BİL DİYE SÖYLEMİŞTİM

Bil diye söylemiştim
Hayat bitti dedi ve İnanç yıkıldı. Direkt soluğu Güven abinin yanında alan İnanç sordu;
İnanç:
-Abi karışmasan olmaz mıydı?
Güven:
-İnanç ne diyorsun Allah aşkına? Hayat'a söz verdim, seni her şeyden koruyacak bir abin olarak gör beni dedim. Ayrıca ben anlatmayacaktım sen sordun. Yani benim suçum değil senin suçun herşey. Şimdi ne yapacaksın acaba?
İnanç:
-Doğru ben sordum çünkü emin olmam gerekiyordu. Hasta bir kız dediler bana ama Hayat hiç hasta gibi durmuyordu.
Güven:
-Senin yüzünden artık hasta gibi duruyor memnun musun yaptığın işten?
İnanç:
-Bir insan hasta olduğunu unutur mu ya?
Güven:
-İnanç sen de hiç akıl yok kardeşim? Sırf bunu dışarı yansıtmıyor diye Hayat çok mutlu, hayatı çok güzel diyemezsin. İçinde ne fırtınalar kopuyor tahmin bile edemezsin.
İnanç:
-Hayat'ın hayatı beni hiç alakadar etmez.
Güven:
-İnanç bu ne demek şimdi?
İnanç:
-Beni görmeye bile tahammül edemiyorken bu oyuna daha fazla devam etmeye gerek yok.
Güven:
-Seni görmeye tahammül edemez çünkü herşey bitti, bir anda bütün hastanede yaşadıklarını hatırlatacak biri geldi. Yani ben olsam ben de tahammül edemem.
İnanç:
-Başta esasında bu durumu bilmiyordum ama sonra bana öyle bir kızdı ki herşeyi hatırlamaya başladım.
Güven:
-Ben sana en başından dedim bu kıza çok yanaşma dedim. Bil diye özel durumunu da söyledim. Ama sen ne yaptın? Gittin kızın özel hayatını ihmal etme hakkına kadar ilerledin. Hayat'a karşı beni mahcup ettin. Bundan sonra beni karıştırma.
İnanç:
-Abi Hayat bana neden güvenmiyor peki şimdi?
Güven:
-Sence neden? Her şey çok açık ortada değil mi?
İnanç:
-Doğru ama çok büyütüyor bence. Olan oldu uzatmaya gerek yok bence. Neden bitti aklım almıyor. Söylediği tek kelimeyle dünyayı başıma yıktı.
Güven:
-Hayat, bu bazen dünyanın en iyi adamı zannettirir kendini bazen de yerin dibine kadar indirir. Ortası yok.
İnanç:
-Doğru alışmaktan başka çarem yok.
Güven:
-Hele şükür anladın.
İnanç:
-Can ve Hayat kesin kardeş mi peki?
Güven:
-Neden şüpheye düştün ki?
İnanç:
-Can çok iyi davranıyor ama Hayat elinde olsa diri diri mezara sokar adamı.
Güven:
-Gerçekten Hayat bu kadar korkuttu mu seni?
İnanç:
-Abi sen ne diyorsun? Korkutmak da laf mı? 
Güven:
-Korkmak iyidir bir anlamda. 
İnanç, Güven abinin yanından ayrılırken merdivenden Hayat geçti.
Hayat:
-Naber Güven abi?
Güven:
-İyidir Hayat. Senden naber?
Hayat:
-İyi ben de faturalar gelmiş de bugün onları almaya indim. Faturaları yazmışlar yani bilgin olsun.
İnanç:
-Teşekkür ederiz Hayat.
Hayat:
-Bir ses duydun mu?
İnanç:
-Ne sesi?
Hayat:
-Neyse ben gidiyorum sonra görüşürüz.
Güven:
-Görüşürüz Hayat.
Hayat dairesine gitti.
İnanç, Hayat gidince sordu;
-Gerçekten görmedi beni duymadı? Ben yokmuşum gibi davranıyor ya.
Güven:
-İnanç, sen ne yaptın ya? Benimle konuşurken niye araya giriyorsun?
İnanç:
-Gerçekten takıldığın nokta bu mu? Beni görmezden geldi. Ya sanki hiç görüşmemişiz gibi bir yabancı yerine koydu beni.
Güven:
-İnanç esasında bizim apartmanda oturmayanlar zaten yabancıdır. Normalde seni apartmana bile almamam gerekiyordu ama kurallarda esneklik yaptım.
İnanç:
-Sizin apartman ne biçim apartmanmış ya. İyi ki burada yaşamıyorum. İnsanları ilginç zaten apartman kuralları da bir ilginç. Kendinizi buraya kapatmış, hapis yatıyorsunuz haberiniz yok.
Güven:
-Beni ilginç mi buluyorsun? Daha uğrama bana. Kendi işini kendin çöz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 40: SEBEBİ YOK SEVGİMİZİN

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 50; HAYAL VE GERÇEK

İNANÇ VE HAYAT BÖLÜM 49: BİR SEN ÖNEMLİSİN ARTIK