BANA BİR AÇIKLAMA YAP
sanma ki yaşıyorum
Hayat bana küstü neden bilmiyorum ama bana çok öfkeli. Hayır yani neden yani? Bayramlaşmaya gittim neydi o tavırlar öyle? Offf Hayat ya! Hayat'ı çözmek bulmaca çözmekten beter valla, ömrümü yedi.
Hayır yani ne bekliyor benden? Bir bilsem offf! Güven abiye mi danışsam o bilir mi ki acaba?
İnanç beklentili adımlarla Güven abinin yanına çıktı. Güven abi kapıyı açınca direkt konuya giren İnanç;
-Abi ben ne yapsam bilemiyorum artık, Hayat beni sevmiyor nedenini çözemedim hâlâ. Ya bayramlaşmaya gittim insan bir hoşgeldin der, sanki aramızda kan davası var.
Güven abi:
-Belki vardır nereden biliyorsun?
İnanç:
-Nasıl ya?
Güven abi:
-Amcandan kaynaklı olabilir. Hayat'ın hâlâ kafasında çözemediği cevapsız sorular var.
İnanç:
-Abi biz hep bunları mı konuşucaz? Ya o beni seviyor ben onu seviyorum bize engel olan ne? Tanımadığım amcamın Hayat'ın hayatının içine yapması mı, ben mutlu muyum peki sizce? Amcam suçluysa ki onu da Hayat'la hapise attık, benim suçum ne ya?
Güven abi:
-Bilmiyorum İnanç cevapların bende değil üzgünüm. Muhtarlık nasıl gidiyor bu arada?
İnanç:
-İyi güzel, her şey yolunda. Asıl sen restorana uğruyor musun?
Güven abi:
-Fırsatım olmuyor İnanç ya. Ama en kısa zamanda uğrarım İnşallah.
İnanç:
-Beraber gidelim mi iş çıkışı? Hem orası çok güzelleşti.
Güven abi:
-Ya ne yaptın ki oraya? Hani kapatacaktın?
İnanç:
-İyi ki kapatmamışım. Hayat çok iyi bakıyor oraya.
Güven abi:
-Restoranı Hayat'a mı verdin?
İnanç:
-Pişman değilim, yine olsa yine veririm.
******
Hayat, restoranda yeni menülere göz gezdiriyordu.
Hayat:
-Gül naber?
Gül:
-Efendim Hayat?
Hayat:
-Ne yaptın?
Gül:
-Kuru fasulye. Verim mi bir tabak?
Hayat:
-Yok, Leyla sen ne yapıyorsun?
Leyla:
-Spagetti.
Hayat:
-Çorba yapmıyor musunuz?
Leyla:
-Onu da gel sen yap ya. Yalnız sen iyi misin?
Hayat:
-İyi diyelim iyi olsun.
Gül:
-Ne oldu ki?
Leyla:
-Yine İnanç üzmüştür ben dedim ama sen üzülme, ben sorarım ona.
Gül:
-Neyi soruyorsun pardon? Sanane yani?
Leyla:
-Arkadaşıma arkadaşça bir soru sordum yani?
Gül:
-Ay arkadaşıymış,düne kadar kavgalıyken neyindi acaba?
Hayat:
-Arkadaşlar işinize döner misiniz?
Gül:
-Sen onu Leyla arkadaşına söyle istersen.
Hayat:
-Leyla hadi...
Hayat, Gül'ün yanına gitti. Fısıldaşarak sordu;
Hayat:
-Leyla arkadaşım ne ya?
Gül:
-Bilmem sen söyle istersen. Pabucumu dama atan sensin.
Hayat:
-İnanamıyorum sana Gül ya. Leyla nasıl yılışık, yapışık bir kız biliyorsun. Onun senin yerini tutamayacağını da biliyor olmalısın zaten. Niye kıskandın ki?
Gül:
-Sence de Leyla'nın artık mantıklı davranmaya başlaması anormal değil mi?
Hayat:
-Bence gayet normal. Sen onu bunu boşver de Büşra bugün neden gelmedi?
Gül:
-Leyla'ya sor o daha yakın sonuçta.
Hayat, Leyla'ya dönerek,
Hayat:
-Leyla, Büşra bugün neden gelmedi biliyor musun?
