnanç'ı seviyor nedenini çözemedim. Biz birlikte hastaneye götürmüştü bizi İnanç bir kere. Onda yani annem İnanç'ı sevmesin o kötü biri falan diye neler neler yaptım. Ama gram başarılı olamadım. Hâlâ İnanç'a iyi tavır gösteriyor.
Gül:
-Kanka bu iyi birşey biliyor musun?
Hayat:
-İyi olan nedir kanka? Mahallemize yeni biri taşınıyor ve sanki yıllardır buradaymış gibi mahallenin ona hiç yabancıymış gibi davranmaması mı? Yoksa bu kişinin amcasının bir zamanlar hayatımın içine ettiği gerçeği mi? Size de maşallah İnanç'ı görünce bütün kuralları özel hayatın gizliliği falan yıktınız. Sanki çocuk yeni taşınmamış da yıllardır burada yaşıyormuş gibi bir algı oluşturdunuz. Neden kanka neden beni dinlemediniz? Ben baştan dedim, bu çocuğu hiç gözüm tutmadı, banane falan dedim. Yani kanka ben ne kadar mesafeli durmaya çalışsam da siz hepiniz anlaşmış gibi çocuğu öyle bir mahalleye adapte ettiniz ki nasıl kurtulacaksınız merak ediyorum.
Gül:
-Kanka ama bak mesafe de bir yere kadar çocuğa o kadar söz verdik mahalleye adapte olabilmen için elimizden ne geliyorsa yaparız dedik...
Hayat sözünü kesti:
-Onu da sen dedin Gül ve de üstelik sonra benim işim var deyip bütün sorumluluğu üzerime atan da sensin.
Gül:
-E ne yapayım Hayat yani söz verdik tamam belki senin için sözlerin bir önemi yok ama benim için önemli yani. Hem biz de aynı durumda olabilirdik.
Hayat:
-Biz üst üste birsürü yalanlar söyleyip de sonra keyfimize bakmak gibi bir şerefsizlik yapmayız. Ya ne vardı yani, ben de sizin gibi bir öğrenciyim diyor ama maşallah öğrencilik dışında yapmadığını bırakmıyor. Hayatım mahvoldu ya... Bir de sanki hiçbirşey yokmuş gibi geziyor ya ortalıkta. Benim hayattaki en büyük utancım hasta olmaktı bunu kullanarak mahallemize, burnumun dibine yerleşti ya ben daha birşey diyemiyorum.
Gül:
-Hayat belki bunun seni bu kadar etkilediğini düşünememiştir.
Hayat:
-Nasıl düşünmüyor ya? Hayır yani hakkımda herşeyi biliyor ama bu olayın beni etkilediği gerçeğini nasıl görmezden geliyor? Hayır yani ben belki bir şekil yaşıyorum ama hâlâ şoktayım. Ben hâlâ bu durumu başkasından duyunca bir fena oluyorum, tamam belki hastalık geçti ama sızısı hâlâ taptaze. Bir de utanmadan soruyor; "sen nasıl bu kadar hayat dolusun" falan diye başka çare mi var Allah'ını seversen. Yani öyle böyle bir şekil yaşamak zorundaysam niye her gün üzülüp de kendimi mutsuz edeyim?
Neyse Gül ya ben gideyim bari bu konu uzar vaktim yok yarım saatim kalmış zaten. Ay ne ara geçti ya?
Gül mutfağa geçmişti o konuşurken. Gül tepsiyle mutfaktan çıktı;
-Kanka kusura bakma konuşmaya daldın ben mutfağa geçtim ama dinledim seni.
Hayat:
-Gül ne zahmet ettin ya? Ben kalkıcam zaten.
Gül:
-Kanka karşılıklı bir çay içmeyecek miyiz?
Hayat:
-Sonra yine gelirim. Hem sen de bize gel yani.
Gül:
-Gelicem kanka.
Hayat:
-Gel buyur kanka.
Gül, Hayat'ı yol ederken;
-Hadi kankam görüşürüz 👋🏻 selam söyle evdekilere.