Leyla:
-Ay ne bilim Hayat ya, hayır yani birşey olsa bile zaten bana söylemez. Seninde sorduğun soruya.... Hem Büşra geliyor da ne yapıyor ki sanki?
Hayat:
-Ay sen burada duruyorsun da ne yapıyorsan Büşra da onu yapıyor.
Leyla:
-Büşra benim kadar güzel çalışmıyor.
Hayat:
-Ya demek öyle.
Leyla:
-Mesela temizliği hiç beceremiyor hep bana bırakıyor, hayır yani mutfakta birşeyler yap diyorum. Onu da yapamıyor. Yaptığı da yenmiyor, tatsız tuzsuz birşey yapıyor. Sonra yaptığınıda bir de toplasa mutfağı hep ondan sonra ben topluyorum. Restoranda görevli miyim, hizmetli miyim, anlamadım gitti.
Hayat:
-Büşra da aynısını söylemişti.
Leyla:
-Büşra'ya bakma sen, yumurta kırmayı bile beceremeyen kızdan da İnanç ne bekliyorsa? Neden onu işe aldı ki?
Hayat:
-Sen neden dertlisin ki Büşra'dan bu kadar?
Leyla:
-Herşeyime karışıyor ama kendi de beceremiyor birşey.
Hayat:
-Bu bana birini hatırlattı.
Gül:
-Bu arada Can nerede?
Hayat:
-Evde, okulda ne bilim arkadaşlarıyla buluşmaya gitti.
Gül:
-Ne yani haberin yok mu?
Hayat:
-Yani ben evden çıktığımda arkadaşıyla buluşmaya gitmişti ama bilmiyorum eve geldi mi?
Gül:
-Kiminle acaba?
Hayat:
-Ne bilim Gül? Tanımıyorum bilmiyorum umurumda da değil.
Gül:
-Sen ablasısın ama.
Hayat:
-Yani? Abla olmak ne sence? Yaş olarak büyüğüm o kadar. Kardeşiz ama ben onun gibi değilim.
Gül:
-Ne anlamda kanka yani siz hiç beraber bir şey yapmıyor musunuz?
Hayat:
-Kanka ben mi anlatamıyorum; biz kardeşiz ama sadece bu kadar, esasında iki ayrı dünyanın insanları gibiyiz.
Gül:
-Buna mı canın sıkkındı?
Hayat:
-Can'ın doğasını çözdükten sonra artık ona canım sıkılmıyor.
Gül:
-Sorun İnanç mı?
Hayat:
-Öylede denebilir. Kanka ben çok pişmanım. Onu görünce ne söyleyeceğim? Bayramda yaptığım davranışı nasıl açıklayacağım? O da bana çok kızmış olmalı ki kaç gündür yazmıyor. Kanka ben ne yapacağım?
Gül:
-Kanka bence korkma yani en fazla biraz kızar belki ama ne yapabilir ki?
Hayat:
-İnanç'tan bahsediyoruz kanka...
Gül:
-Biliyorum kanka İnanç bu herşey olabilir ama sen rahat ol.
***********
Mesaiden sonra Güven abi ve İnanç birlikte restorana gitmek için yola çıktı. Güven abi:
-Restoran nasıl bir değişime uğradı acaba merak ediyorum doğrusu.
İnanç:
-Çok güzel oldu. Beğeneceksin eminim.
Güven abinin aklına birden Hayat'ın bayramda onu araması geldi. Güven abi:
-Bayramın nasıl geçti İnanç? Neler yaptın?
İnanç:
-Yani beklediğim gibi güzel olmadı ama burada böyle demek ki.
Güven abi:
-Ne bekliyordun ki?
İnanç:
-Sen olsan sevgilinden ne beklerdin? Ben bayram günü ziyarete gidiyorum, hanımefendi odasından çıkma zahmetinde bile bulunmuyor. Ben böyle işin.... Gösterecem ona ama dur sen....
Güven abi:
-İnanç nereye? Hem ne yapacaksın? Ne oldu birebirden bu çocuğa ya?
Güven abi ne yapacağını düşünürken Elif'ten telefon gelir.
Elif:
-Ne yapıyorsun Güven?
Güven abi:
-İyi Elif yani aslında kötü, birşeyler olacak, İnanç hiç iyi görünmüyordu, kızları ara da bir şey yapsınlar.