Hayat:
-Aleykümselam Gül onların da sana selamı vardı unuttum ben ama.
Gül:
-Aleykümselam Hayat hem üstelik o kadar şey konuştuk, unutman normal değil mi?
Hayat:
-Haklısın. Neyse hadi görüşürüz 👋🏻.
Gül:
-Görüşürüz Hayat.
Hayat saate baktı. Gül'de 1 saat oyalanmış olamazdı dimi? Hayat:
-Of zaman ne çabuk geçiyor neyse inşallah İnanç gitmiştir de eve gidince tatsızlık çıkmaz.
Hayat aşağı inip dairesine girdi.
Annesi:
-Hoşgeldin kızım çok şükür gelebildin? Nasıl Gül?
Hayat:
-İyi selamı var herkese.
Annesi:
-Aleykümselam. Hadi gel bak kim var burada?
Hayat:
-Offf hâlâ kalkmadı mı?
İnanç'a dönerek:
-A İnanç hoşgeldin de sen hâlâ burada mısın ya?
İnanç:
-Seni bekledim. Sonuçta bayramlaşmak gerek yani.
Hayat:
-Bayram bana gelmiyor ama biliyor musun? Bayram bizim neyimize?
İnanç:
-Biz de bunu konuşuyorduk.
Hayat:
-Ha iyi iyi, siz konuşun öyleyse benim işlerim vardı. Hadi size iyi konuşmalar.
Annesi:
-Kızım sen de gelsene.
Hayat:
-Yok ben hiç gelmeyeyim daha bayramlaşmam gereken bir sürü kişi var.
Annesi:
-1 saattir neredesin ki sen?
Hayat:
-Güzel soru.
İnanç:
-Güzel cevap vereceğine eminim.
Hayat:
-Sanane acaba? Sen niye araya giriyorsun ki şuan?
İnanç:
-Ben anlatayım istersen efendim ben buraya geldiğimde Hayat da Gül'e gitti demiştiniz ya?
Annesi:
-Evet.
İnanç:
-Hayat oradan beri beni izliyordu.
Hayat:
-İftira! Alışmıştık yalanlarına ama iftira atıyor inanma.
İnanç:
-Ya ondan yükseldin şuan zaten.
Hayat:
-2 saat kapıda durup ne anlatıyorsun sen ya? Gerçekten merak ettim ayaküstü ne anlattı bu?
Annesi:
-Bayramımızı kutladı.Yaşananları anlattı. Ön haber yani. Sen ne anlattın ki Gül'e asıl?
Hayat:
-Gül benim arkadaşım değil mi? Sıradan şeyler yani. Misafirliğe gidince ne konuşulursa?
İnanç:
-Çok özel değilse anlat istersen.
Hayat:
-Sana neden arkadaşımla konuştuklarımı anlatayım ki? Aramızı boz diye mi? Offf üstelik sen neden hâlâ buradasın? Şeker kolonya falan verin gitsin bu artık ya. Bak ben gittim geldim sen hâlâ buradasın.
Annesi:
-Bayramlaşmaya gelmiş çocuk ayıp ediyorsun.
Hayat:
-Ne ayıbı anne ya? Bu çocuğun yaptığı herşey doğru bir ben mi ayıp ediyorum ona?
İnanç:
-Haklısın özür dilerim.
Hayat:
-Sen bence daha fazla konuşma, hem şekerini kolonyanı aldıysan git artık lütfen.
Annesi:
-Almadı, evde bir kız olsaydı verirdi ama işte...
Hayat:
-Ben, hiç işim gücüm derdim tasam da yoktu ya?
Annesi:
-E sen tabi. Senden başka kız mı var şuan burada, sana yakışıyor.
Hayat:
-Offf İnanç offf.
Annesi:
-Gelen misafiri geldiğine geleceğine pişman ettin yalnız.
Hayat:
-Offf İnanç ya al bu şeker 🍬 al kolonyanı da dökeyim. Hıh tamam gidebilirsin artık.
Can da geldi. Can:
-A İnanç abi hoşgeldin.
İnanç:
-Hoşbulduk Can naber?
Hayat:
-Offf kaldı yine. Gitmiyor. Neyse ben odama geçiyorum hadi görüşürüz.
Hayat ortamı terk etti.
Hayat yatağına uzanıp düşünmeye başladı. İnanç neden bu kadar yapışmıştı ki ona?
-İnşallah annemlere bir şey demez yoksa beni tam anlamıyla bitirir. Hayatımın içine etmeyi iyi biliyor zaten.
Derken telefon çaldı. Hayat telefonu açtı:
-Efendim abi?
Güven abi:
-Hayat müsait misin?
Hayat:
-Tabi evdeyim yani.
Güven abi:
-Bir yere falan gidecek misiniz yani?
Hayat:
-Yok gitmeyiz herhalde. Zaten gideceksek de ben evdeyim zaten hep.
Güven abi:
-Elif'le bu akşam size gelesimiz var da.
Hayat:
-Akşamı beklemeyin hemen gelin bence.
Güven abi:
-Ne oldu ki?
Hayat:
-Ne olmadı acaba? Ben Gül'e bayramlaşmaya gittim, İnanç annemi aradı numarasını nereden buldu ne yaptı bilmiyorum. Bizde şuan, hayır yani kalkmak da bilmiyor. Şekerini, kolonyasını verdik, ne konuşuyorsa artık ama garanti ben bittim. Hakkını helal et abi.
Güven abi:
-Helal olsun abicim de yani çok mu boş konuşuyor? Hem ne konuşuyor bu kadar?
Hayat:
-Bilmiyorum abi, ilgilenmiyorum kendisiyle, ben Gül'den geldim odama geçtim. Daha umurumda değil duymak da görmek de istemiyorum.
Güven abi:
-Gidip konuşsan gider belki.
Hayat:
-Neden ben ayağına gidiyorum?
Güven abi:
-Bayramlaşmaya gelmiş sonuçta, bayramda küslük olmaz.
Hayat:
-Kesin içeride şuan benden dert yanıyor, benim orada olmama gerek yok.
Güven abi:
-Ama yapma böyle belki abarttığın gibi bir şey yoktur.
Hayat:
-Öyle mi diyorsun? İnanç bu herşey olabilir kaç defa söyledim size.
Güven abi:
-Biz de kaç defa abarttığını söyledik dimi?
Hayat:
-Offf tamam abi sağ ol ya, şimdi gidip konuşayım bari. Yalnız neden ben gidiyorum erkekse o gelsin çıksın karşıma.
Derken annesi içeriden seslendi:
-Kızım ne yapıyorsun iki saattir odada, gelsene içeri.
Hayat:
-Gelirim birazdan.
"Offf ben bittim ben tam anlamıyla bittim şuan. İnşallah gitmiştir ya bir şey olmaz."
Hayat yataktan kalkıp kendini topladı.
Hayat:
-Gitti İnşallah.
Annesi:
-Kim?
Hayat:
-İnanç, gitti dimi?
Annesi:
-Gitmek zorunda kaldı. Birileri odasından çıkıp da konuşma zahmetinde bulunmayınca...
Hayat:
-Ne anlattı size bilmiyorum ama şunu söyleyeyim İnanç göründüğü gibi değil çok tehlikeli bir insan.
Annesi:
-Hı tabi tabi seninle ilgilenen insanlar neden kötü?
Hayat:
-Benimle mi ilgileniyormuş? Böyle mi dedi sana gerçekten? Hayatımın içine etti çıktı işin içinden.
Annesi:
-Abartıyorsun bence daha bu yıl taşındı mahalleye, hangi ara yaşadığın her kötü olayın tüm sorumluluğunu başkasına atar oldun?
Hayat:
-Bana inanmıyorsan sen bilirsin. İleride bu İnanç yüzünden olacaklardan ben sorumlu değilim.
Yorumlar
Yorum Gönder