Elif:
-Emredersiniz Güven bey nasıl aramamı istersiniz? Sesli, görüntülü? Bu çocuklar zaten bizi birşey yerine koymazlar sen ne uğraşıyorsun gözünü seveyim ya.
Güven abi:
-Elif bak kıskançlık yapmanın hiç sırası değil, kızların hayatı söz konusu şuan.
Elif:
-Bu kızlar benden önemli zaten dimi?
Güven abi:
-Ne alaka Elif ya? Mahallemizin kızları yani tabi sahip çıkacağız.
Elif:
-İyi aman git. Arkadaşların her şeyden önemli zaten.
Güven abi:
-Offf Elif ya. Neyse hadi gel restorana gidelim.
Elif:
-İşim var benim üstelik ben orada kendimi kötü hissedeceğimi bile bile neden gideyim?
Güven abi:
-Offf peki Elif. Akşam görüşürüz o halde.
Güven abi apartmandan çıkarken Can okuldan gelir.
Can:
-Naber abi?
Güven abi:
-Eh işte idare eder. Senden naber?
Can:
-Gördüğün gibi okuldan geldim çok yoruldum çok.... Neyse hadi görüşürüz abi.
Güven abi:
-Görüşürüz Can.
"İnanç nereye gitti İnşallah restorana gittiğimde çok geç kalmam."
Güven abi koşar adım restorandan içeri girer. Gelmesiyle çıkan seslerden korkan kızlar:
-Ay noluyor ya? Hoşgeldin Güven abi de birşey mi oldu?
Güven abi:
-Olmadı ama olabilir.
Hayat:
-Sorun ne ki?
Güven abi:
-İnanç. Çok kızdı, kesin birine zarar verecek. Bence sen restoranda durma, çok kötü şeyler olabilir.
Hayat:
-Ne alakası var ya İnanç bu ben dedim size İnanç varsa herşey olabilir diye kaç defa söyledim. Üstelik gelse bile ne yapacak ki?
Gül sorusunu cevapsız bırakmadı:
-Kanka kendin söylüyorsun; İnanç bu herşeyi yapabilir.
Hayat:
-O herşeyi yapabiliyorsa ben de yaparım ne var yani.
Güven:
-Hayat abicim anlamadın galiba; zarar verecek diyoruz.
Hayat:
-Bence siz anlamıyorsunuz çünkü bu çocuğun zaten zarardan başka birşey verdiğini görmedim ben.
Güven:
-Tamam Hayat ya, ne halin varsa gör, sizi uyaranda kabahat.
Gül:
-Abi tam olarak ne oldu?
Güven:
-Gel anlatacağım:
Güven abi ve Gül dışarıda konuşur. Güven abi:
-Bayramda Hayat sana gelmişti ya İnanç da onlara gitmişti. Hayat'ın söylemesine göre İnanç çok boş konuşmuş, kalkmak bilmiyormuş falan. Ama İnanç'ın söylemesine göre de Hayat odasından çıkıp da bir hoşgeldin bile dememiş.
Gül:
-Hayat, İnanç'ın onlara gelmesini istemiyordu zaten.
Güven abi:
-Sen nereden biliyorsun?
Gül:
-Bayramda İnanç apartmana girdi ve Hayat benim kapımda iki saat bekledi, içeri girmedi. Sonra içeri girdiğinde vay efendim İnanç'ın ne işi varmış onlarda, ne anlatıyormuş kapıda iki saat, dünya kadar dert yandı bayram bayram. Ben duymamak için mutfağa geçmiştim. Arkadaş ne derdi varsa yani öyle bir anlatıyor ki benim yanından kalktığımı bile farketmedi. Güya yakın arkadaşız işte biz de zaten sağolsun onu da Leyla'ya verdi galiba. Leyla arkadaşım ne ya? Ha bir de kanka de tam olsun!
Güven abi:
-Bu durumu nasıl düzeltiriz sence?
Gül:
-Benim suçum ama işte neden Leyla ya? Hadi Büşra olsa anlarım, Leyla'ya arkadaşım demek nedir? Hani ölümüne dosttuk? Birbirimize o kadar sözler verdik? Yalan mıydı hepsi, ama görür o... Gününü göstermezsem ben de Gül değilim.
Güven abi:
-Gül nereye?
Gül:
-Eski dostuma düşman tarafımı göstermeye.
Güven abi:
-Gül inanamıyorum sana ya, İnanç zaten gösterecek, bir de sen, offf ya...
Gül:
-İnanç'ı da ben atmışım zaten hanımefendinin üzerine. Gelsin de beraber gününü gösterelim.
Gül içeri girdi.
Güven abi büyük şok yaşadı. Bugün herşey ters gitmek zorunda mıydı? Elif'le kavga etti zaten. Bir de üstüne bu mesele. Güven abinin ne bitmez derdi varmış.
*******
İnanç muhtarlıktan çıkıp restorana geldi. Restoran bu saatte neden kapalıydı? İnanç, bir sorun mu oldu acaba diye düşünerek Hayat'a mesaj attı.
İnanç:
-Restoranı neden açmadın? Bir şey mi oldu?
Hayat mesajı gördü ama cevap yazmadı.
İnanç:
-Neden görüldü atıyorsun?
Hayat:
-Ne oldu? Ben seni görmezden gelemez miyim?
İnanç:
-Hayat ben seni ne zaman görmezden geldim? Gel restorana konuşalım işte.
Hayat:
-Bizim seninle konuşacak birşeyimiz yok anla artık.
İnanç:
-Bayramın nasıl geçti?
Hayat:
-Normal. Senin nasıl geçti?
İnanç:
-Kötü.
Hayat:
-Hiç şaşırmadım. İnanç anla artık bizim normalimiz kötü zaten hiçbir zaman iyi olamayız. Olmayalım zaten, ayrılalım.
İnanç:
-Hayat tam olarak neyden korkuyorsun? Ya da ne olmasından dolayı biz sürekli ayrılmak zorunda kalıyoruz?
Hayat:
-İnanç farkındaysan ben hastayım.
İnanç:
-Hayat farkındaysan ben senden daha çok hastayım.
Hayat:
-Hani bir daha yalan yoktu?
İnanç:
-Yalan değil bir kere. Hastayım ama maalesef bunu sana söylemek mümkün değil çünkü kendinden başkası hasta olamaz gibi davranıyorsun.
Hayat:
-İnanç senin neyin var gerçekten ciddi misin sen şuan?
İnanç:
-Tamam anladık inanmıyorsun ama bu kadar belli etmesen olmaz mı?
Hayat:
-İnanç ciddi soruyorum neyin var ve bu zamana kadar neden sakladın?
İnanç:
-Kalbim boş, ölüyorum, nefes alamıyorum ve bunu kimse görmüyor. "Kimsen yoksa ben varım" demişti biri, o da ciddi değil zaten. Anlıyor musun ölüyorum nefes alamıyorum ama maalesef ki bu kimsenin umurunda değil.
Hayat:
-Ciddi ol demiştim, hem bir doktor hastasına git de sevgili bul demez. Yani senin hayatın senin kararın. Evlenirsin,evlenmezsin bu kimseyi alakadar etmez.
İnanç:
-Seni de mi? Hayat sen beni sevmiyor musun? Bunca zaman yalan mı yaşadık? Rüya mı gördük ne oldu?
Hayat:
-İnanç bak ben evlenmeyi düşünmüyorum. Sana da kaç kere söyledim. Tamam senin bende benim sende çok hakkımız olabilir birbirimizde ama yani evlilik bambaşka birşey.
İnanç:
-Nasıl bir şey?
Hayat:
-Bilmiyorum İnanç yani boşu boşuna başına dert almak gibi birşey ve ben dertsiz başıma dert alma taraftarı değilim.
İnanç:
-Peki bir deneyelim mi?
Hayat:
-İnanç saçmalıyorsun. Hem annemler kızar.
İnanç:
-Annenler bana senin bana güvendiğinden daha fazla güveniyor yalnız.
Hayat:
-Offf onu hiç sorma İnanç oğlum ne ya? Bin kere söyledim senin bir oğlun var o da Can dedim. Ya seninle küstüm diye bayramda az daha dövecekti.
İnanç:
-😂🤣😂🤣 ciddi misin?
Hayat:
-Ha hele şeker pare götür diye zorla yataktan kaldırdığı geceyi hatırlıyor musun? Ya gerçekten seni benden çok seviyor. Altı üstü şekerpare yani götürsem ne olur götürmesem ne olur?
İnanç:
-Sen yine getirirdin bence ama?
Hayat:
-Gece gece, sıcacık yatağımdan kalkıp mı? Yarın götürürüm dedim, randevuyu bahane etti.
İnanç:
-Gece gece ben de birisinin zile basmasını, kapıya vurmasını beklemiyordum açıkçası ama hikayemiz gece başladı.
Hayat:
-Gece mi başladı? Biz ilk piknikte görüştük unuttun galiba.
İnanç:
-Daha doğrusu görüşemedik, sen hemen kaçtığın için.
Hayat:
-Senin yüzünden işte. Ta o zaman bile gıcık olduğun için, kaçıp gitmem normal yani.
İnanç:
-Gül oradaydı ama?
Hayat:
-Ya senin derdin ne? Gül oradaydı hatta seninle gitmemi o söyledi.
İnanç:
-Ya benim anlayamadığım da bu zaten. Gül bile bana güveniyorken sen neden hâlâ kaçıyorsun anlamış değilim.
Hayat:
-Bir dakika, bir dakika, sen şimdi gerçekten senden korktuğumu falan mı düşünüyorsun?
İnanç:
-Yalan mı? Korkmuyorsan kaçmazsın benden. Ama her fırsatta kaçtığın için korkuyorsun ben daha bir şey diyemiyorum.
Hayat:
-Korkmuyorum tamam mı?
İnanç:
-İspatla o halde. Madem korkmuyorsun bu akşam bendesin, haberin olsun.
Hayat:
-İnanç...
İnanç:
-İtiraz istemiyorum. Korkuyorsan gelme.
Hayat:
-Offf İnanç ya....
İnanç'la mesajlaştıktan sonra telefonu kapatan Hayat, ne yapacağını düşünmeye başladı. Annesinden nasıl izin alacaktı?
Annesi yemek yapıyordu. Birden Hayat'a birşey danışmaya odasına geldi.
Annesi:
-Sence ne yemek yapmalıyım?
Hayat:
-Bilmiyorum anne ne istersen onu yap.
Annesi:
-Restoranda yemek tariflerini sen vermiyor musun, hayır yani söyle bir yemek de yapalım, hem değişik olur.
Hayat:
-Ben yemekten sorumlu değilim.
Annesi:
-Senin bir derdin mi var?
Hayat:
-Offf bir bitmedi derdim zaten.
Annesi:
-İnanç mı canını sıktı? Bak çocuğa da yazık sevgilisiyle arasını düzeltti mi ki? Hiç konuşuyor musunuz?
Hayat sıkıntıyla nefes verdi:
-Offf... Anne şimdi sana birşey söyleyeceğim ama bana kızma. Benim bir suçum yok. Tamam mı?
Annesi meraklı bir şekilde:
-Tamam.
Hayat:
-Söz mü?
Annesi:
-Söz tamam. Ne söylersen söyle, kızmayacağım.
Hayat:
-Anne şey.... Yok vazgeçtim söyleyemeyeceğim.
Annesi:
-Ay kız ne oldu? Çatlatma adamı. Ne söyleyeceksin?
Hayat:
-Anne, İnanç'ın sevgilisi var ya sen çok merak ediyordun.
Annesi:
-E kimmiş öğrendin mi?
Hayat:
-İnanç'ın sevgilisi.....
Zil çaldı. Annesi:
-Su gelecekti ben alıp geliyorum. Sonra devam ederiz.
Hayat:
-Tamam anne.
Hayat:
-Anneme nasıl söyleyeceğim İnanç'ın sevgilisi benim dersem kesin öldürür beni. Gerçi akşam İnanç'la olmazsam bu sefer de İnanç öldürür. İki şekilde de çıkmaz bu iş. Allah'ım ben ne yapacağım? Ah İnanç ah, nereden çıktın karşıma ya... Offf...
Annesi suyu banyoya koyup Hayat'ın yanına geri geldi. Annesi:
-E anlat bakalım. İnanç'ın sevgilisi kimmiş? Bu gizemli kişi kimmiş?
Hayat:
-İnanç'ın sevgilisi...... derken telefonu çaldı. İnanç arıyor.
Annesi:
-Bu kim ya?
Hayat:
-Gereksiz niye arıyor ki?
Annesi:
-Niye kapattın ki?
Hayat:
-Anne kız konuşuyoruz işte aramıza girmesinler bir zahmet.
Annesi:
-Sen de bir söyleyemedin kim bu kız ben tanıyor muyum?
Hayat:
-Hem de çok iyi tanıyorsun.
Annesi:
-Ay kim acaba? Bak çok merak ettim şimdi. Sen gördün mü nasıl biri?
Hayat:
-Bence çekilmez biri ama İnanç neyine vuruldu anlamadım.
Annesi:
-Söyle istersen artık kim bu?
Hayat:
-Kızma tamam mı?
Annesi:
-Ben o kadar öfkeli bir anne miyim? Hayır yani sana hiç kızmadım, dövmedim, niye bu kadar korkuyorsun ki? Söyle işte ben İnanç'ın sevgilisiyim de olsun bitsin ne uzatıyorsun.
Hayat:
-Maalesef evet ben İnanç'ın sevgilisiyim.
Annesi:
-Hah şöyle işte açık ol biraz. Kızdım mı kızmadım yani.
Hayat:
-Gerçekten mi?
Annesi:
-Tabiki kızdım. Bunu babana nasıl anlatmayı düşünüyorsun?
Hayat:
-Bilmiyorum anne onu da İnanç düşünsün artık size de aşk olsun İnanç'a baştan oğlum diyorsun geliyor senin kızını alacak farkında mısın? Ama o benden değerli, herkes değerli bir Hayat değersiz dimi? Sizin bana zorunuz ne ya? Hastalanmam zaten büyük dertti, geçmek bilmedi. Gelin üstüme dört koldan tamam mı? Anne ben yaşamıyorum sürünüyorum şuan farkında mısın?
Annesi:
-Ne alaka? Yani tabiki seveceksin sevileceksin ama....
Hayat:
-Ama İnanç gibi bana birsürü oyunlar oynayan bir adamla değil. Ben bunu hak etmiyorum. Ki zaten İnanç da benim gibi hasta bir kızı hak etmiyor.
Annesi:
-Hastalığından dolayı mı korkuyorsun?
Hayat:
-Evet ve İnanç dahil kimse bunu anlamıyor. Ya kabul edin artık hastayım ben, birşey yapamam. Hatta benim şu anda burada olmam bile bir hata yani.
Annesi:
-Kızım hastalık yani, herkesin başına gelebilir yani sen neden bu kadar durumu abartıyorsun ki?
Hayat:
-Geçmeyen hastalık anam tüm hayatımı kaydırdı ve ben şimdi ne yapıcam?
Annesi:
-Neyi ne yapacaksın? İnanç'ı mı?
Hayat:
-İnanç askere gitmedi gider yakında İnşallah. Ben de normal hayatıma dönüp okulumu bitiririm.
Annesi:
-İnanç'ın askere gitmediğini nereden biliyorsun? Hem şu anda normal hayatına devam etmiyor musun? Ne alaka yani İnanç askere gider, ben hayatıma devam ederim?
Hayat:
-Neyse ben en iyisi sınavlarıma hazırlanayım. Müsaadenle çalışmam gerek.
Annesi odadan çıktı. Hayat ders çalışmaya başladı. Derken İnanç'tan bir arama geldi. İnanç:
-Niye telefonlarıma cevap vermiyorsun?
Hayat:
-Meşgulüm İnanç ve annem anlamış mevzuyu şimdi ne yapacağız?
İnanç:
-Kızdı mı yoksa dövdü mü?
Hayat:
-Birşey yapmadı ama babama söylerse biz biteriz.
İnanç:
-Ne anlamda?
Hayat:
-Hayati anlamda dedim sana işin sonu hiç iyi görünmüyor.
İnanç:
-Ne olacak ki? Baban yani sana hiç kötü davrandı mı?
Hayat:
-Davranmadı ama her an davranabilir. Hatta bence sana da kötü davranabilir.
İnanç:
-Benimle ne alakası var?
Hayat:
-Ben onun kızı değil miyim? Yani gözünün önünden ayırmadığı kızını sana vermez.
İnanç:
-Vermek zorunda kalırsa?
Hayat:
-Ne alaka ya? Hayır yani ne yapacaksın?
İnanç:
-Bekle ve gör. Ben ne yapacağımı çok iyi biliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder